barsak, bağırsak, sindirim, karın, kabızlık, kolon

Sağlıklı bağırsak florası obeziteye kalkan oluyor!

Bilim insanları, bağırsak florasında bulunan bakterilerin yapısının yararlı yönde değiştirilmesiyle, insülin direncinin ve obeziteye neden olan vücuttaki yağ kitlesinin azaldığını belirtti.

Hacettepe Üniversitesi (HÜ) Tıp Fakültesi Endokrinoloji Öğretim Üyesi Prof. Dr. Okan Bülent Yıldız, AA muhabirine yaptığı açıklamada, bağırsaklarda yer alan trilyonlarca mikrobun toplu olarak “mikrobiyota” olarak isimlendirildiğini söyledi.

Mikrobiyota değişiklikleri ve bağırsakta vücuda yararlı mikropların azalması ya da fonksiyonlarının bozulmasının, obezite ve diyabet gibi obezite ile ilişkili metabolik hastalıkların gelişmesini kolaylaştırdığının belirlendiğini anlatan Yıldız, bununla ilgili pek çok araştırmanın bilim dünyasıyla paylaşıldığına işaret etti.

Bağırsakta zararlı bakteriler arttığı zaman gıdalarla alınan karbonhidratlardan daha fazla enerji elde edilerek, vücutta yağ ve şeker şeklinde depolandığını aktaran Yıldız,

Bağırsakların geçirgenliğinin artması ile dolaşıma geçen bakteri parçaları düşük dereceli iltihaplanma ile insülin direncini tetikleyerek, metabolizmanın yavaşlamasını ve vücudun yağ depolamasını kolaylaştırıyor. Bu durumda aynı şekilde beslenen ve hareket eden iki kişiden birinde mikrobiyota farklılığı nedeniyle obezite gelişirken diğeri kilo almayabiliyor, diye konuştu.

Hayvan çalışmalarının mikrobiyota üzerinde yapılan değişikliklerin vücut yağ kitlesini ve insülin direncini azalttığını gösterdiğine değinen Yıldız,

İnsan obezitesinde de diyet ve yaşam tarzı değişikliği ile kilo kaybı sağlandığı durumlarda mikrobiyota yararlı yönde değişim gösteriyor, dedi.

Yıldız, insanda mikrobiyotanın 3 yaşına kadar şekillendiğine dikkati çekerek,

Sağlıklı mikrobiyota gelişimi sağlamak ve ileride obezite gelişimini önlemek için normal yolla doğum, anne sütü ve bebeklikte aşırı antibiyotik kullanılmaması önem arz ediyor. Erişkin obez bireylerde prebiyotik özelliği olan lifli gıdalarla beslenme, bağırsak mikrobiyotası üzerinde olumlu etki gösteriyor, açıklamasında bulundu.

AA
https://www.aa.com.tr/tr/saglik/saglikli-bagirsak-florasi-obeziteye-kalkan-oluyor-/1608380
Prof. Dr. Murat Baş

Probiyotikler kilo kontrolüne destek oluyor!

Beslenme ve Diyet Uzmanı Prof. Dr. Murat Baş, uygun probiyotik kullanımının ve sağlıklı beslenme alışkanlıklarının bağırsak sağlığını desteklediğini belirterek, bunun da yiyecek alımıyla iştahın azalmasını sağladığını söyledi.

Prof. Dr. Baş, kilo kontrolü ve sağlıklı mikrobiyata ilişkisinin, sindirim ve bağışıklık sistemini desteklemeye yardımcı olan probiyotiklerin kilo kontrolündeki etkisinin ele alındığı toplantıda, aşırı kilonun artık küresel bir problem olduğunu ve obeziteye bağlı ölümlerin sayısının her geçen yıl arttığını belirtti.

Baş, 1980’den beri obezite ve fazla kilonun yetişkinlerde %27,5, çocuklarda %47,1 oranında artış gösterdiğini, dünyada obez veya aşırı kilolu olan yetişkin nüfus oranı %37 iken, son 33 yılda obezite oranı düşen ülkenin tespit edilmediğini vurgulayarak, bu durum karşısında sağlık örgütleri, araştırma kuruluşları ve bilim dünyasının sağlıklı kilo kontrolüne ilişkin tedbirler almaya başladığını kaydetti.

Bağırsak/bağırsak bariyerinin yaklaşık 400m2 bir yüzeyi kapladığını dile getiren Baş, vücudun enerji harcamasının yaklaşık %40’ını kullandığını ve hemen hemen her 5 günde bir yenilendiğini söyledi.

Probiyotikler, tokluk hormonlarının salınımını destekler

Bağırsak mikrobiyotası ve vücut ağırlığı arasındaki bağlantının kapsamlı olarak birçok çalışmada incelendiğini kaydeden Baş, probiyotiklerin sindirim sağlığını düzenlediğinin altını çizerek, normal ağırlıktaki kişilere göre, kilolu ve obez kişilerin mikrobiyotalarının bozulduğunu söyledi.

Prof. Dr. Murat Baş, probiyotiklerin yağ depolanmasını azalttığına ve dışkı ile yağ atımına destek olduğuna işaret ederek, yapılan çalışmalarda probiyotik takviyesinin, sürekli açlık ve yemek yeme isteği hisseden kişilerde ağırlık kaybını artırdığını ifade etti. Bağırsaklarda üretilen glukagon benzeri peptid-1 (GLP-1) hormonunun kan şekeri seviyesini düzenlemede etkili olduğunu anlatan Baş, şunları kaydetti:

GLP-1

Besinler bağırsaklara girdiğinde, bağırsaklarda üretilen bir hormondur. GLP-1 hormonu kan şekeri seviyesini sabit tutmada önemli bir rol oynar ve kendinizi iyi hissetmenizi sağlar. Vücut ağırlığı kaybından hemen sonra meydana gelen iştahtaki azalma, kısmen GLP-1’in artmasından kaynaklanmaktadır. Bağırsak sağlığı bozulduğunda GLP-1 hormonu seviyesi azalır ve beraberinde iştah artar. Bu nedenle, bağırsak sağlığı bozulmuş kişilerin vücut ağırlığı artma eğilimindedir. Uygun probiyotik kullanımı ve sağlıklı beslenme alışkanlıkları, bağırsak sağlığını destekleyerek GLP-1 hormonu seviyelerini yükseltir ve bu da yiyecek alımının ve iştahın azalmasını sağlar.

Bilim insanı Henna Maria Uusitupa da 2007’de başlayıp 2018’e kadar devam eden klinik çalışmada Bifidobacterium Animalis Lactis B420 probiyotik suşunun düzenli kullanımında total vücut yağ kitlesini düşürdüğünü gözlemlediklerini belirtti. Uusitupa,

Gastrointestinal sistemin kilit fonksiyonu epitel bütünlüğü korumak. Epitel doku bozulduğunda obezite gibi metabolik hastalıklar ortaya çıkıyor. Araştırmamızda Bifidobacterium Animalis Lactis B420’nin epitel bütünlük üzerindeki geliştirici etkisi nedeniyle kilo kontrolüne cevap verdiğini, sağlıksız beslenme ile biriken yağ kütlesinde azalma sağladığını gördük, ifadelerini kullandı.

AA
https://www.aa.com.tr/tr/saglik/probiyotikler-kilo-kontrolune-destek-oluyor/1593877
mide fesadı, mide fesadı nedir, mide fesadı belirtileri, hangi gıdalar mide fesadı yapar, mide fesadını önleme, mide fesadına ne iyi gelir, mide fesatı

Şişkinlik önemli hastalıkların işareti olabilir!

Türk Gastroenteroloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Gastroenterohepatoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Filiz Akyüz, şişkinlik, gaz ve geğirmenin toplumda sık rastlanan şikayetlerden olduğunu belirterek,

Gözle görülür anormallikler yok iken bu şikayetler hassas bağırsak sendromu, fonksiyonel hazımsızlık gibi fonksiyonel hastalıklara eşlik edebilir, dedi.

Ayrıca, laktoz intoleransı, fruktoz intoleransı, fruktan tüketimi, sorbitol tüketimi, gluten duyarlılığı, peptik ülser, reflü, kronik kabızlık, safra taşı hastalıklarıyla ya da tek başına da görülebileceğine dikkati çekti.

Hastalarda, gastrointestinal sistemde çok miktarda gaz veya hava içeriğinin nereden kaynaklandığı sorusunun akla gelebileceğini aktaran Akyüz, hastalığın nedenlerinin bağırsakta gaz üretiminin artması, gastrointestinal sistemde hareket bozukluğuna bağlı birikmiş havanın boşalamaması ve fazla hava yutma şeklinde görülebileceğini ifade etti.

Prof. Dr. Akyüz, yemek yeme ve su içme esnasında hava yutmanın normal fizyolojik bir olay olduğuna işaret ederek, şu bilgileri verdi:

Sağlıklı insanlarda yapılan bir çalışmalarda 10 mililitre sıvıyla yaklaşık 8-32 mililitre hava yutulduğu gösterilmiştir. Dik pozisyonda yutulmuş hava midenin üst kısmında birikir. Midenin üst bölgesindeki gerilmeyle yemek borusu ile mide bileşkesinde geçici gevşeme olur. Böylece yutulmuş hava dışarı çıkar. Hava yemek borusuna girdiğinde gerilmeye neden olur. Böylece yemek borusunun üst kısmı gevşer ve gaz yutağa doğru kaçarak ağız yolu ile atılır (geğirme). Yemek sonrası 3-4 geğirme normaldir. Bu yutkunma esnasında havanın yutulmasından kaynaklanmaktadır. Geğirme reflü ve fonksiyonel hazımsızlıkta sık görülmekle birlikte tek başına bir şikayet olarak da görülebilen bir fonksiyonel gastrointestinal sistem hastalığıdır.

Can sıkıcı tekrarlayan geğirmelerin davranışsal bir bozukluk olup, fazla hava yutulmasından kaynaklandığını aktaran Akyüz, bu hastalardaki değerlendirmenin bir parçasının da psikiyatri olması gerektiğini kaydetti.

Hastalık denilebilmesi için hava yutmanın haftada en az birkaç defa olması ve yaşam kalitesini bozması gerektiğinin altını çizen Akyüz,

Tedavide eğer altta yatan bir hastalık tespit edilmiş ise (reflü, safra taşı veya ülser gibi) onun tedavisi önerilir. Aksi takdirde, davranış terapisi, konuşma terapisi, ilaçlar ve diyet önerilir. Hekimlerin gaz tedavisinde en fazla kullandıkları ilaçlar mide asit baskılayıcılar %22, barsak hareketlerini artırıcı ilaçlar %10, anksiyolitik %8, antidepresan %6, laksatif (ishal yapan ilaçlar) %6, simetikon %4, laktaz enzim replasmanı %2.5, antibiyotik %2.5. Bu ilaçların yararı hastaya göre değişmekle birlikte %30-40 hastada etkili olabilir, açıklamasını yaptı.

Prof. Dr. Akyüz, bağırsak gazı ve karın şişkinliği ön planda ise hastalığın diyet ile ilişkisinin de sorgulanması gerektiğini belirterek, diyet önerisi yaparken hastaya en fazla dokunan ve yedikten sonra şikayet oluşturan gıdaların diyetten çıkarılması önerisinde bulundu.

AA
Muhabir: Elif Küçük, https://www.aa.com.tr/tr/saglik/siskinlik-onemli-hastaliklarin-isareti-olabilir/1360921

“Dispepsi”nin belirtileri nelerdir?

Dispepsi, göğüs veya üst karında rahatsızlık veya ağrıya neden olan bir durumdur. Hazımsızlık başlangıcı yaşayan kişide bu durum genellikle yemek yedikten sonra ortaya çıkar ancak herhangi bir zamanda da olma ihtimali bulunmaktadır. Bu belirti, mide asidinin, sindirim sisteminin astarı ile temas etmesi durumunda tahriş ve iltihaplanmaya neden olmaktadır.

mide fesadı, mide fesadı nedir, mide fesadı belirtileri, hangi gıdalar mide fesadı yapar, mide fesadını önleme, mide fesadına ne iyi gelir, mide fesatı

Hazımsızlık tek başına bir hastalık değildir

Bir belirti olarak gastroözofageal reflü hastalığı, safra kesesi hastalığı veya ülser gibi altta yatan bir durumun sonucu olarak ortaya çıkabilmektedir.

mide fesadı, mide fesadı nedir, mide fesadı belirtileri, hangi gıdalar mide fesadı yapar, mide fesadını önleme, mide fesadına ne iyi gelir, mide fesatı

Hazımsızlık nasıl anlaşılır?

Hazımsızlık probleminiz varsa, aşağıdaki belirtilerden bir veya daha fazlasını yaşayabilirsiniz:

  • Midede ağrı,
  • Dolgunluk,
  • Üst karın veya alt göğüste ağrı veya rahatsızlık,
  • Gaz ya da şişkinlik,
  • Yanma hissi (mide ekşimesi),
  • Bazen hasta hissetmek,
  • Geğirme,
  • Midede gaz toplanması

Bu belirtiler, kendilerine neden olan duruma bağlı olarak hafif, orta şiddet ya da şiddetli olma gibi değişiklikler gösterebilir. Hafif belirtilerin çoğu evde idare edilebilir ve kişi bir hekime ve diyetisyene gitmek zorunda kalmaz. Bununla birlikte, belirtiler şiddetli ise, sadece bedensel aktiviteden sonra başlıyorsa veya kendi kendine yardım önlemlerini aldıktan sonra bile iyileşme olmuyorsa muhakkak diyetisyen ve hekimden yardım alınmalıdır.

mide fesadı, mide fesadı nedir, mide fesadı belirtileri, hangi gıdalar mide fesadı yapar, mide fesadını önleme, mide fesadına ne iyi gelir, mide fesatı

5 maddede “Dispepsi / Hazımsızlık”

Hazımsızlık veya mide küsmesi olarak da bilinen dispepsi, üst karındaki rahatsızlığı veya ağrıyı anlatan bir terimdir. Bu bir hastalık değildir. Dispepsi genellikle şişkinlik, mide bulantısı ve geğirme gibi semptomlardan oluşan bir gruptur.

Hazımsızlık genellikle sindirim sisteminin mukozasıyla temas eden mide asidi (sindirim sisteminin hassas koruyucu astarı nedeniyle oluşur. Mide asitleri mukozayı parçalayıp, tahriş ve iltihaplanma yaratarak hazımsızlık semptomlarını tetikler.

Çoğu vakada hazımsızlık, sağlıksız beslenme beslenme ya da alkollü içki tüketimi ile bağlantılıdır. Bazen enfeksiyon veya bazı ilaçlar da neden olabilir.

1. Dispepsi / hazımsızlık belirtileri nelerdir?

Hazımsızlığı olan çoğu insan mide veya göğüs bölgesinde ağrı ve rahatsızlık hisseder. Bu his genellikle yiyecek veya içecek tükettikten sonra ortaya çıkar. Bazı durumlarda semptomlar yemekten bir süre sonra ortaya çıkabilir. Fazla yemek yenilmediği halde tokluk, şişlik olabilir.

Mide yanması ve hazımsızlık iki ayrı rahatsızlıktır. Mide yanması, genellikle yemek yedikten sonra göğüs kemiği arkasında yanma hissidir.

Dispepsi rahatsızlığının aşağıdaki belirtileri de yaygındır:

  • Mide bulantısı,
  • Geğirme,
  • Şişkinlik

Çok nadir durumlarda hazımsızlık mide kanseri semptomları olabilir. Hafif hazımsızlık nadiren endişelenilecek bir şey değildir. Semptomlar iki haftadan uzun sürerse, hekime görünmelidir. Ağrı şiddetli ise ve derhal aşağıda belirtilen durumlarda hekime danışınız:

  • İştah kaybı veya kilo verme
  • Kusma
  • Siyah dışkı
  • Sarılık
  • Göğüs ağrısı
  • Nefes darlığı
  • Terleme

2. Dispepsi / hazımsızlık nedenleri nelerdir?

Hazımsızlık genellikle yaşam biçimiyle ve beslenmemiz ile ilgilidir. Ayrıca enfeksiyon veya diğer bazı sindirim rahatsızlıkları sebep olabilir.

Sıklıkla görülen hazımsızlık nedenleri şunları içerir:

  • Fazla yemek
  • Çok hızlı yemek
  • Yağlı yiyecekler yemek
  • Baharatlı gıdaları tüketmek
  • Çok fazla kafein tüketmek
  • Çok fazla alkol içmek
  • Çok fazla çikolata tüketmek
  • Çok fazla gazlı içecek tüketmek
  • Duygusal travma
  • Safra kesesi taşları
  • Gastrit (mide iltihabı)
  • Hiatus herni
  • Enfeksiyon, özellikle “Helicobacter pylori” olarak bilinen bakteriler
  • Sinirlilik
  • Obezite (karın içindeki daha fazla basıncın neden olması)
  • Pankreatit (pankreas iltihabı)
  • Peptik ülser
  • Sigara içmek
  • Bazı ilaçlar, örneğin antibiyotikler ve NSAID’ler (non-steroid anti-inflamatuvar ilaçlar)
  • Mide kanseri

Hazımsızlığın nedeni bulunamazsa, fonksiyonel dispepsi olabilir. Bu, midenin besini kabul etme ve sindirme kabiliyetine zarar verecek bir hazımsızlık türüdür ve daha sonra bu besini ince bağırsakta geçirme özelliği hasar görmektedir.

3. Hazımsızlık teşhisi ve tanı testleri

Hastaların çoğunda hazımsızlık hafiftir ve çok sık ortaya çıkmaz. Bu gibi durumlarda genellikle tedavi gerekmez. Hazımsızlığı düzenli olarak hisseden kişiler hekime görünmelidir.

Hastaya semptomlar, tıbbi durumu ve muhtemelen ailenizin geçmişi hakkında bilgi istenir ve göğüs ve mide kontrol edilir. Bu, hassas veya duyarlı olup olmadığını anlamak için karnın farklı bölgelerine baskı uygulamak olabilir.

4. Dispepsi / hazımsızlık tedavisi

Hazımsızlık tedavisi, altında yatan nedenlere ve semptomların şiddet derecesine bağlı olarak planlanır.

Beslenme ve yaşam tarzı değişiklikleri: Semptomlar hafifse ve hazımsızlık sık görülmüyorsa, bazı yaşam tarzı değişiklikleri muhtemelen belirtileri hafifletecektir. Bu genellikle daha az yağlı yiyecekler yemek, daha az kafein, alkol ve çikolata tüketmek, her gece en az 7 saat uyumak ve baharatlı yiyeceklerden kaçınmayı içerir.
Yukarıdaki tavsiyelerin yanı sıra, nedenlerine ve belirtilerine bağlı olarak ilaç tedavisi uygulanabilir. Dahası için diyetisyen ile görüşmelisiniz.

5. Hazımsızlık komplikasyonları nelerdir?

Olguların büyük çoğunluğunda hazımsızlık hafiftir ve sık görülmez. Şiddetli hazımsızlık zaman zaman aşağıdaki komplikasyonlara neden olabilir:

Özofagus striktürü: Eğer hazımsızlık asit reflüden kaynaklanıyorsa, mide asidi yemek borusuna geri sızarsa ve mukozayı tahriş ederse, yemek borusu yaralanabilir. Yemek borusu nihayetinde daralmış olabilir. Özofageal darlıkları olan hastalarda yutkunma güçlüğü olabilir. Yiyecekler göğüs ağrısına neden olan boğazdan sıkışabilir. Yemek borusunu genişletmek için bazen ameliyat gereklidir.
Pilor stenoz: Bunun nedeni, mide asidinden sindirim sisteminin astarının uzun süreli tahriş edilmesidir. Pilorus (mide ile ince bağırsak arasında geçiş) yara izi bırakılmış ve daralmıştır. Besinler düzgün sindirilemiyordur. Pilorun genişlemesi cerrahi gerektirebilir.
Peritonit: Periton iltihabı (karın ve pelvisin iç duvarını örten hücrelerin doku tabakası). Ameliyat, peritondaki hasarı onarabilir ve antibiyotikler bazen enfeksiyonla başa çıkmak için reçete edilir.

Hastalopedi
http://www.hastalopedi.com/dispepsi-ve-hazimsizlik/
Melis özkaya kabızlık

Kabızlığa karşı 12 besin!

Kabızlık, yanlış beslenme alışkanlıklarından, kullanılan ilaçlardan, ameliyat sırasında meydana gelen potasyum kaybından etkilenen bağırsak hareketlerinin yavaşlaması durumudur. Haftada 3 gün veya daha uzun süre dışkılamama ile belirti veren kabızlık, genel olarak posa içeriği düşük besinlerle beslenme sonucu ortaya çıkar.

Yüksek posalı bir diyet, kabızlığı önlemeye yardımcı olsa da, içilen su miktarının artırılmaması şişkinlik, gaz veya ishale neden olabilir. Yapılan çalışmalar günde 50 gr’dan fazla posa alımının kalsiyum, magnezyum, demir, çinko gibi minerallerin ve vitaminlerin emilimlerinde azalmaya neden olduğunu göstermektedir. Bu nedenle posa alımı arttıkça, beraberinde su tüketimi de artırılmalıdır.

Beslenme ve Diyet Akademisi kabızlık, kolon kanseri, diyabet, obezite ve daha bir çok hastalık riskinin azaltılması için kadınların günde 25 gr, erkeklerin ise günde 38 gr posa tüketmesini önermektedir.

Siz de kabızlık problemiyle başa çıkamayanlardan mısınız? O zaman bu problemi atlatmanıza yardımcı 12 besin;

1. Kabızlığa karşı 12 besin: KİVİ

Yüksek miktarda C vitamini ve posa içermesi nedeniyle kabızlık problemi yaşayan bireyler tarafından tercih edilebilecek ideal bir meyvedir. 1 orta boy kivi, yaklaşık olarak 2,5 gr posa sağlaması ve içeriğindeki meyve şekeri olan fruktozu az miktarda içermesi nedeniyle diyabetik bireyler, gaz ve kabızlık problemi yaşayan bireyler tarafından tüketilebilir. 2013 yılında Gıda ve Beslenme araştırmaları kivi tüketmenin bağırsak hareketlerini arttırdığını ortaya koymuştur.

2. Kabızlığa karşı 12 besin: TATLI PATATES

Günlük posa ihtiyacının dörtte birini karşılayan 250 gr tatlı patates (7.5 gr posa) kabızlık ve gaz problemi yaşayan bireyler tarafından tüketilebilir. Ayrıca kolayca sindirilebilmesi nedeniyle 7-8 aylık bir bebekten , 80 yaşındaki bir yetişkine kadar her yaş grubunun tüketebileceği ideal bir besindir. İçeriğindeki beta-karoten ve C vitamini , bağışıklık sisteminin güçlenmesine ve kolon kanseri riskinin azaltılmasına, göz ve cilt sağlığının korunmasına yardımcı olur. Ayrıca glisemik indeksi düşük, potasyum içeriği yüksek bir besin olması nedeniyle diyabetik bireyler tarafından da tercih edilebilir.

3. Kabızlığa karşı 12 besin: ENGİNAR

Enginar, safra üretiminin artışını sağlayarak, besinlerin sindirimini kolaylaştırır. Özellikle hazımsızlık ve gaz probleminin önlenmesine yardımcı bir besindir. İçeriğindeki çözünmez posa sayesinde dışkı hacmini arttırarak bağırsaklardan geçişi kolaylaştırır. Bütün bu nedenlerle kabızlık problemi yaşayan bireylerin diyetlerinde yer alması gereken bir besindir.

4. Kabızlığa karşı 12 besin: CHİA TOHUMU

Chia tohumu, jelleşme özelliğine sahip olduğundan dışkının bağırsaklardan daha kolay geçişini sağlar. Ayrıca iki çorba kaşığında yaklaşık 5 gr posa içermesi nedeniyle de kabızlık problemi yaşayan bireyler tarafından tercih edilebilecek ideal bir tohumdur. Yoğurdun üzerine, yulaf kasenize, salatalarınıza, pudinglere kullanarak gün içerisinde tüketebilirsiniz.

5. Kabızlığa karşı 12 besin: KURU ERİK

Kuru erik, yüksek miktardaki lif içerikleri ve bağırsaklara su çekerek doğal müshil etkisi yaratan ‘sorbitolü ‘ içermesi nedeniyle kabızlığın önlenmesine yardımcıdır. Ayrıca kabuğunda bulunan ‘dihidrofenilizatin’ maddesi nedeniyle de doğal müshil etkisi gösterir. Ancak fazla miktarda sorbitolün gaz problemine neden olabileceğine dikkat edilmeli ve şeker içeriği çok yüksek bir meyve olduğundan aşırı tüketiminden kaçınılmalısır.

6. Kabızlığa karşı 12 besin: YULAF

Yulaf içeriğindeki vitaminler, mineraller ve çözünmez posa içeriği nedeniyle bağırsaklara su çekerek dışkının yumuşak bir hal almasına ve kabızlık probleminin önlenmesine yardımcı olur. 1 fincan yulaf ezmesi, yaklaşık 4 gr posa içerir ve bu posa içeriğinin yarısı çözünmez posadan oluşup kabızlığın önlenmesine, yarısı çözünür posadan oluşup kolesterolün düşürülmesine yardımcıdır. Sabah kahvaltılarında hazırlayacağınız bir yulaf ezmesi, üzerine yaban mersini, böğürtlen gibi meyveler kabızlığınız için ideal bir seçim olabilir.

7. Kabızlığa karşı 12 besin: TAM TAHILLI EKMEKLER

Tam tahıllı ekmekler, %100 tam buğday unundan yapılan, posa içeriği çok yüksek ekmekler olup, 1 diliminde 1,9 gr çözünmeyen posa içermektedir. Kepekli tahıllardan yapılan ürünlerin tüketimi sadece kabızlık probleminin değil, aynı zamanda kalp hastalıklarının önlenmesi için de önemlidir. Yapılan çalışmalar tam tahıllı ekmek olan çavdar ekmeğini tüketen bireylerin, tüketmeyenlere göre daha az kabızlık problemi yaşadığını göstermektedir. Bunun nedeni de çavdardaki diyet posasını oluşturan ‘Arabinoxylan’ maddesinin bağırsaklardan geçişi kolaylaştırmasıdır. Bu nedenle kabızlık problemi yaşayan bireyler tarafından tam tahıllı ürünler mutlaka tüketilmelidir.

8. Kabızlığa karşı 12 besin: ARMUT ve ELMA

Armut ve elma gibi meyveler kabuklarındaki ‘pektin’ maddesi nedeniyle kabızlık problemi yaşayan bireylerin diyetlerine ekleyebilecekleri meyvelerdir. Sadece pektin maddesi değil, aynı zamanda çözünür ve çözünmez posa içeriklerinden dolayı da kabızlığın önlemesine yardımcı olurlar. 1 orta boy armut günlük lif ihtiyacınızın 5.5 gr’ını karşılarken, bir orta boy elma 4.4 gr’ını karşılar. Ancak bu meyvelerin, posa içeriklerinin büyük bir bölümü kabuk kısmında bulunduğundan mümkünse kabuğu soyulmadan tüketilmelidir.

9. Kabızlığa karşı 12 besin: FASULYE

Kuru fasülye, siyah fasülye, pinto fasülye, cannelloni fasülye , yeşil fasülye gibi çeşitli türleri olan fasülye protein, vitamin ve posa açısından oldukça zengindir. İçeriklerindeki yüksek posa miktarı sayesinde suyu bağırsaklara çekerek dışkı atımının daha kolay olmasına yardımcı olur. Sadece kabızlığın önlenmesinde değil aynı zamanda bağırsaklarda yaşayan bakterilerin dengelenmesini sağlar. Ancak gaz yapması nedeniyle, akşam yemeklerinde tüketimlerine dikkat edilmelidir. Kimyon eklenerek pişirilmesi, gaz yapıcı maddelerin azaltılmasına yardımcı olur. ½ bardak fasülye yaklaşık 9.5 gr lif sağlayarak günlük ihtiyacımızın büyük bir bölümünü karşılamaktadır. Bu nedenle salatalarınızda, çorbalarınızda, makarnalarınızda kullanabilir, hatta bu yaz aylarında bir piyaz yapıp tüketebilirsiniz.

10. Kabızlığa karşı 12 besin: BROKOLİ

Fasülye gibi brokoli de mükemmel bir posa kaynağıdır. Kalorisi az olan bu yeşil sebze, yüksek posa içeriğinin yanında önemli bir C vitamini kaynağıdır. 150 gr brokoli yaklaşık olarak 3.8 gr posa içerip günlük posa ihtiyacının yaklaşık %15’ini karşılamaktadır. Brokoliyi garnitür olarak, fırında veya çiğ olarak tüketebilir, kabızlığınızın önlenmesine yardımcı olabilirsiniz.

11. Kabızlığa karşı 12 besin: ÇİLEK, AHUDUDU, BÖĞÜRTLEN ve YABAN MERSİNİ

Antioksidan deposu olan bu meyveler, aynı zamanda iyi bir posa kaynağıdır. Isırdığınız her bir lokmada, vücudunuza sağlık deposu olan bu meyvelerin lifli tohumları geçiyor. Bu tohumlar kabızlığı olan bireyler için öyle olumlu etkilere sahip ki. Posa içeriği yüksek olan bu meyvelerden biir fincan çilek 3 gr posa sağlarken, ahududu 8 gr, böğürtlen 7.6 gr ve yaban mersini 3.6 gr posa içermektedir. Yulaf ezmesinin, salataların, kreplerin, smoothielerin içerisine ekleyip gün içerisinde tüketebilirsiniz. Ancak taze veya dondurulmuş olanları tercih ediniz. Konserve içerisinde olanlar, enerjisi yüksek şuruplarla hazırlanabileceğinden tüketiminden kaçınınız.

12. Kabızlığa karşı 12 besin: YAĞLI TOHUMLAR

Kuruyemişler, kabızlığın hafifletilmesine yardımcı posa içeriği yüksek, protein ve sağlıklı yağ kaynaklarıdır. Badem, ceviz, fındık gibi yağlı tohumların lif içeriği daha yüksek olup fincan bademde 6 gr posa bulunmaktadır. Ayrıca keten tohumu, susam tohumu, kabak çekirdeği gibi tohumlarında lif içeriği oldukça yüksek olup, tüm bu yağlı tohumları salatanıza, yoğurdunuza, yemeklerinize, omletlerinize ekleyerek tüketebilirsiniz. Ancak kalorileri yüksek olduğundan tüketimlerine dikkat edilmelidir.
Beslenme alışkanlıklarınız yanında gün içerisinde tükettiğiniz su miktarının az olması, fiziksel aktivitenizin düşük olması da kabızlık problemi yaşamanızın bir diğer nedeni olabilir. Bu nedenle hem bağırsak hareketlerinizi arttıran bu besinlere tüketmeye, hem de su tüketimi ve fiziksel aktivitenizi arttırmaya özen gösterin.

Vücudunuz hayatınız boyunca size ait olan tek şey… Besinler ilacınız, ilacınız besinler olsun.. Sağlıkla kalın..

Dyt. Melis ÖZKAYA

  • Beslenme Uzmanı
  • Profesyonel Yazar
  • İskenderun
mide ekşimesi diyetisyen pelin güloğlu

Mide ekşimesi mi?

Mide ekşimesi genel olarak midenin fazla miktarda asit üretmesi nedeniyle oluşur.

Mide ekşimesini önlemek için midenin asit içeriğini artırmamak gereklidir. Bunun için;

  • Kahve, çay gibi içecekleri yemekten hemen sonra tüketmemek,
  • Kafeinden sakınmak
  • Portakal, limon, domates gibi asit içeren besinleri bir süre kısıtlamak,
  • Sigara tüketmemek ya da tüketime ara vermek,
  • Alkollü içkilerden uzak durmak,
  • Gazlı içecekleri tüketmemek,
  • Baharatlı ve acılı besinlerden uzak durmak,
  • Kızartmalardan ve cipslerden uzak durmak,
  • Çikolata ve nane de kişiden kişiye mide rahatsızlığını artırabilmektedir bu nedenle tüketiminde dikkatli olunmasında fayda var.

Sağlıklı günler, sağlıklı hayatlar!

Gerçek Diyetisyenler Sitesi Uzman Yazarı - Diyetisyen Pelin Güloğlu

Ramazanda reflü ve gastrit hastaları nelere dikkat etmeli?

Uzun süreli açlık döneminden sonra boş mideye birden ve aşırı miktarda besin girmesi özellikle GÖRH ve gastriti olan hastalarda yakınmalara yol açabilir.

İftara çorba veya su gibi sıvı besinlerle başlayın ve 5 – 10 dakika gibi bir bekleme süresinden sonra az yağlı veya tercihen yağsız et veya sebze yemeği ve/veya salata ile devam edin. Özellikle GÖRH mide boşalmasını geciktiren aşırı yağlı yiyecekler reflü yakınmalarında artışa neden olur.

IBS ve reflüsü olanlar iftar sırasında besinleri iyi çiğneyerek yutmalı. Ayrıca yemek yedikten sonra sırt üstü yatmamaları ve sindirimi kolay sulu, lifli, zeytinyağlı besinleri seçmesi gerekiyor. İftardan sonra tatlı veya meyve tüketilecekse sütlü tatlılardan az miktarda tercih edilmeli. Akşam saatlerinde sindirimi güç olan kabuklu meyveler yerine çilek, kiraz, muz gibi lif içeriği yüksek olan meyveler tercih edilmeli.

İftar ile sahur arasında sık aralıklarla az miktarda ara öğün almak sahur sırasında daha az yemek tüketilmesine neden olacağından önerilir. Sahurdan sonra hemen uyumak yerine mide boşalması için 1-2 saat süre geçtikten sonra uyumak basitçe alınacak önlemlerin başında gelir.

barsak, bağırsak, sindirim, karın, kabızlık, kolon

Prebiyotik ve probiyotikler henüz kanıtlanmış değil!

mikro-biota konusundaki çalışmaların bilim insanları açısından heyecan verici olduğunu söyleyen Prof. Dr. Yıldız, mikro-biotaya yönelik kullanılan probiyotik ve prebiyotikler ile ilgili ise tıp dünyasında henüz bilimsel kanıt düzeyi yüksek insan verisi olmadığına dikkat çekti…

Beyin ile bağırsak arasındaki ilişki ve mikro-biota konusunda çalışmalar yürüten Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Endokrinoloji ve Metabolizma Bilim Dalından Prof. Dr. Okan Bülent Yıldız, Medimagazin’e yaptığı açıklamada,

mikro-biota ilginç bir konu ve vücudumuzun yeni bir organı olarak tanımlanıyor. Vücudumuzun değişik yerlerinde; derimizde, bağırsağımızda 100trilyondan fazla mikrooranizma var. Bağırsağın içindeki mikropların bir kısmı yararlı iken bir kısmı vücudumuza zarar verebiliyor. Bu mikropların sayısının artması veya azalması vücut fonksiyonunu etkiliyor, dedi.

mikro-biotanız hastalık riskinizi gösterebilir

mikro-biota konusunda Avrupa ile işbirliği içerisinde çalışmaya başladıklarını belirten Yıldız,

mikro-biota ile ilgili literatürde çok ilginç veriler var. Örneğin; bağırsağınızdaki bir mikrobun artması sonrası, o mikrobun salgıladığı bir maddenin dolaşımınıza geçmesi, ve sonrasında beyninizdeki iştah merkeziyle etkileşmesi sizin ne kadar yediğinizi, ne kadar kilo alacağınızı ya da diyabet riskinizi belirleyebilir, açıklamasında bulundu.

Hayvan çalışmalarıyla kanıtlandı, sıra insan çalışmalarında

Hayvan modeli çalışmalarında çeşitli hastalıkların bağırsaktaki florada yerleşmiş mikroplarla ilişkisi olduğunun gösterildiği bilgisini veren Prof. Dr. Yıldız, insan çalışmalarında ise mikro-biota değişiklikleri ile hastalık ilişkisine dair erken veriler olduğunu ancak hayvan çalışmalarında yer alan neden-sonuç ilişkisinin henüz insanlarda net olarak gösterilemediğini belirtti.

medimagazin.com.tr/hekim/tibbi-gelismeler/tr-prebiyotik-ve-probiyotikler-henuz-kanitlanmis-degil-2-19-73944.html
mide fesadı, mide fesadı nedir, mide fesadı belirtileri, hangi gıdalar mide fesadı yapar, mide fesadını önleme, mide fesadına ne iyi gelir, mide fesatı

“Aşırı gaz” oluşumuna yol açan besinler listesi!

İnsanın sindirim sisteminde oluşan gaz miktarı kişiden kişiye ve tüketilen besinlere göre değişir. Bu nedenle “normal” gaz tanımı da zordur. Her bireyin sindirim kanalında gaz (bağırsak gazı) oluşur fakat gazı çıkartmak utandırıcı ve rahatsız edici olabilir.

Aşırı gaz yakınması olanlara aşağıdaki sorular sorulur

  • Yemeğinizi hızlı veya stres içinde mi yersiniz?
  • Kuru fasulye, lahana ve muz gibi gaz üreten besinleri aşırı tüketir misiniz?
  • Sigara, puro içer misiniz?
  • Gevşek takma dişiniz var mı?

Karbonhidrat içeren besinler gazın oluşumundan sorumludur. Yağlar ve protein gaz oluşumuna neden olamaz ancak kokusunu etkileyebilir.

Şekerler

Gaz üretimine neden olan şekerler rafinoz, laktoz, fruktoz ve sorbitoldür.

Rafinoz

  • Fasulyede fazla miktarda bulunurken
  • lahana,
  • Brüksel lahanası,
  • brokoli,
  • kuşkonmaz,
  • diğer sebzeler ve

hububatta az miktarlarda bulunur.

Laktoz

Laktoz sütte bulunan doğal şekerdir. Aynı zamanda süt ürünlerinde de bulunur. (Süt, peynir, krema, dondurma)

Fruktoz

Soğan, enginar, armut ve buğday da bulunur. Fruktoz aynı zamanda bazı içeceklerde ve meyve sularında tatlandırıcı olarak kullanılır.

Sorbitol

Doğal olarak meyvelerde bulunur. Elma, armut, erik, şeftalide sorbitol vardır. Sorbitol aynı zamanda yapay tatlandırıcı olarak yemeklerde, sakız ve şekerlerde bulunur.

Nişastalar

Patates, mısır, sehriye ve buğday kalın bağırsakta gaz üretimine neden olur. Nişastalar içinde pirinç gaz üretilmesine neden olmaz.

Diyet lifleri (Posalı besinler)

Çoğu gıda, çözünebilen ve çözünmeyen lif içerir. Çözünebilen liflerin sindirimi kalın bağırsakta olur ve gaz üretirler. Fasulye, kuru bezelye, soya fasulyesi, mercimek, yulaf kepeği, çoğu meyve çözünebilir lif içerirler. Çözünmeyen lifler, kalın bağırsakta sindirilmeden dışkı ile atılırlar. Bu nedenle gaz üretimi çok az olur.

ishal

İshalin en hızlı tedavisi: “Beslenme”

Yüksek miktarda C vitamini ya da magnezyum içerikli besin tüketmek, içme suyunun kirli olması gibi birçok neden ishale neden olabiliyor.

barsak, bağırsak, sindirim, karın, kabızlık, kolon

Normal şartlarda hem gıda hem de sıvı tüketimi yapılmasından dolayı insan vücudunda yemek bol miktarda suyla karışır. Bu besinler kalın bağırsağa gitmeden önce çoğunlukla sıvı durumdadır. Kalın bağırsak normalde bu içeriğin suyunu emer ve katı hale getirir ancak ishal durumunda bu işlevini yerine getiremez. Bunun sonucunda da dışkı aşırı derecede sulu olur ve vücut su kaybetmeye başlar.

Alkol tüketiminin ardından ishal görülebilmektedir. Daha önce bahsettiğimiz gibi vücut dışkılanacak içeriğin katılaşması için suyunu emer. Ancak alkol su emme yeteneğini azaltır, hatta su salmalarına neden olabilir. Alkol kaynaklı ishalde alınan alkolün miktarı etkilidir. Aynı zamanda akşamdan kalma durumunun belirtilerinden biri de ishaldir.

mide fesadı, mide fesadı nedir, mide fesadı belirtileri, hangi gıdalar mide fesadı yapar, mide fesadını önleme, mide fesadına ne iyi gelir, mide fesatı

İshal nasıl tedavi edilir?

İshale yakalananlar, ishal nasıl geçer, sorusuna yanıt ararlar. İshal tedavisi sırasında vücudun kaybettiği suyu yeniden kazanmak önemlidir. İshalin her türlüsünde (dizanteri de dahil) en önemli unsur vücuttaki su oranının korunmasıdır. Ancak elektrolitle dengelenmeden bol su tüketilmesi elektrolit dengesizliğe neden olabilir. Bu su zehirlenmesi gibi ölümcül bir duruma yol açabilir.

Yine düzenli olarak sık ve küçük öğünlerle yemek yenmeli, vücuda besin takviye edilmelidir. Burada öğünleri yavaş tüketmek önemlidir.

iş yaşamında beslenme, işte diyet, ofis zayıflama

Havuç, pirinç lapası, elma, pirinç suyu, yoğurt, ayran, kahve, muz, zencefil çayı, patates çorbası, bal, elma sirkesi, böğürtlen, keçiboynuzu ve sade maden suyu gibi besinler tüketilmeli, yiyeceklerde yağ oranının düşük olmasına dikkat edilmelidir. İshal durumunda peynir, yağlı yiyecekler, lahana, diyet bisküviler, kepekli ekmek, çiğ sebzeler, çikolata ve kızartma tüketmemeniz gerekir. Dahası için beslenme ve diyet uzmanınıza danışınız.

Peptik ülserde beslenme tedavisi

Sindirim sisteminin gastrik sekresyonunun erişebildiği bölümde oluşan akut veya kronik ülserasyondur.

mide fesadı, mide fesadı nedir, mide fesadı belirtileri, hangi gıdalar mide fesadı yapar, mide fesadını önleme, mide fesadına ne iyi gelir, mide fesatı

Peptik ülser özefagus alt ucunda, midede ve duedenumda görülebilir. Akut ülserin bulguları nispeten şiddetli olup ani başlar ve kısa sürer.

mide ülseri

Kronik ülserin ise bulguları yavaş yavaş başlar ve kronik bir seyir gösterir. Ülserin görülme sıklığı % 10’dur ve erkeklerde daha sık görülür.

mide fesadı, mide fesadı nedir, mide fesadı belirtileri, hangi gıdalar mide fesadı yapar, mide fesadını önleme, mide fesadına ne iyi gelir, mide fesatı

Etyolojik faktörler arasında helicobacter pylori sık görülür. Gastrik asit, pepsin salgısı, dışında aspirin gibi nonsteroidal antiinflamatuar ilaçlar da ülsere neden olan yardımcı faktörlerdir. Gastrik mukozayı irrite ederek kanamaya ve ülserasyona neden olurlar.

diyetisyenler, beslenme uzmanları, diyet doktorları, beslenme ve diyet uzmanları

Ülserin klinik bulguları

1. Karın ağrısı
2. Özellikle yemek sonrası kusma
3. Ağızdan ve dışkıdan kan gelmesi
4. Bulantı
5. Besinin ağıza geri gelmesi
6. Yanma
7. Geğirme
8. Karında dolgunluk
9. İştah bozuklukları

hekim sağlık doktor

Ülserde beslenme tedavisi nasıl olmalıdır?

  • Yemek saatleri belirli ve düzenli olmalıdır.
  • Üç ana öğün tüketilmelidir.
  • Rafine karbonhidratların olumsuz etkileri vardır. Şeker bazı hastalarda midede yanmaya neden olduğundan şeker tüketimi azaltılmalıdır.
  • Doku onarımı ve yapımı için proteinden zengin besinler tüketilmelidir.
  • Yağların, özellikle bitkisel sıvı yağların olumlu etkileri vardır.
  • Diyetisyen denetiminde hazırlanan beslenme tedavisi, enerji ve besin öğeleri bakımından yeterli ve dengeli olur.
  • Süt gastrik asit salgısını arttırıcı etkiye sahiptir. Ülserli kişiler sütü normal miktarlarda fakat yanında bir başka besinle tüketmelidirler.
  • Tuz gastrik mukozayı olumsuz yönde etkilediği için normal oranlarda tüketilmeli, tuzlanmış, salamura besinler azaltılmalıdır.
  • Acı baharatlar mide mukozasında harabiyete neden olabilmektedir. Bu nedenle acı baharatlardan kaçınılmalıdır.
  • Kahvede bulunan kafein gastrik asit ve pepsin salınımını artırır, sindirim güçlüğüne neden olabilir. Bu nedenle çay ve kahve tüketimi azaltılmalıdır.
  • Alkol mukozal direnci azaltır, gastrik asit salgısını uyarır. Bu nedenle tüketilmemelidir.
  • Asitli meyve suları dispepsi (hazımsızlık) ve gastrik reflüye sebep olabileceğinden çok az tüketilmeli ya da tüketilmemelidir.
  • Ülserli hastaların uzun süre aç kalması mukozal direnci azaltır, bu nedenle uzun süre aç kalınmamalıdır.
  • Dahası için beslenme uzmanı/diyetisyen ile görüşmelisiniz.

diyetisyen derya belli, diyetisyen derya belli kimdir, diyetisyen derya belli yazıları, diyetisyen derya belli makaleleri, diyetisyen derya belli iletişim, diyetisyen derya belli randevu, diyetisyen derya belli muayenehanesi, diyetisyen derya belli diyeti, diyetisyen derya belli ücreti, diyetisyen derya belli seans ücreti

uzmanın tüm yazılarıdiyetisyenden online diyet alsoru sor

Eğer siz de Gerçek Diyetisyenler Sitesi‘nde uzman yazar olmak istiyorsanız aşağıdaki bağlantıdan bize ulaşabilirsiniz:

reflü DİYETİSYEN derya belli

Tüm yönleriyle: “Reflü”

Reflü, mide içeriğinin yemek borusu içine kaçması sonucunda özefagus mukozasının tahriş olması ve mukozada önce ödem, daha sonra da ülser ve darlık oluşmasıdır.

mide fesadı, mide fesadı nedir, mide fesadı belirtileri, hangi gıdalar mide fesadı yapar, mide fesadını önleme, mide fesadına ne iyi gelir, mide fesatı

Özellikle özefagusun alt bölümünde oluşur.

mide ve barsak sistemi

Reflü özefajit her 10 kişiden 4’ünde görülür.

mide fesadı, mide fesadı nedir, mide fesadı belirtileri, hangi gıdalar mide fesadı yapar, mide fesadını önleme, mide fesadına ne iyi gelir, mide fesatı

Normalde birçok kimsede yemek sonrası 10-15 kez reflü görülebilir. Ancak bu bazı durumlarda hastalığa neden olur.

mide fesadı, mide fesadı nedir, mide fesadı belirtileri, hangi gıdalar mide fesadı yapar, mide fesadını önleme, mide fesadına ne iyi gelir, mide fesatı

En tipik belirtisi yemekten 30-60 dakika sonra oluşan ve uzanıp yatmakla başlayan veya artan yanmadır.

mide fesadı, mide fesadı nedir, mide fesadı belirtileri, hangi gıdalar mide fesadı yapar, mide fesadını önleme, mide fesadına ne iyi gelir, mide fesatı

Reflü özefajitin oluşum nedenleri

1. Yemek borusunun alt ucundaki kapak disfonksiyonları
2. Mide fıtığının olması
3. Mideden yemek borusuna olan kaçağa karşı olan koruyucu mekanizmaların bozulması
4. Artmış mide asit salınımı
5. Mide boşalmasında gecikme
6. Midenin aşırı dolgun ve gergin olması
7. Kullanılan bazı ilaçlar

barsak, bağırsak, sindirim, karın, kabızlık, kolon

Reflü özefajitte sağlıklı yaşam önerileri

  • Reflü sorunu yaşayan kişiler yemekten hemen sonra uzanıp yatmamalıdırlar.
  • Yemekten en az 3-4 saat sonra yatılmalı ve yastık 20-25 cm yüksekliğinde olmalıdır.
    Sigara içilmemelidir.
  • Tok karnına egzersiz yapılmamalıdır.

reflü beslenme mide ağrı ofis

Reflü özefajitte beslenme önerileri

  • Şişmanlık özefajitisle birlikte olan veya uyarıcı bir faktör olduğu için diyetisyen denetiminde enerji kısıtlanarak hastanın ideal vücut ağırlığına ulaşması sağlanır.
  • Günde en az 3 öğün düzenli yemek yenmelidir.
  • Yatmadan önce yemek yeme alışkanlığından vazgeçilmelidir.
  • Koyu çay, kahve, karbonatlı içecekler, domates, asitli meyve suları, acı baharatlar diyetten çıkarılmalıdır.
  • Alt özafajiyal kapak basıncını arttırmak için; proteinden zengin besinler ve yağlı besinler arttırılır.
  • Yemek hacmini azaltmak için yemeklerde sıvı alımı azaltılıp, sıvı alımı öğün aralarına kaydırılır.
  • Kızartmalar, kavurmalar, çok sıcak veya çok soğuk besinler yenilmemelidir.
  • Karın içi basıncı arttıran, sıkı kemer, korse gibi uygulamalardan kaçınılmalıdır.
  • Yemekten sonra yatmaktan kaçınılması gerekir.
  • Yatılan yatağın başının 15-25 cm yükseltilmesi, gece uykudayken, yemek borusuna kaçmış olan mide içeriğinin yer çekimi etkisiyle geriye dönmesini kolaylaştırır.
  • Alt özefagus basıncını azalttığı için alkol kullanılmamalıdır.
  • Diyet, protein bakımından zengin olmalı, yağ ve yağlı besinler, koyu çay, kahve, çikolata, nane, soğan gibi besinler azaltılmalıdır.
  • Mide asidinin uyarılmasını önlemek için; acı baharatlar, karbonatlı içecekler, domates, turunçgiller, kahve, alkol, çok sıcak ve soğuk besinler tüketilmemelidir.
  • Mide gerilimini azaltmak için; öğünler an az 2 saat aralıklı olmalı, bir öğünde fazla yemek yenilmemeli, yemek yerken sıvı alımı azaltılmalı, sıvı öğün aralarında içilmelidir.

diyetisyen derya belli, diyetisyen derya belli kimdir, diyetisyen derya belli yazıları, diyetisyen derya belli makaleleri, diyetisyen derya belli iletişim, diyetisyen derya belli randevu, diyetisyen derya belli muayenehanesi, diyetisyen derya belli diyeti, diyetisyen derya belli ücreti, diyetisyen derya belli seans ücreti

uzmanın tüm yazılarıdiyetisyenden online diyet alsoru sor

Eğer siz de Gerçek Diyetisyenler Sitesi‘nde uzman yazar olmak istiyorsanız aşağıdaki bağlantıdan bize ulaşabilirsiniz:

FODMAP diyeti

FODMAP diyetini diyetisyene danışarak uygulayın!

Son zamanlarda düşük FODMAP diyeti ile hassas bağırsak sendromunda başarılı sonuçlar alınabiliyor.

barsak, bağırsak, sindirim, karın, kabızlık, kolon

Ancak bu diyetin diyetisyene danışılarak uygulanması gerekir.

barsak, bağırsak, sindirim, karın, kabızlık, kolon

Diyette; fruktoz (meyveler, bal, yüksek fruktoz içeren mısır şurubu), laktoz (süt ve süt ürünleri, peynir, yoğurt), fruktan (buğday, soğan, sarımsak), galaktan (mercimek, kuru fasulye, soya fasulyesi), poliol (tatlandırıcılar, kayısı, kiraz, avokado, şeftali, nektarin) kısıtlanır.

Sindirim, barsak, probiyotik

Bu besinler bağırsaktan su çeker, sindirilemez, bakteriler tarafından fermente edilirler. Gaz, karın şişliği, ağrı, spazmlara, dışkılama düzensizliklerine yol açabilirler.

diyetisyenler, beslenme uzmanları, diyet doktorları, beslenme ve diyet uzmanları

Düşük FODMAP diyetinin hassas bağırsak sendromu hastalığında yararlı etkileri görülmüştür.

barsak, bağırsak, sindirim, karın, kabızlık, kolon

“Hassas bağırsak sendromu”na karşı bu besinlerden kaçının!

Hassas bağırsak sendromunun tedavisinde diyet çok önemli yer tutar.

mezenter, sindirim sistemi, yeni organ, kabızlık, bağırsaklar, barsaklar

Bol lifli beslenilmesi ve oda sıcaklığında su tüketilmesi gerekirken alkol, kafeinli içecekler ve aşırı yağlı besinlerden uzak durulması çok önemli.

mezenter, sindirim sistemi, yeni organ, kabızlık, bağırsaklar, barsaklar

Toplumumuzda laktoz intoleransı oranı yaklaşık olarak %40’tır, bu nedenle süt ve süt ürünlerinin kesilip tedavi sonucunun değerlendirilmesi gerekir.

Sindirim, barsak, probiyotik

Aşırı yağlı, laktoz içeren içeceklerden kaçınılmalı, alkol tüketilmemeli.

Çölyak, arpa ve çölyak, buğday ve çölyak, çavdar ve çölyak, Çölyak hastalığı, Çölyak hastalığı nasıl bir rahatsızlıktır, Çölyak hastalığı nedir, çölyak ve bağışıklık sistemi, diyetisyen rümeysa çelik, gluten enteropatisi, gluten hassasiyeti, kalıcı intolerans, oto-immün sistem rahatsızlığı, oto-immün sistem rahatsızlığı nedir, proksimal ince barsak alerjisi, rümeysa çelik, villi, villus, willi, yulaf ve çölyak, Buğday, arpa, yulaf ve çavdar yerine pirinç, patates, nohut, mercimek, kestane, soya, fasulye, fındık, çölyak, celiak, çöyak hastalığı, çölyaklılar neleri yiyemez, çölyaksız gıdalar, glutensiz gıdalar, glutensiz besinler, çöyak diyeti, çölyak önerileri, çölyakta Karaağaç ve kavunağacı bitkisinin çaylar,

Arpa, yulaf, çavdar ve buğday içeren besinlerde bulunan glüten duyarlılığı varsa, glutensiz diyete geçilmelidir. Dahası için diyetisyeninize danışınız.

karadut şurubu gülay sezgin

Oral mukozit tedavisinde karadut şurubu

Oral mukozit (ağız içi yaraları) tedavisinde karadut şurubu mucizesi! Bir besin için mucize kelimesini kullanmak çoğu zaman doğru değildir ancak mucize olarak adlandırılan bir besin herhangi bir hastalıkta ilaçların gösterdiği etkiyle yarışacak etki gösterebiliyorsa o besin için “mucize” demek yanlış olmayacaktır.

ağız, aft, uçuk, oral aft, oral mukozit

Karadut şurubu da işte bu besinlerden biri. O halde bu yazımızda: “Karadut şurubunun besin içeriği nedir, hangi hastalıklarda kullanılır?” bu soruların cevaplarını arayalım.

dut, kara dut, karadut, kara dut şurubu, karadut şurubu

Karadut şurubu

Karadut şurubu çok eski zamanlardan beri halk arasında şifa bulmak için kullanılan bir besindir. Bileşiminde birçok fenolik madde barındırır ve güçlü bir antioksidandır.

dut, kara dut, karadut, kara dut şurubu, karadut şurubu

Karadut şurubunun bileşimi

  • papiriflavonal A,
  • kuraridin,
  • saforaflavanon D
  • saforaiso flavanon A  karadut şurubuna antifungal ve güçlü antimikrobiyal aktivite kazandırır.

Candida türlerinden Candida Albicans üzerinde antifungal aktivite göstermektedir.

dut, kara dut, karadut, kara dut şurubu, karadut şurubu

Karadut şurubu özellikle şunlar için kullanılıyor

  • bademcik iltihaplarının giderilmesinde,
  • diş eti yaralarının iyileştirilmesinde,
  • oral aftlarda ve boğaz hastalıklarında,
  • bebeklerde oluşan pamukçukların tedavisinde kullanılır.

Kış aylarında bağışıklık sistemini güçlendirmek için ise günde 1 tatlı kaşığı tüketilebilir.

dut, kara dut, karadut, kara dut şurubu, karadut şurubu

Karadut şurubunun kanser ve oral mukozit tedavisinde kullanımı

Kanser, günümüzün en önemli sağlık sorunlarından biridir. Dünyada ve Türkiye’de sebebi bilinen ölümler arasında kalp ve damar hastalıklarından sonra ikinci sırada yer almasına rağmen yeni geliştirilen tedaviler ve erken tanının öneminin vurgulanması kanser tedavilerinin başarı oranını artırmaktadır.

ağızda aft, ağız yaraları, oral aft

Kanserde yaygın olarak kullanılan tedavi yöntemleri

  • cerrahi,
  • radyoterapi ve
  • kemoterapidir.

ağız, aft, uçuk, oral aft, oral mukozit

Kanser tedavisinde kullanılan kemoterapinin amacı kanserli hücrelerin çoğalmasını ve gelişmesini önlemektir ancak bu dönemde hızlı bölünebilme özelliğine sahip oral mukoza epitel hücrelerinin de büyüme ve olgunlaşması baskılanır ve mukozal bariyer genellikle zarar görür. Mukoza bariyerindeki bozulma epitel hücrelerde zayıflama, ödem, kanama ve ülserasyonlara yol açarak oral mukozit (ağız içi yarası) oluşumuna sebep olur.

ağız, aft, uçuk, oral aft, oral mukozit

Mukozitler hastalarda:

  • ses kısıklığına,
  • yutma güçlüğüne,
  • iştahın azalmasına yol açar, beslenme durumunu olumsuz etkiler ve yaşam kalitesini düşürür.

ağız, aft, uçuk, oral aft, oral mukozit (1)

Bu nedenle hastaların günlük ağız bakımı düzenli yapılmalı, oral mukozitin olup olmadığı takip edilmeli, mukozit oluşumunun önlenmesi için gerekli önlemler alınmalıdır ancak oral mukozit tedavisi üzerine birçok çalışma yapılmış olmasına rağmen tedavi standartlaştırılamamış ve mukozit oluşumu tam olarak engellenememiştir. Tedavinin standartlaştırılamaması alternatif tedavi arayışını devam ettirmektedir. Karadut şurubu oral mukozit oluşumunun önlenmesinde ve tedavisinde en çok kullanılan alternatif tedavilerden biridir.

ağız, aft, uçuk, oral aft, oral mukozit

Yapılan bir çalışmada kemoterapi alan ağız yarası olmayan 30 kanser hastasına tedavi boyunca karadut şurubu verilmiş, hastaların 23’ünde oral mukozit gözlenmemiştir. Aynı zamanda ağız kuruluğu ve boğaz ağrısı, karadut şurubu kullanan hasta grubunda beklenenden daha az görülmüştür. Başka bir çalışmada baş boyun radyoterapisi alan hastalara her gün radyoterapiden 15 dakika önce, 15 dakika sonra ve tedavi bittikten 6 saat sonra olmak üzere günde 3 kez 20 ml karadut pekmezi verilmiş mukozitin %38 oranında önlendiği bildirilmiştir.

dut, kara dut, karadut, kara dut şurubu, karadut şurubu

2012 yılında yapılan bir çalışmada ise karadut şurubu oral mukozit tedavisinde kullanılan sodyum bikarbonat solüsyonu ve benzidamin hidroklorür solüsyonu ile kıyaslanmış, karadut şurubu kullanan hastaların ağız mukoza bütünlüğünün daha iyi korunduğu, ağız içi ağrı ve ağız kuruluğunu daha az yaşadıkları saptanmıştır.

Tüm bu çalışmalar doğrultusunda oral mukoziti önlemek veya tedavi etmek amacıyla karadut şurubu ile gargara yapılabilir.

dut, kara dut, karadut, kara dut şurubu, karadut şurubu

Oral mukozitte uygulanması gereken diğer tıbbi beslenme önerileri nelerdir ?

  • Ağız içinde oluşan yaralar beslenmeyi olumsuz yönde etkiler. Oluşan ağrı ve acı nedeniyle besin alımı azalır.
  • Kuru ve katı besinlerin tüketiminde hasta problem yaşıyorsa yumuşak veya püre haline getirilmiş besinlerden oluşan beslenme planı diyetisyen tarafından düzenlenmelidir.

diyaliz diyetisyeni, renal diyetisyenlik, nefroloji diyetisyeni, diyaliz merkezinde diyetisyen

  • Bol su tüketimine dikkat edilmelidir.
  • Yara iyileşmesini destekleyecek E, C ve A vitaminlerinden zengin sebze ve meyvelerin tüketimine özen gösterilmelidir.
  • Greyfurt, portakal, limon gibi asitli meyveler yaraları tahriş edeceği için tüketilmemelidir.
  • Alkolden uzak durulmalıdır.
  • Sigara içilmemelidir.
  • Ağız içindeki yaraların tahriş olmaması için aşırı sıcak ve soğuk besinleri tüketmekten kaçınılmalıdır.
  • Gazlı içecekler tüketilmemelidir.
Kaynaklar: Yigit N, Yigit D, Ozgen U, Aktaş E. Anticancidal activity of black mulberry. Turkish Microbiological Society 2007; 37(3): 169-173, Demir Doğan M. Baş-Boyun Radyoterapisi Alan Hastalarda Karadut Pekmezinin Oral Mukozitleri Önleme Etkisi İstanbul Üniversitesi SBE. Yayınlanmamış Doktora Tezi, İstanbul, 2014, Grieve, M., 2002. Mulberry common. http: //botanical. com/botanical/ mgmh/m/ mul.com62. (Erişim tarihi: 10.08.2009)

eskişehir diyetisyen gülay sezgin, diyetisyen gülay sezgin, eskişehir beslenme ve diyet uzmanı, fora fizi tedavi diyetisyeni, fora diyetisyen, eskişehir fora beslenme uzmanı, fizik tedavi diyetisyeni, eskişehir beslenme ve diyet uzmanı gülay sezgin

uzmanın tüm yazılarıdiyetisyenden online diyet alsoru sor

Eğer siz de Gerçek Diyetisyenler Sitesi‘nde uzman yazar olmak istiyorsanız aşağıdaki bağlantıdan bize ulaşabilirsiniz:

mide fesadı, mide fesadı nedir, mide fesadı belirtileri, hangi gıdalar mide fesadı yapar, mide fesadını önleme, mide fesadına ne iyi gelir, mide fesatı

4 maddede: “Mide fesadı”

Mide fesadı genellikle besinleri fazla çiğnemeden, mideyi aşırı şekilde doldurma ve hızlı yemek yeme gibi durumlarda oluşur.

mide fesadı, mide fesadı nedir, mide fesadı belirtileri, hangi gıdalar mide fesadı yapar, mide fesadını önleme, mide fesadına ne iyi gelir, mide fesatı

1. Mide fesadı: “Nedir?”

Bu kelime grubunun anlamı Türk Dil Kurumu Sözlüğü’nde ise çok ve çeşitli yemenin sebep olduğu bir mide rahatsızlığı olarak geçer.

mide fesadı, mide fesadı nedir, mide fesadı belirtileri, hangi gıdalar mide fesadı yapar, mide fesadını önleme, mide fesadına ne iyi gelir, mide fesatı

2. Mide fesadı: “Nasıl oluşur?”

O kadar çok ve sık yapılan bir durum olduğundan artık kalıplaşmış bir deyim haline gelmiştir mide fesadı. Sıcak havalarda daha çok rastlanan bir durumdur. Çok fazla yemek yendiğinde ya da alakasız yemekler üst üste yenerek karıştırıldığında da meydana gelir.

mide fesadı, mide fesadı nedir, mide fesadı belirtileri, hangi gıdalar mide fesadı yapar, mide fesadını önleme, mide fesadına ne iyi gelir, mide fesatı

3. Mide fesadı: “Belirtileri”

Mide fesadı geçirmenin temel olarak belirtileri, başta karında ve mide de aşırı bir doluluk hissi oluşur ve kusma isteği meydana gelir. Daha sonra çok şiddetli karın ağrıları meydana gelir. Kişi de genel bir rahatsızlık ve huzursuzluk oluşumuna sebep olur. Mide ve karında patlayacakmış gibi bir his oluşur. Göğüs kafesinde ağrılar meydana gelir. Mide ağrısına ek olarak acıma, yanma ve ekşime oluşur. Bu durum bir süre devam eder.

mide fesadı, mide fesadı nedir, mide fesadı belirtileri, hangi gıdalar mide fesadı yapar, mide fesadını önleme, mide fesadına ne iyi gelir, mide fesatı

4. Mide fesadı: “Ne yapmalı?”

Mide fesadı geçiriyorsanız sağlık kuruluşuna başvurabilirsiniz. Sağlık kuruluşuna yakın değilseniz, sade bir maden suyu içmek sizi rahatlatabilir. Yürüyüş yapabilirsiniz, yürüyüş sindirimi kolaylaştırarak sizi rahatlatır.

Sakız çiğneyebilirsiniz, geç saatler ise hemen uyumamaya dikkat edin. Yürüyerek kendinizi rahatlatın. Öldürücü bir hastalık değildir bu nedenle korkmanıza gerek yok fakat bir süre sizi rahatsız edecektir.

Bu nedenle yeme içme alışkanlıklarınızı gözden geçirerek daha dikkatli ve özenli olarak yemek yemelisiniz. Midenizi hızlı yiyerek tıka basa doldurmaktan kaçınmalı ve yemekleri iyice çiğneyerek tüketmelisiniz. Yemekten 1,5 – 2 saat yürüyüş yaparak hem mide fesadınının tekrarlamasını önler hem de daha sağlıklı bir yaşam sürersiniz. Sağlıklı beslenme alışkanlığı kazanmak için en akıllıca yol, bir diyetisyenle görüşmektir.