kurban, kurban bayramı, kurban eti, kurban bayramında beslenme, kurban nasıl kesilir, kurban nasıl pişirilir, kurban kesmeden önce dikkat edilmesi gerekenler, kurban etinin pH değeri, etin pH ve lezzeti, kurban eti neden katılaşır, kurban eti ne kadar dinlendirilmeli, ölüm katılığı nedir, kurban etinde rigor mortis, kurban eti dondurucuda ne kadar bekletilir, kurban eti buzdolabında ne kadar saklanır, et ne zaman bozulur

Kurban eti nasıl pişirilmeli?

Kurban Bayramı’nda, etin tüketim miktarının yanı sıra pişirme yöntemlerine de dikkat edilmelidir.

Etlerin pişirilmesinde haşlama ve ızgara gibi yöntemler tercih edilmeli, kızartmalardan kaçınılmalıdır. Çok yüksek ısıda, uzun süre pişirme ve kızartma yöntemi çeşitli “kanserojen maddelerin” oluşumuna neden olabileceği için tercih edilmemelidir. Etlerin tek başına değil de sebzelerle birlikte pişirilmesi veya tüketilmesi, besin çeşitliliğinin sağlanması açısından sağlıklı bir yöntemdir.

Etle yapılan yemekler kendi yağı ile pişirilmeli ve ilave yağ eklenmemelidir. Özellikle kuyruk yağı veya tereyağının et yemeklerinde kullanılmasından kaçınılmalıdır. Etler ızgarada pişirilirken, etle ateş arasındaki uzaklık eti yakmayacak ve “kömürleşme” sağlamayacak şekilde ayarlanmalı.

Yüksek ateş yüzeydeki proteinleri birdenbire katılaştırır ve ısı etin iç kısmına ulaşamaz. Etlerin iç sıcaklığı en az 75 ºC olmalıdır. Çok yüksek ısı, etin dış yüzeyinin yanmasına ve su kaybının fazla olmasına yol açarak besin öğesi kaybını artırır.

Kurbanlığınızın satın almadan önce veteriner hekim kontrolünden geçtiğinden emin olmalısınız. Uygun kesim şartlarının sağlanması sağlık açısından önemlidir. Hayvanlarda görülen ve zoonoz olarak adlandırılan bazı hastalıklar insanlara bulaşabilmektedir. Bunlardan kist hidatik, toksoplazmozis, teniyoz, brusellozis, şarbon ve verem gibi hastalıklar ülkemiz açısında önem arz etmektedir. Ancak, bu hastalıkların birtakım basit kuralları uygulamakla önlenebileceği de unutulmamalıdır.

Özellikle Kurban Bayramlarında çok sayıda hayvanın kesilmesi, kesim öncesi ve kesim sonrası gereken kontrol ve hijyen kurallarına dikkat edilmemesi, kesilen hayvanlara ait etlerin tüketiminde (saklama, hazırlama, pişirme) vb.) gerekli hassasiyetin gösterilmemesi birçok zoonoz hastalığın yayılmasına zemin hazırladığı gibi çok sayıda insanımızın da bu hastalıklara yakalanmasında neden olabilmektedir. Etler kesinlikle çiğ veya az pişmiş olarak tüketilmemeli, bazı zoonoz hastalıkların çiğ veya az pişmiş etlerin yenmesiyle bulaştığı akıldan çıkarılmamalıdır. Hayvanların kesilmesi, yüzülmesi, karkasın parçalanması, etin nakli, muhafazası, pişirilmesi ve tüketime sunulması aşamalarında kişisel hijyen kuralları ihmal edilmemelidir.

Sağlık Bakanlığı
https://www.saglik.gov.tr/TR,1561/kurban-bayraminda-beslenme-konusunda-dikkat-edilecek-hususlar.html

Şarbon, büyükbaş, et, dana

Şarbon üklemizde endemik! Tedavi için bilgiler yeterli!

Şarbon hastalığı ile ilgili hekimlerin ve vatandaşın soru işaretlerini gidermek için Sağlık Bilimleri Üniversitesi Ümraniye Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezinde görev yapan Prof. Dr. Ayten Kadanalı’ya şarbonu sorduk.

Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji alanında uzman Prof. Dr. Ayten Kadanalı şarbon hastalığına dair sosyal medyada bilgi kirliliği olduğunu önemle vurguluyor.

Enfeksiyon hastalıkları alanında uzman olmama rağmen bana bile et yememem, süt içmemem konusunda uyarılar geliyor, diyen Kadanalı şarbon hastalığının Türkiye’de endemik olduğuna dikkat çekiyor.

Öncelikle şarbon nasıl bir hastalık?

Şarbon asıl olarak ot yiyen hayvanların hastalığıdır. Çok eski yıllardan beri varlığı bilinmektedir. Milattan önce 5000 ‘lerde Mısır ve Mozepotamya’da çiftçilerde salgınlara yol açtığı bildirilmektedir. Görülme sıklığı dünyada ve ülkemizde giderek azalmaktadır. Ancak günümüzde tarım ve hayvancılığın yaygın olduğu gelişmekte olan ülkelerde enfekte hayvanlardan bulaş yolu ile ve hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkelerde biyolojik silah /biyoterörizm ilişkili küresel tehdit olarak varlığını sürdürmektedir. Hastalığın etkeni olan B. antrachis sporlarının çevre koşullarına çok dayanıklı olması ve toprakta uzun süre canlılığını sürdürmesi nedeni ile mevcut teknolojilerle eradike edilmesi mümkün gözükmemektedir, ancak kontrol önlemlerine uyum ile yayılım sınırlandırılabilir. Hayvan şarbonu buna paralel olarak da insan şarbonu Türkiye, İran ve Lübnan başta olmak üzere bazı Orta doğu ülkeleri, Kırgızistan, Kazakistan, Türkmenistan dahil Orta Asya ülkeleri, Hindistan’ın bazı bölgeleri, batı Afrika ve Latin Amerika’da endemik olarak görülmektedir. Ülkemizde 1960-2010 yılları arasında 27.804 insan şarbonu olgusu bildirilmiştir. Yıllar içinde insan şarbonu olguları azalmakla birlikte hayvancılığın yaygın olduğu illerimizde hastalık görülmeye devam etmektedir. 2015 yılında 139, 2016 yılında 32, 2017 yılında da 37 insan şarbonu vakası bildirimi Erzurum, Kars, Muş, Kayseri’nin dahil olduğu birçok ilimizden yapılmıştır. Ülkemizde yaz ve sonbaharda bu vakalar daha sık görülmektedir. Ülkemizde görülen olgular en sık deri şarbonu şeklinde olup kolaylıkla tedavi edilebilmektedir. Uygun tedavi ile deri şarbonunda ölüm %0-3’e düşmüştür.

Şu anda halk arasında bilinen şarbon ile ilgili yanlışlar nelerdir?

Şu anda sosyal medya aracılığı ile de inanılmaz bilgi kirliliği oluşmuştur. Enfeksiyon hastalıkları hekimi olmama rağmen bana dahi et yemeyin, süt içmeyin diye mesajlar gelmektedir. Bu şekilde sosyal medyada dolaşan yazıların hiçbir bilimsel dayanağı yoktur. Etlerin içinde kırmızılık kalmayacak şekilde pişirilmesi, uygun hazırlama sürecine uyulması ihmal edilmemelidir.

Sağlık personelinin şarbona yaklaşımı ve bilgisi konusunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Sağlık personelinin bu artan şarbon hastalığına karşı gereksiz korkuyu karşılamak, hastane başvurularını ve toplumdaki korkuyu yenmek adına organizasyon sürecini çok iyi çözdüğünü düşünüyorum. Zaten Türkiye şarbon hastalığının endemik olduğu bir ülke, tanısı, tedavisi, kontrol önlemleri konusunda yeterli bilgi ve tecrübe mevcut.

Şarbon vakalarında artış ön görüyor musunuz?

Şarbon vakalarında her yıl görülenden farklı düzeyde artış beklemiyorum. Kurban bayramlarında ülkenin farklı alanları arasında hayvan transferlerinin artması, hayvan kesimi ve kontamine materyallere temas artışı nedeniyle olgu artışı görülebilir. Ayrıca deride olan kesik-çizikler sonucu oluşabilen diğer enfekte deri lezyonlarının da şarbon lezyonu olarak yanlışlıkla adlandırılması da yanlışlıkla şarbon sıklığında artış olarak değerlendirilebilir.

Medi magazin
https://www.medimagazin.com.tr/guncel/genel/tr-enfeksiyon-hastaliklari-uzmani-kadanali-sarbon-turkiyede-endemik-tedavi-icin-bilgiler-yeterli-11-681-78285.html
şarbon hastalığı

Şarbon vakası gündemden düşmüyor!

TMMOB Gıda Mühendisleri Odası’ndan gündemden düşmeyen şarbon konusunda açıklama geldi.

Şarbon koyun, inek, keçi, deve gibi otçul hayvanlarda görülen ve insana da bulaşabilen ve zamanında tedavi edilmezse ölümcül olabilen bir hastalıktır. Hastalığa Bacillus anthracis ismi verilen sporlu bir bakteri neden olmaktadır. Sporlu bakteriler dış koşullara çok dayanıklıdır, yıllarca hastalık yapma potansiyelini muhafaza edebilir.

Hasta hayvanın derisi, postu ya da yünü ile temas etmek, şarbon basili bulaşmış etlere temas etmek, yemek ya da şarbon sporlarını solumak hastalığa neden olur. Hayvancılıkla uğraşanlar, besiciler, çobanlar, veteriner hekimler, kasaplar arasında şarbon hastalığı daha sık görülmektedir. Hastalık mikrobu vücuda girdikten sonraki 2-7 gün içerisinde hastalık belirtileri ortaya çıkar. Şarbon hastalığının deri, bağırsak ve akciğer şarbonu olmak üzere üç farklı çeşidi vardır.

Şarbon otçul hayvanlardan insanlara bulaşan ancak insandan insana bulaşmayan zoonoz bir hastalıktır. Hastalık hayvanlar arasında çok hızlı yayılır. Hastalığın görüldüğü sürünün çok sıkı bir şekilde karantinaya alınması gerekir. Hastalık etkeni kolayca toprağa karışabilir, rüzgar ve yağmur suyu gibi etkenlerle başka bölgelere rahatlıkla taşınabilir.

Toprağın kuru olduğu yaz mevsiminde şarbon basilinin rüzgarla taşınması çok kolaylaşır. Hastalığı yayan en önemli etkenlerden biri hasta hayvanlara konan sineklerdir. Hastalık mikrobunu aldıktan sonra diğer hayvanlara bulaştırabilirler.

Hayvan sürülerinin düzenli olarak veteriner hekim kontrolünden geçtiği, aşılama hizmetlerinin periyodik olarak yapıldığı ülkelerde şarbon hastalığına rastlanması çok enderdir. Ancak uzunca süredir ülkemizde uygulanmakta olan dışa bağımlı Tarım ve Hayvancılık politikaları ciddi gıda güvenliği sorunlarına neden olmaktadır.

Ülkemizde şarbon hastalığını kontrol etmek ve tüketicilerin gıda güvenliğini sağlamaktan sorumlu kurum Tarım ve Orman Bakanlığı`dır. Şarbon mikrobu gerek hayvan sağlığı ve gerekse insan sağlığı açısından tehlike oluşturan etkenlerden biridir. Diğer tehlike etkenleri gibi bu etken de iyi işleyen ve kamusal bir gıda güvenliği sistemi ile kontrol edilebilirdi, ancak bu sistem ülkemizde artık zaaf içindedir.

Bu sistemin altyapısını oluşturabilecek kamu kurumları, geçtiğimiz otuz yıl içinde ya özelleştirilerek ya da kapatılarak tasfiye edildi. Dolayısıyla şu sıralar yaşanan şarbon salgını da bu tasfiyenin olumsuz bir sonucu olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu durumdan, Tarım ve Orman Bakanlığı`nın ülkemize ithal edilen hayvanlarda yeterli ve gerekli hayvan sağlığı muayenelerini yapmadığı anlaşılmaktadır. Bu sorumsuzluk halk sağlığını tehlikeye atmıştır. Tarım Bakanlığı şarbon konusunda ortaya çıkan ihmallerin bir numaralı sorumlusudur.

Kamuoyunun bilgi edinme hakkı çerçevesinde, konunun muhatabı olan Tarım ve Orman Bakanlığı kamuoyunda oluşan kaygıları gidermek için şarbon vakalarıyla ilgili olarak yaptığı çalışmaları kamuya açık kılmalı, örtbas etmeye çalışmamalıdır.

Gıda Gündemi
gidagundemi.com
Şarbon hastalığı

Deri şarbonunda ölüm riski çok az!

Türkiye Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları Derneği (KLİMİK) Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Önder Ergönül, şarbonun insandan insana bulaşma ihtimalinin çok düşük olduğunu, deri şarbonunun daha az riskli olduğunu ancak bağırsak ve akciğer şarbonu denilen türlerinin çok daha tehlikeli olduğunu söyledi.

Şarbon basilinin solunum yoluyla vücuda girmesiyle akciğer şarbonu oluştuğunu belirten Prof. Dr. Ergönül, “Akciğer şarbonu oldukça tehlikelidir ve 72 saat içinde öldürme riski bulunmaktadır ve biyoterörizm silahı olarak da bilinir. Hatta 11 Eylül saldırılarının ardından ABD’de şarbonlu mektup paniği yaşanmıştı” dedi.

Deri şarbonu, erken teşhis edilirse riski düşüktür

Şarbonun 3 türü olduğunu belirten Prof. Dr. Ergönül bunları şöyle sıraladı:

En sık görüleni deri şarbonudur. Risk çok düşüktür ve korkutucu değildir ancak sıkı takip edilmesi gerekir. Antibiyotik tedavisi ile iyileştirilebilir. İnsandan insana bulaşma riski çok düşüktür ve genellikle hayvana temas ile bulaşır ancak şarbonun neden olduğu lezyonlu bölgeye dokunulması ile bulaşabilir. Gastrointestinal ve akciğer şarbonları ise çok risklidir. Gastrointestinal yani bağırsak şarbonları, şarbon bulaşmış etin yenmesi ile bulaşır ancak bunda da bulaşma riski çok düşüktür. Rengi değişmiş, şüphelenilen etlerin yenilmemesi gerekiyor ancak iyi pişen etlerde bakteri yok oluyor. Midede de genellikle mide asidi tarafından yok edilebiliyor. Yine de ciddi bir şekilde takip edilmesi gerekiyor. Akciğer şarbonu ise çok tehlikelidir ve 72 saat içerisinde öldürme riski vardır. Solunum yoluyla şarbon bakterisi vücuda girdiyse acilen tedavi altına alınılması gerekiyor. Bağırsak ve akciğer şarbonlarında mutlaka hastaneye yatış gerekiyor ve damar yoluyla tedaviye başlanması gerekiyor.

Şarbon belirtileri

Şarbon hastalığının kuluçka süresinin genellikle 2 ile 7 gün arasında olduğunu söyleyen Prof. Dr. Ergönül, bazen kuluçka süresinin 21 güne kadar çıkabildiğini belirtti ve bu belirtileri şöyle sıraladı: Deri şarbonu, en sık gerilen şarbon türüdür. Daha kolay tedavi edilebilir. Şarbon basilinin girdiği yerde önce böcek ısırığına benzer bir lezyon oluşur. 2-3 gün içerisinde büyür ve ortasında karakteristik siyah renkte ölü dokunun yer aldığı bir yara meydana gelir. Bağırsak şarbonunda bulantı, kusma, iştahsızlık ve ateş gibi belirtilerin yanı sıra karın ağrısı, kanlı kusma ve kanlı ishal olur. Akciğer şarbonu ise soğuk algınlığına benzeyen belirtilerle başlar, yüksek ateş ve titremeler görülür.

Hürriyet
http://www.hurriyet.com.tr/kelebek/saglik/prof-dr-ergonul-deri-sarbonunda-olum-riski-cok-az-40944262
Şarbon İstanbul

Kurban kestikten sonra bacağımda yara çıktı!

İstanbul’daki Bakırköy Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne şarbon hastalığı şüphesiyle çok sayıda insanın başvurduğu bildirildi.

Kurban Bayramı nedeniyle memleketi İzmit‘e gittikten sonra bacağında çıkan yara nedeniyle doktora başvuran Onur Ayan (27) iş yeri hekiminin şarbon olabileceğini söylemesi üzerine hastaneye kaldırıldı. Bakırköy Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde şarbon şüphesiyle yatanlardan bir tanesi olan Ayan,

Kurban Bayramı dönüşü memleketten gelince bir sivilce gördüm sağ bacağımda. Kaşımaya başladım ama kızarıklık arttı. İş yeri doktoruma gösterdim. O da şarbon olabileceğini söyledi ve hemen hastaneye gönderdi. Kurban etini yemedim ama temas ettiğimde çıktı. Bakırköy Sadi Konuk Hastanesi’ne sevk edildim sonrasında, dedi.

Kurban kesimi sonrasında oldu

Aynı serviste yatan birkaç kişinin daha olduğunu söyleyen Ayan, aynı serviste yatan bir de kasap olduğunu, bazı hastaların yedikleri etten zehirlendiğini ancak birçok kişinin et ile temasının ardından şarbona yakalandıklarını belirtti.

Hürriyet
http://www.hurriyet.com.tr/kelebek/saglik/sarbon-suphesiyle-hastaneye-kaldirilan-bir-kisiden-aciklama-40944254
Deri şarbonu

Şarbon ne kadar riskli?

İstanbul Bakırköy Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne şarbon şüphesiyle birçok hastanın başvurmasının ardından kısa süreli bir şarbon paniği yaşandı.

Uzmanlar deri şarbonunun en sık görülen tür olduğunu ve tedavi ile ölüm riskinin az olduğunu söyledi. Akciğer şarbonunun ise oldukça tehlikeli olduğu ve 72 saat içinde öldürme riski bulunduğu ifade edildi.

Türkiye Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları Derneği (KLİMİK) Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Önder Ergönül, şarbonun insandan insana bulaşma ihtimalinin çok düşük olduğunu, deri şarbonunun daha az riskli olduğunu ancak bağırsak ve akciğer şarbonu denilen türlerinin çok daha tehlikeli olduğunu söyledi. Şarbon basilinin solunum yoluyla vücuda girmesiyle akciğer şarbonu oluştuğunu belirten Prof. Dr. Ergönül,

Akciğer şarbonu oldukça tehlikelidir ve 72 saat içinde öldürme riski bulunmaktadır ve biyoterörizm silahı olarak da bilinir. Hatta 11 Eylül saldırılarının ardından ABD’de şarbonlu mektup paniği yaşanmıştı, dedi.

Deri şarbonu erken teşhis edildiğinde risk çok düşüktür

Şarbonun 3 türü olduğunu belirten Prof. Dr. Ergönül bunları şöyle sıraladı:

En sık görüleni deri şarbonudur. Risk çok düşüktür ve korkutucu değildir ancak sıkı takip edilmesi gerekir. Antibiyotik tedavisi ile iyileştirilebilir. İnsandan insana bulaşma riski çok düşüktür ve genellikle hayvana temas ile bulaşır ancak şarbonun neden olduğu lezyonlu bölgeye dokunulması ile bulaşabilir. Gastrointestinal ve akciğer şarbonları ise çok risklidir. Gastrointestinal yani bağırsak şarbonları, şarbon bulaşmış etin yenmesi ile bulaşır ancak bunda da bulaşma riski çok düşüktür.

Rengi değişmiş, şüphelenilen etlerin yenilmemesi gerekiyor ancak iyi pişen etlerde bakteri yok oluyor. Midede de genellikle mide asidi tarafından yok edilebiliyor. Yine de ciddi bir şekilde takip edilmesi gerekiyor. Akciğer şarbonu ise çok tehlikelidir ve 72 saat içerisinde öldürme riski vardır. Solunum yoluyla şarbon bakterisi vücuda girdiyse acilen tedavi altına alınılması gerekiyor. Bağırsak ve akciğer şarbonlarında mutlaka hastaneye yatış gerekiyor ve damar yoluyla tedaviye başlanması gerekiyor.

Şarbon belirtileri nelerdir?

Şarbon hastalığının kuluçka süresinin genellikle 2-7 gün arasında olduğunu söyleyen Prof. Dr. Ergönül, bazen kuluçka süresinin 21 güne kadar çıkabildiğini belirtti ve bu belirtileri şöyle sıraladı:

  • Deri şarbonu, en sık gerilen şarbon türüdür. Daha kolay tedavi edilebilir. Şarbon basilinin girdiği yerde önce böcek ısırığına benzer bir lezyon oluşur. 2-3 gün içerisinde büyür ve ortasında karakteristik siyah renkte ölü dokunun yer aldığı bir yara meydana gelir.
  • Bağırsak şarbonunda bulantı, kusma, iştahsızlık ve ateş gibi belirtilerin yanı sıra karın ağrısı, kanlı kusma ve kanlı ishal olur.
  • Akciğer şarbonu ise soğuk algınlığına benzeyen belirtilerle başlar, yüksek ateş ve titremeler görülür.
Medimagazin
https://www.medimagazin.com.tr/guncel/genel/tr-sarbon-ne-kadar-riskli-11-681-78149.html
şarbon hastalığı

Bakanlık şarbon vakasından sonra inceleme başlattı!

Ankara’nın Gölbaşı ilçesinde yaşanan şarbon vakasının ardından Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli inceleme talimatı verdi.

Tarım ve Orman Bakanlığı, Ankara’nın Gölbaşı ilçesinde yaşanan şarbon vakasının ardından Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli tarafından inceleme talimatı verildiğini açıkladı. Bakanlıktan yapılan açıklamada, Et ve Süt Kurumu tarafından ithal edilerek, Ankara İli Gölbaşı ilçesine bağlı Ahiboz beldesinde faaliyet gösteren özel sektöre ait bir işletmeye getirilen kesimlik büyükbaş hayvanlarda, Anthrax (şarbon) hastalığının tespit edildiği belirtilerek,

Anthrax (şarbon) tespit edilmesinin ardından Gölbaşı Tarım ve Orman İlçe Müdürlüğü ekipleri gözetiminde, söz konusu hayvan etleri imha edilerek, kesimhaneye karantina kararı alınmış ve tüm giriş çıkışlar yasaklanmıştı. Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli şarbon hastalığının tespit edilmesi üzerine bu konuyla ilgili Bakanlık Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı müfettişlerince inceleme başlatılması talimatı vermiştir, denildi.

Tarım ve Orman Bakanlığınca bu konunun hassasiyetle takip edildiğinin aktarıldığı açıklamada, hastalığın çiftlik dışındaki başka hayvanlara bulaşmaması için de gerekli bütün tedbirler alınarak, uygulandığı, vatandaşların ve bölgedeki çiftçilerin endişe edeceği bir durumun söz konusu olmadığı aktarıldı.

Medi magazin
https://www.medimagazin.com.tr/guncel/genel/tr-bakanlik-sarbon-vakasindan-sonra-inceleme-baslatti-11-681-78090.html