pump etkisi, sporcu kas, sırt, halat çekme

4 soru ve 4 yanıtla “spor öncesi beslenme”

Spor öncesinde nasıl beslenilmesi gerektiği, sporla uğraşan bireylerin ve danışanlarımın bana en sık sorduğu soruların başında geliyor. 

1 • Sabah aç karnına spor yapmalı mıyım?

Danışanlarıma aç karnına spor yapmamaları gerektiğini ifade ediyorum. Eğer spor yaptıktan sonra kahvaltı yapmak istiyorsanız, sporunuzu mutlaka sağlıklı bir ara öğünün ardından yapmalısınız. İçeriğin devamı burada yer alıyor.

spor, havlu

En etkili yağ yakımı için saat kaçta spor yapılmalıyım?

Danışanlarımın ve sporla uğraşan bireylerin en sık sorduğu soruların başında, etkili yağ yakımına yönelik egzersizlerin ya da sporun saat kaçta yapılması gerektiği oluyor.

Bu sorunun kesin ve net bir yanıtı bulunmuyor

Her ne kadar yapılan bazı bilimsel çalışmalar kahvaltıdan 60-90 dakika sonra yapılan egzersiz ya da sporun bireyi optimum sonuca ulaştırdığını gösterse de ben, sporcunun kendi yaşam biçimi doğrultusunda en uygun saati kendisinin ortaya koyacağını düşünüyorum.

Burada önemsenmesi gereken, egzersiz saatine uygun olarak planlanmış beslenmedir. Spor beslenmesi hakkında geniş bilgi için uzman diyetisyeninizle görüşün. Sağlıklı günler diliyorum.

Sağlık Bakanı Koca

Fiziksel aktivitede toplum tabanlı, çok sektörlü ve kültürel bir yaklaşım gerektirir

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Sağlık İçin Hareket Et Günü dolayısıyla yaptığı yazılı açıklamada, hareketsiz yaşamın modern toplumlar için en önemli sorunların başında yer aldığını, yalnızca yetişkinler için değil, çocuklar ve gençler için bu durumun ciddi bir sağlık riski oluşturduğunu vurguladı.

Fiziksel hareketsizliğin, dünya genelinde ölüme neden olan risk faktörleri sıralamasında obezitenin de önünde, dördüncü sırada yer aldığını ifade eden Koca, meme ve kolon kanserlerinin %21-25’inin, diyabetin %27’sinin ve iskemik kalp hastalığının %30’unun ana nedeninin fiziksel hareketsizlik olduğunun tahmin edildiğini bildirdi.

Çocukların %36,2’si televizyon başında 2 saatten fazla vakit geçiriyor

Türkiye Beslenme ve Sağlık Araştırması ön sonuçlarına göre, sağlık için fiziksel aktivite önerilerini karşılamayanların sıklığının 19 yaş ve üzeri bireylerde %37,6 olduğuna işaret eden Koca, Türkiye Çocukluk Çağı Şişmanlık Araştırması sonuçlarına göre de çocukların %9,5’inin hafta içi oyun oynamadığını, %19,9’unun günde bir saatten az ve %29,7’sinin günde bir saat oyun oynadığını, çocukların %42,5’inin günde bir saat, %23,5’inin iki saat ve %12,7’sinin üç saat ve üzerinde televizyon ve bilgisayar başında vakit geçirdiğini belirtti.

Sağlık için günde 30 dakikalık yürüyüş yeterli

Bakan Koca, günlük yaşamı mümkün olduğunca hareketli geçirmenin ve düzenli fiziksel aktivitenin sağlıklı bir yaşamın ilk adımı olduğunu belirterek, şunları kaydetti:

Sağlığın korunması ve geliştirilmesi için haftanın 5 günü 30’ar dakikalık orta şiddette bir egzersiz yetişkinler açısından yeterlidir. 1-4 yaş arası çocuklar, gün içinde orta-yüksek şiddette toplam 180 dakikalık fiziksel aktivite yapmalıdırlar. 5-18 yaş arasındaki çocuk ve ergenler için ise günde 60 dakika, yine orta ve yüksek şiddette aktiviteler önerilmektedir. Hızlı yürümek, düşük tempolu koşular, merdiven çıkmak, ip atlamak, yüzmek, masa tenisi oynamak, yavaş tempoda bisiklet sürmek, orta şiddetli aktivite örnekleridir. Tempolu koşu, basketbol, futbol, voleybol, hentbol ve tenis oynamak ise yüksek şiddetli aktiviteler arasındadır. Fiziksel aktivitenin arttırılması sadece bireysel değil toplum tabanlı, çok sektörlü ve kültürel bir yaklaşım gerektirmektedir. Hareketli yaşam, bireylerin fiziksel ve ruhsal sağlığının geliştirilmesine katkı sağlayacağı gibi toplum refahını teşvik ederek gelecek nesillere yönelik önemli bir yatırım olacaktır.

Medimagazin
https://www.medimagazin.com.tr/var/www/html/mbeta/guncel/genel/tr-saglik-bakani-fiziksel-aktivite-aciklamasi-toplum-tabanli-cok-sektorlu-ve-kulturel-bir-yaklasim-gerektirir-11-681-81632.html
öksürük, öksürüğe ne iyi gelir, öksürük nasıl geçer, öksürüğe faydalı gıdalar

Obezite ve sigara astım kontrolünü zorlaştırıyor

Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Füsun Şahin, yapılan araştırmaların, sigarayı bırakmanın ve obez hastaların kilo vermesinin, astımın kontrolünü kolaylaştırdığını gösterdiğini bildirdi.

Doç. Dr. Şahin, AA muhabirine yaptığı açıklamada, akciğer içi hava yollarında daralmaya neden olan ve alevlenmelerle seyreden astımın kronik bir hastalık olduğunu belirtti. Şahin, hastalığın genetik yatkınlık ve çevresel faktörlerin etkisiyle ortaya çıktığını vurgulayarak, ebeveynlerde alerjik hastalık bulunmasının çocuklarda astım gelişme riskini artırdığını dile getirdi.

Hastalığın tekrarlayan nefes darlığı, nefes alıp verirken ortaya çıkan hırıltı, hışıltı, ıslık sesi, göğüste baskı hissi ve öksürük gibi belirtilerle kendini gösterdiğini aktaran Şahin, astımda görülen öksürüğün inatçı, tekrarlayan, gece ve sabaha karşı daha da belirginleşen ve uykudan uyandırabilen kuru öksürük şeklinde görüldüğünü kaydetti.

Doç. Dr. Şahin, tetikleyici olarak kabul edilen alerjenler, enfeksiyonlar, egzersiz, sigara dumanı ve hava kirliliğinin semptomların ortaya çıkmasına neden olabildiğine işaret ederek, hastalığın görülme sıklığının yıllar içinde giderek arttığını anlattı.

Hastalığın tedavisindeki amacın, astım semptomlarının iyi kontrolünün sağlanması ve sağlanan bu durumun idame ettirilmesi olduğunu belirten Doç. Dr. Şahin, hastalığın kontrolünün temel göstergelerinin krizlerin, acil başvurularının olmaması, gece ve gündüz semptomlarının kaybolması, hastanın günlük aktivitelerini zorlanmadan yapması gibi unsurlar olduğunu kaydetti.

Özellikle çocukluk yaş grubunda fiziksel aktivite artırılmalı

Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Füsun Şahin, dünyada olduğu gibi Türkiye’de de hastalığın tedavisiyle ilgili gerekli her türlü ilaç ve malzemenin bulunduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti:

Uygun ilaç tedavisiyle astımlılar iş ve okul dahil günlük yaşamlarına, hastalık nedeniyle herhangi bir kısıtlanma olmadan devam edebilirler. Astım pek çok kronik hastalıktan farklı olarak, hastadan hastaya veya aynı hastada farklı zamanlarda farklı seyir gösterebildiği için astım tedavisinde ‘bireyselleşmiş tedavi’ dediğimiz kişiye özgü ve zaman içinde değişkenlik gösterebilen bir tedavi uygulanması büyük önem taşımaktadır. Bu da ancak iyi bir hekim-hasta iş birliği ile mümkündür. Üst solunum yollarının viral enfeksiyonları astımı tetikleyebilir, bu nedenle astımlı hastalara her yıl grip aşısı yaptırmaları önerilmektedir. Ülkemizde astımlı hastaların yüzde 10’undan fazlasının hala sigara içmekte olduğu ve yüzde 30-40’nın obez olduğu bildirilmiştir. Yapılan araştırmalar, sigarayı bırakmanın ve obez hastaların kilo vermesinin, astımın kontrolünü kolaylaştırdığını göstermiştir.

Astımda özellikle çocukluk yaş grubunda fiziksel aktivitenin artırılmasının, mümkünse düzenli sporun hastalığın seyrine olumlu katkıları olduğu gösterilmiştir. Bu sayede günlük kullanılan ilaç dozları, randevusuz hekim başvuruları, astım nedeniyle hastaneye yatışlar ve acile başvuruların azaltılabildiği saptanmıştır, diyen Şahin, astımın korkulacak değil, kontrol altına alınabilecek bir hastalık olduğunu sözlerine ekledi.

Medimagazin
https://www.medimagazin.com.tr/var/www/html/mbeta/guncel/genel/tr-obezite-ve-sigara-astim-kontrolunu-zorlastiriyor-11-681-81601.html
enerji içecekleri zararlımı

Enerji içeceklerinin az bilinen ‘içerikleri’

Enerji içecekleri, özellikle öğrenci, sporcu ve yaş aralığı 21-35 arası aktif her bireyde sıklıkla kullanılan; yüksek miktarda kafein ve şeker, değişen oranlarda B vitamin komplekslerini ayrıca taurin, guarana, ginseng, yohimbin, inositol, glukuronolakton ve karnitin içeriğine de sahip içeceklerdir. Enerji içeceklerinin sosyal olarak güvenli kabul edilir ancak, FDA tarafından güvenli kabul edilmemektedir.

Enerji içeceklerinin içeriğine kısaca bakarsak aşağıda sıralanan maddelere ve o maddenin hangi etkilere sahip olduğunu göreceğiz.

enerji ofis yorgunluk uyku

Kafein

Kafein, yağ tüketimini artırdığı için termo­jenik özellik taşır ve iştahı azaltır. Kafeinin termojenik özel­liği, onun en sık kullanılan psikoaktif madde olma­sını sağlamaktadır. Bundan dolayı, kafein alımı başlangıçta kişiyi daha üretken ve daha konsantre bir birey olmasını sağlayan önemli bir etkenken , 4-6 haftalık küçük dozlarda alımından sonra, nörotransmitter yıkımına neden olarak konsantrasyonu azalttığı ve böylece de öğrenme yeteneğini azalttığı, uykuya dalma ve uykusuzluk şeklinde problemlerine yol açtığı bilinmektedir.  Ancak ; kafeinin günde 400 mg dan az tüketimi, sağlık­lı yetişkinlerde bahsedilen yan etkilere neden olmamakla birlikte günde 400 mg dan fazla tüketimi durumunda ise yan etkilerin ortaya çıktığı gözlemlenmiştir.

Taurin

Doğal bir amino asit olan taurin vücut­ta 40-400 mg arasında bulunurken enerji içeceklerinde 1000 mg olarak bulunmaktadır. Çalışmalar, taurinin dopamin üretimini artırarak lokomotor aktiviteyi artırdığını, alkolün neden olduğu amneziyi azalttığını ve kara­ciğer üzerindeki alkolün toksik etkisini azalttığını göstermiştir. Taurinin, beyinde en önemli inhibitör nörotransmitter olan gama amino bütirik asidi(GABA) etki­leyerek anti-anksiyete ajanı olduğu da bilinmektedir. Ancak, olumlu özelliklerine rağmen ratlar üzerinde yapılan bir çalışma­da elde edilen sonuçlara göre, fazla miktarda taurin tüketiminin serebral dopaminerjik iletimi değiştirdiğini ve böylece hipotermiye neden olduğu saptanmış­tır.

Guarana

Güney Amerika kökenli; uyarıcı özelliği olan bir maddedir. Yüksek oranda kafein, teobromin, teofilin ve tanin içermektedir. Özellikle enerji içeceği içindeki kafeinin gizli artışına neden olan mad­dedir.

Ginseng

‘Panaks ginseng’ bitkisinin kökle­rinden üretilen bir uyarıcıdır. Çok uzun yıllardır enerjiyi artırma, hafızayı geliştirme ve vücudun strese karşı direncini artırma amacıyla kullanıldığı bilinmektedir. Olumlu etkileri ve uzun yıllardır kullanımı ile birlikte farmakolojik özellikleri tam olarak bilinmeyen ginsengin; insomni, bulantı, diyare, baş ağrısı, burun kanaması, yüksek arteryal basınç, karın ağrısı gibi yan etkilere sahip olduğu aynı zamanda antipsikotik ilaçların yan etkilerini daha da artırdığı ve antidepresanlar­la beraber kullanıldığında, serotonin sendromu ve maniye neden olabildiği de bilinmektedir.

Yohimbin

Oldukça güçlü bitkisel bir uyarıcı olup yağ kaybını artırıcı özelliğine ek olarak antidepra­sanların oluşturduğu cinsel yan etkilerin tedavisinde de kullanılan yohimbin aynı zamanda anksiyete, insomni, baş ağrısı, baş dönme­si, deride kızarıklık, panik atak, halusinasyon, kalp hızında artış, yüksek kan basıncı gibi ciddi yan etki­lere ve bunlara ek olarak, epileptik nöbet ve böbrek yetmezliğine varan çok ağır klinik tablolalara neden olabilir. Özellikle karaciğer, böbrek, kalp ve psikiyatrik rahatsızlığı olanların kullanmaması ge­reken bir uyarıcı maddedir.

İnositol

Organizmada glikoz metabolizmasında ürün ola­rak üretilmesine rağmen vücutta bol miktarda bu­lunmaz. Kafein alımı ile vücuttaki miktarını azaldığının ve depresyon tedavisinde, serotoninin etkisini artırdığı için farklı bir kullanım alanı oluşturmaktadır.

Glukuronolakton

Karaciğerde glikozun me­tabolize olması sonrasında oluşan doğal bir mad­dedir. Ancak enerji içeceklerinde bulunan glukuronolakton, elbette sen­tetiktir ve insan vücudunda bulunan miktardan çok daha fazlasını içermektedir.

fizyoterapi, fizyoterapist, fizyoterapi uzmanı, fizik tedavi uzmanı

Fizyoterapist kimdir, 2019 yılı Fizyoterapist maaşları ne kadar?

Fizyoterapistler üniversitelerin Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon ya da Fizyoterapi ve Rehabilitasyon bölümlerini tamamlamış sağlık profesyonelleridir.

Fizyoterapist

Yaralanma ve hareket bozukluğu olan hastaları değerlendirip, özel ölçme yöntemleri uygulayarak hastanın fonksiyon kayıplarını normalleştirmek ve bu süreçte hastaya destek olma işini yürütür.

Fizyoterapist maaşları

Fizyoterapist maaşları oldukça değişkendir. 2019 yılı için genel olarak:

  • Kamu kurumlarında, devlet memuru Fizyoterapist maaşı: 3.900 ₺ – 4.500 ₺
  • Kamu kurumlarında, sözleşmeli devlet memuru Fizyoterapist maaşı: 3.900 ₺ – 4.400 ₺
  • Özel şirketlerde, Fizyoterapist maaşı: 2.000 ₺ – 12.000 ₺

 

kadın sporcu, koşu, koşma, olimpiyat

Dayanıklılık sporlarında beslenme!

Dayanıklılık sporları uzun süreli ve hafif şiddetli 30 dakika- 4 saat aralığında yapılan spor branşıdır.

Süreli dayanıklılık sporlarında kan glikoz seviyesini dengede tutabilmek için ve sıvı kaybının dengelenmesi için ortalama 15 dakikada 250 ml %6 karbonhidrat içerikli sıvı tüketimi önerilmektedir. Protein; Kas yapısını korumak için protein tüketimi önemlidir. Bireyler ortalama ihtiyaçlarına göre günlük 1.1-2.0 g/kg/gün protein tüketimini sağlamalıdır. Yağ; Yağlar enerji kaynağı olarak önemlidir. Yağda çözünen vitaminlerin emilimi için gereklidir. Enerji gereksiniminin artış göstermesi ile birlikte yağ tüketimi de artış göstermektedir.

Beslenme sporcunun yaş, cinsiyet, vücut ağırlığı, spor türü vb. durumlara göre değişiklik göstermektedir. **Beslenme uzmanına danışınız.

Dayanıklık sporları öncesi karbonhidrat tüketimi,

Karbonhidrat; Egzersiz veya spordan 1 saat önce 1-2 g/kg karbonhidrat tüketilmeli. Kompleks ve kolay tüketilebilir karbonhidrat kaynakları olmalı.

Dayanıklılık sporları esnasında karbonhidrat tüketimi,

Karbonhidrat; Egzersiz veya spor sırasında amaç sıvı kaybını dengelemek ve glikojen depolarını doldurmaktır.  Yaklaşık 15 dakikada bir 200-250 ml %6 karbonhidrat içerikli sıvı tüketim önerilmektedir.

Dayanıklılık sporları sonrasında karbonhidrat tüketimi,

Karbonhidrat; Egzersiz veya spor sonrası glikojen depolarını doldurmak için 6 saat boyunca tekrarlar halinde karbonhidrat tüketimi sağlanmalı.

fiziksel aktivite, fa, spor, egzersiz

Egzersiz, spor ve diyabet

Diyabet, kişilerin spor ya da fiziksel aktivite yapmasını engelleyen bir hastalık değildir.

Bireylerin diyabetin komplikasyonlarından korunabilmeleri için elzem bir faktördür. Spor veya fiziksel aktivite diyabet riskini azaltan ve kan şekerinin düzenlenebilmesini sağlayan faktörlerden biridir. İnsülin direncini azaltmakta, kilo kontrolünün sağlanmasında fayda sağlamaktadır. Spor veya fiziksel aktivitede kan şekerindeki meydana gelebilecek düşüklüğü engellemek gerekmektedir. En sık insülin kullanan diyabetik bireylerde kan şekerinde düşüş görülmektedir.

  • Kan şekeri ölçülmeli
  • Bunlar insülin miktarını yapacakları spor veya fiziksel aktiviteye göre azaltmalı
  • İnsülin pompası kullanıyorlarsa pompadan insülin gönderimi durdurmaları gerekmekte
  • Fiziksel aktivite veya spor öncesi 15 gram karbonhidrat tüketilmeli

Kan şekerinin 250-300 mg/dL ve daha yüksek olma durumunda fiziksel aktivite veya sporun yapılmaması gerekmekte, böyle bir durumda bol su tüketimi sağlanması ve dinlenilmesi önerilmektedir.

15 gram karbonhidrat içeren besinler

Meyve Grubu

1 orta boy incir

4 orta boy kuru kayısı

Ekmek ve tahıl grubu

1/4 simit

1 ince dilim ekmek

3 adet bisküvi

Et ve kuru baklagil grubu

4 yemek kaşığı kurubaklagil

90 gram sonrası et, tavuk, köfte

Süt ve süt ürünleri

1 kase yoğurt

1.5 su bardağı süt

**Hazır paketli ürünlerin etiketleri okunmalı!

yürüyüş diyet detoks spor yürüme

Düzenli fiziksel aktivite diyabet, kalp ve inme riskini azaltıyor!

Uluslararası bilimsel çalışmalar, düzenli fiziksel aktivitenin diyabet, kalp hastalığı, inme, hipertansiyon, meme ve kolon kanseri ile alzaymır hastalığı riskini % 40-60 arasında azalttığını ortaya koyuyor

Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Endokrinoloji ve Metabolizma Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Okan Bülent Yıldız, düzenli fiziksel aktivitenin, diyabet, kalp hastalığı, inme, hipertansiyon, meme ve kolon kanseri ile alzaymır gibi hastalıkların riskini % 40-60 arasında azalttığının uluslararası bilimsel çalışmalarla ortaya konduğunu bildirdi.

Prof. Dr. Yıldız, AA muhabirine yaptığı açıklamada, hareketsizliğin tüm dünyada sessizce büyüyen bir salgın haline geldiğini anlattı. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından fiziksel aktiviteye ilişkin 168 ülkede 1,9 milyon kişinin katıldığı 358 çalışmayla, yıllar içinde fiziksel aktivite düzeyinin ele alındığını belirten Yıldız, analizin Lancet Global Health Dergisi‘nin bu ayki sayısında yayımlandığını ifade etti.

Yıldız, analizde dünyada 1,4 milyar kişinin yeterince hareket etmediği ve bu nedenle kalp-damar hastalığı, diyabet ve kanser başta olmak üzere kronik hastalık risklerinin arttığının ortaya konduğunu anlattı.

Kadınlar daha hareketsiz

Analizin sonuçlarına göre, her 3 kadın ve her 4 erkekten biri sağlıklı kalmak için gerekli fiziksel aktivite düzeyine ulaşamıyor.” bilgisini veren Yıldız, sözlerine şöyle devam etti:

Dünyada Delhi, Bangkok ve Sao Paolo gibi bazı büyük şehirlerde sadece işe gidiş gelişte oturarak geçirilen süre günde ortalama 4 saat. Yüksek gelirli ülkelerde hareketsizlik oranları daha fazla iken tüm ülkelerde gelir düzeyinden bağımsız olarak kadınların daha hareketsiz olduğu gözleniyor. Hareketsizlik ile birlikte obezite görülme sıklığı da artıyor. Dünyada fazla kilolu ve obez sayısı erişkinlerde 2 milyar, çocuk ve ergenlerde 380 milyonun üzerinde.

Prof. Yıldız, araştırmalara göre, hareketsizliğin koroner kalp hastalığı vakalarının % 6’sının, tip 2 diyabet vakalarının % 7’sinin, meme ve kolon kanseri vakalarının % 10’unun gelişiminden sorumlu olduğunu ve tüm dünyada her yıl 3,2 milyon ölüme yol açtığını belirtti.

Birleşmiş Milletler’in (BM) 27 Eylül tarihinde gerçekleştirdiği Yüksek Düzey Toplantısı’nda diyabet, kalp, akciğer hastalıkları ve kansere bağlı erken ölümlerin engellenmesini ele aldığını kaydeden Prof. Yıldız, bu konuda “fiziksel aktivitenin artırılması ve sağlıklı yaşam şeklinin benimsenmesi” başlığının öne çıktığını anlattı.

Küresel Fiziksel Aktivite Eylem Planı uygulanmalı

2018-2030 Global Fiziksel Aktivite Eylem Planı’nın uygulanabilmesinin Dünya Sağlık Örgütünce önemli olduğunun vurgulandığını anlatan Yıldız, “Bu plan, hareketsizliği 2025’te % 10, 2030’da % 15 azaltabilmek için tüm ülkelerde aktif toplum, aktif çevre, aktif insanlar ve aktif sistem şeklinde dört stratejik hedef içeriyor.” diye konuştu.

Yıldız, hareketsizliğin yaşlı erkeklerde ölüm riskini sigara, obezite, hipertansiyon ve yüksek kolesterolden daha fazla artırdığına işaret ederek, “Uluslararası bilimsel çalışmalar, düzenli fiziksel aktivitenin diyabet, kalp hastalığı, inme, hipertansiyon, meme ve kolon kanseri ile alzaymır hastalığı riskini % 40-60 arasında azalttığını ortaya koyuyor.” dedi.

DSÖ’nün fiziksel aktiviteyi artırmak için önerilerde bulunduğunu aktaran Yıldız,

Çocuklar, her gün 60 dakika orta ve yüksek şiddetli fiziksel aktivite beraberinde haftanın en az 3 günü kas ve kemikleri güçlendirmeye yönelik hareketler, erişkinler ise haftada en az 150 dakika orta şiddetli ya da 75 dakika yüksek şiddetli fiziksel aktivite, haftada 2 veya daha fazla kas güçlendirici hareketler yapmalı, bilgisini paylaştı.

Prof. Dr. Yıldız, fiziksel aktivitenin spor, hobi ve ev işleri, oyun, ulaşım, alışveriş, temizlik ve merdiven çıkma gibi günlük hayat aktiviteleri şeklinde de olabileceğini belirterek, sağlıklı yaşam için günlük yürüyüşlerin önemine dikkati çekti. İnsanın yaşamı boyunca yaklaşık 100 bin km yol yürüdüğünü, bunun dünyanın etrafında 3 tur atmaya denk geldiğini anlatan Yıldız, şunları kaydetti:

Çalışmalar bir dakikalık yürüyüşün insan ömrünü 1-2,5 dakika arasında uzattığını gösteriyor. Sağlıklı yaşam için her gün yarım saat tempolu yürüyüş yapmayı öneriyoruz. Çünkü, günlük 30 dakika yürüyüş kalp ve akciğerlerin çalışmasını güçlendirir, metabolizmayı hızlandırır, istirahatte dahi daha fazla kalori harcanmasını ve yağ yakımını sağlar, kişiye kendini daha iyi hissettirir, beynin çalışmasını kolaylaştırır, uyku kalitesini artırır, kemikleri güçlendirir, cildi daha sağlıklı yapar. Ayrıca, nikotin, alkol, kafein ve ilaç gibi bağımlılıkları ortadan kaldırmaya yardımcı olur.

AA
https://www.aa.com.tr/tr/saglik/duzenli-fiziksel-aktivite-diyabet-kalp-ve-inme-riskini-azaltiyor/1270464
diş hekimi, diş doktoru, ağız ve diş sağlığı, dişçi, diş diyetisyen

Sporcuların “ağız ve diş sağlığı”nın korunması!

Sporcularda en önemli besin kaynaklarından biri karbonhidratlardır. Yapılan çalışma sonuçları, diyette karyojenik (diş sağlığı açısından zararlı) potansiyele neden olan etmenin toplam karbonhidrat miktarı değil, tüketim sıklığı, besinin ağızda kalma süresi ve karbonhidrat tipi olduğunu belirtmektedir.

Karbonhidratlar; diş sağlığı için istenen ve istenmeyen olarak sınıflandırılmaktadır. İstenen bileşen; süt, meyve, sebze yapısındaki şeker iken istenmeyen besine sonradan üretici – pişiren veya tüketici tarafından eklenen, besinin kendi yapısında olmayan (şekerlemeler, şekerli içecekler, çay şekeri, bisküvi ve kekler, tatlılar, tahıl gevrekleri…) şekerlerdir.

Çalışmalar istenen karbonhidrat tiplerinden düşük ve orta düzeyde süt ve ürünlerinin tüketiminin şekerli, alkolsüz içeceklere tercih edilebilir bir alternatif olduğunu göstermektedir. Peynirin ise, tükürüğün uyarılmasında rolü vardır. Yine sebze ağırlıklı çiğnemeye yönelik beslenme şekli karyojenik etkiyi azaltmaktadır.

Sporcu ve enerji içeceklerindeki basit şeker miktarı göz önüne alındığında tüketim sıklığına dikkat edilmelidir.

Bunun yanında çay tüketiminin (şeker eklenmeden içilen) diş çürük skorunu önemli ölçüde düşürdüğü bildirilmektedir. Çünkü çay antioksidan besin öğeleri ve besin öğesi olmayan fitokimyasallar, iz elementler ve florun besinsel kaynağıdır. Fakat yine de içeriğindeki kafein ve demiri bağlama durumu göz önüne alındığında miktarına dikkat edilmelidir. (Günlük 3-4 fincan kadar).

Sakız çiğnemenin diş çürüklerinin oluşumunu azalttığı belirtilmektedir. Özellikle ksilitol içeren sakızların şekersiz sakızlara göre daha iyi sonuç verdiği gözlenmiştir.

Sporculara hekim tarafından flor preparatları, flor jelleri, flor gargaraları kullanmaları önerilebilir. Çünkü flor (diş minesinin çürüklere karşı dayanıklı hale gelmesini sağlayan) çürük önleyici iz elementtir. Endojen yolla; besinlerle, su içerek, florlu tuz ve tabletlerle (fazla dozun florozis gelişme riskine neden olacağı unutulmamalıdır) egzojen olarak; diş macunları ve ağız gargaralarıyla alınabilir.

kadın sporcu, koşu, koşma, olimpiyat

Vegan sporcuların beslenmesinde protein kaynağı: ”Ekmek ve tahıl grubu”

Besinlerle alınan proteinler hayvansal ve bitkisel kaynaklı olmak üzereye ikiye ayrılmaktadır.

Bitkisel kaynaklı proteinlerin sindirilebilirliği hayvansal kaynaklı proteinlerin sindirilebilirliğinden azdır. Vegan bireylerin bitkisel kaynaklı beslenmesinden dolayı lizin, metionin, triptofan, treonin amino asitlerini sınırlı almaktadır.

tahıl, makarna, ekmek

Sporcuların protein ihtiyacı normal bir bireye göre fazladır. Vegan beslenen sporcuların da protein ihtiyacı fazladır ancak bitkisel kaynaklı beslenmelerinden dolayı yetersizlik görülebilmekte bu durumda bitkisel kaynaklı besinlerin beslenmede %10 artırılması gerektiği önerilmektedir.

ok atma, kadın sporcu

Ekmek ve tahıl grubu protein içermektedir. Aynı zamanda demir ve B grubu vitaminleri içermektedir. Ekmek ve kahvaltılık tahıllar vegan sporcularda önemli enerji ve besin ögesi kaynağıdır. Az işlenmiş kaliteli tahıl tüketiminin arttırılarak günlük beslenme örüntüsünün düzenlenmesi gerektiği bildirilmiştir. Böylelikle vegan sporcunun performansının artış göstereceği ve besin ögesi eksikliğinin görülmesinin engellenebileceği bildirilmiştir.

yağlı tohum, kuru yemiş

Vegan sporcuların beslenmesinde protein kaynağı: ”Yağlı tohumlar”

Yağlı tohumlar bitkisel kaynaklı besinler olup yağ içeriğinin yüksek olmasından dolayı enerji içeriği yüksek besinlerdir.

Yağlı tohumlar B grubu vitaminleri, mineraller, karbonhidrat, yağ ve proteinden zengindir. Yağlı tohumların %17’si karbonhidratlardan oluşmaktadır. Yağ içeriği yüksek ancak yağ örüntüsüne bakıldığında tekli ve çoklu doymamış yağ formlarını içermektedir.

sporcu beslenmesi protein

Bitkisel kaynaklı protein içermektedir. Sporcu ve vegan beslenmesinde protein kaynağı olarak beslenmeye dahil edilmektedir.

  • Bazı yağlı tohumların tuz miktarı fazladır. Bu nedenle hipertansiyon hastalarının yağlı tohum tüketiminde tuzsuz olanlar tercih etmeleri önerilmektedir.
  • Yağlı tohumların yağ içeriğinin yüksek olmasından  dolayı vücut ağırlık kontrol durumunda dikkatli tüketilmesi önerilmektedir.
  • Yağlı tohumlar diyette çeşitlilik sağlamakla birlikte vegan bireylerin beslenmelerindeki temeli oluşturmaktadırlar.
  • Yağlı tohumlar omega-3 kaynağıdır. Bu nedenle kroner kalp hastalığından önleyici etmen olarak tüketimi önerilmektedir.

kahve spor

Sporcularda kafein alımı!

Kafeinin bilim dilindeki adı trimetilksantindir ve günümüzde oldukça sık kullanılan bir madde haline gelmiştir.

Özellikle kahve sayesinde insanlar vücuduna sıkça kafein almaktadır. Bir fincan kahvenin 100 mg kafein içerdiği bilinmektedir.

Kafein sinir sistemini uyarma özelliğine sahiptir ve sporcuların kafein sayesinde uyanık ve zinde kaldıkları bildirilmektedir. Yapılan çalışmalarda kafeinin kalp atımını hızlandırdığını ve kan damarlarını genişlettiği görülmüştür. Hücrelere daha hızlı kan akımı sağlandığı zaman vücudun daha kısa sürede daha fazla enerji üretebileceği düşünülmektedir. Kafein sporcular tarafından ergojenik destek olarak kullanılmaktadır. Yapılan bir çalışmada atletlerin %68’inin düzenli kafein tükettiği görülmüştür.

Yapılan çalışmalar sonucunda kafeinin sarkoplazmik retikulum mekanizmasında kalsiyum giriş çıkışını kolaylaştırdığı, sodyum potasyum aktivitesini olumlu yönde etkilediğini ve kas membran yapısını korumada etkili olduğu tespit edilmiştir.

Bisikletçiler üzerinde yapılan çalışmalar sonucunda kafeinin dayanıklılık performansı üzerinde olumlu etki yaptığı bildirilmektedir. Kafeinin dayanıklılık performansını artırmanın yanında sabit mesafe yarışlarında süreyi kısalttığı da bilinmektedir. Ancak kafeinin sporcularda güç performansı üzerine etkisi konusunda yeterli çalışmalar bulunmamaktadır.
Kafein daha önce Dünya Doping Federasyonu tarafından yasaklı madde olarak ilan edilmişse de günümüzde doping listesinden çıkarılmıştır.

kahve, kafein, kahvee, cofee, kave, diyet kahve

Kafein kaynağı besinler çay, kahve, kolalı içecekler ve çikolata olarak kısaca sıralanabilir.

  • Günlük kafein alımı 200-300 mg olmalı,
  • küçük çocuk ve gebelerde ise 100-200 mg ile sınırlandırılmalıdır.

Yararlanılan kaynaklar
1.Erdoğan O ve ark. Sporcularda Farklı Dozlarda Kafein Kullanımının Metabolizma Üzerine Etkileri, 2009; 11 (4) : 21-28 2.Şen İ, Öztaşyonar Y, Atasever M, Besinlerin Glisemik İndeksi ve Sporcuların Beslenmesi, Beden Eğitimi ve Spor Bilimleri Dergisi Cilt:5 – Sayı:2-2003 3.Aksoy M. Ansiklopedik Beslenme, Diyet ve Gıda Sözlüğü. Hatipoğlu Yayınları, Ankara, 2007: 300-1. 4.International Food Information Council Foundation Caffeine & Health: Clarifying The Controversies. Washington DC. March 2008

Amfetamin

Amfetamin iştah keserken bağımlılık yapıyor!

Amfetamin dikkat bozukluğu, hiperaktivite bozukluğu gibi durumların tedavisi için kullanılmaktadır. Aynı zamanda kilo kontrolünde iştah azaltıcı olarak kullanılan sentetik bir üründür.

Amfetaminin içeriği, bağımlılık yapıcı etkisi ve yan etkilerinden dolayı uyarıcı madde olarak sınıflandırılmaktadır. Amfetamin Avrupa 2017 verilerine göre yasa dışı uyarıcı maddeler arasında yer almaktadır. Uzun süre kullanımında kilo kaybı ile birlikte, halüsinasyon, paranoya, çarpıntı gibi etkilerin görüldüğü bildirilmiştir.

Amfetamin kullanımı sporcularda ideal ağırlığına gelebilmek veya kısa süreli kilo kaybı sağlayabilmek için kullanıldığı bildirilmiştir.

kemik erimesi oteoporoz beslenme diyet

Stronsiyum ve kemik sağlığı

Stronsiyum toprak metal grubunda bulunan bir elementtir.

Toprakta ve suda bol miktarda bulunmaktadır. Toprak ve suda bulunmasından dolayı bitkilerle alınabilmektedir. Böylelikle insan vücudunda da bulunmaktadır. İnsan vücudunda kemiğin yapısında bulunmakta kemiğe sağlamlık kazandırmaktadır.

Sporcuların vegan tarzı beslenme durumunda kemiklerde sağlamlık sağlayabilmeleri için beslenmenin düzenlenmesi ile kemiklerde hasar oluşumunun engellenebileceği bildirilmiştir.

Stronsiyum kalsiyum kadar kemik sağlığı açısından önemli olduğu bildirilmiştir.

Antik Roma dönemindeki savaşçıların çoğunun et ve et ürünleri tüketiminin kısıtlı olduğunun ve genel olarak vegan tarzında beslendikleri bildirilmiştir. Kemiklerdeki stronsiyum fazla tespit edilmiş ve dayanıklılıkları stronsiyum ile ilişkilendirilmiştir.

Sporcularda “glutamin ve sitrülin” kullanımı!

Sitrülin, nitrojen homeostazında kilit rol oynaması ve düzenleyici özellikleri gibi metabolik faaliyetleri fark edildikten sonra önemi artmış bir non-esansiyel aminoasittir.

Sitrüllin ile glutaminin birlikte kullanılması durumunda nitrik oksit üretimini artacağı düşünülmektedir. Nitrik oksit ise iskelet kaslarına oksijen ve besin taşıma görevi üstlenmektedir. Bu sayede kaslara daha fazla besin ve oksijen geçişi sağlanabilir. Ayrıca sitrülinin kas erimesine sebep olan katabolik olayları önlediği düşünülmesine rağmen henüz bu konuda yeterli çalışmalar yapılmamıştır, bu konuyu destekleyecek yeni çalışmalara ihtiyaç duyulmaktadır.

Ergojenik besin desteklerinden glutamin sporcular tarafından sıkça kullanılmaktadır.

Glutamin iskelet kasında ve kanda oranı en yüksek olan aminoasittir.

Glutaminin en önemli metabolik işlevleri kısaca bağışıklık sistemine ve mide-barsak fonksiyonlarına sağladığı faydalar olarak belirtilebilir ancak yoğun egzersizler sırasında vücuttaki glutaminin azalacağı ve bunun da egzersizden kaynaklanan inflamasyonlarda artışa sebep olacağı düşünülmektedir. Egzersiz öncesi glutamin tüketiminin proinflamatuar sitokin salınımını azalttığı bilinmektedir.
Uzun süreli egzersizlerde plazma glutamin seviyesi düşmekte ve bunun sonucu olarak immun fonksiyonlarda azalma olduğu iddia edilmektedir. Plazma glutamin seviyesi egzersizin süresi ve şiddeti üzerinde oldukça önemli bir etkendir. Yapılan çalışmalarda kısa süreli egzersizlerde plazma glutamin seviyesinde artış gözlenmiştir, ancak egzersiz süresi uzun olduğu zaman durum değişmektedir. Örneğin maraton koşularında plazma glutamin seviyesinde düşüş gözlemlenmiştir.

Yapılan bir çalışmada maraton gibi uzun süreli egzersizlerde plazma glutamin seviyesinde gerçekleşen düşüşü engelleyebilmek için sporculara dinlenme zamanlarında ve egzersiz sonrası glutamin takviyesi yapılmıştır. Sporcular maraton yarışından hemen sonra ve 1-2 saat sonra olmak üzere 2 defa 5 gram glutamin takviyesi yapılmıştır. Yarıştan 1 saat sonra yapılan kan testinde glutamin seviyesinde düşüş gözlenmiştir.

Legault ve arkadaşları 2015 yılında yaptıkları çalışmada, glutamin desteğinin antrenman sonrası oluşan kas hasarına ve toparlanma süresine olumlu katkılar sağlayacağını bildirmişlerdir.

Detaylı tavsiyeler için lütfen diyetisyeninize danışın.

Yararlanılan kaynaklar
1.Yılmaz B, Türker PF, Sporcularda İmmünonütrisyon Desteği, Erciyes Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dergisi Cilt 3 Sayı 1 (2015) sf:60-64 2.Kafkas ME, Demirtaş E, Kafkas A, Anabolik Etkiye Sahip Besin Takviyeleri: Potansiyel Mekanizmalar ve Kas Gelişimi İnönü Üniversitesi, Beden Eğitimi ve Spor Bilimleri Dergisi, 2017,4(2),48-56 3.Karakuş M, Sporcularda Ergojenik Destek, Spor Hekimliği Dergisi Cilt: 49, S. 155-167, 2014 4.Legault Z, Bagnall N, Kimmerly DS, The influence of oral L-glutamine supplementation on muscle strength recovery and soreness following unilateral knee extension eccentric exercise. Int J Sport Nutr Exerc Metab, 25(5),2015 417-26

pump etkisi, sporcu kas, sırt, halat çekme

Pump etkisi nasıl artar?

Spor veya egzersiz sonrası kaslarda kan birikiyor ve kasların şişerek şekilli görünmesi sağlanıyor. Bu duruma pump denmektedir.

Spor veya egzersiz sonrası pump etkisini artırmak için,

  1. Spor veya egzersiz öncesi yeterli karbonhidrat tüketimi sağlanmalıdır.
  2. Kas yapısının %75’inin sudan oluştuğu unutulmamalı spor veya egzersiz öncesi, sırasında ve sonrasında su ve sıvı tüketimine dikkat edilmeli. Aşırı terleme ile meydana gelen sıvı ve elektrolit kaybının önüne geçilmesi gerekmektedir.
  3. Suplement kullanımına dikkat edilmelidir. Diyetisyenin önerisi dışında alelade kullanımdan kesinlikle kaçınılmalıdır.
  4. Doymuş yağ tüketimine dikkat edilmelidir.
  5. Basit şeker tüketimine dikkat edilmelidir.

Sağlıklı bir vücut için spor eğitmeniniz ile birlikte spor beslenmesi konusunda yetkin tek sağlık profesyoneli olan  beslenme uzmanınıza danışınız.