Eskişehir Şehir Hastanesi

Eskişehir’de koronavirüs iddiasına açıklama geldi!

İl Sağlık Müdürü Uğur Bilge, yaptığı yazılı açıklamada, Eskişehir Şehir Hastanesi’nde Kovid-19 ihtimali üzerinde durulan ve kontrolleri yapılan bir vatandaşta, detaylı tetkiklerin ardından hastalığa rastlanılmadığını belirtti.

Türkiye’de Kovid-19 ile ilgili üst düzey tedbirlerin sürdüğünü kaydeden Bilge,

Vatandaşlarımızın panik yapmasına gerek yok. Rutin olarak zaten bu tarz tetkikleri birçok hasta üstünde yaptık, yapıyoruz. Ateşi olan ve virüsün olma ihtimalini taşıyan özellikteki gözlemlerimiz doğrultusunda ‘acaba’ sorusunu kendimize sorarak gerekli çalışmamızı gerçekleştiriyoruz, ifadelerini kullandı.Eskişehir’de böyle bir hastalık tespiti yok. Türkiye genelinde de yok. Sağlık Bakanlığımız zaten gerekli tüm önlemleri aldı. Medyanın kamuyu yanlış bilgilendirmemesi lazım. Yanlış haber vatandaşları paniğe sevk eder. Bugün komşu ülke İran’da da bu virüs tespit edildi. Yapılması gerekenleri yapmalı, sağlığımıza dikkat etmeliyiz. Ellerimizin düzenli yıkanması, sağlıklı beslenme, direncimizi güçlü tutma konusunda bilinçlenmeliyiz. Okullarımızın, iş yerlerimizin, evimizin genel temizliğine dikkat etmeliyiz. Vatandaşlarımızın şikayetleri doğrultusunda, en ufak şüphe dahi olsa gerekli önlemimizi alıyoruz. Çıkan haberde bir hastanın olduğu ve gözlem altında tutulduğu yazılmış. Böyle bir hastamız yok.

Medimagazin
https://www.medimagazin.com.tr/guncel/genel/tr-eskisehirde-koronavirus-iddiasina-aciklama-geldi-11-681-86292.html
bebek çocuk beslenemsi

Geç yatan çocuklarda obezite riski artıyor!

İsveç’teki Karolinska Enstitüsü’nde pediyatri profesörü Claude Marcus liderliğinde yapılan çalışmanın sonuçları, Pediatrics Dergisi’nde yayımlandı.

Obeziteyle ilgili daha geniş kapsamlı bir araştırma çerçevesinde yürütülen çalışmada, 64’ünün ebeveynlerinden biri obez ya da aşırı kilolu 107 çocuğa odaklanıldı. 1-6 yaş arasıında kadar çocukların vücut ağırlığı, boy uzunluğu ve bel çevresini ölçen uzman diyetisyenler, başlangıçta hepsinin benzer ölçülere sahip olduğunu saptadı.

Yılda bir kez birbirini izleyen 7 gün boyunca bileklerine takılan cihazla uykuları takip edilen çocuklardan yatağa 21.00’den sonra gitme alışkanlığı olanların bel çevresinin genişlediği ve vücut kitle indekslerinin arttığı görüldü. Marcus, çocukların yatağa gitme saatlerinin, İspanya gibi ılıman iklim kuşağındaki ülkelerde ve Asya’nın bazı bölgelerinde değişiklik gösterdiğini ifade ederek ailelere en azından yatma ve yeme saatlerinde bir rutini benimsemeleri tavsiyesinde bulundu.

Obez ve aşırı kilolu ebeveynlere sahip çocukların aşırı kilolu olma ihtimallerinin arttığını da ortaya koyan çalışmada, bu çocukların yatma saatlerinin, akranlarından farklı olmadığı kaydedildi. Daha önce yapılan bir araştırma, uyku süresinin kısalmasının, çocuklukta obezite riskinin yükselmesiyle bağlantısı olduğunu göstermişti.

AA
https://www.aa.com.tr/tr/saglik/gec-yatan-cocuklarda-obezite-riski-artiyor-/1737083
doktor mehmet öz

Kahvaltı, Dr. Mehmet Öz’ün alanı değil, konuşmasın!

Beslenme ve Diyet Uzmanı Prof. Dr. Funda Elmacıoğlu, Beslenme konusunda uzman olan diyetisyenlere kulak vermek gerekiyor. Kahvaltı Dr. Mehmet Öz’ün alanı değil, konuşmamalı. Dr. Öz, uzmanlığını kullanarak sağlığa ve tedaviye katkı sağlayabilir, dedi.

İstinye Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Başkanı Prof. Dr. Funda Elmacıoğlu, Dr. Mehmet Öz’ün, ‘kahvaltı yasaklansın’ çıkışına yönelik açıklama yaptı. İnsanları beslenme konusunda korkutmamak gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Elmacıoğlu, kahvaltının bilişsel ve fiziksel gelişimi desteklediğini söyleyerek, günün en önemli öğünü olduğunu da vurguladı.

Alanı değil

Prof. Dr. Mehmet Öz’ün ABD’de iyi bir kalp-damar cerrahı olduğunun altını çizen Prof. Dr. Elmacıoğlu,

Kahvaltı Dr. Mehmet Öz’ün alanı değil, bilmediği bu konuda konuşmamalı. Dr. Öz, hekimliğini kullanarak sağlığa ve tedaviye katkı sağlayabilir. Ancak uzmanlık alanı dışına çıkarak diyete ve alternatif tıbba yöneldi. Bunun üzerine Amerikan halkını yanlış bilgilendirdiği ve Amerikan toplumunun sağlığını tehlikeye soktuğu için yargılandı ve yüklü miktarda tazminat ödedi. Colombia Üniversitesi’ndeki işine son verildi. Bunları hatırlatmak gerekir, diye konuştu.

Diyetisyenlere kulak verin

Toplumumuzun, gıda ve beslenme ile ilgili bu tür açıklamalara her zaman sorgulayıcı ve dikkatli yaklaşması konusunda uyarılarda bulunan Prof. Dr. Elmacıoğlu,

Beslenmedeki aldatmacaların farkına varmalıyız. Artık insanları gıda korkusu ile rahatsız etmemeliyiz. Beslenmeye yönelik bilgileri lütfen diyetisyenlerden alın. Türkiye, gıda kaynakları konusunda oldukça zengin. Ülkemizin, sütüne, meyvesine, sebzesine, toprağında yetişenlere kötülük etmeyelim, dedi.

Çocuklar mutlaka kahvaltı yapmalı

Kahvaltının günün en önemli öğünü olduğunu aktaran Prof. Dr. Elmacıoğlu,

10-12 saatlik açlıktan sonra vücudun enerji almasını sağlayan ilk öğün kahvaltıdır. Kahvaltı yapmamak fiziksel ve zihinsel olarak sağlığımızı olumsuz etkiler. Özellikle çocukların mutlaka kahvaltı yapması gerekiyor. Vücudumuzun günlük alması gereken enerji ve besin ögelerini uzun aralıklarla bir ile iki öğünde tüketmek protein dokularının azalmasına, yağ dokusunun ise artmasına neden olur, diye konuştu.

Sabah uyanan birey, kahvaltı öncesi aç olduğu için kandaki glikoz düzeyinin en düşük seviyede olduğunu söyleyen Prof. Dr. Funda Elmacıoğlu, “Beyin enerji ihtiyacını glikozdan sağlar; çünkü enerji için bir tek glikozu kullanır. Kan şekerinin düşmesi durumunda beyin yeterli enerjiyi sağlayamaz. Kahvaltı, kan şekeri olarak bilinen glikozu sağlamak için önemli bir kaynaktır ve beyine bu yolla enerji sağlanır; kısacası beyinin süper benzini glikozdur. Kan şekerinin yeterli düzeyde olması sadece beynin çalışmasını değil ruhsal ve bilişsel gelişimi de destekler, dedi.

Akademik başarıyı artırıyor

Sağlıklı bir kahvaltının özellikle çocuklarda akademik başarıyı artırdığını vurgulayan Prof. Dr. Elmacıoğlu, yaratıcılık, matematik ve çözüm gerektiren bir çok konuda da çocukların ve gençlerin performansını yükselttiğini kanıtlandığını belirtti.

Kavaltıda neler olmalı?

Kahvaltının yumurta, peynir çeşitleri gibi protein ağırlıklı olması gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Elmacıoğlu,

Türk toplumunun kahvaltısına geleneksel olarak çayın eşlik ettiğini biliyoruz; ama içilen çayın açık olmasını ve katılan şekerin de en aza indirilmesi gerekiyor. Bal, reçel, marmelat, sınırlı tüketilmelidir. Pekmez, antioksidan kaynağıdır mutlaka yenilmelidir. Açma, börek, poğaça, kek gibi hamur işlerinden uzak durup, 1-2 dilim tam tahıllı ekmek yemeliyiz. Tere, roka gibi mevsim sebzelerini kahvaltıda bulunduralım, diye konuştu.

Yağın gereksiz kullanımından kaçınalım

Kahvaltıda gereğinden fazla yağ tüketiminin, şişmanlık, tip 2 diyabet, hipertansiyon, kroner kalp hastalıkları ve bazı kanserlerin oluşma riskini artırdığını söyleyen Prof. Dr. Elmacıoğlu, kahvaltıda gereksiz yağ tüketiminden uzak durulması uyarısında bulundu.

Çorba geleneğini hatırlayalım

Prof. Dr. Funda Elmacıoğlu,

Anadolu’da en eski geleneklerimizden olan sabah çorba içme alışkanlığımızı unutmayalım. Hem pratik hem besleyici hem de ruhumuza iyi gelir, motivasyonumuzu artırır. Yiyecek ve içeceklerin çoğu birden fazla besin ögesi içerir ama hiçbiri hepsini tek başına yeterli olmaz, o yüzden beslenmede çeşitlilik gereklidir, şeklinde konuştu.

Meyve ve sebze ihmal edilmemeli

Vücuttaki zararlı maddelerin atılmasında en önemli detoks kaynağının sebze ve meyveler olduğunu belirten Prof. Dr. Elmacıoğlu,

Meyveleri her gün abartmadan ama mutlaka 2-3 porsiyon tüketmeliyiz. Eğer yeteri miktarda tüketmiyorsak, immün sistem problemleri, alzheimer, katarakt ve yaşa bağlı vücut fonksiyonlarında azalma görülebilir. Kahvaltıda mevsimine göre meyve ve sebze tüketmeliyiz. Çocuk ve gençler kahvaltı yaparken özellikle süt tüketimini unutmamalıdır; zira hayat boyu kemik yoğunluğunun en önemli garantisi süt ve süt ürünleridir. Ayrıca, sebze ve tam tahıllı ekmek çeşitleri de sağlıklı kahvaltının en önemli ögeleridir. Yeterli ve dengeli bir kahvaltı ile güne canlı başlayabilirsiniz. İş verimini yükseltebilirsiniz; sağlıklı düşünmeyi artırabilir, sağlıklı yaşayabilirsiniz, dedi.

Memurlar.net
https://www.memurlar.net/haber/880439/kahvalti-dr-mehmet-oz-un-alani-degil-konusmasin.html
yumurta kaç kalori, yumurta besin değeri, yumurta faydaları, yumurta sporcu

Her gün bir yumurta tüketildiğinde ne oluyor?

Kanada’da yapılan araştırma makul düzeyde yumurta tüketiminin kalp ve şeker hastalarında bile hastalık ve ölüm riski oluşturmadığını ortaya koydu.

Kanadalı araştırmacılar, günde bir yumurta tüketiminin kalp damar rahatsızlığı riskini artırmadığını bildirdi. Ulusal basındaki haberlere göre, McMaster Üniversitesi Nüfus Sağlık Araştırma Enstitüsü ve Hamilton Sağlık Bilimleri araştırmacıları, elde ettikleri verileri Amerikan Klinik Beslenme Dergisi’nde yayımladı. Çalışmada, daha önceki üç uzun dönemli araştırmanın verileri de kullanılarak 6 kıtada 50 ülkeden farklı gelir düzeylerinde 146.011 sağlıklı ve 34.544 kalp damar rahatsızlığı olan kişilerin yumurta tüketimleri incelendi.

Araştırmacılar, çalışmaya katılan kişilerin, günde bir veya daha az yumurta yediğini belirtti. Araştırmacı Mahshid Dehghan, yaptığı basın açıklamasında,

Birçok kişi için günde 1 adet olan orta dereceli yumurta alımı, kalp damar veya diyabet hastalığı öyküsü olanlarda bile kalp damar rahatsızlığı veya ölüm oranı riskini artırmaz, dedi.

Yumurta alımı ile kan kolesterolü bileşenleri veya diğer risk faktörleri arasında ilişki bulunamadığını aktaran Dehghan,

Bu sonuçlar güçlüdür ve hem sağlıklı bireylere hem de kalp damar hastalığı olanlara yaygın uygulanabilir, değerlendirmesinde bulundu.

AA
https://www.aa.com.tr/tr/saglik/gunde-bir-yumurta-kalp-hastaligi-riskini-artirmiyor-/1716315

Corona virüsün enfekte olması halinde gidilecek hastaneler hangileri?

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca Çin’in Wuhan kentinde ortaya çıkan ve tüm dünyaya yayılmaya başlayan corona virüs hakkında tanı, önlem, olası vakada uygulanacak prosedürler, korunma ve kontrol önlemleri ile ilgili bir rehber hazırladıklarını duyurmuştu.

2019-nCoV hastalığı ile ilgili detaylı bilgilerin yer aldığı o rehber tüm sağlık kuruluşlarına gönderildi. Buna göre rehberde hastalığın nasıl bulaştığı, hangi belirtileri taşıdığı ve sağlık çalışanlarının hastalığı nasıl tanıyacağına ilişkin bilgiler yer aldı. Rehberde corona virüsün enfekte olması halinde gidilmesi gereken hastaneler de listelendi. 25 hastanenin bulunduğu listeden bazıları ise şöyle;

  • Adana Şehir Hastanesi,
  • SBÜ Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi,
  • Ankara Şehir Hastanesi,
  • SBÜ Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi,
  • Bursa Şehir Hastanesi,
  • Elazığ Fethi Sekin Şehir Hastanesi,
  • SBÜ Erzurum Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesi (Erzurum Şehir Hastanesi),
  • Eskişehir Şehir Hastanesi
trans yağ yoktur, trans yağ nedir

Sağlık Bakanı: “Türkiye’de trans yağlar yasaklanmalı”

Pek çok hastalığın nedeni olarak görülen trans yağların tamamen yasaklanmasına ilişkin bir düzenlemenin gündemde olup olmadığını sorulması üzerine Koca, 15 yaş üstü vatandaşların %31,5’inin obez, %34’ünün de fazla kilolu olduğunu söyledi.

Obezitenin büyük bir halk sağlığı sorunu olduğunu belirten Koca, birçok hastalığı da tetikleyen obezitenin nedenleri arasında da trans yağın önemli bir yer tuttuğunu dile getirdi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da obezite ve trans yağ kullanımı konusunda hassasiyet gösterdiğini belirten Koca, şunları kaydetti:

Özellikle %2’yi geçme durumunda belirtilmesi şeklinde bir mevzuatımız var. Trans yağların son derece zararlı olduğunu, kalp ve koroner hastalık grubu içinde ciddi anlamda risk taşıdığını biliyoruz. Bu anlamda da dünyada her geçen gün trans yağ yasaklanma noktasına doğru gidiyor. 2023’e kadar da Dünya Sağlık Örgütünün trans yağların devre dışı kalmasına yönelik de bir yaklaşımı var. 2018’de Amerika Birleşik Devletleri’nde yasaklandı. Bu arada İsveç, İsviçre, Norveç’te de yasaklandığını biliyoruz. Avrupa Birliği ülkelerinde 2021 yılının Nisan ayına kadar bir geçişle yasaklanması karara bağlandı.

Türkiye’de, vatandaşlarımız için çok zararlı olduğunu bildiğimiz trans yağların yasaklanması gerektiğini inanıyoruz. Bu konuda teknik boyutuyla bir çalışmamız var. Meclisimizin bu anlamda alabileceği bir kararın önemli olduğunu düşünüyoruz. Yasal düzenlemenin gerekli olduğuna ve mutlak yapılması gerektiğine inanıyoruz. Bu anlamda teknik çalışmamızı da hazırladık, bu konu ile ilgili de Meclisimizin alacağı kararı önemsiyoruz. Türkiye’de de ürünlerdeki trans yağ oranı %2’yi geçtiğinde vatandaşlara bildirmek yerine trans yağın yasaklanması gerektiğini vurgulayan Koca,

Obezitenin bu kadar arttığı, sağlık sorunun bu kadar ciddi olduğu bir durumda trans yağların halen kullanılıyor olması asla doğru değil, dedi. Trans yağların yasaklanmasına ilişkin düzenleme konusunda Koca, Meclis’in yaklaşımı önemli, düzenlemenin 6 ayı geçmemesi gerektiği kanaatindeyim. Bu yıl içerisinde yasaklanabilir, ifadesini kullandı.

AA
https://www.aa.com.tr/tr/saglik/bakan-koca-su-an-turkiye-icin-herhangi-bir-koronavirusu-riski-soz-konusu-degil/1709817
diabetus mellitus şeker hastalığı, diyabete ne iyi gelir, diabet diyeti

Türkiye’deki yetişkinlerin %11’i diyabetli!

Dünya üzerindeki diyabetli yetişkinlerin toplam nüfustaki payı açıklanırken, bu oranın en çok Pakistan’da olduğu görüldü. Böylelikle Pakistan’da bu oran %20, Türkiye’de ise %11 olarak kaydedildi.

Medya takip kurumu Ajans Press, diyabet ile ilgili basına yansıyan haber adetlerini inceledi. Ajans Press ve PRNet’in dijital basın arşivinden derlediği bilgilere göre diyabet ile ilgili geçen yıl basına yansıyan haber adedi 23.771 olarak kayıtlara geçti. Haber içerikleri incelendiğinde diyabetin nedenlerinin basında konuşulduğu görülürken, doktorların önlem amaçlı yaptığı açıklamalarında gündemde yer aldığı saptandı. Bunun birlikte diyabetle mücadele için açılan Diyabet Okulu’nun da basında oldukça yer aldığı belirlendi.

International Diabetes Federation (IDF) verilerinden elde edilen bilgilere göre, dünya üzerindeki diyabetli yetişkinlerin toplam nüfustaki payı açıklandı. Bu oranın en çok Pakistan’da olduğu görülürken,

  • Pakistan’da diyabetli oranının %20 olduğu kaydedildi.
  • Pakistan’dan sonra diyabetli yetişkinlerin toplam nüfustaki oranın en yüksek olduğu ülkeler %17 ile Malezya,
  • %16 ile de Suudi Arabistan olarak kayıtlara geçti.
  • Türkiye’de ise bu oran %11 olarak kaydedildi.

Diyabetli yetişkinlerin nüfusa oranla en düşük olduğu yer ise %3 ile Nijerya olarak saptandı.

Medimagazin
https://www.medimagazin.com.tr/guncel/genel/tr-turkiyedeki-yetiskinlerin-yuzde-11i-diyabetli-11-681-85425.html
ceviz diyet kalori

Ceviz artık bir meyveden çok sağlık için kullanılan tablettir!

Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi (KSÜ) Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Sütyemez, Kahramanmaraş’ın Milli Mücadelesi’nin 100. yılı etkinlikleri kapsamında KSÜ Afşin Meslek Yüksekokulu (MYO) tarafından düzenlenen Ceviz Islahı ve Çeşitleri konulu konferansta, Türkiye’de ilk ceviz çeşidi geliştiren ve melezlemeyle ceviz çeşidi ıslah edip tescil eden ilk üniversitenin Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi olduğunu ifade etti.

2018 yılında dünya pazarında bitki ıslahının yıllık 55 milyar dolar gibi ekonomik hacme sahip olduğunu belirten Sütyemez, Bitki ıslahının ekonomiye katkısı çok önemli. Dünya genelinde ıslah çalışmaları sonucu en büyük payı ABD, ardından Çin ve Fransa almakta. Türkiye ise bu pazardan 1,2 milyar dolar gibi küçük bir paydan faydalanıyor. dedi. Anadolu’nun cevizin anavatanı olduğunu vurgulayan Sütyemez, ülke genelinde tohumdan yetişmiş ceviz ağacı potansiyelinin oldukça fazla olduğunu bildirdi. Prof. Dr. Sütyemez, sözlerini şöyle sürdürdü:

 Birçok bilim insanı ve uzman sağlık için günde en az 3 ceviz tüketilmesini öneriyor. Asil bir meyve olan cevizi yetiştirmek kolaydır. Üreticiye ekonomik olarak yüksek getiri sağlayan cevizin ağaçtaki kilo fiyatı en son 35 lira oldu. Cevizden başka ağacın üzerinde kilosu 30-35 liraya satılan meyve yok. Türkiye’de yaklaşık 10 milyon meyve ceviz ağacı bulunuyor ve yılda 215 bin ton ceviz üretimi yapılmakta. Türkiye’de Kahramanmaraş ceviz üretimi noktasında ilk sırada yer almaktadır. Türkiye’de meyve çeşit tescilinde Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi olarak 9 ile yine ilk sırada yer alıyoruz. İnşallah 2020-2021 yılında 17 daha yeni melez çeşidi daha yaparak bu sayıyı 26’ya çıkartacağız ve hepsini ülkemize hediye edeceğiz.

Bitki ıslah çalışmaları sonucunda Afşin’de yetişen ceviz çeşidinin Efsus 46 ismiyle milli çeşit listesinde yerini aldığını aktaran Sütyemez, bu çeşidin, verimlilik ve meyve iriliği gibi üstün özelliklere sahip olmasından dolayı yetiştiriciliğe uygun olduğunu, her bölge için tavsiye edilebildiklerini aktardı. Afşin Meslek Yüksekokulu Müdürü Doç. Dr. Tamer Rızaoğlu da üniversitelerinde ceviz konusunda önemli çalışmalara imza atıldığına şahit olduklarını söyledi. Afşin’de Binboğa Dağları eteklerinde yetişen ceviz çeşidinin tescil edilerek Efsus 46 ismin verilmesinin kendilerini sevindirdiğini ifade eden Rızaoğlu, emeklerinden dolayı Prof. Dr. Sütyemez ve ekibine teşekkür etti.

Konferansa, Afşin Belediye Başkanı Mehmet Fatih Güven, İlçe Emniyet Müdürü Ali Semerci, İlçe Tarım ve Orman Müdürü İlbey Demir, Afşin Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Bekir Sıtkı Can, mahalle muhtarları ve vatandaşlar katıldı.

AA
https://www.aa.com.tr/tr/saglik/ceviz-artik-bir-meyveden-cok-saglik-icin-kullanilan-tablettir/1709409
dışarda ev dışında sağlıklı beslenme diyet

Diyete gerek kalmadan yeni obezite tedavi yöntemleri geliştirilecek mi?

ScienceDaily’nin haberine göre, Georgia Üniversitesi’nden Emily Noble liderliğindeki ekip, fareler üzerindeki çalışmaları sırasında hipotalamusta melanin yoğunlaştırıcı hormon (MCH) olarak adlandırılan bir tür iletkeni üreten hücre kümesine odaklandı.

Amaç

Diyete gerek kalmadan yeni tedavi yöntemleri geliştirmek.

Sonuçları Nature Communications dergisinde yayımlanan çalışmada, daha önce beyinde yüksek seviyelerde bulunmasının gıda tüketimini artırabileceği keşfedilen MCH’nin, ilk kez dürtüsel davranışta rol oynadığı ortaya koyuldu. Emily Noble, beyinde MCH üreten hücreler etkinleştirildiğinde farelerin yemek konusundaki tutumlarının daha dürtüsel hale geldiğini belirterek, şunları söyledi:

Beyninizde dürtüsel yemeye hayır deme kapasitenizin düzenlenmesinin temelinde yatan bir fizyoloji var.

Bulgunun, bilim insanlarının gelecekte aşırı yemeğe karşı iştahın azaltılması ya da lezzetsiz yemeklerle diyete gerek kalmadan yeni tedavi yöntemleri geliştirmesini sağlaması ümit ediliyor.

Medimagazin
https://www.medimagazin.com.tr/guncel/genel/tr-beyinde-yeme-durtusunu-degistiren-ozel-bir-devre-kesfedildi-11-681-84679.html
"Acı biber" hakkında inanılmaz araştırma!, acı biber, kırmızı biber, kırmızı biber zayıflatır mı, gıda gündemi, Prof. Dr. Benjamin Littenberg, Vermont Üniversitesi Larner Tıp Fakültesi , Ulusal sağlık ve Beslenme Araştırma Anketi,

Acı kırmızı biber tüketmek kalp krizi ve inme riskini azaltabilir!

Acı kırmızı biberin, kişinin inme ve kalp krizinden yaşamını yitirme ihtimalini önemli ölçüde azaltabileceği bildirildi.

İngiliz basınında çıkan haberlere göre, Araştırma, Hastanede Tedavi ve Sağlık Hizmetleri Enstitüsü (IRCCS) Neuromed’de görevli bilim insanı Marialaura Bonaccio liderliğinde yürütülen çalışma, düzenli olarak acı biber tüketmenin kalp krizinden ölme riskini %40, inmeden ölme riskini ise %61 azaltabileceğini ortaya koydu. Molise bölgesinde yaşayan 22 bin 811 kişinin sağlık durumunun yaklaşık 8 yıl boyunca takip edildiği çalışmada, haftada en az 4 kez acı biber tüketmek, kalp ve serebrovasküler nedenlere bağlı ölüm riskinin azalması ile ilişkilendirildi.

Journal of the American College of Cardiology dergisinde yayımlanan çalışmada, sıklıkla acı biber tüketen kişilerin, acı biber tüketmeyen kişilere kıyasla herhangi bir kardiyovasküler rahatsızlıktan ölme riskinin %34, diğer nedenlere bağlı ölüm riskinin ise %23 daha düşük olduğu tespit edildi.

Acı biberin koruyucu bir etkisi var

Epidemiyoloji uzmanı olan Bonaccio,

Ölüm riskinden korunmanın, kişilerin benimsediği beslenme biçiminden bağımsız olduğuna dair ilginç bir veri elde ettik. Diğer bir deyişle, kişilerden biri sağlıklı Akdeniz diyetini denerken, bir diğeriyse daha sağlıksız beslenebiliyor ama acı biberin hepsi için koruyucu bir etkisi var, diye konuştu.

Acı biber tüketimi ile kardiyovasküler hastalık oranları arasındaki bu bağlantının, gıdada mevcut olan ve iltihabı azaltan kapsaisin maddesi ile ilişkili olduğu sanılıyor.

AA
https://www.aa.com.tr/tr/saglik/aci-kirmizi-biber-tuketmek-kalp-krizi-ve-inme-riskini-azaltabilir/1676406
hemipleji, inme, parapleji, felç, stroke, felç hastalığı, inme beslenme tedavisi, felçli hasta beslenmesi

Kanser hastaları masajdan kaçınmalı!

Medipol Mega Üniversite Hastanesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Bölümü’nden Doktor Öğretim Üyesi Mehmet Ağırman, bilinçsiz uygulanan masaj tedavisinin yarardan çok zarara neden olabileceğini belirterek, masaj, bütün tedavilerde olduğu gibi, hiç yan etkisi olmayan bir yöntem değil. Damar tıkanıklığı olan, aktif romatizma veya kanser hastaları, kan sulandırıcı kullanan hastalar masajdan kaçınmalı, ifadelerini kullandı.

Ağırman yaptığı yazılı açıklamada geleneksel ve tamamlayıcı tıbbın bir parçası olan masajın özellikle son yıllarda popüler hale geldiğini dile getirerek, “Öncelikle masajın, tedavi edici bir müdahale olduğunu, yani tıbbi bir uygulama olduğunu unutmamak gerekir. Kullanılan her ilaç, yapılan her enjeksiyon veya ameliyat gibi masaj tedavisinin de bir endikasyonu, bir dozu ve bir yöntemi olmalı. Her hastaya her ilaç verilemeyeceği gibi ya da bir kişiye iyi gelen bir ilacın başka birine zararı olabileceği gibi, masaj tedavisi de kişiye özgü ve hastalığa ya da şikayete uygun olmalı.” değerlendirmesinde bulundu.

Etkisi uygulamaya göre değişiyor

Masajın vücudun yumuşak dokularına yani cilt, bağ, kas ve tendonlarına tedavi amacı ile uygulanan el hareketleri olduğunu belirten Ağırman, şunları kaydetti:

Masajın, mekanik, refleks, nörolojik ve psikolojik etkileri vardır. Ağrıyı dindirme, cilt ve altındaki dokuların yapışıklarını azaltma, sıvıları harekete geçirme, kas gevşemesi sağlama, doku dolaşımını artırma gibi etkileri bulunur. Etkiler, daha çok uygulama ile ilgilidir. Her uygulama yönteminin farklı etki mekanizması var denebilir. Öflöraj yani sıvazlama yöntemi ile derin veya yüzeysel dokulardaki nörorefleksler ve vasküler refleksler harekete geçirilir. Petrissaj yani yoğurma gibi uygulamalarda mekanik kompresyonun etkisi ile de kan akımı reaktivasyonu ve sıvıların mobilizasyonu hedeflenebilir.

Bunlar gibi farklı masaj teknikleri ile hastalığa ve kişiye özgü yöntemler belirlenir, uygulanır. Kol ve bacaklardaki lenf ödemin azaltılmasında, ağrılı ve spazmlar yumuşak doku hastalıklarında sıklıkla uygulanır. Kronik ağrı, yapışıklıkların önlenmesi, kan akışının artırılması ve ödemin azaltılması amaçlandığında da kullanılabilen bir tedavi yöntemidir. Bütün diğer medikal tedaviler gibi, tek başına etkinliği sınırlı, muhakkak hekimin önerisi doğrultusunda uygun egzersiz programı ile tedavi süreci desteklenmeli.”

Sağlıklı insanda bile yan etkisi var

Masajın, hiç yan etkisi olmayan bir tedavi yöntemi olmadığını, sağlıklı insanlarda bile kalbe gelen venöz dönüşü artırarak kalp vuruş volümünü artırdığını belirten Ağırman, şu ifadeleri kullandı:

Kalp yükünün artırılmaması gereken hastalıklarda ve derin ven trombozu gibi damar tıkanıklıklarının olduğu durumlarda kesinlikle yapılmaması gereken bir uygulamadır. Malign hastalıklarda (kanser), damar tıkanıklıklarında, infekte dokularda veya inflamasyonla giden iltihabi hastalıklarda, aktif romatizmal hastalıklarda uygulanmamalı. Hastanın kullandığı ilaçlar, özellikle kan sulandırıcı varlığında yine masajdan kaçınılmalı. Unutulmaması gereken en önemli husus, ağrıların her zaman kas-iskelet sisteminden kaynaklanmayabileceğidir. Ağrı, vücudumuzdaki birçok rahatsızlıkta, hastalıkta bir uyarı sistemi olarak görev görür. Farklı hastalıklar, öncelikle ağrı şikayeti ile ortaya çıkıp, sonra hastalığın gerçek bulguları ile karşılaşılabilir.

Medimagazin
https://www.medimagazin.com.tr/hekim/genel/tr-doktorogretim-uyesi-mehmet-agirman-kanser-hastalari-masajdan-kacinmali-2-12-84762.html
öksürük, öksürüğe ne iyi gelir, öksürük nasıl geçer, öksürüğe faydalı gıdalar

Araştırma: Bal ve limonu kaynatarak içmek!

ABD’de bilim üzerine akademik çalışmalar yayınlayan American Chemical Society’nin (ACS) gerçekleştirdiği bir araştırma, öksürüğün tedavisinde kullanılan şurupların hastalığın iyileşmesine bir katkıda bulunmadığını ortaya koydu. Amerikalıların her yıl öksürük ilacına 4 milyar dolar harcadığını ifade eden uzmanlar, öksürük şuruplarının yerine bal ve limonu kaynatarak içmenin çok daha faydalı olduğunu vurguladı.

Uzmanlar, öksürük şuruplarının hastalığı tedavi ettiğine yönelik inanışın tamamen psikolojik olduğunu açıkladı. Yapılan klinik araştırmalara göre bu plasebo etkisine sahip. Ancak hastalığı iyileştirmekten ziyade daha iyi bir şekilde uyumanızı sağlıyorlar. Uzmanlar şurup yerine bal ve limonu kaynatarak içmek fakat bunu 1 yaşından küçük çocuklara vermemek gerektiğini kaydetti.

Bu dönemde bol sıvı tüketmek, bol buharlı bir duş almak ya da nemlendirici kullanmak ve boğaz tahrişini engellemek için de sert şeker kullanmak gerektiğine dikkat çektiler.

Medimagazin
https://www.medimagazin.com.tr/guncel/genel/tr-arastirma-bal-ve-limonu-kaynatarak-icmek-oksuruk-surubundan-daha-iyi-11-681-72487.html