FORMENA Adrese teslim diyet yemekleri

Formena, kişiye özel adrese teslim diyet yemekleri sunar

Formena, kişiye özel adrese teslim diyet yemekleri sunan bir şirkettir. Formena menüleri, diyetisyen kontrolünde ve standartlara uygun şekilde hazırlanır.

Formena’yı tanıyın

Danışanların günlük olarak tüketmesi gereken menüler Formena diyetisyenleri eşliğinde uygun kaloriyede paketlenerek danışanın adresine ulaştırılır.

Formena’yı yakından tanıyın

Sağlıklı kilo vermek istiyor, kilo verip her seferinde geri alıyorsanız, yoğun iş temposu yüzünden sağlıklı beslenerek diyet yapmaya zaman ayıramıyorsanız, her gün diyetinize uygun ne yiyeceğinizi bilmiyor, ya da sağlıksız beslenmek zorunda kalıyorsanız Formena ile tanışmalısınız. Devamını okuyun...
Gündüz programı ve tam günlük programı için lütfen buraya tıklayınız.
Aylık sabit katılım bedeli ödeyerek sizde yaşadığınız ilde Formena ailesinin bir parçası olabilirsiniz. Girişte tek seferlik 30.000 ₺ isim hakkı bedeli (Diyetisyenlerden bu bedel alınmamaktadır) ve aylık 1.000 ₺ sabit ücretle (KDV Hariç) Formenanın tüm desteklerinden başka hiçbir bedel ödemeyerek bu ailenin bir parçası olabilirsiniz. Devamı için lütfen buraya tıklayınız.
Formena ile doğru beslenmenin aşamalarını görmek için lütfen buraya tıklayınız.
Formena üretim ve kalite sertifikaları için lütfen buraya tıklayınız.
Formena iletişim bilgisi için lütfen buraya tıklayınız.

Formena'yı daha yakından tanıyın

Formena'da ödemelerinizi  havale veya EFT yoluyla ya da teslimat sırasında kredi kartı veya nakit olarak kolayca yapabilirsiniz.

Prof. Dr. Diyetisyen Saniye Bilici

Ulusal menü seferberliği: “Doğru beslenerek hastalıkları azaltacağız”

Türkiye’de toplumun %50’si en az 1 öğünü dışarıda yiyor, gıda harcamalarına ayrılan payın yaklaşık %25’ini ev dışı beslenme oluşturuyor. Kalp, kanser, hipertansiyon gibi hastalıklar da buna bağlı olarak artıyor.

Sağlık Bakanlığı, 80 kişilik bir ekiple Ulusal Menü Planlama ve Uygulama Rehberi hazırlıyor. Detayları Gazi Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Toplu Beslenme Sistemleri Anabilim Dalı Başkanı ve Sağlık Bakanlığı Sağlıklı Beslenme ve Hareketli Hayat Dairesi Beslenme Bilim Kurulu üyesi Prof. Dr. Saniye Bilici ile konuştuk.

Rehberin hazırlanmasındaki çıkış noktası nedir?

Son 10 yıldır hepimizde sosyokültürel faaliyetler, çalışan sayısındaki artış nedeniyle toplu beslenme hizmetlerinden yararlanma oranları hızla arttı. Bu durum beslenme alışkanlıklarımızı etkiledi. Bireysel düzeyde belki beslenmenin öneminin daha çok farkındayız ama toplu tüketim yerlerindeki uygulamalardan da mecburi olarak faydalanmak durumunda kalıyoruz. Rehberin çıkış noktası, toplu beslenme hizmetlerindeki kalitenin arttırılması…

Örneğin iş yerlerindeki yemekhanelerin girişinde yemeklerin kalorileri yazıyor. Bahsettiğiniz bu değil sanırım…

Kesinlikle değil. Sadece enerji bazlı menülerin yeterliliklerinin değerlendirilmesi uygun değil. Örneğin üç-dört kaptan oluşan bir menü planlıyorsunuz. Enerji oranını tutturabilmek için yağ oranını da artırabilirsiniz, karbonhidrat oranını da… Orada önemli olan bireylerin gereksinimi olan enerjiyi sağlamanın yanı sıra yeterli ve dengeli şekilde besin ögelerinin sağlanabilmesi… Türk toplumuna baktığımızda birçok beslenme yanlışlığımız var.

Geçmişten beri mi var yoksa son yıllardaki hızlı yaşam tempomuzda oluşan bir durum mu? Beslenme uzmanları her zaman Türk mutfağının bu anlamda övgüye değer bir mutfak olduklarını söyler…

Türk mutfağının övgüye değer olmasının sebebi, sağlıklı yemek tabağı modeli dediğimiz, her türlü besini barındırıyor olması. Çorbalarımızın %80’inde kurubaklagil var. Türkiye Beslenme Rehberi önerisi de haftada en az 2-3 kez kurubaklagil tüketilmesi yönünde. Bir etli dolma yaptığımızda hem sebzesini hem etini hem tahılını bir arada alıyoruz. Bir yemekle bile almamız gereken besin gruplarının bir miktarını almış oluyoruz. Ancak ne zaman porsiyon miktarlarımız arttı, ne zaman dışarıda daha çok tüketmeye başladık, bu bizi yanlış beslenmeye itti.

Rakamlar var mı, ev dışı beslenmenin oranı belli mi?

Çalışmalar toplumun yaklaşık %50’sinin en az 1 öğünü dışarıda yediğini, gıda harcamalarına ayrılan payın yaklaşık %25’ini ev dışı beslenmenin oluşturduğunu gösteriyor.

Yağ ve şeker yüksekken posa düşük

Menüleri hazırlarken Türkiye’de yaşayan insanların beslenme alışkanlıklarını mı dikkate aldınız?

Bir kere bu 80 kişilik ekip tamamen kanıta dayalı, bilimsel veriler çerçevesinde çalıştı. Türkiye Beslenme ve Sağlık Araştırması gibi bir araştırma var önümüzde. Türkiye’nin genel anlamda yaptığı beslenme yanlışları veya besin tüketimlerimizin değerlendirilmesi noktasında neyle karşı karşıya olduğumuzu biliyoruz. Hazırladığımız rehber de bu verilere göre hazırlandı.

Örneğin doymuş yağ ve ilave şeker tüketimimiz yüksek. Posa alımımız düşük. Süt ve ürünleri tüketimimiz düşük. Dolayısıyla bir bireyin yaşına, cinsiyetine ve fiziksel aktivite durumuna göre fizyolojik gereksinimlerini hangi yemeklerle karşılayabiliriz, bunu tartıştık. Okul öncesi, okul çağı çocuklarının enerji gereksinimiyle bir yetişkininki farklı. Bir de hedef kitlelerin kendine özgü durumları var. Örneğin yaşlılar… B12 vitamini, folik asit, kalsiyum gibi bazı besin öğeleri gereksinimleri artıyor.

Bütün okullarda bu uygulanacak mı?

Tabii bütün rehberler bir öneri niteliği taşır. Ancak Sağlık Bakanlığı gibi bir kamu kuruluşundan çıkıyor olması önemli bir ulusal planı yansıtıyor olması, toplumsal sorumluluk içinde uygulanmasını da gerektiriyor.

Dünyada olduğu gibi Türkiye’de halen obezite eğilimi artıyor. Dünya genelinde yetişkin nüfusta, yaşa göre standardize edilmiş obezite prevalansı, 1975’ten 2014’e erkeklerde üç kat, kadınlarda ise iki kat artmış. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre 2016 yılında 1.9 milyar fazla kilolu ve 650 milyon obez yetişkin olduğu tahmin edilmekte. Türkiye’deyse rakamlar pek iç açıcı değil. 7-8 yaş grubundaki her dört çocuktan biri fazla kilolu veya obez. Türkiye Beslenme ve Sağlık Araştırması’na göre 18 yaş üstü yetişkinlerde obezite prevalansı yaklaşık %30. Obezitenin zemin hazırladığı diyabet, hipertansiyon, kalp-damar hastalıkları gibi pek çok kronik hastalığın gelişimi de söz konusu. Beslenmeyle ilintili hastalıklar değerlendirildiğinde kalp-damar hastalıklarından ölüm oranı %46, 15 yaş üzeri hipertansiyon görülme oranı %24, diyabet oranı yaklaşık %10.

Hazırladığınız menü programı uygulanırsa, örneğin kanser ya da kalp hastalıkları azalacak mı?

Yanlış beslenme alışkanlığımızı düzeltiğimizde tabii ki süreç içinde bu hastalıklara eğilimimiz azalacak. Zaten amaç bu.

7 Ayrı gruba özel menü

  • Kreşler ve gündüz bakımevleri,
  • okullar,
  • kamu kurum ve kuruluşları,
  • huzurevleri,
  • işçi yemekhaneleri,
  • hastaneler,
  • cezaevleri olmak üzere yedi gruba özel menü hazırladık. Örneğin huzurevinde yaşayan yaşlılar veya hastanede yatarak tedavi alan hastalarda tüm günlük besin gereksinimlerinin tamamının karşılanması temel alınırken, kreş ve gündüz bakımevlerinde ise kahvaltı ve öğle yemeği dahil en az 2 ana öğün verilecek hizmetin standart içeriklerini belirledik.

Özel durumlara özgü menüler de hazırlıyorsunuz…

Evet, rehberde laktoz intoleransı olanlar, çölyak hastaları veya vejetaryenlere yönelik de hazırlanacak menülerde uyulması gereken ilkeler belirtiliyor.

Dikkatimi çeken bir başlık var, özel günler ve ziyafetler…

Temel amaç farkındalık yaratmak. Düğün, kokteyl gibi organizasyonlarda aslında çok da sağlıklı olmayan menüler sunuyoruz. Buna dikkat çekmek istedik. Tabii ki zorunlu hale getirmek zor ama bir gün dahi olsa sağlıklı beslenme davranışından vazgeçmemek gerektiğini vurgulamaya çalıştık.

Okullarda doğru beslenme sonucu çocukların hayatlarında ne değişecek?

Karşılarındaki rol modelleri, başta ebeveynler olmak üzere akranlarının davranışları çocukların beslenme alışkanlıklarını şekillendiriyor. Yetişkinler olarak pek çok bilgiyi edinebiliyoruz, ancak davranış değişikliği çok kolay değil. “Fazla yağ, şeker alırsam şişmanlarım, gazlı içecekten uzak durmalıyım” noktasında yetişkinler olarak bilgimizi davranışa dönüştürmekte zorlanıyoruz. Çocuklar ne verirseniz alıyorlar, bir de görürlerse bu algıyı yerleştirmek daha mümkün.

Tuz alımı azaldı

Programın üzerinde ne zamandır çalışıyorsunuz?

2018 Ekim’de başladık. Ciddi çalıştaylar yapıldı. Akademisyenler, STK’lar, diyetisyenlerden oluşan 80’e yakın uzmanla çalıştık. Yakında basılacak…

Mevcut menüleri irdelediniz mi?

Tabii. Çalışmalardan biri de buydu. Bu yemeklerde yağ, ilave şeker ve tuz miktarının çok olduğu görüldü. Türk toplumu olarak geleneksel tatlılarımız var. Hamur tatlılarında ilave şeker oranı çok yüksek örneğin. Azaltılması gerekenleri ortaya koyduk. Sahadaki yanlışları düzeltmek için kafa yorduk.

Geçmişte tuzun azaltılmasıyla ilgili yapılan çalışmalardan pozitif sonuç elde edildi mi?

Örneğin tuz tüketimi ile ilgili 2008 yılında Türk toplumunda günlük 18 gramlık bir tuz tüketiminden bahsediyorduk. 2012’de 15 grama indi. Kişi başı tuz tüketimi 2017 yılında DSÖ işbirliğinde yapılan çalışmada yaklaşık 10 grama düştü ancak hâlâ DSÖ önerisi olan 5 gramın 2 katı…

Hürriyet
http://www.hurriyet.com.tr/gundem/ulusal-menu-seferberligi-dogru-beslenerek-hastaliklari-azaltacagiz-41219258
düdüklü tencere sağlık diyet

Düdüklü tencere etin besin değerini koruyor

Prof. Dr. Elmacıoğlu, et yemekleri evlerde düdüklü tencerede pişirilir ise etin içindeki B grubu vitaminlerin, yemeğin suyunda muhafaza edileceğini böylece besleyici değeri en yüksek etin tüketileceğini söyledi.

Türkiye Gıda ve Beslenme Derneği Başkanı Prof. Dr. Funda Elmacıoğlu, AA muhabirinin, “Kırmızı et ağırlıklı mı beslenmeliyiz ?”, “Kırmızı eti nasıl almalıyız ve pişirmeliyiz ?”, “Organik tavuk eti yemek şart mı ?”, “Balıklar nasıl yenmeli ?” sorularına yanıt verdi.

Prof. Dr. Elmacıoğlu, doğru bilinen yanlışlar nedeniyle kafalarda soru işareti oluşturan et, balık ve tavuk tüketiminin, doğru şekilde nasıl olması gerektiğine de açıklık getirdi.

Etlerin besin değeri yüksek, anne sütü ve yumurtadan sonra gelen önemli hayvansal protein kaynağı olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Elmacıoğlu, büyüme çağındaki çocukların, gençlerin, gebe ve emziren annenin beslenmesinde, günlük protein gereksinimlerini karşılaması için en az kendi avuç içi büyüklüğünde sağlıklı pişirilmiş kırmızı eti ailenin ekonomik imkanları müsait ise mümkün olduğunca sık (haftada 3-4 kez) tüketmelerini önerdi.

Mutfak bütçesi yeterince kırmızı et almaya müsait olmayan kişilere, kırmızı et yerine sağlıklı protein kaynakları olan yumurtadan her gün en az bir adet, kendi avuç içi büyüklüğü kadar tavuk eti veya kuru baklagilleri tam tahıllarla birlikte yemesini öneren Elmacıoğlu, “Bugün elimizde olan bilimsel verilere baktığımızda aşırı kırmızı eti tüketen yetişkinlerin, birçok kronik hastalıktan korunmak adına kırmızı et tüketimini mümkün olduğunca azaltması gerektiği belirtilmektedir. Bu nedenle ekonomik durumunuz fevkalade de olsa her gün 70-100 gramdan fazla kırmızı et yemenin, kalp-damar hastalıkları ve her türlü kanser açısından risk etmeni olduğunun altını çizmekte fayda görmekteyim.” diye konuştu.

Et alamayanlara veya tüketemeyenlere en sağlıklı, en ekonomik önerisinin, tahıl çeşitlerini kuru baklagillerle beraber yiyerek ete yakın protein kalitesini sağlamaları olduğunu belirten Prof. Dr. Elmacıoğlu, “Kuru fasulyeyi bulgur pilavı ile yemeyi veya mercimekli bulgur pilavı tüketmeyi buna en iyi örnekler olarak verebilirim. Ayrıca yumurta, tavuk eti, mümkün ise mevsiminde tezgahlardaki taze ve ucuz balıklar da mükemmel protein kaynakları olarak kırmızı et yerine yenilebilir.” diye konuştu.

‘Düdüklü tencere etin besin değerini koruyor’
Etlerin evde nasıl pişirildiğinin çok önemli olduğunu vurgulayan Elmacıoğlu, “Düdüklü tencerelerde pişirilirse etin içindeki B grubu vitaminler, yemeğin suyunda muhafaza edilir ve besleyici değeri en yüksek et tüketilmiş olur. Evde düdüklü tencerede 120 derece üzerindeki pişirmelerde kanser yapıcı bileşikler oluşmadığı gibi etin besleyici değeri de kaybolmaz. Bunun dışında çelik tencereler, arada bir yapılan ızgaralar da tercih edilebilir.” diye konuştu.

Mangal, uygun koşullar sağlanmazsa etin içindeki besleyiciliğin, folik asitin, B grubu vitaminlerin kaybolduğunu anlatan Elmacıoğlu, “Mangalda kömür ile et arasında en az 18-20 santimetre mesafe kuralına uyulmaz ise de kömürden çıkan karbon bileşikleri ete yapıştığında kanser yapıcı bazı bileşiklerin oluşmasına zemin hazırlar.” ifadelerini kullandı.

Prof. Dr. Elmacıoğlu, kırmızı etin, buzdolabının buzluk kısmında değil -18 derecedeki “deep freeze” yani derin dondurucu bölümünde, uygun tüketimlik miktarlara ayrılarak saklanmasının önemini vurguladı.

Organik tavuk eti yemek şart mı?
Tavuk etinin, yumurtadan sonraki en ucuz hayvansal ve en değerli protein kaynağı olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Elmacıoğlu, sözlerine şöyle devam etti:

“İnsanların organik tavuğa takılmasını bilimsel görmüyorum. Dışarıda gezen tavuğun ne yiyip ne içtiğini, nasıl beslendiğini bilemeyiz. Bu açıdan organik olarak kontrolsüz satılan ve organik olduğu iddia edilen tavuğun da güvenilir olduğunu söylemek açıkçası oldukça güç. Bugün tavuğun beyaz eti için et verimliliği yüksek ırklar seçilerek beslenme amaçlı tavuklar yetiştirilmektedir. Fakat bu, asla etin büyümesi için kullanılan bir hormon anlamına gelmez; tavukta hormon asla kullanılmamaktadır ve yasaktır. Ancak tavuklar da insanlar gibi hastalanabilir. Veteriner hekim kontrolünde uygun sürede ve uygun dozda antibiyotik kullanılabilir. Ancak ülkemizde tavuk antibiyotik kullandıktan sonra antibiyotiğin vücuttan atım süresi sonrasında yani hayvanın vücudunda antibiyotik sıfırlanması beklendikten sonra kesime gönderilir.”

Balıklar nasıl yenmeli?
Balıkta civa zehirlenmesinden korkanların olduğunu dile getiren Prof. Dr. Elmacıoğlu, “Bu insanlar denizin kirliliğinden endişe ediyor ama denizi kirletenler kimler? Yine insanlar. Denizin içinde ayrı bir civa kaynağı yok. Kimyasallarını düzgün arıtmayan kaçak sanayi kuruluşlarını dikkatle takip etmek lazım. Bu Gıda Güvenliği ile ilgili konularda çalışan uzmanların önemli işi.” dedi.

Haftada 1-2 kez balık yenmesi gerektiğinin önemine işaret eden Funda Elmacıoğlu, “Bütçenize ekonomik olarak hangisi uyuyorsa onu alın. Önemli olan nasıl pişirdiğiniz. Eğer balığı una bulayıp cayır cayır derin bir yağda kızartıyorsanız bu size yarar değil, zarar verir. Fırında pişirin veya tencerede buğulama yapın. Şu an bol miktarda palamut var. Fırında da güzel olur, tencerede de…” önerisinde bulundu.

AA
https://www.aa.com.tr/tr/saglik/duduklu-tencere-etin-besin-degerini-koruyor/1292654
tbs hijyen mutfak aşçı

“Menü” nedir?

Menü; Toplu Beslenme Sistemlerinde servis edilen yemeklerin listesi olup tüketici ile kuruluşların beslenme servisi örgütleri arasında iletişimi sağlayan önemli bir araçtır.

Menü, tüketicilerin gereksinim ve/veya talepleri doğrultusunda, tasarlanan yiyecek ve içeceklerin bir planıdır. Menü planlamayı etkileyen en önemli etkenler beslenme servisi örgütüne ve tüketici veya müşteriye ait etmenlerdir.

Beslenme servisi örgütüne ait etmenler

  • beslenme servisi örgütünün şekli ve amacı,
  • bütçesi,
  • piyasa koşullan,
  • fiziksel imkanlar,
  • araç-gereçler,
  • servis şekli ve
  • personel durumu gibi faktörlerdir.

Tüketici/Müşteriye Ait Etmenler ise menü planlanan grubun besin gereksinimleri, beslenme alışkanlıkları ve yemek tercihleri gibi etmenlerdir.

Planlanan menüler

  • gereksinmeyi karşılamalı,
  • çeşitlilik ve uyum sağlanabilmeli,
  • sübjektif kalitesi yüksek olmalı,
  • hijyenik kalitesi,
  • besin değeri,
  • korunumu ve
  • çeşitliliği sağlanabilir olmalı,
  •  ekonomik de olmalıdır.
Yazının alıntılandığı kaynak
TAM GÜN OKULLARA YÖNELİK GELİŞTİRİLEN MENÜ MODELLERİ VE ÖRNEK ÖĞLE YEMEĞİ LİSTELERİ, sağlık Bakanlığı, Ankara, 2010, Doç. Dr. Murat Baş Yrd. Doç. Dr. Saniye Bilici Uzm. Dyt. Mehtap Ersin Bayrak Dyt. Cansel Tütüncüoğlu
diyetisyen, beslenme uzmanı, beslenme ve diyet uzmanı, beslenme ve diyetetik, gerçek diyetisyenler sitesi

TBS’de “menü modeli” nedir, nasıl kullanılmalıdır?

Menü modeli veya menü iskelet, yemek listeleri hazırlanmadan önce yemek gruplarına göre (yemek adlan verilmeksizin) menü taslağının oluşturulduğu bir ön çalışmadır.

Menü modelinde I. II. ve III. kapta yer alan yemek grupları belirtilmek suretiyle uygulayıcılara hem esneklik sağlanmış olur hem de Diyetisyenin oluşturduğu menüyü daha sağlıklı bir şekilde denetlemesine olanak verilmiş olur. Menü modelleri geliştirilirken:

  • öncelikle II. kap yemeklerin sistematik dağılımı sağlanır,
  • daha sonra I. ve III. kap yemekler mevsim, piyasa koşulları, personel vb. faktörler göz önünde bulundurularak modele yerleştirilir.

Yemek listeleri oluşturulurken yemek seçiminde her üç kabın birbiri ile besin değeri, renk, yapı, kıvam, lezzet, hazırlama, pişirme yöntemleri ve servis bakımından uyumu değerlendirilmelidir.

Yazının alıntılandığı kaynak
TAM GÜN OKULLARA YÖNELİK GELİŞTİRİLEN MENÜ MODELLERİ VE ÖRNEK ÖĞLE YEMEĞİ LİSTELERİ, sağlık Bakanlığı, Ankara, 2010, Doç. Dr. Murat Baş Yrd. Doç. Dr. Saniye Bilici Uzm. Dyt. Mehtap Ersin Bayrak Dyt. Cansel Tütüncüoğlu

diyetisyen, beslenme uzmanı, beslenme ve diyet uzmanı, beslenme ve diyetetik, gerçek diyetisyenler sitesi

Menü modeline uygun yemek listelerinin planlanması!

Menü modeline uygun yemek listelerinin planlanması konusunda şunlara dikkat edilmelidir:

  • Set-seçimsiz menüler genellikle üç kaptan oluşmaktadır. Bu nedenle, üç yemek grubunun her birinden birer tane seçilerek menü oluşturulur.
  • Aynı öğündeki menü örüntüsünde yer alan yemeklerde renk, kıvam, şekil, lezzet, tat, görünüm ve besin değeri yönünden çeşitlilik sağlanmalıdır. Örneğin hepsi sulu kıvamda veya hepsi kırmızı renkli olan yemekler bir arada bulunmamalıdır.
  • Yemek seçiminde menü örüntüsü açısından yemekler birbirini izleyen günler itibariyle de çeşitlilik göstermeli, sık tekrarlardan kaçınılmalıdır.
  • Haftanın aynı günlerine, benzer örüntüdeki menülerin gelmemesine dikkat edilmelidir.
  • Birinci kap yemekler bütçe ve kuruluşun olanakları dahilinde ve yeterli ve dengeli beslenme ilkeleri çerçevesinde büyük parça et yemekleri, küçük parça et yemekleri, köfteler ve etli sebze yemekleri birbirini izleyen günlerde dengeli bir şekilde dağıtılır.
  • Birinci kap yemeklerden etli sebze yemeklerinin yanına II. kap yemek olarak zeytinyağlı sebze yemekleri, III. kap olarak da salatalar verilmemelidir.
  • Etli dolma ve sarmaların yanma II. kap olarak pilav verilmemelidir.
  • Etli kuru baklagil yemeklerinin yanında II. kap olarak makama, börek veya zeytinyağlı yemekler verilmemelidir.
  • Çocukların kalsiyum ihtiyaçlarının karşılanması bakımından her gün mutlaka bir kalsiyum kaynağının (süt ve ürünleri) bulunmasına özen gösterilmelidir.
  • Zeytinyağlı yemeklerin yanma III. kap olarak salata verilmemelidir.
  • Çorbaların yanına komposto, hoşaflar verilmemelidir.
  • Pilav, makama, börek yanına tatlı verilmemelidir.

Yazının alıntılandığı kaynak
TAM GÜN OKULLARA YÖNELİK GELİŞTİRİLEN MENÜ MODELLERİ VE ÖRNEK ÖĞLE YEMEĞİ LİSTELERİ, sağlık Bakanlığı, Ankara, 2010, Doç. Dr. Murat Baş Yrd. Doç. Dr. Saniye Bilici Uzm. Dyt. Mehtap Ersin Bayrak Dyt. Cansel Tütüncüoğlu

Okul çağı çocuklarına yönelik menü planlama ilkeleri

Kreşler, ana okulları, ilköğretim ve lise çağındaki çocuklar ve ergenler ile yatılı okullar, yetimhaneler ve hastanelerde tedavisi süren aynı grup bireylerin beslenmeleri son derece önemlidir.

Çocuklara yönelik sunulacak beslenme hizmetleri hem yeterli ve dengeli beslenmeyi teşvik etme hem de küçük yaşlardan itibaren doğru beslenme alışkanlıklarını kazandırma açısından son derece önemlidir. Birçok çocuk, hamburger, patates cipsi ve meşrubattan oluşan bir öğünü tüketmekten büyük haz duyar. Ancak menü planlanırken, büyüme ve gelişme sürecinin hızlı ve devamlı olması nedeni ile ağırlık birimi başına eneıji ve besin ögelerine (özellikle hayvansal kaynaklı protein, kalsiyum, demir gibi mineraller, vitaminler) bu yaş grubunun gereksinmelerinin fazla olduğu göz önüne alınmalıdır.
Menüde yer alan yemekler, çocukları cezbetmek için çekici hale getirilebilir ve nadiren de olsa popüler tercihlere yer verilebilir.(hamburger menüleri gibi) Hamburger menüleri; tam tahıl ekmeği kullanılarak, salata ilave edilerek ve içecek olarak ayran ya da taze sıkılmış meyve suları ile sağlıklı hale getirilebilir. Yağlı patates cipsi yerine, fırınlanmış elma dilim patatesler çocuklar için daha sağlıklı lezzetler olacaktır. Bu şekilde yağ içeriği düşük, posa oranı yeterli, besin öğeleri açısından dengeli ve sağlıklı bir hamburger menü elde edilmiş
olur. Makama ve pilav çeşitleri çocuklar için cazip ve besleyici hale getirilebilir. Menüde makama çeşitlerine yer verirken; peynirli, sebzeli ve kıymalı gibi kombine seçenekler sunulabilir. Hamur tatlılar yerine, sütlü meyveli tatlılar menüde yer alabilecek olumlu seçeneklerdir.

Amerika Tarım Örgütü (United States Department of Agriculture -USDA); okul beslenme programlarında uygulanan menülerin eneıji ve besin öğeleri içeriği Tablo l’de olduğu gibi belirlemiştir. Okullarda sunulan menülerin eneıji ve temel besin öğelerinin beş günlük ortalama değerleri tabloda yer alan değerlere ulaşmalıdır.

Yazının alıntılandığı kaynak
TAM GÜN OKULLARA YÖNELİK GELİŞTİRİLEN MENÜ MODELLERİ VE ÖRNEK ÖĞLE YEMEĞİ LİSTELERİ, sağlık Bakanlığı, Ankara, 2010, Doç. Dr. Murat Baş Yrd. Doç. Dr. Saniye Bilici Uzm. Dyt. Mehtap Ersin Bayrak Dyt. Cansel Tütüncüoğlu

diyetisyen, beslenme uzmanı, beslenme ve diyet uzmanı, beslenme ve diyetetik, gerçek diyetisyenler sitesi

TBS’de menülerin denetimi

Uygulanan menülerin tüketiciler açısından değerlendirilmesi ve denetlenmesi gerekir.

Bu denetim üç yolla yapılabilir;

  • Tüketicilere uygulanacak anket yöntemi,
  • Oluşan artıkların saptanması yöntemi,
  • Gözlem ve tüketicilerle görüşme yöntemi

Bu yöntemlerle uygunluğu saptanan menüler uygulanmaya konulmalıdır. Artık oranı fazla olan ve tüketilmediği saptanan menü örüntüleri ise gerekli düzeltmeler yapılmak üzere tekrar gözden geçirilmelidir. Özellikle öğrencilere menülerde yer alan ve sevmedikleri saptanan yemekler/besinlerin yeterli ve dengeli beslenmeleri açısından önemi ile ilgili gerekli eğitim verilerek onların bilinçlendirilmesi sağlanmalı, öğrencilere sağlıklı besin seçimleri konusunda okul yönetimi olarak örnek olunmalıdır.

Yazının alıntılandığı kaynak
TAM GÜN OKULLARA YÖNELİK GELİŞTİRİLEN MENÜ MODELLERİ VE ÖRNEK ÖĞLE YEMEĞİ LİSTELERİ, sağlık Bakanlığı, Ankara, 2010, Doç. Dr. Murat Baş Yrd. Doç. Dr. Saniye Bilici Uzm. Dyt. Mehtap Ersin Bayrak Dyt. Cansel Tütüncüoğlu

yürüyüş diyet detoks spor yürüme

“BMH” nedir?

BMH: Bazal Metabolik Hız. Mutlak dinlenme anında harcanan eneıji miktarıdır. Zayıflama diyetleri eneıjisi bu değerlerin altında olduğunda kişinin sağlığı tehlikeye girer. Son yıllarda BMH yerine DMH (Dinlenme Metabolik Hızı) kullanılmaktadır. Aralarında çok önemli bir farklılık yoktur. Ancak bilimsel araştırmalar için önem taşır.

Yazının alıntılandığı kaynak
TAM GÜN OKULLARA YÖNELİK GELİŞTİRİLEN MENÜ MODELLERİ VE ÖRNEK ÖĞLE YEMEĞİ LİSTELERİ, sağlık Bakanlığı, Ankara, 2010, Doç. Dr. Murat Baş Yrd. Doç. Dr. Saniye Bilici Uzm. Dyt. Mehtap Ersin Bayrak Dyt. Cansel Tütüncüoğlu

fiziksel aktivite, fa, spor, egzersiz

“PAL” nedir?

PAL (Physical Activity Level): Fiziksel Aktivite Düzeyi. Kişilerin eneıji harcamaları yaptıkları aktiviteye bağlı olarak değişir. Tablonun bu sütununda verilen katsayılar orta düzey aktiviteler için verilen değerlerdir. Her yaş grubunda yapılan aktivite tür ve miktarına bağlı olarak eneıji harcaması değişir.

Yazının alıntılandığı kaynak
TAM GÜN OKULLARA YÖNELİK GELİŞTİRİLEN MENÜ MODELLERİ VE ÖRNEK ÖĞLE YEMEĞİ LİSTELERİ, sağlık Bakanlığı, Ankara, 2010, Doç. Dr. Murat Baş Yrd. Doç. Dr. Saniye Bilici Uzm. Dyt. Mehtap Ersin Bayrak Dyt. Cansel Tütüncüoğlu

tbs hijyen mutfak aşçı

Toplu beslenme için sanitasyon zamanı!

Güvenli besin; kimyasal, mikrobiyolojik ve fiziksel olarak bozulmamış, besleyici değerini koruyan besin anlamına gelmektedir.

Toplu beslenme sistemlerinde sanitasyon ve güvenli besin oldukça önemlidir. Sanitasyon, sağlıklı ve güvenilir besin elde etmek için besine uygulanan bir takım bilimsel işlemler bütünüdür. Sanitasyon TBS’de hem firma hem de insan sağlığı açısından son derece önemlidir.

Toplu beslenme sistemleri dahil olmak üzere birçok alanda ve hayatımızda mikroorganizmalar uygun buldukları her ortamda çoğalarak besinlerimizde istemediğimiz değişimlere yol açarlar. Besinlerle belirli miktarda aldığımız mikroorganizmalar enfeksiyon veya intoksikasyon olarak insanda ortaya çıkar. Enfeksiyon yapacak kadar bozuk besin tüketimi besin zehirlenmesi olarak adlandırılır. Besin zehirlenmeleri ölümcül olabilir. Bundan dolayı TBS’de yoğun önlemler alınmalıdır. Besin hijyeni, personel hijyeni ve ekipman hijyeni olmak üzere besinlerde 3 farklı kontaminasyon mekanizması mevcuttur. Bulaşmaya yönelik bir takım öneriler şu şekildedir.

  • Sağlam ve temiz ham madde ile üretime başlanmalı,
  • Besin hijyenini sağlarken mutlaka su kullanılmalı,
  • Servise hazır besin 10 dakika içerisinde tüketicisine iletilmeli,
  • Besinleri uygun sıcaklıklarda pişirmeli probe termometre kullanılmalı,
  • Bulaşıcı hastalık taşımayan personel kadrosu ile ekip oluşturulmalı,
  • Personelin 3 veya 6 aylık periyotlarla portör taramasını yasalar doğrultusunda sağlamalı,
  • Ekipmanların, temizlik ve bakım talimatları kolay görünebilen bölgelerde olmalı,
  • Mutfakta köşeli alan barındırmamalı varsa köşe temizlikleri hassasiyetle yapılmalı,
  • Paslanmayan ekipman kullanmaya özen gösterilmeli,
  • Mutfak ve depolarda böcek kontrolü yapmayı ihmal edilmemeli

Son olarak , TBS’de sadece HACCP ve ISO sistemleri uygulamasının yeterli olmadığı, bu sistemlerle beraber mutlaka sanitasyon ve hijyen kavramlarına da çok önem verilmesi devamlılık ve insan sağlığı adına mutlaka gereklidir.

Toplu Beslenme Sistemlerinde Hijyen Sanitasyonu Sağlama Önerileri

diyetisyen, beslenme uzmanı, beslenme ve diyet uzmanı, beslenme ve diyetetik, gerçek diyetisyenler sitesi

Genel hatlarıyla: “Toplu beslenme sistemleri”

Beslenme; vücudun çalışması, yaşamın sürdürülebilmesi, temel fonksiyonların gerçekleştirilebilmesi için besin ögelerinin vücuda alınması, sindirilmesi, emilmesi ve atılması adımlarını kapsayan oldukça önemli bir süreçtir.

Bu süreçte dengeli ve yeterli beslenme ve kişinin kendine uygun beslenmesi önce bireyi sonra toplumu belirli bir refah düzeyine ulaştırmak adına önemlidir.

Dünyayı ve ülkemizi etkileyen teknolojik gelişmeler, sanayi toplumuna geçiş ve iş hayatına aktif katılım nedeniyle toplumun her yaş ve kesimden bireyinin oluşturduğu büyük bir bölümünün en az bir öğününü ev dışında tüketmek durumunda kaldığını biliyoruz. Toplu beslenme sistemleri (TBS) ise ev dışında tüketmek durumunda olduğumuz besinlerin hazırlandığı ve toplu olarak sunulduğu yapılanmadır. Bu yapılanmanın belirli merkezden kontrol edildiği, yiyecek ve içecekleri tüketime hazır hale getirildiği ve sunumlarının yapıldığı kısmına da toplu beslenme hizmeti adını vermekteyiz.

Türkiye’de TBS, genellikle catering şirketleri tarafından yürütülmektedir. Catering şirketlerinin iki farklı çalışma prensibi olduğunu; bunlardan ilkinin büyük iş yerleri, okullar ya da firmaların kendi bünyelerinde bulundurduğu ekipman ve mutfakla TBS’yi gerçekleştirmeleri, ikincisi ise catering şirketinin yemekleri kendi mutfaklarında üretmeleri ve taşıma sistemiyle kuruma ulaştırmalarına dayanmaktadır. Her ikisinde de tüketici; yemeklerin doyurucu, kaliteli, güvenli ve ekonomik olmasını talep etmektedir. TBS’ de üretilen ürün mutlaka tüketici isteklerini karşılamalı ve hizmet aşamalarında oluşabilecek herhangi aksaklık ve hijyen problemine yer vermemelidir. FAO ve WHO tarafından oluşturulan uzman komitede dünyada en sık karşılaşılan sağlık problemlerinin kontamine besin tüketiminin neden olduğu besin kaynaklı hastalıklar olduğunu belirtmişlerdir. Bu yüzden TBS’de üç faktöre çok dikkat edilmelidir:

  • mutfak ve mutfakta kullanılan ekipman temizliği,
  • besin güvenliği ve kişisel hijyenin sağlanması,
  • personel eğitimi ve personel hijyeni

Bahsedilen ilk iki faktörden kaynaklanabilecek risklerin TBS’de sunulacak ürünün ham maddeden, son ürün ve servisine kadar uygulanan her basamakta HACCP yani gıda güvenliği sistemlerinin sağlanmasıyla ortadan kaldırmak mümkündür. Belirli kontrol noktaları oluşturup proses takibini her adımda sağladığımız takdirde HACCP uygulaması en geniş ve güvenilir yöntemdir. Bu sistemde prosesin bütün adımlarında tehlike ve riskler analiz edilmiş olur ve doğru tehlike kontrolü firmanın ve ürünün savunmasını da olağan kılacaktır.

Sonuç olarak, TBS hizmeti veren kuruluşların mutlaka besin güvenliği sağlanmalı ve tüketicinin güvenini kazanması için entegre besin güvenliği sistemlerini uygulamalıdır.

Toplu Beslenme Sistemlerine Genel Bir Bakış

diyetisyen gözde bulat kurum diyetisyenliği

5 maddede: “Kurum diyetisyenliği”

Diyetisyenlerin birçok çalışma alanı vardır. Bunlardan biri de kurum diyetisyenliğidir.

1⃣Kurum diyetisyenliği nedir?

Önce Kurum Diyetisyenliği kavramını açıklayalım. Toplu beslenme hizmetleri veren kurumlarda görev yapan diyetisyenlerdir. Genelde çok bilenen ve tercih edilen bir alan değildir. Bu yüzden başka meslek dallarından insanların sık sık bu alanda çalıştığı görülmektedir. Bu çalışma alanı da diğer alanlar kadar önemlidir. Çünkü mutfaklar hazırlanan yemeklerin hazırlanma esnasında yapılacak en küçük hata kitleleri önemli ölçüde etkilemektedir.

2⃣Neler gerekli?

Öncelikte çalıştığımız yer yani mutfak uygun koşullara sahip olmalıdır. Buharlı kazanlar, yer ocakları, islim tavalar, kazanlar ve daha nice malzemeler istenilen kalite de olmalıdır. Mutfağın dışarıya açılan kapıları hijyene uygun olmalıdır.

3⃣ Personel

Sonrasında kalifiye personel çok önemlidir. Çünkü personel ne kadar tecrübeli ise ortaya çıkan iş o derece iyi olur. Personelin verilen eğitime açık olması da diğer önemli bir konudur. Çünkü belli bir kitleye yemek hizmeti yapıldığı için en önemli konu hijyendir ve personele sık sık hijyen eğitimi verilmelidir. Verilen bu eğitim personele olumlu bir şekilde yansıyor ise bu başarıya ulaşıldığının bir göstergesidir. Mesala personel çalışırken bone, kolluk, maske, eldiven kullanıyor ise bu eğitimin ilk adımın başarısıdır.

Personel yeşil saplı bıçakları sebze doğramada, sarı saplı bıçakları tavuk doğramada, kırmızı saplı bıçakları et doğramada kullanıyor ise bu da eğitimin diğer başarılarıdır.

Diğer bir yandan ise temizlik görevlileri zeminin kuru kalmasını sağlıyor ise bunlar önemli başarılardır. Sonraki aşama da ise hizmet verilen grubun özelliğine göre bir menü yazmak gelir.

4⃣Menü planı

Menü yazmak diyetisyen ile şef aşçının koordine çalışması ile ortaya çıkar. Menü de dikkat edilecek ile konu bira önce de belirttiğim gibi hizmet verilen grubun özelliğidir. Demek istediği yaşlıya, işçiye, çocuğa farklı özellikte menü hazırlanır. Hazırlanan menü de 1., 2., 3. kap yemekler birbirine uygun bir şekilde belirlenmelidir.

  • 1. kap dediğimiz grubu et, balık, tavuk, yumurta gurubunu oluşturur.
  • 2. kap dediğimiz grubu çorbalar, pilavlar, makarnalar, zeytinyağlı yemekler oluşturur.
  • 3. kap ise meyveler, salatalar, yoğurt, ayran, cacık türü yiyecekler oluşturur.

5⃣Şartnameler

Hazırlanan menünün kalitesini hizmet verilen grubun olumlu sonuçları gösterir. Yemeklerin dökülmemesi en önemli göstergedir. Bu çalışma alanının diğer bir işi de uygun kalite de malzemenin depoya girmesini sağlamaktır. Bunun için uygun teknik şartnameler hazırlanır. Sonrasında buna uygun et, tavuk, balık, sebze, meyve alınmalıdır. Eğer uygun kalite de değil ise ürünlerin depoya girmesine kesinlikle müdahale edilmemelidir. Depodan giren-çıkan ürünler için depo sorumlusu ile uyumlu bir çalışma içinde olunmalıdır.

Sağlıklı bir menü ve sağlıklı bir hizmet için bu alana çok fazla diyetisyen ihtiyacı vardır.