hemipleji, inme, parapleji, felç, stroke, felç hastalığı, inme beslenme tedavisi, felçli hasta beslenmesi

Kanser hastaları masajdan kaçınmalı!

Medipol Mega Üniversite Hastanesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Bölümü’nden Doktor Öğretim Üyesi Mehmet Ağırman, bilinçsiz uygulanan masaj tedavisinin yarardan çok zarara neden olabileceğini belirterek, masaj, bütün tedavilerde olduğu gibi, hiç yan etkisi olmayan bir yöntem değil. Damar tıkanıklığı olan, aktif romatizma veya kanser hastaları, kan sulandırıcı kullanan hastalar masajdan kaçınmalı, ifadelerini kullandı.

Ağırman yaptığı yazılı açıklamada geleneksel ve tamamlayıcı tıbbın bir parçası olan masajın özellikle son yıllarda popüler hale geldiğini dile getirerek, “Öncelikle masajın, tedavi edici bir müdahale olduğunu, yani tıbbi bir uygulama olduğunu unutmamak gerekir. Kullanılan her ilaç, yapılan her enjeksiyon veya ameliyat gibi masaj tedavisinin de bir endikasyonu, bir dozu ve bir yöntemi olmalı. Her hastaya her ilaç verilemeyeceği gibi ya da bir kişiye iyi gelen bir ilacın başka birine zararı olabileceği gibi, masaj tedavisi de kişiye özgü ve hastalığa ya da şikayete uygun olmalı.” değerlendirmesinde bulundu.

Etkisi uygulamaya göre değişiyor

Masajın vücudun yumuşak dokularına yani cilt, bağ, kas ve tendonlarına tedavi amacı ile uygulanan el hareketleri olduğunu belirten Ağırman, şunları kaydetti:

Masajın, mekanik, refleks, nörolojik ve psikolojik etkileri vardır. Ağrıyı dindirme, cilt ve altındaki dokuların yapışıklarını azaltma, sıvıları harekete geçirme, kas gevşemesi sağlama, doku dolaşımını artırma gibi etkileri bulunur. Etkiler, daha çok uygulama ile ilgilidir. Her uygulama yönteminin farklı etki mekanizması var denebilir. Öflöraj yani sıvazlama yöntemi ile derin veya yüzeysel dokulardaki nörorefleksler ve vasküler refleksler harekete geçirilir. Petrissaj yani yoğurma gibi uygulamalarda mekanik kompresyonun etkisi ile de kan akımı reaktivasyonu ve sıvıların mobilizasyonu hedeflenebilir.

Bunlar gibi farklı masaj teknikleri ile hastalığa ve kişiye özgü yöntemler belirlenir, uygulanır. Kol ve bacaklardaki lenf ödemin azaltılmasında, ağrılı ve spazmlar yumuşak doku hastalıklarında sıklıkla uygulanır. Kronik ağrı, yapışıklıkların önlenmesi, kan akışının artırılması ve ödemin azaltılması amaçlandığında da kullanılabilen bir tedavi yöntemidir. Bütün diğer medikal tedaviler gibi, tek başına etkinliği sınırlı, muhakkak hekimin önerisi doğrultusunda uygun egzersiz programı ile tedavi süreci desteklenmeli.”

Sağlıklı insanda bile yan etkisi var

Masajın, hiç yan etkisi olmayan bir tedavi yöntemi olmadığını, sağlıklı insanlarda bile kalbe gelen venöz dönüşü artırarak kalp vuruş volümünü artırdığını belirten Ağırman, şu ifadeleri kullandı:

Kalp yükünün artırılmaması gereken hastalıklarda ve derin ven trombozu gibi damar tıkanıklıklarının olduğu durumlarda kesinlikle yapılmaması gereken bir uygulamadır. Malign hastalıklarda (kanser), damar tıkanıklıklarında, infekte dokularda veya inflamasyonla giden iltihabi hastalıklarda, aktif romatizmal hastalıklarda uygulanmamalı. Hastanın kullandığı ilaçlar, özellikle kan sulandırıcı varlığında yine masajdan kaçınılmalı. Unutulmaması gereken en önemli husus, ağrıların her zaman kas-iskelet sisteminden kaynaklanmayabileceğidir. Ağrı, vücudumuzdaki birçok rahatsızlıkta, hastalıkta bir uyarı sistemi olarak görev görür. Farklı hastalıklar, öncelikle ağrı şikayeti ile ortaya çıkıp, sonra hastalığın gerçek bulguları ile karşılaşılabilir.

Medimagazin
https://www.medimagazin.com.tr/hekim/genel/tr-doktorogretim-uyesi-mehmet-agirman-kanser-hastalari-masajdan-kacinmali-2-12-84762.html
Sağlık Bakanı Fahrettin Koca

2. Uluslararası Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Kongresi yapıldı!

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Cumhurbaşkanlığı himayelerinde, Sağlık Bakanlığı ve Dünya Sağlık Örgütü iş birliğiyle düzenlenen, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın Onursal Başkanı olduğu 2. Uluslararası Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Kongresinin açılışında, katılımcılara hitap etti.

Tarih boyunca tüm kültürlerin, dinlerin bu sorumluluk bilincini taşıdığını aktaran Koca, insanoğlunun yeryüzünde var olmasından bu yana her dönemin imkanları, birikimleri ve deneyimleri doğrultusunda şekillenen bir şifa, tıp anlayışının olduğunu ifade etti.

Koca, hemen her toplumun geleneklerinde hastalıklarla mücadeleye ilişkin uygulamalar bulunduğunu, bunların bir kısmının günümüzün bilimsel paradigması içinde kanıta dayalı olabildiğini ancak önemli bir kısmının da yıllar boyunca yapılan deneme ve gözleme dayalı olarak varlığını sürdürdüğünü bildirdi.

Dünya Sağlık Örgütü’nün geleneksel tıbbı, “fiziksel ve ruhsal hastalıklardan korunma, bunlara tanı koyma, iyileştirme veya tedavi etmenin yanında sağlığın iyi sürdürülmesinde de kullanılan, farklı kültürlere özgü teori, inanç ve tecrübelere dayalı bilgi, beceri ve uygulamaların bütünü” olarak tanımladığını belirten Koca, şunları kaydetti:

Önceleri kapalı toplumların kendi etki alanında sınırlı kalan ve Ortodoks tıbbı tarafından dışlanan geleneksel tıp, 1990’lardan sonra gelişmiş ülkeler dahil tüm dünyada sağlık sistemleri içinde yer bulmaya başlamıştır. Dünya Sağlık Örgütü tahminine göre, bugün dünyada insanların yüzde 70 ila 80’i tamamlayıcı tıbbın bir şekline başvurmaktadır. Son 10-15 yıldır geleneksel ve tamamlayıcı tıp ile modern Batı tıbbının bir arada kullanılmaya başlandığı entegre tıp uygulamaları, Batı ülkelerinde yer bulmaya başlamıştır. Dünya Sağlık Örgütü’nün 2014-2023 GETAT stratejisinde, geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamalarının modern tıp uygulamalarına entegrasyonu ön plana çıkmaktadır. Gelenekten kaynak alarak, güvenliği ve etkinliği kanıtlanmış uygulamaları bilimin ışığında insanlığın hizmetine sunmayı hedefleyen entegratif tıp anlayışı gittikçe yaygınlaşmaktadır.

Hekimlerimizin bu alana sahip çıkması istismarları önleyecektir

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Türkiye’de önceleri tıp camiasının bilgisi ve kontrolü dışında tutulan geleneksel yaklaşımlara ilişkin hususların, 2011’de yapılan yasal düzenlemeyle Bakanlığın kontrol ve denetimine bırakıldığını hatırlatarak, bu sorumluluğa binaen, 2014’te Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamaları Yönetmeliğini yayımladıklarını ifade etti.

GETAT uygulamalarının sağlam kanıtlar üzerine oturması, klinik ve laboratuvar çalışmaları yapılarak doğru ve verimli bir şekilde uygulanabilmesi ve bu alanda yapılacak akademik çalışmaların önünün açılması için Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamalarında Klinik Araştırmalar Yönetmeliğini de hazırlayarak mart ayında yayımladıklarını anlatan Bakan Koca,

Mevcut mevzuat çerçevesinde, geleneksel tıp uygulamalarında Türkiye’de sadece standart eğitimleri almış olan hekimler yetkilendirilmektedir. Akupunktur, apiterapi, fitoterapi, kupa terapisi, hirudoterapi (Sülük tedavisi), osteopati, kayropraksi, refleksoloji, ozon terapi, mezoterapi, maggotterapi (Larva tedavisi), müzik terapi, homeopati, hipnoz ve proloterapi olmak üzere 15 başlık üzerinde eğitim verilmektedir, dedi.

Bakan Koca, şöyle devam etti:

Bugün itibarıyla ülkemizde 56 üniversite hastanemizde öncelikle Ar-Ge ve eğitim faaliyetleri yapmak üzere GETAT uygulama merkezleri açılmıştır. 3 bin 350 hekime bu üniversitelerimizde GETAT uygulama sertifikası verilmiştir. Yine ülkemizin dört bir yanında 60 tanesi devlet hastanesi olmak üzere, özel sağlık kuruluşları ile birlikte toplamda 910 GETAT ünitesine açılış izni verilmiştir. GETAT alanında mevzuat geliştirme, eğitim ve yetkilendirme dışında görev yapan hekimlerimizin bilgi ve tecrübe paylaşımına da zemin hazırlamak istiyoruz. Bu amaçla destek verdiğimiz kongremizin bu yılki ana teması kronik hastalıklarda GETAT uygulamalarıdır. Kongrede, sadece hastalıkların tedavisi değil, hastalıklardan korunmak ve sağlıklı yaşamak için de ihtiyaç duyduğumuz yaklaşımların, bilimsel çalışmalarla harmanlanarak günümüze taşıma sorumluluğuyla ele alınacağına inanıyorum. Temel insan hakkı olan sağlık hizmetine adanmış olarak sağlıklı bir toplum hedefimize odaklanmış güzide bir mesleğin mensupları olan hekimlerimizin bu alana sahip çıkması, geleneksel yöntemlerin istismar amacı olmasını önleyecektir.

Tıpta öncelikli prensip zarar vermemek

Fahrettin Koca, tıpta öncelikli prensibin, zarar vermemek olduğunu belirterek, bu yaklaşımla kontrolsüz, ehil olmayan, tıp eğitimi almamış ellerde yapılan uygulamaları ortadan kaldırmayı amaçladıklarını dile getirdi.

İnsanın, ruhu, bedeni, duygu ve inanç dünyasıyla bir bütün olduğuna işaret eden Koca,

Ardında yatan sebep her ne olursa olsun, hastada bu bütünlüğün kırılganlığı doruk yapmaktadır. Bu yüzden empatiyle hastaya yaklaşabilmek üstün meziyetler gerektirmektedir. Ne yazık ki salt tıbbi bilgiyle donatılmış ve bunu klinik becerisiyle zenginleştirmiş bir doktor modeli, bir bütün olarak algılanması gereken insana gereken hizmeti vermekte yetersiz kalmaktadır. Her bilgili ve becerikli doktor, aynı zamanda hikmet sahibi hazık, yani işinin ehli, mahir bir hekim olamamaktadır. Hekim, insan bedenine teknik bilgi çerçevesinden bakmanın ötesinde, varlık, düşünce ve hareketi bünyesinde toplayan, insan bilmecesini çözmeye talip bir bilge olmalıdır, şeklinde konuştu.

Bakan Koca, tıbbın insan odaklı bir bilim, hekimliğin de insanlığa adanmış bir sanat olduğu gerçeğinin göz ardı edilemeyeceğini vurgulayarak, mesleğin insani yönünün ihmal edilmemesi gerektiğini kaydetti.

Sağlık talebine muhtaç olan insanın beklentisinin tüm bilimsel ve teknolojik desteklerden önce kendine güven veren bir güler yüz olduğunu dile getiren Koca, sözlerini şöyle tamamladı:

İnsan sağlığını görev olarak üstlenmiş olanlar, aynı zamanda aciliyeti gözeten, muhtaç olanı önceleyen, ihtiyacı olana hakkını veren ve asla zarar vermemeyi ilke edinen bir ahlak anlayışına sahip olmak zorundadır. Bu ahlak anlayışı, hürmet etmeyi, hizmet etmeyi ve merhamet etmeyi prensip edinmiştir ve ancak tartışmasız bir insan sevgisiyle varlığını sürdürebilir. Nihai vizyonumuz, tüm toplum olarak sağlıklı hayat tarzının benimsendiği, herkesin sağlık hakkının korunduğu, ihtiyaç halindeki herkesin vaktinde ve kaliteli sağlık hizmetine kolayca erişebildiği bir Türkiye’ye sahip olmaktır. Bilimin aydınlatıcılığından sapmadan, kadim kültür birikimimiz de dahil, tüm kaynaklarımızı harekete geçirerek ve tüm araçlarımızı bu alanda seferber ederek böyle bir amaca ulaşabiliriz. Kongrenin bu misyonumuza katkı vermesini temenni ediyor ve umuyorum.

AA
https://www.aa.com.tr/tr/saglik/2-uluslararasi-geleneksel-ve-tamamlayici-tip-kongresi-yapildi/1461749
Yıldırım Beyazıt üniversitesi beslenme

Geleneksel tıp uygulamaları yüksek lisans ve doktora müfredatında!

Sülük, hacamat, hipnoz, ozon terapi gibi geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamaları, Türkiye’de ilk defa Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesinde (AYBÜ) yüksek lisans hem de doktora programı müfredatına alındı.

Rektör Prof. Dr. Metin Doğan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, üniversite bünyesinde bulunan Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulama Merkezinde yürütülen çalışmalar hakkında bilgi verdi.

Bu alanın son yıllarda giderek popüler hale geldiğini belirten Doğan, özellikle Çin’de modern tıbbın yanı sıra geleneksel tıpla ilgili eğitim veren fakültelerin bulunduğunu anlattı. Doğan, Çin’deki fakültelerde modern tıbbın yanı sıra geleneksel tıp eğitiminin ilk 3 yıl birlikte verildiğini, 4. sınıfla birlikte bu iki dalın ayrılarak hekim adaylarının eğitimlerine devam ettiğini kaydetti.

Yurt dışında modern ile geleneksel tıp uygulamalarının kombine uygulandığı hastanelerin bulunduğunu anlatan Doğan, Almanya, İngiltere, Fransa başta olmak üzere gelişmiş diğer Avrupa ülkelerinde de bu yöntemin kullanılmaya başlandığını bildirdi. Doğan, Türkiye’de de bu uygulamaların özellikle merdiven altı tabir edilen yerlerde ehil olmayan kişilerce yürütülmesinin önüne geçebilmek amacıyla eğitim araştırma hastanelerinde ve üniversitelerde birimler kurulduğunu aktardı.

Eğitimleri en çok kimler alıyor?

AYBÜ’nün, geleneksel tıp uygulamalarını eğitim kapsamına alarak öncü bir çalışmayı başlattığını kaydeden Doğan, en fazla hekim ve eczacıya da bünyelerindeki Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulama Merkezinde eğitim verildiğini söyledi.

Yurt dışında geleneksel tıp uygulamaları alanında pek çok tıbbi araştırma yürütülüyor. Bu alanı tıp eğitimine alarak Türkiye’de öncü bir çalışmayı başlatmış olduk. ifadelerini kullanan Doğan, ayrıca Türkiye’de ilk defa AYBÜ tarafından, Halk Sağlığı Enstitüsünde kurulan Geleneksel Tıp Anabilim Dalı’nda geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamalarına ilişkin hem yüksek lisans hem de doktora düzeyinde eğitim verileceğini açıkladı.

Yüksek lisans ve doktora programının gelecek akademik dönemde başlayacağını ifade eden Doğan, bu eğitimleri alabilmek için hekim ya da eczacı olunması gerektiğini kaydetti. Doğan, geleneksel ve tamamlayıcı tıp bünyesinde ilaç üretim çalışmalarının da çok önem taşıdığına dikkati çekerek, bu alanlarda veteriner ve biyologların da görev alabileceğini anlattı.

Prof. Dr. Doğan, Hekim, eczacı, veteriner hekim, biyolog, ziraat ve farmakognozi uzmanları, Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulama ve Araştırma Merkezi ile Geleneksel Tıp Anabilim Dalı’nda yürütülen çalışmalarda hem araştırma yapacak hem de öğrencilere eğitim verecek. Bu, bu alanda Türkiye’deki ilk yüksek lisans ve doktora programı olacak. Ayrıca üniversitemizdeki Geleneksel Tıp Anabilim Dalı, bu alanda kadrolu olarak öğretim üyesi istihdam edilen ülkemizdeki ilk anabilim dalıdır bilgisini verdi.

Medimagazin
https://www.medimagazin.com.tr/var/www/html/mbeta/hekim/universiteler/tr-geleneksel-tip-uygulamalari-yuksek-lisans-ve-doktora-mufredatinda-2-15-80975.html
Sağlık Bakanlığı 2017 personel alımı diyetisyen

Sağlık Bakanlığı GETAT Yönetmeliği için öneri istiyor!

Sağlık Bakanlığı Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamaları Yönetmeliği için planlanan revize işlemlerinde paydaşları öneri ve görüş paylaşmaya davet etti.

Sağlık Bakanlığı yaptığı duyuruda 27/10/2014 tarihli ve 29158 sayılı Resmi Gazete de yayımlanarak yürürlüğe giren Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamaları Yönetmeliği için gerçek ve tüzel tüm paydaşların görüş ve önerilerini iletmelerini istedi. Sağlık Bakanlığı açıklamasında Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamaları Yönetmeliği ve eklerine http://getatportal.saglik.gov.tr/TR,43715/getat-unite-listesi-kamu-ozel.html ve eğitim standartlarına http://getatportal.saglik.gov.tr/TR,8481/egitim-standartlari.html adreslerinden erişelebileceğini kaydetti.

Açıklamada 15 Kasım tarihine kadar yukarıda erişim bilgileri sunulan mevzuatın incelenmesi, Ek-1 ve Ek-2 öneri formlarının doldurularak Word formatında shgm.getat@saglik.gov.tr e-posta adresine iletilmesi gerektiği belirtildi. Bu tarihten sonra yapılacak değerlendirmeler erken dönem çalışmalarda değerlendirilemeyeceği belirtilen açıklamada ilerleyen dönem mevzuat çalışmaları için katkı sunabileceği bilgisi paylaşıldı

İbn-i Sina, El kanun Fit Tıbb, Ahmet El Mardani, Ebers papirüsü, Peygamber efendimiz Hz. Muhammed, vücudun detoksu, hücre yenilenmesi, organ fonksiyonlarının güçlenmesi, cildin yenilenmesi, damar tıkanıklıklarının açılması, stresin azalması, Hacamat Nedir, Hacamat, Dr. Turanşah Tümer, Tıbbi Hacamat, Kupa, Tıbbi Sülük, Fitoterapi, Bitkilerle Tedavi, Akupunktur, PRP, Manuel Terapi Tedavileri,

Kronik hastaların %62’si tamamlayıcı tıbba yöneliyor!

Kronik hastalıkları olan bireylerin tamamlayıcı ve alternatif tıpa bakışları değerlendirildi. Değerlendirme raporunda tamamlayıcı ve alternatif tıpa başvuran hastaların çoğunluğu sağlıklarına olumlu etki ettiğini ve maddi açıdan zorlanmadıklarını ifade etti.

Türkiye Klinikleri’nin yayınladığı Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp dergisinin 2018 Nisan sayısında kronik hastaların tamamlayıcı ve alternatif tıpa (TAT) yönelimlerinin değerlendirildiği bir araştırma yayınlandı. 19-96 yaş aralığındaki katılımcıların kronik hastalıkları yüzde 46,4 ile hipertansiyon ve bunu yüzde 21,7 ile diyabet olarak seyrediyor.
TAT’a başvurma durumları değerlendirilen katılımcıların yüzde 62,3’ü tıbbi tedavi dışında en az bir TAT yöntemine başvurduğunu belirtiyor. Hastalardan yüzde 7,7’si bitkisel ürünler ve vitamin desteğine başvururken, yüzde 42,1’i bitkisel ürün olarak limonu tercih ettiğini açıklıyor. Katılımcıların yüzde 90,7’si TAT hakkındaki bilgiyi televizyon kanalıyla aldığını belirtirken, yüzde 56,6’sı TAT ürünlerine market/pazar aracılığı ile ulaştığını ifade ediyor.

TAT ürünleri bütçeyi zorlamıyor

Araştırma katılımcılarının tamamlayıcı tıpa maddi bakışlarını da değerlendiren değerlendirme raporunda katılımcıların yüzde 90,7’si “bu ürünleri satın almanın bütçesini etkilemediğini” belirtti. TAT’a yönelim nedenleri sorulan katılımcıların; yüzde 38,8’tansiyonu düşürmek, yüzde 30,2’si ağrıyı gidermek, yüzde 13,2’si enfeksiyonu önlemek, yüzde 9,3’ü kan şekerini düşürmek ve yüzde 6,2’si kanseri iyileştirmek için TAT’a başvurduğu görüldü.
Yüzde 48,8’ini ilkokul mezunlarının oluşturduğu araştırmada TAT’ın sağlığa olumlu etkisi olduğunu belirten katılımcılar yüzde 79,8 olarak görüldü.

Kronik hastalığı olan bireylerin TAT yöntemlerini kullanma durumlarını ortaya koymak için yapılan araştırma raporunda, hastaların yaklaşık yarısının hipertansiyonu olduğu ve bunu diyabetin izlediği saptanıyor.
Araştırmacılar kronik hastalıkların modern tıbbi tedaviler ile tam olarak düzeltilememesi ve yaşam kalitesi üzerine olumsuz etkileri, bireylerin farklı tedavi seçeneklerini denemelerine neden olmaktadır. Kronik hastalığı olan bireylerin yarısından fazlasının TAT yöntemlerini kullandığı ve en sık bilgi kaynağının televizyon olduğu, bununla birlikte yaşlı hastaların ve düşük/orta gelir düzeyine sahip hastaların TAT yöntemlerini daha fazla kullandıkları sonucuna varıyor.
Bu araştırma Nisan 2016-Temmuz 2016 tarihleri arasında, bir üniversite hastanesinin dahiliye polikliniklerine başvuran 207 hasta ile yüz yüze görüşme yöntemi ile İç Hastalıkları Hemşireliği Ana Bilim Dalından Prof. Dr. Nesrin Nural ve Araştırma Görevlisi Seher Çakmak tarafından yapıldı.

Medi Magazin
https://www.medimagazin.com.tr/guncel/genel/tr-kronik-hastalarin-yuzde-62si-alternatif-tibba-yoneliyor-11-681-77540.html
İbn-i Sina, El kanun Fit Tıbb, Ahmet El Mardani, Ebers papirüsü, Peygamber efendimiz Hz. Muhammed, vücudun detoksu, hücre yenilenmesi, organ fonksiyonlarının güçlenmesi, cildin yenilenmesi, damar tıkanıklıklarının açılması, stresin azalması, Hacamat Nedir, Hacamat, Dr. Turanşah Tümer, Tıbbi Hacamat, Kupa, Tıbbi Sülük, Fitoterapi, Bitkilerle Tedavi, Akupunktur, PRP, Manuel Terapi Tedavileri,

Geleneksel ve tamamlayıcı tıp, sağlık turizmi için de önemli!

Sağlık Bilimleri Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erdöl: – “Türkiye’nin inanılmaz bir sağlık turizmi potansiyeli var. Geleneksel ve tamamlayıcı tıp, ülkemize sağlık turizminde çok önemli katkılar sağlayacak bir öge olarak duruyor. Nedeni şu; bizim bitkilerimiz, endemik floramız, auramız inanılmaz zengin. Dolayısıyla bu zenginliği önce kendimizin öğrenmesi lazım, sonra başkalarına anlatmamız lazım.

Sağlık Bilimleri Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Cevdet Erdöl, Türkiye’nin inanılmaz bir sağlık turizmi potansiyeli olduğunu belirterek, “Geleneksel ve tamamlayıcı tıp, ülkemize sağlık turizminde çok önemli katkılar sağlayacak bir öğe olarak duruyor. Nedeni şu; bizim bitkilerimiz, endemik floramız, auramız inanılmaz zengin. Dolayısıyla bu zenginliği önce kendimizin öğrenmesi lazım, sonra başkalarına anlatmamız lazım.” dedi.

Erdöl, Cumhurbaşkanlığı himayelerinde, Sağlık Bakanlığı, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ve Sağlık Bilimleri Üniversitesi iş birliğiyle gerçekleştirilen 1. Uluslararası Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Kongresi’nin ardından AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.

Mahiyet itibarıyla çok önemli bir kongrenin Türkiye’nin ev sahipliğinde gerçekleştirildiğine işaret eden Erdöl, yerli ve yabancı birçok bilim insanın geleneksel ve tamamlayıcı tıp konusunda bir araya gelmesinin çok önemli olduğunu söyledi.

Prof. Dr. Erdöl, kongredeki asıl amaç ve beklentilerine ilişkin bilgi vererek, “Binlerce yıllık birikim ürünü olan tedavi etme biçimleri, sanatları, yeterlilik ve yetkinlikleri, modern tıpla adeta küskün bir vaziyette gidiyor. Modern tıp, geleneksel tıbbı önemsemiyor, geleneksel ve tamamlayıcı tıpla uğraşanlar da modern tıbbı önemsemiyor. Halbuki her ikisi, birbirine ihtiyacı olan iki ayrı ekol. Bunları birleştirmemiz lazım. Ne binlerce yıllık geleneksel tıbbı, ne de bugünkü modern tıbbın imkanlarını yok saymalıyız. Her ikisinin getirilerini bir araya getirmemiz ve birleştirmemiz, insanoğluna daha fazla sayıda şifa metodu sunmamız gerekiyor. Yapmak istediğimiz aslında budur.” diye konuştu.

Bunun için Sağlık Bakanlığı’nın şimdiye kadar çok önemli adımlar attığını, geleneksel ve tamamlayıcı tıp konusunda eğitimler başlatıldığını dile getiren Erdöl, üniversite olarak Sağlık Bakanlığı’nın ruhsatlandırdığı 15 branşta verdikleri eğitimle bine yakın hekimi sertifikalandırdıklarını aktardı.

Cevdet Erdöl, geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamalarının kanıta dayalı halde yapılması gerektiğini vurgulayarak, bunun için gayret ve çaba gösterdiklerini dile getirdi.

Geleneksel ve tamamlayıcı tıp ile modern tıp birbirlerinin alternatifi değil

“Kanaate dayalı tıptan, kanıta dayalı tıbba geçiş süreci içerisinde biz hem geleneksel ve tamamlayıcı hem de modern tıbbı bir araya getiren ve getirmek isteyen bir misyon üstlenmiş durumdayız.” diyen Erdöl, şunları kaydetti:

“Geleneksel ve tamamlayıcı tıp ile modern tıp birbirlerinin alternatifi değil, destekleyicisidir. Bunu vurgulamamız gerekiyor. Yani bir şey etki ediyorsa, yan etkisini de dikkate almamız lazım. Dolayısıyla etkilerini ve yan etkilerini göz önüne alan ilmi gerçekler ışığında bilimsel çalışmalar yaparak bunu doğrulamamız gerekiyor. ‘Ben yaptım oldu’ mantığından kurtulmamız gerekiyor. Standartları belli, etik kurullardan geçmiş, insan üzerinde deneye girmeyen ama belli ölçüde bilimsel çalışmalara imkan veren, etik kuralları dikkate alan çalışmalar yapmamız gerekiyor. Yoksa ‘Biri 1500 sene önce böyle yapmış, benim ninem böyle yapardı’ diyerek insanları tedavi edemeyiz. Çünkü zararları olan pek çok maddeyi kullanıyoruz. Bitki, ot deyip geçilmemesi önemli. Verdiğinizde insanı öldüren, karaciğer, böbrek yetmezliğine kadar götüren pek çok bitki var. Bunları ve diğer tedavi metotlarını bilimsel normlarda dizayn edip çalışma yapmak durumundayız. Bunlar bugüne kadar yapılamadı ama biz bunları yapmak zorundayız. Yapmak için arzuluyuz, üniversite olarak da elimizden gelen gayreti bu yönde gösteriyoruz, göstermeye de devam edeceğiz.”

Prof. Dr. Erdöl, doğu dünyasının geleneksel ve tamamlayıcı tıp yöntemlerini çok fazla uyguladığını ve bu konuya aşina olduğunu dile getirerek, batının da Türkiye’den biraz daha ilerde olduğunu ve geleneksel ve tamamlayıcı tıp ile entegre olmaya çalıştığını belirtti.

Erdöl, “Doğunun, batının ortasında bir ülke olarak biz maalesef doğudan da batıdan da bu konuda biraz geriyiz. Bu açığı kapatmamız lazım. Bununla ilgili bilimsel normlar içerisinde hareket ederek, çağdaş seviyeyi aşmamız gerekiyor. Bunun için de herkesin her şeyi merdiven altında yaptığı sistemden çıkıp, Sağlık Bakanlığı’nın belirlediği normlar içerisinde, eğitimli hekimler tarafından yapılan tedavilerle bunu denetlenebilir hale getirmemiz lazım.” diyerek, ölçülemeyen hiçbir şeyin denetlenemeyeceğini söyledi.

Bu alanlarda bir ölçüm ve standardizasyon metodu geliştirmeleri gerektiğine işaret eden Erdöl, “Bize has tedavi ölçümleri, metotları ve ölçülebilir kriterleri geliştirmemiz lazım. Bununla ilgili zaten gerek Sağlık Bakanlığımız, gerek üniversiteler ciddi olarak çalışıyor. Önümüzdeki süreç içerisinde inanıyorum ki bu kongreden alınacak ilhamla çok daha iyi şeyler yapacağız.” şeklinde konuştu.

Türkiye’nin inanılmaz bir sağlık turizmi potansiyeli var

Sağlık Bilimleri Üniversitesi Rektörü Erdöl, “Gerek sayın Cumhurbaşkanımız, gerek sayın Emine Erdoğan hanımefendi, geleneksel ve tamamlayıcı tıp konusunda baştan beri destek olmuşlardır. Modern tıbbın imkanlarının da ülkemizde sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde nerelere geldiğini görüyorsunuz. Gıpta edilen bir ülke haline geldiğimizi görüyorsunuz. Bunun yanında geleneksel ve tamamlayıcı tıbba olan desteklerini de vurgulamamız gerekiyor. Kendilerine bu konuda da millet adına müteşekkir olduğumuzu ifade etmek isterim.” değerlendirmesinde bulundu.

Prof. Dr. Erdöl, geleneksel ve tamamlayıcı tıbbın ülkenin sağlık turizmine de önemli katkılar sunacak bir alan olduğunu dile getirerek, sözlerini şöyle tamamladı:

“Bir kere Türkiye’nin inanılmaz bir sağlık turizmi potansiyeli var. Bunun için biz bazı alanlarda özellikle termal sağlık turizmini öne çıkaran Ankara’da, Afyonkarahisar’da, deniz turizmini öne çıkaran Antalya ve Muğla’da bazı çalışmalarımızı üniversite olarak Afyon Kocatepe Üniversitesi ile birlikte yapmaya gayret ediyoruz. Geleneksel ve tamamlayıcı tıp, ülkemize sağlık turizminde çok önemli katkılar sağlayacak bir öğe olarak duruyor. Nedeni şu; bizim bitkilerimiz, endemik floramız, auramız inanılmaz zengin. Dolayısıyla bu zenginliği önce kendimizin öğrenmesi, sonra başkalarına anlatmamız lazım. Biz bu zenginliğin de henüz ülke olarak çok farkında değiliz. Derya içinde yüzen balık gibi, suyun farkında değiliz. Sudan çıktığında fark ediyor. Başka bir batı ülkesine gittiğinizde ülkemizin ne kadar farklı bir ülke olduğunu o zaman anlıyorsunuz.

Geleneksel ve tamamlayıcı tıpta atacağımız adımlar, ülkemizin sağlık turizmine çok ciddi katkı sağlayacaktır diye düşünüyorum. Ayrıca bu alanın, yakın gelecekte hiç kimsenin ummayacağı kadar hem maddi hem manevi gelir elde edilebilecek bir alan olacağını düşünüyorum.

Medi Magazin
https://www.medimagazin.com.tr/guncel/genel/tr-geleneksel-ve-tamamlayici-tip-saglik-turizmi-icin-de-onemli-11-681-76919.html
getat

Bakan Demircan basın mensuplarına GETAT Kongresi’ni anlattı

Sağlık Bakanı Dr. Ahmet Demircan, 19-22 Nisan 2018 tarihleri arasında İstanbul Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilecek olan Uluslararası Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Kongresi’ni düzenlediği basın toplantısında tanıttı.

Bakanlık Bilkent Yerleşkesi’nde düzenlenen Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Basın Bilgilendirme Toplantısı’nda konuşan Demircan, insanoğlunun yeryüzüne geldiğinden bu yana sağlık sorunlarıyla karşılaştığını ve bunların çözümü için çare bulmaya çalıştığını söyledi.

Modern tıp ile tamamlayıcı tıp uygulamalarının birbirinin rakibi olmadığı, bir sürecin devamı ve birbirinin tamamlayıcısı olduğunu vurgulayan Demircan, “Bu uygulamalar, insanlık tarihi kadar eskidir. Modern tıp ise son dönemlerin gelişmeleri sayesinde oluşmuştur. Birbirinden ayrı düşünmemek lazım. Bilim bunların hepsini birleştirmesi gereken unsurdur” dedi.

Uygulama yetkisi hekimlerde

Sağlık Bakanı Demircan, “Geleneksel tıp hizmetleri, denetlenebilir sağlık kurumlarında, sertifikalı uzmanlar tarafından sunulmaktadır. Türkiye entegrasyon ve standardizasyon açısından bugün itibarıyla örnek bir ilerleme kaydetmiş durumdadır.” dedi.

Türkiye genelinde, üniversite ve eğitim araştırma hastanelerinde 37 geleneksel tıp uygulama merkezi ve 18 eğitim merkezi bulunduğunu bildiren Demircan, “Bu uygulamaları yapma yetkisi hekimlere verilmiştir ve belli merkezlerde yapılmaktadır. Dolayısıyla kuralsız bir uygulama yoktur.” diye konuştu.

Demircan, “Ülke genelinde devlet hastaneleri, özel hastaneler ve tıp merkezleri olmak üzere 439 ünite ile halkımıza hizmet sunuluyor. Bugüne kadar bin 600 hekim ve diş hekimine sertifika verilmiş bulunuyor. Diş hekimleri sadece ağız bölgesinde uygulama yapabiliyor” İfadelerini kullandı.

Geleneksel Tıp Uygulamaları Performans Sistemine Girecek

Toplantı sonunda basın mensuplarının sorularını cevaplayan Demircan, geleneksel tıp uygulaması adı altında merdiven altı uygulama yapan kişilere yönelik cezai müeyyidelerin uygulandığını söyledi. 3 kişiye hapis cezası verildiğini, 17 kişinin yargı sürecinin de devam ettiğinin altını çizen Bakan Demircan şunları kaydetti: “Sağlık tesislerinde yapılmaya başlayan uygulamaların performans sistemine dahil edilmesine yönelik çalışmalar devam ediyor. Özetle geleneksel tıp uygulamalarının amacı bilimin ışığında insana hizmet etmektir. Katılımınız için tüm basın mensuplarına teşekkür ediyorum”

Sağlık Bakanlığı
https://www.saglik.gov.tr/TR,34229/bakan-demircan-basin-mensuplarina-getat-kongresini-anlatti.html
İbn-i Sina, El kanun Fit Tıbb, Ahmet El Mardani, Ebers papirüsü, Peygamber efendimiz Hz. Muhammed, vücudun detoksu, hücre yenilenmesi, organ fonksiyonlarının güçlenmesi, cildin yenilenmesi, damar tıkanıklıklarının açılması, stresin azalması, Hacamat Nedir, Hacamat, Dr. Turanşah Tümer, Tıbbi Hacamat, Kupa, Tıbbi Sülük, Fitoterapi, Bitkilerle Tedavi, Akupunktur, PRP, Manuel Terapi Tedavileri,

Devlet hastanelerinde hacamat dönemi başladı!

Sağlık Bakanlığı’nın geleneksel tıbbın merdiven altında sağlıksız koşullarda uygulanmasının önüne geçmek amacıyla 2 yıl önce “Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamaları” adıyla yayınladığı yönetmelik sonrasında kurulmaya başlanan “Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Merkezi” klinikleri faaliyetlerini sürdürüyor.

Sağlık Bakanlığı’nın geleneksel tıbbın merdiven altında sağlıksız koşullarda uygulanmasının önüne geçmek amacıyla 2 yıl önce “Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamaları” adıyla yayınladığı yönetmelik sonrasında kurulmaya başlanan “Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Merkezi” klinikleri faaliyetlerini sürdürüyor.

Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Tıbbi Biyokimya Kliniği Eğitim Sorumlusu Prof. Dr. Necat Yılmaz, insan vücudundaki fazla demirin, kalp ve damar hastalıklarına sebebiyet verdiğini kaydetti. Kadınların, adet kanamasıyla demir fazlalığını vücuttan atıp bu hastalıklara yakalanma riskini azalttığını ifade eden Prof. Dr. Yılmaz, erkeklerin ise hacamat tedavisiyle fazla demirden kurtulabileceğini söyledi.

Yaklaşık 3 bin yıldır uygulanan kupa tedavisi, halk adıyla hacamatın, kalp ve damar hastalıklarına yol açan fazla demiri aldığı, işlem sırasında kanser vücutta kanser önleyici salgılar ortaya çıkardığı ve immün (bağışıklık) sistemi uyararak harekete geçirdiği ortaya çıktı. Yapılan araştırmalarda vücutta bulunan fazla demirin bir nevi paslanmaya sebebiyet verdiğini ve bunun kalp ve damar hastalıklarına yol açtığını kaydeden Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Tıbbi Biyokimya Kliniği Eğitim Sorumlusu Prof. Dr. Necat Yılmaz, kadınların menopoz evresine kadar fazla demiri adet kanaması yoluyla attığını söyledi. Yılmaz, “Erkeklerden bayanların daha uzun ömre sahip olmasının nedenleri araştırılırken, vücutta bulunan fazla demirin bir nevi paslanmaya sebebiyet verildiği bulunmuştur ve batı tıbbı bunu demir hipotezi olarak literatüre koymuştur” dedi.

Son yıllarda Sağlık Bakanlığının açtığı Geleneksel Tamamlayıcı Terapi Merkezleri’nde (GETAT), hacamatın kupa tedavisi olarak isimlendirildiğini belirten Yılmaz, geleneksel ve tamamlayıcı tedavilerin son yıllarda gündemde olan bir tedavi şekli olduğunu ve modern batı tıbbı ile geleneksel doğu tıbbında kullanılmakta olduğunu aktardı.

“Kupa tedavisi, fazla demiri vücuttan atıyor”

Hacamat tedavisinin içeriği hakkında bilgiler veren Yılmaz, tedavinin kuru ve yaş olmak üzere ikiye ayrıldığını ve uzman kişilerce yapılması gerektiğini söyledi. Hacamatın vücuda olan faydalarından bahseden Yılmaz, “Modern tıpta kabul edilen bir görüş var. Demir hipotezi dediğimiz bir hipotez gelmektedir. Erkeklerden bayanların daha uzun ömre sahip olmasının nedenleri araştırılırken, vücutta bulunan fazla demirin bir nevi paslanmaya sebebiyet verildiği bulunmuştur ve batı tıbbı bunu demir hipotezi olarak literatüre koymuştur. Fazla demir bir şekilde vücuttan atılmalıdır. Bayanlar bunu menopoza kadar adet kanaması yoluyla atarken, menopozdan sonra bu demiri atamadığı için onlar da erkekler gibi kalp ve damar hastalıklarına sık rastlamaktadır. Vücudumuzda bulunan fazla demirin bir şekilde uzaklaştırılması lazım. Belirli aralıklarla yaptığımız kupa tedavisiyle bu fazla demiri hastanın vücudundan atıyoruz, demirin getirdiği toksitlerden kişiyi kurtarmış oluyoruz. Günümüzdeki en büyük ölüm sebebi, kalp ve damar rahatsızlıkları geliyor, demir de demir sertliği dediğimiz ateroskleroz’a sebep oluyor ve bu demiri kupa tedavisiyle atıyoruz”.

“Bağışıklık sistemi uyarılıyor, kanser önleyici protein salgılanıyor”

Yaş hacamat (kesilerek yapılan) sırasında sadece demir değil, kanayan bölgede birçok faydalı proteinin salgılandığını ifade eden Yılmaz, “Bu proteinlerde immün (bağışıklık) sistemini uyarmaktadır. Sadece immün sistem de değil, aynı zamanda kanseri önleyici proteinlerin de bu kanatma esnasında vücut tarafından salgılandığı gösterilmiş, yine kan pıhtılaşmasına yol açan birçok molekül, kupa tedavisinde yine kaybedilmiş, böylelikle pıhtılaşmaya yönelik hastalıkların önüne geçilmiş oldu” diye konuştu.

Kadınların korkulu rüyası selülite iyi geliyor

Batı tıbbında yer alan kupa tedavisinin artık Türkiye’de de bilimsel şartlarda başladığını belirten Yılmaz, “2017 yılındaki bir çalışmada kupa tedavisiyle bayanların en büyük sıkıntısı olan selülitin tedavi edilebildiği de gösterildi, bunun gibi birçok hastalıkta ve önlenmesinde belirli aralıklarla yapılmasını ben bir bilim insanı olarak hastalara öneriyorum” dedi.

“Futbolcu Neymar’ın bu yöntemi sıklıkla kullandığını bir tedavi”

Söz konusu tedaviyi dünyaca ünlü sporcuların da kullandığına dikkat çeken Yılmaz, “Vücutta iltihaplanmaya yol açan bir proteinimiz var. Bu zararlı bir protein ve iltihaba yol açar. Spor sonrası yorgunluk ve halsizlik yapar. Bu proteini biz kupa tedavisiyle atabiliyoruz vücuttan. Sporcular sıklıkla inflamasyona yol açan bu tip zararlı molekülleri uzaklaştırmak için bu yönteme başvuruyorlar. Futbolcu Neymar’ın bu yöntemi sıklıkla kullandığını bir tedavi. Yine ABD’li birkaç yüzücü de bunu kullanıyor. Bu sporcular, sağlıklı spor yapabilmelerini kupa tedavisine borçlu olduğunu söyleyebiliriz. Birçok sporcu bu sebeple kupa tedavisini kendisine uygulatmaktadır” ifadelerine yer verdi.

Nisan ayında kongre

Son olarak Sağlık Bakanlığının hacamat tedavisi konusunda son yıllarda girişimde bulunduğunu aktaran Yılmaz, 19-22 Nisan tarihlerinde İstanbul’da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan himayesinde Uluslararası Geleneksel Tamamlayıcı Tıp Kongresi yapılacağını ve kongrede kupa tedavisinin yanı sıra bakanlığın izin verdiği 15 uygulamanın tartışılacağını söyledi.

Hacamatı, Arabi ayların 17, 19 veya 21. günlerine rastlayan pazar, pazartesi ve salı günleri olmak Hadis-i Şerif’lerde tavsiye edilirken, cumartesi günün de zorunlu olmadıkça uygun olmadığı belirtiliyor.

Medi Magazin
https://www.medimagazin.com.tr/guncel/genel/tr-devlet-hastanelerinde-hacamat-donemi-basladi-11-681-76641.html
İbn-i Sina, El kanun Fit Tıbb, Ahmet El Mardani, Ebers papirüsü, Peygamber efendimiz Hz. Muhammed, vücudun detoksu, hücre yenilenmesi, organ fonksiyonlarının güçlenmesi, cildin yenilenmesi, damar tıkanıklıklarının açılması, stresin azalması, Hacamat Nedir, Hacamat, Dr. Turanşah Tümer, Tıbbi Hacamat, Kupa, Tıbbi Sülük, Fitoterapi, Bitkilerle Tedavi, Akupunktur, PRP, Manuel Terapi Tedavileri,

Tamamlayıcı tıp yaygınlaşırken tartışmalar daha da alevleniyor!

Alternatif tıp son 20 yılda artan bir ilgiyle karşılaşırken, sadece tıbbi bitkisel ürün ve ilaçların global pazarının da 2017’de 107 milyar doları bulması bekleniyor. Ancak konunun gün geçtikçe popülerleşmesi, tartışmaları da beraberinde getiriyor

Gazete Habertürk’ten Fatmanur Boylu’nun haberine göre hacamat, sülük uygulaması, homeopati, arı tedavisi, osteopati gibi “geleneksel, alternatif, tamamlayıcı sağlık uygulamaları” nda (GATSU), son 20 yılda büyük bir artış gözlemlendi. Türk Tabipler Birliği’nin (TTB) 2017 verilerine göre, dünyada her 3 kişiden 1’i GATSU’ya başvuruyor. GATSU kullanan hastaların yaklaşık yüzde 80’i, bunu hekimlerinden gizliyor.

Türkiye’de durum

GATSU kapsamında tıbbi bitkisel ürün ve ilaçların global pazarının 2017’de 107 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Türkiye’de ise bu pazarın 100 milyon dolar büyüklüğünde olduğu tahmin ediliyor. GATSU uygulamalarından sadece fitoterapi (bitkilerle tedavi) uygulaması sonucu dünyada yılda yaklaşık 100 bin kişinin öldüğü ileri sürüldü. GATSU artışındaki neden ve sonuçlar, TTB tarafından şöyle değerlendirildi:

– Kamunun sağlık alanından uzaklaşmasına neden oldu.

– Devleti sağlık hizmeti sunmaktan çok denetleme çalışmalarına yönlendirdi.

– Sağlık harcamalarını bireye yükledi.

– Bireysel performansı artırma, malpraktis davalarından korunma, hasta memnuniyetini yükseltme, teknolojinin sağladığı tüm tanı olanaklarını kullanma istekleri gibi nedenlerle hastaya ayrılan zamanın azalması, modern tıbba olan güveni azalttı.

– Bilimsel bilginin teknolojiyi güçlendirmesiyle pahalılaşması, kişileri bireysel çözüm arayışlarına itti.

Bilimsel mi?

TTB Başkanı Raşit Tükel, GATSU başlığı altında anılan çoğu uygulamanın bilimsel kanıtı bulunmadığını belirtirken “Serbest piyasa koşullarında bir ‘pazar’ olması, çok farklı reklam yöntemleri ile ‘umut tacirliği’ne konu olması toplum sağlığı açısından dikkatle ele alınmalı” dedi.

Tükel şöyle devam etti: “Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) bazı GATSU uygulamalarını diğer sağlık hizmetlerinden daha yüksek ücretlendirmesiyle, bu uygulamaların finansal olarak da desteklenir hale geldi. Doğal olanın daha etkili ve zararsız olduğu düşünülüyor. Türkiye’de modern tıbba ulaşamayan kesimin, bunu bilimin suçuymuş gibi lanse etmesinden dolayı GATSU’ya yönelim hızla artıyor.”

Şarlatanlara karşı mücadele

Yeditepe Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erdem Yeşilada:

Ne yazık ki sağlık alanında uzman olmayan şarlatanlar, Avrupa’da bu konuda uzman olduğunu söyleyen kişilerin videolarını izleyerek kendilerini uzman diye tanıtıyor. Koruyucu tıbba daha fazla özen gösterilmeli. Yeterli kontrol yapılmadığı için bireyler aktarlara yöneliyor. Bitki en tehlikeli silahtır. Kişi bunu savunma olarak kullanamazsa kendine daha çok zarar verir. Koruyucu ve tamamlayıcı tıbbın sağlıkçı olmayan şarlatanların elinden kurtarılması için hekim ve eczacıların ortak bir mücadele yürütmesi gerekir.

Rus ruletine benzetildi

İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Farmakognozi Bölümü’nden Prof. Dr. Mahmud Miski:

Yoğun bir bilgi eksikliği mevcut. Bazı bitkilerle çok sık karşılaşıyoruz ancak hiç bilinmeyen bitkiler de satılmaya devam ediyor. Bu ürünlerin birçoğunda kanserojen madde olduğunu tespit ettik. Yani bu ürünleri kullanmak Rus ruleti oynamak gibi. Milyonlarca dolar pazarı olan bir alan. En basit örnekle, insanların papatya diye aldıkları bitkiler papatya bile değil. Benzerlikleri yüzünden karıştırılıyor ve içinde toksinli maddeler var. Belli bir grup insanda ölümcül olabilir.

Ön yargı ve reddediş boşluk yaratıyor

Tamamlayıcı tıp uygulamalarıyla ilgilenen Doç. Dr. Ali Akben:

Bitkilerle uğraşan insanlar yaftalanıyor; bu yüzden hekimler ön yargılı yaklaşıyor, kökünden reddediyor. Bu reddediş, şarlatanların boşluğu doldurmasına neden oluyor. Modern tıp ve tamamlayıcı tıp, birbirine geçmiş bir mesele. Zayıflama ürünü adıyla internette satılan ürünlerden kesinlikle uzak durulmalı. Aktarlara gittiğinizde ada çayı ve ıhlamur dışındaki tüm ürünler sıkıntılı.

Yasallaşması önemli

Patoloji ve Fitoterapi Uzmanı Dr. Elif Güveloğlu:

Son 2 yıldır bu tür uygulama ve ürünleri kullanmada çok yol katedildi. Öyle ki bu ilaçlar eczanelere de girdi, bitki çayları eczanelerde satılıyor. Bir kısmının SGK kapsamına girme çalışmaları var. Ayrıca hekimlerin ön yargılarını yıkmada başarılı çalışmalar mevcut. Ben de bu konuda çabalıyorum, üniversitelerde fitoterapi eğitimleri veriyorum. Fitoterapinin yasallaşması çok önemli.

Medi Magazin
https://www.medimagazin.com.tr/guncel/genel/tr-alternatif-tip-populerlesiyortartismalar-artiyor-11-681-75679.html
inegöl devlet hastanesi

Devlet hastanesinde hacamat ve akupunktur!

Devlet hastanesinde hacamat ve akupunktur polikliniği açıldı! Sağlık Bakanlığı onaylı poliklinikte hijyenik şartlarda hacamat ağrısız ve sızısız bir şekilde yapılıyor

Hacamat kavurucu sıcaklarda derin uyku uyumayı sağlıyor. İnegöl Devlet Hastanesi Hacamat ve Akupunktur Polikliniği sorumlusu Fizik Tedavi Uzmanı Dr. Hüseyin Avni Çöl, Sağlık Bakanlığı onaylı poliklinikte hijyenik şartlarda hacamatın ağrısız ve sızısız şekilde yapıldığını ifade etti.

Hacamat hijyenik ortamlarda yapılmalı

Çöl, genellikle mevsim geçişlerinde yapılan hacamatın kavurucu sıcaklarda hastalara büyük rahatlık ve uyku düzeni sağladığını belirtti. Dr. Hüseyin Avni Çöl,

Hacamat binlerce yıldan bu yana uygulanan bir tedavi yöntemi. İslam tıbbında uygulanan hacamat daha başka bir özellikle kazanıyor. Peygamber efendimiz özellikle bunu her yıl mevsim geçişlerinde uygulamayı tercih etmiş. Aslında iki şekilde hacamat yapılıyor. Hastanın tahlillerinde bir sıkıntı hastanemizde bulunan Sağlık Bakanlığı tarafından onaylanmış polikliniğimizde hacamat yapıyoruz. Tekrarlayan uygulamalar yapılabiliyor. Aynı bölgeye tekrar uygulama yapmak için bir ay beklenmesi gerekiyor. Hacamatın hijyenik ortamda eğitimli kişi tarafından yapılması çok önemli. Hastanemiz, Bursa’da kamu hastaneleri içerisinde hacamat hizmetini ilk başlatan hastanedir, diye konuştu.

İbn-i Sina, El kanun Fit Tıbb, Ahmet El Mardani, Ebers papirüsü, Peygamber efendimiz Hz. Muhammed, vücudun detoksu, hücre yenilenmesi, organ fonksiyonlarının güçlenmesi, cildin yenilenmesi, damar tıkanıklıklarının açılması, stresin azalması, Hacamat Nedir, Hacamat, Dr. Turanşah Tümer, Tıbbi Hacamat, Kupa, Tıbbi Sülük, Fitoterapi, Bitkilerle Tedavi, Akupunktur, PRP, Manuel Terapi Tedavileri,

Hacamatın ağrısız ve sızısız bir tedavi yöntemi olduğunu aktaran Çöl,

Cilt temizliği yapıldıktan sonra hacamat yapılacak noktalar bisturi ile kesiliyor. Ağrısız ve sızısız bir uygulamadır. Kesilen noktaların kapatılması gerekmiyor. Çünkü vücut bu durumu kendi kendine kontrol altına alıyor. Yaranın en iyi örtüsü yaranın kendi kabuğudur mantığı ile hareket ediliyor. Alternatif ve geleneksel tıp uygulamalarının tamamı, kişinin iyileşme mekanizmasını harekete geçirdiği için belli bir yaş sınırı elbette var. Umumiyetle 60 yaş veya 65 yaş altındakilere hacamat yapılabilir. Afganistan, Hindistan gibi ülkelerde çok küçük yaşta uygulandığı da görülüyor. Ülkemizde böyle bir uygulama tasvip edilmiyor. Bizde uygulamıyoruz, diye konuştu.

Çöl, hacamatın çok ileri yaş ve çok küçük yaştaki çocukların yanı sıra hamileler, kan sulandırıcı kullananlar, vücudunda iltihap, cilt hastalığı, kansızlık ve açık yarası olan hastalarda uygulanmaması gerektiğini ifade etti.

Rahat uyku

Hacamatın uykuya olumlu etki yaptığını ifade eden Çöl,

Vücudun bağ dokusundaki toksit yük azaldığı için uyku kalitesini de artırır, rahat bir uyku sağlar. Sıcak havalarda rahat uyumak için hacamat yaptırılmalı, şeklinde konuştu.

Medi Magazin
http://www.medimagazin.com.tr/hekim/kamu-hast/tr-devlet-hastanesinde-hacamat-ve-akupunktur-poliklinigi-acildi-2-16-74353.html
akupunktur tedavisi nasıl yapılır (1)

Acil servislere akupunktur!

Avustralya’da yapılan bir çalışmaya göre, acil servislere ağrı nedeni ile başvuran hastaların tedavisinde akupunktur kullanılmasının etkili bir yöntem olabileceği gösterildi.

Royal Melbourne Teknoloji Enstitüsü’nden Prof Dr. Marc Cohen tarafından yürütülen bir çalışmaya göre, akupunkturun acil servise ağrı nedeni ile başvuran hastaların ağrılarının hafifletilmesinde alternatif bir tedavi olabileceği gösterildi.

Acil servislere en sık başvuru sebeplerinden biri: “Ağrı”

Dailymail’de yer alan habere göre, acil servislere en sık başvuru nedenlerinden biri ağrı olarak gösteriliyor. Çoğunlukla da migren, bel ve ayak bileği ağrısı çeken hastalar acile başvurabiliyor.

Akupunkturun ağrı nedeni ile acile başvuru yapan kişilerin tedavisinde nadiren kullanıldığı bilgisini veren, Cohen,

Acil serviste çalışan tabip ve hemşireler hastaları tedavi ederken birçok yönteme ihtiyaç duyar ve uzun süre kullanımında risk taşıyan morfin türevi ilaçlar kullanırlar. Bizim çalışmamız gösterdi ki; acil servislere ağrı nedeni ile başvuran, özellikle de ağrı kesici ilaç kullanamayan kişiler için, akupunktur alternatif bir tedavi, açıklamasında bulundu.

Cohen ve ekibi tarafından yapılan ve sonuçları Medical Journal of Australia’da yayımlanan çalışmada; iki sene boyunca, akut bel ağrısı, migren ya da ayak bileği burkulması ile acil servislere başvuran 528 hasta incelendi.

Ağrı düzeylerini 10 puanlık bir ölçekte en az 4 olarak belirleyen hastalar;

  • tek başına akupunktur,
  • akupunktur ve ilaç tedavileri veya
  • tek başına ilaç tedavisi olmak üzere üç tedavi yönteminden birini aldı.

Tedaviden bir saat sonra, her üç gruptaki hastaların %40’ından azında herhangi bir ağrı azalması görülmezken yüzde 80’den fazlasının ağrı derecesi 4 olmaya devam etti.

Ancak 48 saat sonra, büyük çoğunluğu akupunktur tedavisi gören hastaların %82,8’i tekrardan akupunktur tedavisi almak isteyeceklerini belirtti.

İlaç ve akupunktur tedavisi alan hastaların %80,8’i, sadece ilaç tedavisi alanların ise %78,2’si tedavilerinden memnun kaldı.

Acil servislerde akupunktur tedavisi için çalışmalar artırılmalı

Prof.Dr.Cohen,

Avustralya’da bazı acil servislerde bu konuda eğitimli personel mevcut ve akupunkturu öneriyor ancak acil servislerde ağrı yönetimini iyileştirmenin yolları ve bunun içinde akupunkturun potansiyel rolü konusunda daha ileri çalışmalar gerekiyor, dedi.

Cohen’e göre, akupunktur tedavisinde alınan yanıtlar, tedavinin acil servislere dahil edilmesi için çalışmalar ve ilgili personelin eğitimi ile ilgili süreçlerin detaylı ele alınması gerekiyor.

medimagazin.com.tr/hekim/genel/tr-akupunktur-acil-servislerde-kullanilabilir-2-12-74272.html
Holistik Beslenme Diyet

(VİDEO) Holistik beslenme nedir?

Holistik Beslenme Uzmanı Elissa Goodman, “holistik beslenme nedir?” sorusunu cevaplıyor:

Holistik Beslenme, bedeni, zihni ve ruhu iyileştirmektir. Sadece belirtiyi değil, sorunun kaynağını tedavi etmektir. Yüksek kolesterol nereden kaynaklanıyor, diyabet nereden kaynaklanıyor, egzaman nereden kaynaklanıyor, bunu bulmak gerekiyor.

akupunktur

Akupunktur ile zayıflamak?

Akupunktur uygulaması, obezitenin tamamlayıcı tıp ile tedavisinde daha çok uygulanacak olan diyet olarak bilinen sağlıklı beslenme programlarına uyumu artırmada katkı sağlayabilmektedir.

Obezite tedavisinde öncelikle herhangi bir hormonal bozukluğun olup olmadığının saptanması gereklidir. O yüzden akupunktur tedavisi ile zayıflama programına alınmadan önce hastaların detaylı bir anamnezi alınmalıdır ve tıbbi tetkikleri görülmelidir. Hastanın sağlıklı bir beslenme programına alınması için belli kriterlerin oluşması gerekmektedir. Özellikle dikkat edilecek hususlar hastanın yaşı, cinsiyeti, fiziksel aktivite düzeyi, metabolizma hızı veya durumu ve bugüne kadar olan beslenme alışkanlıklarıdır.

Hastanın bugüne kadar gitmiş olduğu tabipler, diyet uzmanları ve bu programlardaki uygulanan tedavilerle hastanın bu tedavilere uyumu dataylı olarak incelenmelidir. Obezitenin nedenlerinden yaklaşık %10-15 civarında organik bir nedenle oluşmaktadır. %80-85 nedeni ise daha çok psişik nedenli olmaktadır.

arı, apiterapi

“Apiterapi” nasıl bir tedavi yöntemidir?

Arı poleni, bal, arı tutkalı, arı sütü, bal mumu ve arı zehri gibi bal arısı ürünlerinin terapötik kullanımını içerir.

Apiterapinin en yaygın olarak bilinen ve en iyi şekilde uygulanan yöntemi Arı Zehri Terapisidir. Bu terapi arı iğnelerinin medikal olarak kullanımını içerir. Arı zehrinin iltihaplanmaları azalttığı ve vücudun bağışıklık sistemini geliştirdiği düşünülmektedir. Birçok kişi apiterapiden bahsederken Arı Zehri Terapisini kastetmektedir.

  • Artrit ve MS gibi immün sistem rahatsızlıkları,
  • Hipertansiyon, düzensiz kalp atışı, damar sertliği ve varisli damarlar gibi kalp ve damar hastalıkları
  • Adet dönemi öncesi sendrom, adet kanamalarına bağlı kramplar, düzensiz adet kanamaları ve kandaki glikoz seviyesinde düşme gibi endokrin sistemi rahatsızlıkları
  • Herpes 1 ve 2, siğil, meme iltihabı ve gırtlak iltihabı gibi enfeksiyonlar
  • Depresyon ve ani ruh hali değişiklikleri gibi psikolojik sorunlar
  • Romatizmalı arterit, osteoarterit, jüvenil romatizmalı arterit, kese yangısı ve tenisçi dirseği gibi romatolojik sorunlar
  • Egzama, sedef hastalığı, korn, siğil ve topikal ülser gibi cilt sorunları

Apiterapi, son çare tedavi yöntemi olarak düşünülür fakat geleneksel terapiler ve ilaç tedavilerinin etkili olmadığı kişiler için faydalı olabilir. MS hastaları tedaviyi denedikten sonra kendilerini daha az yorgun hissettiklerini, kas spazmlarının azaldığını ve istikrarın arttığını bildirmiştir. Romatizmalı arterit ve osteoarterit hastaları ağrıların ve şişliklerin arı iğnesi tedavisinin ardından azaldığını bildirmiştir. Ayrıca tedavinin romatizmalı şişlikleri azalttığı da söylenmektedir. Diğer tedavi yöntemleri ile sorunlarından kurtulamayan kişiler için apiterapi yararlı olabilir.

müzik tedavi, müzik terapi, müzikoterapi

Diyet uygulayanlar nasıl müzik dinlemeli?

Ünlü kalp cerrahı Prof. Dr. Bingür Sönmez, ameliyat sonrası yoğun bakımda uyguladıkları müzik terapisi ile hastaların daha rahat uyuduklarını, ağrıları olmadığını söyledi. Sönmez, diyet yapanlar için de iştah kesen müzik tüyoları verdi.

İzmir’in Çeşme ilçesinde 19-21 Mayıs 2017 tarihleri arasında düzenlenen İzmir Eczacılık Günleri devam ediyor.

Müziğin tedaviye olumlu etkileri

Etkinlikte Müzikoterapi konulu konuşmasıyla ilgi odağı olan Kalp Cerrahı Prof. Dr. Bingür Sönmez, müzikle tedavi konusunda bilgiler verdi, müziğin insan üzerindeki etkilerini anlattı.

Müzikle terapinin bin yıllık bir geçmişe sahip olduğunu vurgulayan Sönmez,

Batı ülkelerinde müzikle tedavi yoğun bakımlarda bir CD çalarak, her hastaya aynı müziği dinleterek yapılmaktaydı. Fakat bu başarılı bir tedavi değil. Müzikle tedavi bire bir yapılan bir terapidir. Biz kendi hastanemizde yoğun bakımda uyanmış olan her hastaya sabah akşam 15’er dakika müzik terapi yapıyoruz. Bu hastaların uyanıklık durumuna, ruhsal durumuna ilişkin bir görüşme yapıyoruz. Çünkü bir hastaya çaldığınız ney, diğer hastayı rahatız edebilir, dedi.

Yaklaşık 15 yıldır bu tedaviyi uyguladıklarını ifade eden Sönmez,

Son 5 yıldır yoğun bakımda insanlar uykusuzluk çekmiyor. Hastalarımız son derece rahat uyuyorlar. Yoğun bakımda bir hastayı ilaçla uyutamıyorken bile güzel bir ney terapiyle uyutabiliyoruz. 15 hasta üzerinde yaptığımız çalışmalarda ney terapiyle tansiyonlarının düştüğünü, nabızlarının yavaşladığını ve oksijenin arttığını tespit ettik, diye konuştu.

Diyet yapanlara uyarı

Müziğin, türüne göre iştah açıcı etki gösterebildiğini de dile getiren Bingür Sönmez,

Bir restoranda hicaz çalıyorsa restoran iflas eder. Çünkü hicaz, diyet müziğidir. Restoranlarda rast çalmalı. Diyet yapanların mutlaka hicaz dinlemeleri lazım. Hicaz dinleyenlerin iştahları kapanır. Eğer rast dinlerlerse devamlı yemek yerler, uyarılarında bulundu.

diyet dikkat, zayıflama uyarı

Özel hastanede skandal! Görüntüler ortaya çıktı!

Antalya’da yaklaşık 2 yıl önce özel bir hastanenin eğitim salonunda çekilen, biyoenerji uzmanı olduğu belirtilen Rus Ludmila C.’nin iddiaya göre büyü bozma seansı görüntüleri, sosyal paylaşım sitesinde yayınlandı. Ludmila C.,Sağlık Müdürlüğü’nün bu durumu öğrenmesinin ardından görüntüleri kaldırdı.
Özel hastanede skandal! Görüntüler ortaya çıktı

İddiaya göre büyü bozma seansının yer aldığı görüntüler, yaklaşık 2 yıl önce özel bir hastanenin eğitim salonunda çekildi. Özel hastanede çalışan Rus Ludmila C., hastanenin eğitim salonunda çalışma arkadaşlarına biyoenerji ile ilgili bilgi verirken, bir çalışanı yanına çağırdı. Ludmila C., çalışanı hipnotize ettikten sonra bir koltuğa oturttu. Personelin ihtiyacı olduğu için kendisine büyü bozma seansı uygulayacağını tercüman aracılığıyla söyleyen Ludmila C., görüntüyü çeken kişiyi yanına çağırarak,
Sessiz olun. Burası ona yapılan büyünün çıktığı yer. Doktorların burada yapabileceği hiçbir şey yok. Ben bütün enerjiyi temizliyorum. Bütün kanalları açıyorum. Bütün negatif enerjiyi, bütün büyüleri çıkartacağım, dedikten sonra ellerini sağa sola sallamaya başladı. Ludmila C., Şu an onun bulunduğu bölge tedavi bölgesi. Boğazı temizleniyor. Eğer bildiğiniz dua varsa içinizden okuyabilirsiniz, dedikten sonra içinde büyü olduğunu iddia ettiği personeli ayağa kaldırdı.

Bu görüntülerbgeçen 5 Nisan tarihinde facebook sayfasında hastanenin adını da vererek yayınlayan Ludmila C., konunun İl Sağlık Müdürlüğü’ne intikal ettirilmesinin ardından paylaşımını kaldırdı.

Sağlık müdürlüğünden açıklama

Hastanemizde hizmet vermekte olan hastanede çekildiği iddia edilen ve müdürlüğümüze ulaştırılan görüntüler üzerine yapılan inceleme sonucu; Özel bir hastanenin eğitim salonunda çekilen video kaydının 1.5 – 2 yıl öncesine ait olduğu, görüntüdeki kişilerden çoğunluğunun hastaneden ayrıldığı, biyoenerjiyle ilgilenen bir personel tarafından bu organizasyonun planlandığı ve o kişinin hastanedeki görevinden ayrıldığı, tamamen konuyla ilgilenen birkaç personelin katılımıyla gerçekleşen bir faaliyet olduğu hastane mesul müdürü tarafından ifade edilmiştir. Biyoenerji eğitimi verdiğini iddia eden ve görüntülerde yer alan kişi daha önce müdürlüğümüze başvurmuş, kendisine Sağlık Bakanlığı mevzuatlarında böyle bir uygulama tanımlı olmadığı dolayısıyla böyle bir çalışma yapamayacağı tarafımızdan iletilmiştir. Video görüntülerinin incelenmesi ve yerinde yapılan görüşme sonrası hastane mesul müdürlüğüne kurumlarında herhangi bir şekilde bu tip uygulamalara izin verilmemesi hususunda resmi yazı yazılarak kurum uyarılmıştır.

Büyü bozma seansının yapıldığı iddia edilen hastane yetkilileri ise olayın bilgileri dışında gerçekleştiğini ve art niyetli kişilerin bunu çekerek yayımladığını kaydetti.

akupunktur tedavisi nasıl yapılır (1)

Akupunktur hakkında merak edilenler…

Akupunktur terimi Çince’de CHEN-CHIU olarak ifade edilir. Batıda ise  Akupunktur kelimesi kullanılır. Akupunktur kelimesi Latince kökenli bir kelime olup, Acus iğne ve Punktura batırma veya delme anlamına gelmektedir. Vücutta bulunan akupunktur noktalarına iğne kullanarak uyarılar vererek tedavi etme şeklidir. Akupunktur hiperaktif sistemleri  sedatize ederek,  hipoaktif sistemleri uyararak altta yatan fonksiyonel bozukluğu giderir. 

Akupunktur felsefesine göre, insan vücudunda 12 çift ve 2 tek meridyen vardır. Toplam 14 meridyen vardır. Bu meridyenlerin üzerinde yaklaşık 360 adet nokta bulunur. Akupunktur tedavisi uygulanırken bu noktalar kullanılmaktadır. Kullanılacak olan noktaların hangi noktalar olacağı ve kaç adet iğne kullanılacağı yapılan akupunktur muayenesi sonucunda akupunkturist tarafından belirlenir ve kullanılan noktalar 5 ile 10 arasında olabilmektedir. Buradaki önemli nokta tedavinin kişiye özgü olmasıdır. Yani aynı hastalıkta dahi kişiler arasında nokta farklılıkları olabilmektedir. Akupunktur iğneleri ise tek kullanımlık steril iğnelerdir. Her seansda yeniden kutusunda açılacak olan yeni iğneler kullanılmaktadır. Bu anlatılanlar daha çok klasik çin vücut akupunkturundaki uyguladığımız kurallardır.

akupunktur tedavisi nasıl yapılır (1)

Kulak akupunkturu

Kulak akupunkturunda ise kulakdaki noktaların ve kulağın anatomik yapısına uygun yine tek kullanımlık kulak iğneleri kullanılır. Ayrıca kulak akupunkturunda Agiskop DT denilen cihazla kulaktaki noktaların deteksiyonu ile hastalıklı organ yada sistemle ilgili teşhise yönelik uygulanan bir metod da mevcuttur. Bu işlem esnasında herhangi bir ağrı yada rahatsızlık oluşmaz. Yaklaşık 10-15 dakikalık bir uygulama ile rahatsızlığın nereden kaynaklandığına yönelik ve de tedavinin hangi noktalar üzerinden gidileceğine dair sonuçlar alınarak tedavi planı oluşturulur.

Son yıllardaki tıp alanındaki gelişmelerden akupunktur tedaviside nasibini almıştır ve iğneler ile yapılan tedavilerin yanında akupunktur noktasına özel cihazlar yardımıyla elektrik akımı verilerek elektro akupunktur ve noktaya lazer ışını vererek lazer akupunktur ile de tedaviler yapılmaktadır. Ayrıca yine klasik çin akupunkturunun içinde olan bir uygulama olan noktaya ısı verilerek Moksibustiyo denilen bir yöntemle de akupunktur tedavisi uygulanabilmektedir.

Diyet

Akupunkturistlerin diyet verme ya da yazma yetkileri yoktur. Lütfen diyet yazan akupunkturistleri Sağlık Bakanlığı’na şikayet ediniz. Diyet önerme ve besleme tedavisi yalnızca sağlık bilimleri beslenme ve diyetetik lisansiyeri diyetisyenlerin görevidir.