c vitamini

C vitamini, diyabetlilerde yüksek kan şekerini düşürüyor!

C vitaminin, Tip 2 diyabet hastalarında yüksek kan şekeri seviyelerinin düşürülmesine yardımcı olduğu bildirildi.

Avustralya’da Deakin Üniversitesi‘nden Glenn Wadley liderliğinde yapılan araştırma, gün içinde alınması gerekenin yaklaşık 10 katı C vitamini takviyesinin, Tip 2 diyabet hastalarında hem yüksek kan şekeri seviyelerini hem de tansiyonu düşürdüğü görüldü.

Wadley, C vitaminin, Tip 2 diyabet hastalarında yemeklerden sonra kan şekerindeki ani yükselişi %36 düşürdüğünü, bunun hastalarda günde neredeyse 3 saat daha az hiperglisemi hali anlamına geldiğini söyledi. Hipergliseminin, kardiyovasküler rahatsızlık açısından da bir risk faktörü olduğuna işaret eden Wadley,

Aynı zamanda C vitamini takviyesi aldıktan sonra hipertansiyonu olan kişi oranının yarı yarıya düştüğünü keşfettik, dedi.

Araştırmanın ayrıntıları “Diabetes, Obesity and Metabolism” dergisinde yayımlandı.

AA
https://www.aa.com.tr/tr/saglik/c-vitamini-diyabet-hastalarinda-yuksek-kan-sekerini-dusuruyor/1402359
d vitamini, vitamin d

Post menopozal dönemde yüksek doz D vitamini kullanmalı mı?

Menopoz son menstural period ile karakterize, FSH’ da önemli azalma ve östrojende önemli düşüş ile takip edilen, periyotlar ve üremenin sonlandığı bir dönemdir. Bu dönem kadının hayatında bir kilometre taşıdır ve hormonal veya periyodal azalmayla birlikte kadınların hayattan beklentisinin düştüğü , daha iyi sağlık koşulları, sağlık ihtiyacı ve hayat kalitesinin azaldığını düşündükleri bir dönemdir.

Menopoz döneminde cildin yaşlanmasıyla organizmanın D vitamini sentezlemesi de azalır. Ancak azalan organizmada azalan D vitaminine rağmen bu dönemde diyete ek kullanılan serum 25-hidroksivitamin D (25 (OH) D) seviyeleri ile kas kuvveti, denge ve yaşam kalitesi arasında pozitif ilişki olduğunu göstermiştir. Aynı zamanda bu takviye ile birlikte kadınların hayat kaliteleri ve sağlık koşularının da arttığı bilinmektedir.

Osteopeni ve osteomalazili post menopozal grup üzerinde yapılan bir çalışmada , günlük elementer kalsiyum (1000mg) ve d vitamini (800IU) takviyesi ile tek doz yüksek ünite (20000IU) d vitamini takviyesi karşılaştırılmıştır. 12 ay boyunca yapılan çalışmada incelenen gruplar üzerinde yüksek doz ve standart doz olarak alınan D vitamini takviyesinin osteopeni, osteomalazi, kas gücü ve el kavrama becerisi ve yaşam kalitesi üzerine sanılanın aksine tek doz yüksek D vitamini kullanımının düzenli standart dozda kullanıma oranla herhangi bir farklılığının olmadığı saptanmıştır. Üstelik , standart dozda takviyenin olumlu ancak yüksek dozda takviyenin standarda oranla daha avantajlı olmadığı ve bu durumun özellikle homozigot ve heterozigot majör genlerde meydana gelen farklılıklardan kaynaklandığı belirtiliyor.

kalsiyum, ilaç, tablet, hap

Demir desteğinin yan etkileri nelerdir, yan etkiler nasıl azaltılabilir?

Demir desteklerinin yan etkileri herkeste görülmez.

Eğer bazı yan etkiler yașarsanız, bu etkiler vücudunuz demire alıșmaya bașladıkça geçecektir. Yan etkiler șunlardır: Kabızlık ya da ishal. Daha fazla sıvı ve lifli yiyecekler kabızlığın azalmasına yardımcı olur. Eğer gerekirse, doktorunuzdan ya da eczacınızdan hafif bir kabızlık giderici için tavsiye alabilirsiniz.

Karın ağrısı, mide bulantısı, mide ağrısı (kramplar). Demiri yemekle beraber veya akșam almak yardımcı olabilir. Bu belirtiler daha az miktarda demir alınarak da azaltılabilir (1 hap haftada iki ya da üç kere almak gibi) ya da günde daha az seviyede demir alınabilir (sıvı demir kullanmak gibi) ve alınan miktar yavaș yavaș artırılabilir. Bu değișiklikler sadece hekiminizle konuștuktan sonra yapılmalıdır).

Demir haplarının dışkınızı siyah yapması normaldir. Bazı insanlar demir haplarına katlanamazlar. Eğer demir haplarına katlanamazsanız endișelenmeyin, demir damarınızdan da enjekte edilebilir.

Avustralya Sağlık Bakanlığı
https://www.sahealth.sa.gov.au/wps/wcm/connect/200827804f25c810b57cfd080fa6802e/A+Guide+to+taking+Iron+Tablets_TURKISH_FinalWeb.pdf?MOD=AJPERES&CACHEID=ROOTWORKSPACE-200827804f25c810b57cfd080fa6802e-mfQpSNh

diyetisyen, beslenme uzmanı, beslenme ve diyet uzmanı, beslenme ve diyetetik, gerçek diyetisyenler sitesi

Demir desteği nasıl alınmalı?

Ne kadar demir desteğinin ne zaman alınacağını bilmek için hekiminizin önerilerini dinleyiniz.

Hapları bütün olarak alın, ezmeyin ve çiğnemeyin. Demir en çok mideniz boșken, meyve veya meyve suyuyla alındığında absorbe edilir (yemekten bir ya da iki saat sonra). C vitamin içeren meyve suları vücudunuza daha çok demir girmesini sağlar ama çok gerekli değildir, su ile almak da yeterlidir.

Bunları yapmayın

Demir hapını; sıvı demiri, çay, kahve, süt, çikolata, kola ya da șarap ile almayınız. Bunlar vücudunuzun demir seviyesini azaltır. Demir hapını ve sıvı demir ile beraber aynı zamanda șu ilaçları almayınız:

  • kalsiyum; antacids (Mylanta and Gaviscon)
  • Osteoporoz ilaçları
  • Tiroit veya parkinson hastalıkları ilaçları
  • Bazı antibiyotikler

Demir tabletinizi ya da sıvı demiri kaç saat sonra alabileceğinizi doktorunuza ya da diyetisyeninize sorunuz.

Avustralya Sağlık Bakanlığı
https://www.sahealth.sa.gov.au/wps/wcm/connect/200827804f25c810b57cfd080fa6802e/A+Guide+to+taking+Iron+Tablets_TURKISH_FinalWeb.pdf?MOD=AJPERES&CACHEID=ROOTWORKSPACE-200827804f25c810b57cfd080fa6802e-mfQpSNh

demir yetersizliği anemisi, biyokimya, eritrosit, alyuvar, demir, anemi, fe

Tüm demir destekleri aynı işlevi mi görür?

Değişik demir destekleri ve sıvı demir farklı seviyelerde demir içerir.

Bir çok demir desteği ve tonikleri eczaneden reçetesiz olarak satın alınabilir. Ancak bu desteklerin hepsi kanınızdaki demir seviyelerinde değișiklik yapacak kadar demir içermez. Hekiminiz tarafından önerilen doğru desteği almanız önemlidir.

Avustralya Sağlık Bakanlığı
https://www.sahealth.sa.gov.au/wps/wcm/connect/200827804f25c810b57cfd080fa6802e/A+Guide+to+taking+Iron+Tablets_TURKISH_FinalWeb.pdf?MOD=AJPERES&CACHEID=ROOTWORKSPACE-200827804f25c810b57cfd080fa6802e-mfQpSNh

demir yetersizliği anemisi, biyokimya, eritrosit, alyuvar, demir, anemi, fe

Neden demir desteği neden önerilmelidir?

Eğer kan testleriniz daha fazla demire ihtiyacınız olduğunu gösterirse, hekiminiz size demir desteği önerebilir.

Eğer demir seviyeniz bir kere azalırsa sadece beslenme alıșkanlıklarını değiștirmekle yeterli demiri geri kazanmak zordur. Demir tabletleri ve sıvı demir besinlerden daha yüksek seviyede demir içerir ve kanınızdaki demiri daha çabuk yeniler. Demir tableti ve sıvı demir sadece hekiminiz tarafından tavsiye edildiğinde alınmalıdır.

Avustralya Sağlık Bakanlığı
https://www.sahealth.sa.gov.au/wps/wcm/connect/200827804f25c810b57cfd080fa6802e/A+Guide+to+taking+Iron+Tablets_TURKISH_FinalWeb.pdf?MOD=AJPERES&CACHEID=ROOTWORKSPACE-200827804f25c810b57cfd080fa6802e-mfQpSNh

demir yetersizliği anemisi, biyokimya, eritrosit, alyuvar, demir, anemi, fe

Demir neden önemlidir?

İnsan bedeninin demire ihtiyacı vardır.

Demir hemoglobin üretmek için kullanılır. Hemoglobin alyuvarlarınzın bir parçasıdır, vücudunuzda oksijen taşır. Demir aynı zamanda kas gücü, enerji ve sağlıklı zihin fonksiyonları için de önemlidir.

Eğer vücudunuzdaki demir seviyesi az ise, kendinizi yorgun hissedebilir ve günlük aktivitelerinizi yerine getiremeyebilirsiniz. Eğer vücudunuzdaki demir seviyesi daha da azalacak olursa, hemoglobin seviyeleri normalin altına düșer. Bu durum demir eksikliği anemisi olarak bilinir.

Avustralya Sağlık Bakanlığı
https://www.sahealth.sa.gov.au/wps/wcm/connect/200827804f25c810b57cfd080fa6802e/A+Guide+to+taking+Iron+Tablets_TURKISH_FinalWeb.pdf?MOD=AJPERES&CACHEID=ROOTWORKSPACE-200827804f25c810b57cfd080fa6802e-mfQpSNh

yaşlılarda beslenme geriatrik

Yaşlılık döneminde öğün atlamamak çok önemli!

Geriatri Uzmanı Doç. Dr. Naharcı, Yaşlılık döneminde dengeli beslenebilmek için günlük öğünler atlanılmamalıdır. 3 ana öğün haricinde, 3 ara öğün yapılmalıdır, dedi.

Sağlık Bilimleri Üniversitesi Gülhane Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet İlkin Naharcı, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yaşlanma ile beslenme alışkanlıklarında değişiklikler olduğunu hatırlatarak, hastalıklar, tat ve koku alma duyusunun azalması, diş kaybı, yiyecek temininde problemler, engellilik ve hareket kısıtlılıkları, çok sayıda ilaç kullanma, bunama ve depresyon gibi hastalıklar ile beslenme ile ilgili bilinen yanlış inanışların beslenme bozukluğu riskini arttırdığını söyledi.

Yaşlıların beslenme bozukluğu neticesinde gelişebilecek hastalıklara gençlere göre daha duyarlı olduğunu belirten Naharcı, şöyle devam etti:

65 yaş üstü bireylerde, hemen hemen her 5 yaşlının birinde beslenme problemi görülebilmektedir. Yaşlılık döneminde, kronik hastalıklar ve beslenme sorunları arasında yakın bir ilişki bulunmaktadır. İyi beslenememe sonucu zayıflık, enerji ve protein alımında azalmaya bağlı ortaya çıkmaktadır. Bu durum, hastalıkların ortaya çıkışını kolaylaştırır, vücut direncini azaltır, kemik kırıkları riskini arttırır ve sonuçta yaşam kalitemizi düşürebilir. Aşırı beslenme neticesinde gelişebilecek şişmanlık ise şeker hastalığı, yüksek tansiyon, kalp-damar hastalıkları ve kanser gibi kronik hastalıklara yol açabilir, ayrıca hareket kısıtlılığı ile beraber kazalara ve düşmelere neden olabilmektedir.

Naharcı, sıvı kaybının yaşlılarda sıklıkla görülebildiğini ifade ederek, bu durumun yetersiz sıvı alımı veya fazla kayıp neticesinde gelişebildiğini, yaşlılık döneminde susama duygusunun azalması, kaybedilen suyun yerine yeteri kadar geri alınmaması ile ölüme kadar varabilen ciddi sağlık problemleri oluşabildiğini söyledi.

Su kaybının genelde enfeksiyonlar, kabızlık ilaçları ve idrar söktürücü ilaçların kullanımı neticesinde oluşabildiğini dile getiren Naharcı, yetersiz sıvı alımının bunama hastalığı, aşırı idrara çıkıp altına kaçırma korkusu ve fiziksel kısıtlılıklar gibi hallerde görülebildiğini belirtti.

Naharcı, yaşlılarda vitamin eksikliklerine sıklıkla rastlandığını vurgulayarak, şunları kaydetti:

Yaşlılık döneminde dengeli beslenebilmek için günlük öğünler atlanılmamalıdır. 3 ana öğün haricinde, 3 ara öğün yapılmalıdır. Bu sayede, öğünlere düşen yiyecek miktarları azaltılarak sindirim güçlüklerinin önlenmesi sağlanabilir. Her ana öğünde et ve süt ürünleri, sebze, meyve ve tahıl bulunmalı, besin çeşitliliğinin sağlanmasına çalışılmalıdır. Salata en az 1 öğüne eklenmelidir. Posalı gıdaların tüketilmesine çalışılmalıdır. Beyaz ekmek yerine kepekli veya tam tahıllı ekmek, pirinç pilavı yerine bulgur pilavı tercih edilmelidir. Günde en az 8-10 bardak su tüketilmelidir. Kalsiyum içeriği yüksek gıdalar (süt, peynir, yoğurt) öğünlerde bulunmalıdır Omega-3 yağ asiti içeren balık haftada en az 2 kez, fındık, keten tohumu, semiz otu ve ceviz beslenmeye eklenmelidir. Katı yağların tüketiminden uzak durulmalı, zeytinyağı tüketimi arttırılmalıdır. Aşırı tuz tüketiminin yüksek tansiyon ve damar hastalıkları sorunlarına neden olabileceği için tuz tüketimi sınırlı olmalıdır. Tatlı olarak, az şekerle hazırlanmış sütlü ve meyveli tatlılar tercih edilmelidir. Fast food türü yiyeceklerden uzak durulmalıdır. Kefir, yoğurt ve probiyotik ürünler bağışıklık sistemini güçlendirdikleri, hastalık yapıcı mikroorganizma yapımının engelledikleri için günlük beslenmede yer verilmelidir. Özellikle ana öğünleri tüketirken aile bireyleri ile beraber olunması, yalnız başına kalınmaması yaşlıda beslenmeye önemli katkı sağlamaktadır.

Her 3 yaşlının 1’inde çok ilaç kullanımı var

Naharcı, yaşlı bireylerde çoğu hastalıkların tedavisinde ve önlenmesinde ilaç kullanımı gerektiğini, bu durumun yaşlı bireylerin “çok ilaç kullanımına” (Polifarmasi) maruz kalma risklerini de arttırdığını ifade ederek, kronik hastalıkların çokluğu ve farklı doktorlar tarafından muayene edilmenin, yaşlılarda “çok ilaç kullanımına” yol açabildiğini belirtti.

Genellikle 5 ve üzeri ilaç kullanımının “çok ilaç kullanma” olarak kabul edildiğini söyleyen Doç. Dr. Naharcı,

Birçok yaşlı hasta, anlaşılması ve uyum sağlaması güç ilaç doz uygulamaları ile karşı karşıya kalmaktadır. Yaşlı bireyin birden fazla hekime muayene için başvurması ve bu hekimlerin birbirleriyle iletişiminin olmaması, ilaç listelerinin hastalarda veya elektronik ortamda bulunmaması ve kişinin fazla ilaç kullanmaya istekli olması altta yatan sebeplerdir. Ülkemizde yapılan çalışmalarda, 65 yaş üstü her 3 yaşlının 1’inde çok ilaç kullanımı var, ifadelerini kullandı.

Naharcı, ilaç sayısının fazla olmasının, ilaçların yan etki riskini ve birbirleriyle etkileşime girebilecek ilaçların birlikte kullanım oranlarını arttırabileceğini sözlerine ekledi.

AA
https://www.aa.com.tr/tr/saglik/geriatri-uzmani-doc-dr-naharci-yaslilik-doneminde-ogun-atlamamak-cok-onemli/1272671
bor madeni bor miberali bor gübresi

Bor mineralinden yara bakım jeli üretildi!

Dünya üzerindeki bor rezervlerinin %72 ‘si Türkiye’de bulunuyor.

Savunma sanayiinin ardından biyomedikal alanında da bor minerali kullanılmaya başlandı. Yeditepe Üniversitesi Genetik ve Biyomühendislik Bölümü, bor bileşenlerinden antimikrobiyal dezenfektan jel ve yara bakım jeli üretti. Bu teknolojiyle hastane mikroplarının tamamen yok edilmesi de amaçlanıyor.

Korhan Varol Kamera: Davut Dede, NTV Haber
https://www.ntv.com.tr/video/saglik/bordan-yara-bakim-jeli-uretildi,keqFtvkXEEuXJyB9EWve_w

kadın sporcu, koşu, koşma, olimpiyat

Vegan sporcuların beslenmesinde protein kaynağı: ”Ekmek ve tahıl grubu”

Besinlerle alınan proteinler hayvansal ve bitkisel kaynaklı olmak üzereye ikiye ayrılmaktadır.

Bitkisel kaynaklı proteinlerin sindirilebilirliği hayvansal kaynaklı proteinlerin sindirilebilirliğinden azdır. Vegan bireylerin bitkisel kaynaklı beslenmesinden dolayı lizin, metionin, triptofan, treonin amino asitlerini sınırlı almaktadır.

tahıl, makarna, ekmek

Sporcuların protein ihtiyacı normal bir bireye göre fazladır. Vegan beslenen sporcuların da protein ihtiyacı fazladır ancak bitkisel kaynaklı beslenmelerinden dolayı yetersizlik görülebilmekte bu durumda bitkisel kaynaklı besinlerin beslenmede %10 artırılması gerektiği önerilmektedir.

ok atma, kadın sporcu

Ekmek ve tahıl grubu protein içermektedir. Aynı zamanda demir ve B grubu vitaminleri içermektedir. Ekmek ve kahvaltılık tahıllar vegan sporcularda önemli enerji ve besin ögesi kaynağıdır. Az işlenmiş kaliteli tahıl tüketiminin arttırılarak günlük beslenme örüntüsünün düzenlenmesi gerektiği bildirilmiştir. Böylelikle vegan sporcunun performansının artış göstereceği ve besin ögesi eksikliğinin görülmesinin engellenebileceği bildirilmiştir.

yağlı tohum, kuru yemiş

Vegan sporcuların beslenmesinde protein kaynağı: ”Yağlı tohumlar”

Yağlı tohumlar bitkisel kaynaklı besinler olup yağ içeriğinin yüksek olmasından dolayı enerji içeriği yüksek besinlerdir.

Yağlı tohumlar B grubu vitaminleri, mineraller, karbonhidrat, yağ ve proteinden zengindir. Yağlı tohumların %17’si karbonhidratlardan oluşmaktadır. Yağ içeriği yüksek ancak yağ örüntüsüne bakıldığında tekli ve çoklu doymamış yağ formlarını içermektedir.

sporcu beslenmesi protein

Bitkisel kaynaklı protein içermektedir. Sporcu ve vegan beslenmesinde protein kaynağı olarak beslenmeye dahil edilmektedir.

  • Bazı yağlı tohumların tuz miktarı fazladır. Bu nedenle hipertansiyon hastalarının yağlı tohum tüketiminde tuzsuz olanlar tercih etmeleri önerilmektedir.
  • Yağlı tohumların yağ içeriğinin yüksek olmasından  dolayı vücut ağırlık kontrol durumunda dikkatli tüketilmesi önerilmektedir.
  • Yağlı tohumlar diyette çeşitlilik sağlamakla birlikte vegan bireylerin beslenmelerindeki temeli oluşturmaktadırlar.
  • Yağlı tohumlar omega-3 kaynağıdır. Bu nedenle kroner kalp hastalığından önleyici etmen olarak tüketimi önerilmektedir.

kemik erimesi oteoporoz beslenme diyet

Stronsiyum ve kemik sağlığı

Stronsiyum toprak metal grubunda bulunan bir elementtir.

Toprakta ve suda bol miktarda bulunmaktadır. Toprak ve suda bulunmasından dolayı bitkilerle alınabilmektedir. Böylelikle insan vücudunda da bulunmaktadır. İnsan vücudunda kemiğin yapısında bulunmakta kemiğe sağlamlık kazandırmaktadır.

Sporcuların vegan tarzı beslenme durumunda kemiklerde sağlamlık sağlayabilmeleri için beslenmenin düzenlenmesi ile kemiklerde hasar oluşumunun engellenebileceği bildirilmiştir.

Stronsiyum kalsiyum kadar kemik sağlığı açısından önemli olduğu bildirilmiştir.

Antik Roma dönemindeki savaşçıların çoğunun et ve et ürünleri tüketiminin kısıtlı olduğunun ve genel olarak vegan tarzında beslendikleri bildirilmiştir. Kemiklerdeki stronsiyum fazla tespit edilmiş ve dayanıklılıkları stronsiyum ile ilişkilendirilmiştir.

magnezyum

Magnezyum eksikliğinin belirtileri nelerdir?

Magnezyum eksikliği kas spazmlarına, dolaşım rahatsızlıklarına, diyabete, yüksek tansiyona, endişe bozukluklarına, migrene, kemik kaybına ve beyin enfarktüsüne neden olabilir.

Harvard Üniversitesi’nin bir araştırmasına göre yeterli magnezyum tüketimi diyabet oluşması riskini 1/3 oranında azaltmaktadır. Vücudumuzdaki magnezyumun yaklaşık yarısı kemiklerde depolanır, bu nedenle magnezyum eksikliği kemik sağlığı için çok zararlıdır.

Magnezyum; D vitamini ve kalsiyum gibi kemik sağlığımızda anahtar bir rol oynar. Aynı zamanda magnezyum eksikliği kalsiyum emilimini de azaltır. İlerleyen yaşlarda kemik sağlığımız için magnezyum tüketimine çok dikkat etmemiz faydalı olacaktır. Çok fazla magnezyum tüketimi ise ishale yol açabilir, bu vücudun bir balans mekanizması olarak görülmelidir.

magnezyum

Magnezyumun yararları nelerdir?

Magnezyum sağlığımız üzerine önemli etkili olan bir mineraldir.

Magnezyum vücudumuzun normal kas ve sinir işlevlerini gerçekleştirebilmesi için gereklidir. Bunun yanı sıra sağlıklı bir bağışıklık sistemi, düzenli ve sağlıklı bir kalp ritmi ve kemiklerimizin güçlü kalabilmesi için de elzemdir. Magnezyum vücudumuzda gerçekleşen 300 hayati biyokimyasal reaksiyonda kullanılır.

Mg, magnezyum

Magnezyum hangi besinlerde bulunur?

Ispanak ve karalahana gibi koyu yeşil yapraklı sebzeler en zengin magnezyum kaynağı olan besinlerdir.

Bir avuç kabak çekirdeği günlük magnezyum ihtiyacınızın tamamını karşılayabilir. Badem, ay çekirdeği, çam fıstığı, kaju, ceviz, yer fıstığı gibi kuru yemişler de iyi birer magnezyum kaynağıdırlar. Balık çok iyi bir D vitamini ve omega-3 yağ asitleri kaynağı olmasının yanında iyi de bir magnezyum kaynağıdır.

Muz daha çok potasyum kaynağı olarak bilinse de aynı zamanda orta büyüklükte muz 32 mg magnezyum içermektedir. Potasyum ve magnezyumun yanı sıra C vitamini ve diyet posası kaynağı… Çilek, greyfurt ve incir gibi meyvelerde magnezyum içerirler. Bir parça bitter çikolata günlük magnezyum gereksiniminizin çeyreğini karşılar.

Yoğurt hem kalsiyum hem de magnezyum içerir. Yeterli magnezyumu almanız, vücudunuzun kalsiyum emilimini de artırdığından yoğurt da önemli bir magnezyum kaynağıdır.

kalsiyum

Kalsiyum eksikliği bakımından risk grubunda olanlar kimlerdir?

Kalsiyum eksikliği bakımından risk gurubunda olanlar şunlardır:

Menopoz sonrası kadınlar

Menopoz sonrası östrojen üretimi azaldığından vücudun hem kalsiyum emilimi azaları, hem de kemik dokuları zayıflar. Menopozun ilk yıllarında kemik kütlesinde yıllık %3 – 5 arası kayıplar görülebilir.

  • Adetleri düzenli olmayan kadınlar,
  • Laktoz intoleransı olan kimseler,
  • Vejetaryenler,
  • Bebeklerin, çocukların, ergenlik çağındaki gençlerin iskelet ve kemik sağlıkları açısından düzenli olarak yeterli kalsiyumu almaları önemlidir.
kalsiyum, ilaç, tablet, hap

Kalsiyum eksikliği nelere yol açar?

Kalsiyum insan vücudunda en çok bulunan mineraldir.

Kemiklerimiz ve dişlerimiz vücudumuzda bulunan kalsiyumun büyük kısmını içerirler. Geri kalan kalsiyum ise sinir hücreleri, vücut dokuları, kan ve diğer vücut sıvılarımızda bulunur.

Kalsiyum eksikliği genellikle hemen ortaya çıkan ve belirgin olarak hissedilen olumsuzluklara neden olmaz. Kalsiyum eksikliği bazı durumlarda el ve ayak parmaklarında hissizliğe, kas kramplarına, istem dışı kas kasılmalarına, uyuşma hissine, iştah kabına ve anormal kalp atış ritmi gibi rahatsızlıklara yol açabilir.

Uzun süreli kalsiyum eksikliği kemik dokusunun içinde anormal derecede boşluklar oluşumu ile karakterize osteoporoza yol açabilir.