yeşil çay

Araştırma: “Yeşil çay içmek ömrü uzatıyor”

Çin Tıp Bilimleri Akademisi Pekin Birliği Tıp Koleji’nin Ulusal Kalp ve Damar Hastalıkları Merkezi’nden araştırmacılar, geçmişte kalp krizi, felç veya kanser gibi hastalıklar geçirmeyen 100.902 Çinli’yi, haftada üç kez veya daha fazla yeşil çay içen sürekli içiciler ile hiç çay içmeyen veya daha az çay tüketenler olmak üzere iki gruba ayırdı.

Yedi yılın ardından yapılan analizlerde bilim insanları, düzenli çay içenlerde kalp hastalığı ve felç geçirme riskinin %20, bu iki hastalığa bağlı ölümlerin de %22 düştüğünü tespit etti. Araştırma, 50 yaşında düzenli çay içen bir kişinin, düzenli çay içmeyenlere göre 1,26 yıl daha uzun yaşadığını ortaya koydu.

Araştırmacı Dr. Dongfeng Gu, yaptığı yazılı açıklamada, Alışılmış çay tüketiminin koruyucu etkilerinin erkekler için daha belirgin, kadınlar için ise daha az olduğunu gördük. değerlendirmesinde bulundu. Bu durumun sebebinin araştırmaya katılan erkeklerin kadınların iki buçuk katı kadar çay tüketmesi olabileceğini belirten Dongfeng, Çalışmadaki erkeklerin %48’i, kadınların ise %20’si düzenli çay içiyordu. ifadelerini kullandı.

Dongfeng, yeşil çayda özellikle flavonoid kaynağının zengin olduğunu ve bu biyoaktif bileşiklerin kalp ve damar hastalıklarına karşı koruyuculuk sağladığını vurguladı. Çay içme alışkanlıklarının bölgeden bölgeye değiştiğini anımsatan Dongfeng, bulguların siyah çayın daha popüler olduğu Batılı ülkeler için geçerli olmayabileceğini aktardı.

Dongfeng, araştırmada, çay tüketen kişilerin çoğunluğunun yeşil çayı tercih ettiği bilgisini paylaşarak, çalışmaya katılan düzenli içicilerin sadece 8’inin siyah çay içtiğini kaydetti.

AA
Anadolu Ajansı, 10.01.2020
trabzon hurması

Tranzon hurmasının antioksidan kapasitesi, goji berry’den kat be kat yüksek!

Yeditepe Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erdem Yeşilada, piyasadaki kekik ve papatya bitkileri üzerinde yaptıkları çalışmada ne kekiğin kekik ne de papatyanın gerçek papatya olduğunu gördüklerini belirterek,

Hıfzıssıhhanın zehir danışma merkezi kayıtlarında çok sayıda papatya zehirlenmesi var. ABD’de bir bebekte bu nedenle ölüm kaydı bulunuyor. Bizde de garanti bu ölümler mevcuttur ama insanlar bu nedenle olduğunu zannetmiyordur, dedi.

Tıbbi ve Aromatik Bitki Çeşitliliğinin Korunmasında, Bunların Üretiminde ve Pazarlanmasında Karşılaşılan Sorunlar ile Alınması Gereken Tedbirlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonu’na sunum yapan Yeşilada, AA muhabirinin sorularını yanıtladı. Yeşilada, Türkiye’nin, en zengin bitki örtüsüne sahip ülkelerin başında geldiğini ancak dünya tıbbi bitki pazarında Türkiye’nin payının 0,57 ile son derece düşük olduğunu söyledi.

Yaklaşık 11.000 bitki çeşidini barındıran Türkiye’de, bu çeşitlilikten istenen ölçüde yararlanılamadığını vurgulayan Yeşilada, şöyle konuştu:

Gözümüz hep başka ülkelerin ürünlerinde. Örneğin yapılan reklamlarda anavatanı Tibet olan Goji Berry’nin kuvvetli antioksidan etkiye sahip olduğu yayılmaya çalışılıyor halbuki yaptığımız çalışma Trabzon hurmasının çok daha yüksek antioksidan değere sahip olduğunu bize gösterdi. Trabzon hurmasının Türkiye’de değeri bilinmiyor ama Japonya’da lokum haline getirilerek yüksek oranda kullanılıyor. Son derece sağlıklı bir ürün olduğunu söyleyebileceğimiz Trabzon hurması kendi değerimizdir. Gözümüzü başka ülkelerin ürünlerine dikeceğimize kendi zengin değerlerimize sahip çıkmalıyız.

AA
https://www.aa.com.tr/tr/saglik/prof-dr-erdem-yesilada-piyasadan-aldiklarimiz-kekik-de-degil-papatya-da/1505516

Piyasadaki kekik ve papatyalardaki tehlike!

Yeditepe Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erdem Yeşilada, üniversite olarak yürüttükleri saha çalışmalarına da değindi. Çalışmada, aktarlarda satılan kekiğin hiçbir değerinin olmadığını gördüklerini belirten Yeşilada, şöyle devam etti:

Bir proje çalışması kapsamında piyasadaki kekiğin kalitesini araştırdık ve hiçbirinin kekik olmadığını gördük. Ürünün farmakope kalitesi gerekiyor. Fakat baktığımızda bitki o ama içerisinde uçucu yağ, yani o kokuyu veren madde yok. Farmakopede en az yüzde 2,5 uçucu yağ taşıması gereken kekiğin aktarlarda satılanlarında yüzde 0,5 oranında uçucu yağ çıktı. Bu bizi çok şaşırttı. Uçucu yağ para ettiği için buhar distilasyonu ile bu uçucu yağ alınmış. Bitkinin uçucu yağı, başka pazarlarda satışa sunulurken geriye kalan cesetler bize kekik diye satılıyor. İçerisindeki uçucu yağ gittiği için mikroplara karşı etkili madde de kaybolmuş oluyor. Dolayısıyla bitkide tekrar mikrop ürüyor ve o mikroorganizmaların bize zararı dokunuyor. Bazı kekik türlerine ise yüzde 80 oranında zeytin yaprağı katıyorlar. Vatandaşın yapacağı bir şey yok. Burada devlet devreye girecek ve analiz sonucu onay alamayan ürünlerin satışını yasaklayacak.

Papatyadaki tehlike

Yeşilada, yaptıkları bir başka çalışmada da aktarlardan alınan hiçbir papatyanın papatya çıkmadığını belirtti.

Halk arasında 40-50 çeşit bitkinin papatya olarak bilindiğini, ancak bunların içerisinde etkili madde bulunmadığını anlatan Yeşilada, papatya olarak bilinen bitkinin bazı türlerinde pirolizidin alkaloit denilen bir maddenin olduğunun ve bu maddenin karaciğeri olumsuz yönde etkilediğinin altını çizdi.

ABD’de bir bebekte bu nedenle ölüm kaydının bulunduğuna da dikkati çeken Yeşilada,

Bizde de garanti bu ölümler mevcuttur ama insanlar bu nedenle olduğunu zannetmiyordur. Hıfzıssıhhanın zehir danışma merkezi kayıtlarında çok sayıda papatya zehirlenmesi var. Kullanılan kalitesiz ürünün zararlarını görmemiz mümkündür. Dolayısıyla piyasadaki kekik ve papatya bitkileri üzerinde yaptığımız çalışmada ne kekiğin kekik ne de papatyanın gerçek papatya olduğunu gördük, diye konuştu.

AA
https://www.aa.com.tr/tr/saglik/prof-dr-erdem-yesilada-piyasadan-aldiklarimiz-kekik-de-degil-papatya-da/1505516
lavanta, lavanta yağı, fitoterapi lavanta (3)

Lavanta yağı ağrıları dindiriyor!

Lavanta yağının faydalarının saymakla bitmeyeceğini aktaran Bezmialem Vakıf Üniversitesi Fitoterapi Merkezi Müdürü ve Aromaterapi Derneği Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Murat Kartal:

Lavanta yağı çok iyi bir yara iyi edici, çok iyi bir yanık tedavi edici… Başınız ağrıdığında şakaklarınıza birkaç damla yağ ile masaj yaparsanız baş ağrınıza iyi gelir. Sırt ağrısı için lavanta yağını, Hindistan cevizi yağıyla karıştırıp bir krem gibi sürebilirsiniz. Lavanta yağının bir diğer önemli özelliği uykusuzluğa iyi gelmesi. Bugün Avrupa’da lavanta yağı içeren kapsüller satılıyor. Türkiye’de organik lavanta yağı içeren kapsüller satılıyor. Uykusuzluk çekenler, lavanta yağı aldığında uyku kalitesi artıyor. Yine orta derece depresyonda lavanta kullanılan bir ürün. Kapsül kullanmak istemeyenler 3 damla lavanta yağını bir içeceğinize ekleyebilirsiniz. Lavanta çiçeklerinden çay da demlenebilir. Lavantanın sakinleştirici etkisi var. Sinirli olduğunuz zaman giysinizin yakasına birkaç damla lavanta yağı damlatıp bir rahatlık sağlayabilirsiniz. Lavantanın aynı zamanda böcek ve sinek kovucu etkisi var.

Türkiye’nin tıbbi ve aromatik bitkiler açısından zengin bir ülke olduğunu da dile getiren Kartal, bu zenginliğin ekonomiye kazandırılması için çalışmalar yapılması gerektiğini kaydetti.

Panelin ardından Trakya Tarımsal Araştırma Enstitüsü Müdürü Doç. Dr. Adnan Tülek ve Edirne Tanıtım ve Turizm Derneği Bülent Bacıoğlu, Kartal’a hediye takdim etti.

AA
https://www.aa.com.tr/tr/saglik/uykusuzluk-depresyon-agri-ve-yaranin-ilaci-lavanta-/1503320

lavanta, lavanta yağı, fitoterapi lavanta (3)

Aromaterapinin başlangıcı lavantayla olmuştur

Pembe gençliği, mor dinginliği temsil eder. Lavantanın rengi, kokusu ve yağıyla önemli bir bitki olduğunu vurgulayan Bezmialem Vakıf Üniversitesi Fitoterapi Merkezi Müdürü ve Aromaterapi Derneği Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Murat Kartal:

Pembe renk gençliği temsil ederken mor renk, olgunluk, dinginlik ve huzuru temsil ediyor. Aromaterapinin başlangıcı lavantayla olmuştur. 1910 yılında Fransız bir kimyacının laboratuvarında patlama olmuş ve eli ciddi şekilde yaralanmıştır. Elini lavanta yağının içine sokarak tedavi eden bu kimyager hızlı bir iyileşme görünce lavanta yağı başta olmak üzere diğer uçucu yağlar üzerine çalışmalar yapmaya başlamıştır. Aromaterapinin başlangıcı lavantaya dayanıyor.

AA
https://www.aa.com.tr/tr/saglik/uykusuzluk-depresyon-agri-ve-yaranin-ilaci-lavanta-/1503320

lavanta, lavanta yağı, fitoterapi lavanta (3)

Edirne II. “Lavanta Günleri” düzenlendi

2. Edirne Lavanta Günleri etkinlikleri kapsamında Lavantanın Faydaları konulu panel düzenlendi.

Enstitünün Karaağaç‘ta bulunan lavanta deneme tarlasında gerçekleşen panelde konuşan Bezmialem Vakıf Üniversitesi Fitoterapi Merkezi Müdürü ve Aromaterapi Derneği Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Murat Kartal, dünya genelinde doğal ve bitkisel ürünlere ilginin arttığını söyledi.

Doğal ve bitkisel ürünlerin sağlıklı yaşama önemli katkılar sunduğunu belirten Prof. Dr. Kartal, “Hastalıkların artmasının sebepleri arasında hem doğal beslenmemek hem de endüstrileşmiş gıdaları yoğun kullanmak var. Sentetik ürünlerin sunduklarını doğada bulmak mümkün. Bizim genetiğimize uygun olan şey doğal ürünlerdir.” dedi.

Kartal, aromatik bir bitki olan lavantanın birçok faydası olduğunu ve aromaterapi uygulamalarının lavantayla başladığını ifade etti.

AA
https://www.aa.com.tr/tr/saglik/uykusuzluk-depresyon-agri-ve-yaranin-ilaci-lavanta-/1503320
kerkede hibiskus

Hibiskus çayı tehlike oluşturdu!

İstanbul Kağıthane’de ikamet eden Melek A. geçtiğimiz günlerde ünlü bir diyetisyene başvurdu.

Kilosundan rahatsız olan genç kadın zayıflamak için görüştüğü Küçükberberyan’dan bazı tavsiyeler aldı. Yapılan tetkikler sonrasında genç kadına diyetisyen tarafından diyet listesi ve Hibiskus çayı içmesi tavsiye edildi. Diyetin 10’uncu gününde genç kadın evde olduğu bir sırada fenalaştı. Eşi tarafından hastaneye kaldırılan Melek A.’nın kullandığı ilaçların etkisiyle karaciğer enzimlerinde aşırı bir artış gözlemlendi. Tedavi altına alınan genç kadın tedavi sürecinde söz konusu bitki çayının karaciğer yetmezliğine yol açtığını bu nedenle ağırlaşıp hastanelik olduğu tespit edildi. Doktor raporu sonrası savcılığa başvuran genç kadın sağlığının ve yaşam kalitesini olumsuz yönde etkileyen diyetisyenden şikayetçi oldu. Savcılık tarafından olayla ilgili soruşturma başlatıldı. Soruşturma kapsamında ifadesine başvurulan diyetisyen tüm hastalarına bitki çaylarını önerdiğini, bitki çaylarının insan üzerinde olumsuz bir etki yaratmadığını ileri sürdü.

Yaralama suçundan dava

Savcılık yürütülen soruşturma sonunda doktor raporuyla sağlığının tehlikeye düştüğünü kanıtlayan Melek A.’nın müşteki olarak yer aldığı bir iddianame düzenledi. İddianamede diyetisyenin gerekli dikkat ve özveriyi göstermeyerek genç kadının yaşamını tehlikeye soktuğu anlatıldı. Yaralama suçundan hakkından dava açılan diyetisyen ilerleyen günlerde Asliye Ceza Mahkemesi‘nde yargılanacak.

Memurlar.net
https://www.memurlar.net/haber/834082/zayiflama-cayi-olduruyordu.html
Ordu Diyetisyen Seda Demetgül

Diyetisyenlerden zayıflatma çayı uyarısı

Diyetisyenler piyasada ve sosyal medyada sürekli göze çarpan zayıflatma çayları ve bilinçsiz diyetlerin geri dönülmez sağlık sorunlarına yol açtığı konusunda uyardı. Medical Park Ordu Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Diyetisyen Seda Demetgül, Diyet sağlık için yapılmalıdır, daha güzel görünmek uğruna aç kalıp kaslarınızı kaybetmeyin, dedi.

Haftada 5 kilo verdiren karışım, ayda 15 kilo verdiren meyve, bir hafta da 7 kilo zayıflatan çay gibi reklamların aldatıcı olduğunu belirten Medical Park Ordu Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Dyt. Seda Demetgül, Bilinçsiz yapılan şok diyetlerle verilen kilolar genellikle kas kayıplarına neden olur ve fazlasıyla kilo olarak geri döner. Sağlıklı beslenmeyi alışkanlık haline getirip, su tüketimine dikkat ederek ve hayatımıza fiziksel aktiviteyi yerleştirerek daha sağlıklı olmak için sadece yaşam şekli değişiklikleri sağlayarak, herkes için belirlenmiş ideal kilolarda olmayı hedeflemeliyiz, diye konuştu.

Demetgül, şu tavsiyelerde bulundu:

Güzel görünmek için mi? Fit olmak için mi? Aslında burada çok büyük yanılgıya düşüyoruz. En başta sağlıklı olmak için diyet yapmalıyız. Sağlıklı olmak başta kendimizi iyi hissetmektir, bunun yanında kan değerlerimizin normal aralıklarda olması, psikolojik ve fiziksel olarak iyi olma halidir. Diyeti daha sağlıklı olmak için yapmalıyız. Diyet sözlük anlamıyla; sağlığı korumak ya da düzeltmek gereğiyle uygulanan beslenme düzenidir. Diyet dediğimizde aklımıza ilk olarak kısıtlanmış sınırlandırılmış besinler hatta aç kalmak bile geliyor. Size özel hazırlanan hiçbir diyette aç kalmazsınız, zaten kalmamalısınız da. Diyet kesinlikle aç kalmak değildir. Sadece hangi besinleri ne zaman, ne sıklıkla ve ne kadar tüketmemeniz gerektiğini planlanmaktadır. Aç kaldığınız diyet programları size uygun bir program değildir ve sağlıklı kilo kaybı sağlamanızı önleyecektir. Bu yüzden her bireyin diyet programı birbirinden farklıdır ve bireye özgüdür.

Mutlaka diyetisyenle beraber günlük beslenme programınızı konuşun

Diyet listenizi beraber planlamalısınız. Unutmayalım ki diyet programlarının ilk amacı sağlıklı olmaktır. Sağlığımız için bazen kilo almak bile gerekiyor olabilir. Kilo vermeye ihtiyacımız olma sebepleri ise kan şekerlerinin daha uygun seviyede tutulması, tansiyonun daha düzenli seyretmesi gibi sebepler olabilir. Aslında tüm bireyler günlük beslenme şekillerini bir beslenme uzmanı ile değerlendirmeli, mutlaka günlük beslenme alışkanlıklarını gözden geçirmeli ve yaşam şeklinde nasıl değişiklikler yapması gerektiğini, bunları nasıl yapabileceğini danışmalıdır. Diyet dönem dönem yapılması gereken bir iş gibi değil de hayatımızın sürekli alışkanlığı olan bir sağlıklı beslenme programı olmalıdır.

Memurlar.net
https://www.memurlar.net/haber/827081/diyetisyenlerden-zayiflatma-cayi-uyarisi.html
Diyetisyen Bengü Ünal, Gerçek Diyetisyen Ara

Diyetisyen Bengü Ünal: “Çayın yanlış tüketimiyle gelen risklere dikkat edin”

Ülkemizde neredeyse su kadar çok tüketilen çayın yanlış kullanımının beraberinde ciddi sağlık sorunlarına neden olduğu bildirildi. Diyetisyen Bengü Ünal çayın doğru tüketilmesi halinde birçok faydasının da olduğunun altını çizdi.

En çok çay tüketiminin yapıldığı ülkelerden biri Türkiye’de çayın yanlış kullanımı beraberinde ciddi sağlık problemlerini de getiriyor. Doğru tüketildiğinde birçok faydası bulunan çayın yanlış demlenmesi ve tüketilmesi yüzünden ciddi sağlık problemlerine neden olabileceğini kaydeden Manisalı diyetisyen Bengü Ünal çayın tüketimiyle ilgili dikkat edilmesi gerekli detayları ve yanlış yapılanları anlattı.

çay diyet, çay zararlı mı, diyette çay içilir mi, kahvaltıda çay, çay kaç kalori, yeşil çay, siyah çay kalorisi

Su kadar çok tüketiyoruz

Çayın ülkemizde neredeyse su kadar çok tüketildiğinin altını çizen diyetisyen Ünal,

Çay ülkemizde çok tercih edilen vazgeçilmez içeceklerimizden birisi. Sudan sonra en çok içtiğimiz ikinci içecektir. Çaya şeker ilavesi yaparak ve aynı zamanda ürünlerle tüketilmesiyle beraber bazı zararları vardır. Şeker ilavesi yaptığımızda özellikle kalp damar rahatsızlığı, kilo alma, diyabet hatta baş ağrısı gibi birçok sağlık sorunuyla karşılaşmaktayız. Bunun yanı sıra öğünlerle birlikte aldığımızda ise demir emilimini azaltmaktadır. Çayın içerisinde bulunan tanen maddeleri besinlerle aldığımız demir emilimini azaltmaktadır. O yüzden öğünlerle birlikte almamakta fayda var. Besin tüketimini yaptıktan sonra en az 45 dakika bekledikten sonra çay içebilirsiniz. O zaman daha sağlıklı olacaktır. Bunun yanı sıra gün içerisinde aşırı çay tüketiminin de bir sakıncası var. Aşırı çay tüketimiyle beraber kişilerde uykusuzluk, kalp çarpıntısı, sinir bozukluğu, baş ağrısı gibi birçok durumlarla karşılaşıyoruz. O yüzden günde 4 bardaktan fazla çay içmemek gerekiyor. Eğer 4 bardaktan fazla çay içiyorsak bunu dengelemek için her içtiğimiz ekstra bir bardak çay için bir bardak su içmekte fayda var, dedi.

Yanlış tüketim kanser riskini artırıyor

Çayı çok fazla sıcak içmemek gerektiğinin de altını çizen Ünal,

Çayı çok fazla sıcak içmemek gerekiyor. Çok fazla sıcak içtiğimizde yemek borusu tahriş olabiliyor ve tahriş genellikle kansere sebep olabiliyor. O yüzden çayı ılık içmekte fayda var. Bunun yanında kanser riskini artıran diğer önemli husus da kireçli su kullanımı. O yüzden içme suyu kullanmak daha sağlıklı. Çay demlerken genellikle kaynar suyu çayın üzerine ilave ediyoruz. Aslında kaynar suyun biraz dinlendikten sonra çayın demlenmesi gerekiyor. Kaynadıktan sonra suyu döktüğümüzde çay yanıyor ve yanmanın etkisiyle bakteri oluşumu gerçekleşiyor. Bakteri oluşumuyla beraber de yine kanser riskini artırmış oluyoruz. Bunlara dikkat edecek olursak çay tüketimi yapmakta aslında bir sakınca yok. Aksine bunlara dikkat ederek çay tüketimi yapmanın birçok yararları var. Kolesterolü düşürüyor, hazımsızlığı gideriyor, kan damarlarını genişleterek kanın vücuttaki dolaşımını kolaylaştırıyor. Beyni koruyor, içerisindeki Flavonoid sayesinde de antioksidan miktarı yani doğal antioksidandan bahsediyoruz, besinlerdeki antioksidan miktarını artırıyor. İçerdiği Florid sayesinde de diş çürüklerini önlemeye yardımcı oluyor, diye konuştu.

Kahvaltılardan 45 dakika sonra çay için

Çay tüketimini en çok tercih ettiğimiz zamanlardan biri de aslında kahvaltılardır, diyen Ünal, Kahvaltıyla birlikte tükettiğimiz çay yüzünden kahvaltılarda da aslında besinlerle birlikte aldığımızda demir emilimini azaltmış oluyoruz. O yüzden kahvaltı yaptıktan 45 dakika sonra çay tüketimini yaptığınızda aldığınız besinlerin de demir emilimini korumuş olursunuz, dedi.

Memurlar.net
https://www.memurlar.net/haber/824936/cayin-yanlis-tuketimiyle-gelen-risklere-dikkat.html
çay kahve kanser

Çay ve kahve akciğer kanseri riskini artırabilir!

ABD’de yapılan araştırma, yaşam süresini artırdığı, depresyon, kalp krizi ve bazı kanser türlerinin gelişme olasılığını azalttığı bilinen kahve ve çayın, günde en az iki fincan içildiğinde sigara tiryakisi olmayanlarda bile akciğer kanseri riskini artırabileceğini ortaya koydu.

LiveScience‘nin haberine göre, ABD’de Vanderbilt Üniversitesi‘nde görevli bilim insanı Jingjing Zhu liderliğinde yürütülen araştırma, yaşam süresini artırdığı, depresyon, kalp krizi ve bazı kanser türlerinin gelişme olasılığını azalttığı bilinen kahve ve çayın, günde en az iki fincan içildiğinde sigara tiryakisi olmayanlarda bile akciğer kanseri riskini artırabileceğini ortaya çıkardı.

Araştırma kapsamında ABD ve Asya’da 1,2 milyon kişinin katıldığı 17 farklı araştırmanın verileri incelendi. Katılımcıların ortalama 8,6 yıl boyunca takip edildiği ve 20.500’den fazlasının süreç içinde akciğer kanserine yakalandığı belirtildi. Uzmanlar, sigara içmeyenler için günde iki ya da daha fazla fincan kahvenin, akciğer kanseri riskini %41, iki ya da daha fazla bardak çayın da %37 oranında artırdığı sonucuna vardı. Risk oranında, kişinin yaşı, ırkı ve içtiği kahvenin türüne göre önemli bir değişiklik gözlenmediği, bilhassa kafeinsiz kahvenin, kafeinli olandan %15 daha yüksek risk oranıyla ilişkilendirildiği kaydedildi.

Zhu, araştırmalarının gözleme dayalı olduğuna, kahve ile akciğer kanseri arasındaki neden sonuç ilişkisini tam olarak bilmediklerine işaret ederek, kavurma aşamasında ortaya çıkan bir durumun riski artırıyor olabileceğini aktardı. Araştırmanın bulguları, Amerikan Kanser Araştırma Derneği‘nin 31 Mart’ta düzenlenen yıllık toplantısında sunuldu. Levine Kanser Enstitüsü’nden doktor Julie Fisher, bulguları “ilginç ve merak uyandırıcı” sözleriyle nitelendirirken, bu bağlantıya ilişkin daha fazla araştırma yapılması gerektiğini ifade etti.

AA
https://www.aa.com.tr/tr/saglik/cay-ve-kahve-akciger-kanseri-riskini-artirabilir/1441630
tarçın

Tarçın dozuna dikkat!

Yeditepe Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Farmakognozi ve Fitoterapi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Erdem Yeşilada, tatlılarda ve içeceklerde kullanılan tarçının aşırı tüketimi konusunda uyarılarda bulundu.

İnsanların yaşamında kan sulandırıcıya ihtiyaç duyduğunu ve tarçının içindeki kumarinin güçlü bir kan sulandırıcı olduğunun altını çizen Prof. Dr. Erdem Yeşilada,

Tarçını dozunda kullandığınızda o sizi dengeleyecektir. Ama fazla ve yanlış kullandığınızda, hatta kan sulandırıcıyla beraber kullanıyorsanız hafif bir şekilde kafanızı bir yere vurduğunuzda beyin kanaması geçirebilirsiniz. Kan sulandırdığı için beyin kanaması, kanın durmaması gibi riskler ortaya çıkabiliyor, dedi.

Star
http://www.star.com.tr/saglik/tarcina-dikkat-haber-1427865/

kış çayları, bitki çayları, papatya çayı

Türk beyaz çayı Japonya’da tıbbi ilaç oldu!

Türkiye’de Çaykur tarafından 5 yıl önce ilk kez üretilen beyaz çayın Japonya’daki araştırmaları sırasında bulunan ve ‘JP53’ kod adı verilen etken maddesiyle kanser tedavisinde tamamlayıcı tıp ürünü olan bitkisel gıda takviyesinin üretiminin tamamlandığı belirtildi.

Japonya’da laboratuvar ortamı ve hastalarda denendiği belirtilen ürünün özelikle akciğer ve mesane kanseri hastalarının tedavisinde tıbbi tamamlayıcı ilaç olarak kullanılabileceği ve bu hastalara umut ışığı olacağı kaydediliyor. İlk aşamada 40 bin kutu olarak üretilen tıbbi bitkisel ürünün, Japonya’dan Türkiye’ye, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın izniyle ‘Tıbbi Bitkisel İlaç’ olarak ithaline izin verildiği belirtiliyor.

Çaykur eski Genel Müdürü İmdat Sütlüoğlu’nun öncüğünde Türkiye’de faaliyet yürüten Augustus İlaç Mühendisliği ile Çay Teknoloji Şirketi Euro Çay’ın yöneticisi Dr. Ozan Fidan, 5 yıl önce Çaykur tarafından ilk kez üretilen doğal ve organik beyaz çayın insan sağlığı açısından faydalarının araştırılması amacıyla, Japonya Araştırma ve Geliştirme Fonu desteğiyle bir proje hazırladı. Beyaz çay numuneleri, proje kapsamında Japonya’nın başkenti Tokyo’da bulunan ilaç araştırma ve geliştirme üniversitesi olarak bilinen Meiji Pharmaceutical Üniversitesi’ne gönderildi. Dr. Ozan Fidan’ın da içerisinde yer aldığı araştırma geliştirme ekibi, Türkiye’de üretilen beyaz çayla ilgili olarak laboratuvar ortamında uzun süreli deneysel çalışma yürüttü.

13 Sayfalık rapor

Türkiye’de faaliyet gösteren Augustus İliaç Mühendisliği ile Çay Teknoloji Şirketi Euro Çay Yöneticisi Dr. Ozan Fidan, Türkiye’de ve Japonya’da ‘Beyaz Çay’ konusunda yürütülen çalışmalar ve Japonya’daki bu çalışmalar sonunda hazırlanan rapor hakkında şunları söyledi:

Meiji Pharmaceutical Üniversitesi’nde laboratuvar ortamındaki bilimsel çalışmalarda beyaz çaydan elde edilen farklı fraksiyonlar üzerinden çalışıldı. Bu çalışmada beyaz çayın etil asetatlı fraksiyonundan elde edilen ve Rize’nin plaka numarası da göz önüne alınarak ‘JP53’ kod adı verilen maddenin kanser hücrelerini yok ettiği tespit edildi. Yapılan çalışmada, JP53 kodlu maddenin sağlıklı insan hücrelerine zarar vermediği ve sadece kanserli hücreleri yok ettiği, içerdiği antioksidan yapıdan dolayı da DNA hasarının onarılmasını sağladığı belirlendi. Tokyo Meiji Pharmaceutical Üniversitesi, beyaz çaydan elde edilen ve kanser hücrelerini yok eden madde ile ilgili 13 sayfalık rapor hazırladı.

Akciğer ve mesane kanserine umut

Beyaz çaydan elde edilen ve kanserli hücreleri yok eden madde ile ilgili olarak Japonya’da sürdürülen klinik çalışmalarının ardından ilaç formülasyonu geliştirildi. Laboratuarlarda ve insanlar üzerinde denenen ilaç, kanserden korunma amaçlı ilaç destek ürünleri ve kanser hastalarının tedavisinde tedavi protokolüne eklenebilecek ilaç geliştirildi. İlk etapta 40 bin kutu üretilen ilaç sayesinde hastanın hayatta kalım süresi ve yaşam konforu artırılacak. ‘JP53’ kod adlı maddenin özellikle akciğer ve mesane kanseri hastalarına umut ışığı olacağı değerlendiriliyor”

Tarım ve Orman Bakanlığı’nın ‘Tıbbi Bitkisel İlaç’ olarak ithaline izin verilen ürünün Sağlık Bakanlığı’nın onayı alındıktan sonra tedavi amaçlı kullanılacağı belirtildi.

Beyaz çay

Doğu Karadeniz Bölgesi’nde Rize, Trabzon, Artvin ve Giresun illerinde çay tarımında 5 yıl önce beyaz çay üretimine geçildi. Çaykur tarafından başlatılan uygulama ile ‘Tomurcuk’ olarak bilinen çayın üst filizleri, üreticiler tarafından elle toplandı ve geçen sürede 3 tona yaklaşan üretim gerçekleştirildi. Dünyada kilosu bin dolardan 15 bin dolara kadar değişen fiyatlarla satılan beyaz çayın vücut direncini artırarak bağışıklık sistemini güçlendirmesinin yanı sıra, insan sağlığına önemli faydalarının bulunduğu biliniyor.

Medimagazin
https://www.medimagazin.com.tr/guncel/genel/tr-turk-beyaz-cayi-japonyada-tibbi-ilac-oldu-kanser-tedavisinde-tamamlayici-11-681-79099.html
hakkı karaca diyetisyen spirülina

Fonksiyonel besin: “Spirülina”

Spirulina’nın 1524 yılında Texcoco gölü kıyısında yaşayan Aztekler tarafından tüketildiğine dair veriler bulunmaktadır ve spirulina 21. yüzyılın süper gıdası olarak görülmektedir.

spirulina, spirulina nedir, spirulina tablet, spirulina tozu, spirulina zayıflatır mı, gnc spirulina, arifoğlu spirulina, spirulina fiyatı, spirulina diyet Spirulina proteinler, mineraller ve vitaminler açısından oldukça zengin ve birçok hastalığın tedavisinde kullanılabilen doğal bir besindir. Spirulinadan elde edilen protein vücut tarafından %95 oranında sindirilebilir özelliktedir.
spirulina, spirulina nedir, spirulina tablet, spirulina tozu, spirulina zayıflatır mı, gnc spirulina, arifoğlu spirulina, spirulina fiyatı, spirulina diyetSpirulina’nın, yapılan araştırmalar sonucunda viral hastalıklar, kanser, karaciğer toksitisesi, kalp damar hastalıkları, yüksek şeker, yüksek kolesterol, yüksek trigliserid ve bağışıklık sistemi yetersizliğinin tedavisinde etkili olduğu kanıtlanmıştır. Spirulina’nın bu hastalıklar üzerinde etkileri içerdiği omega-3 ve omega-6, beta-karoten, alpha-tocopherol, fikosiyanin, fenol bileşenleri ve Calcium Spirulan’a bağlanmaktadır.
spirulina, spirulina nedir, spirulina tablet, spirulina tozu, spirulina zayıflatır mı, gnc spirulina, arifoğlu spirulina, spirulina fiyatı, spirulina diyetSpirulina’nin antikor ve sitokin üretimini uyararak bağışıklık sistemini güçlendirdiği düşünülmektedir. Ayrıca Spirulina’nın uçuk virüsü, cytomegalovirus, grip virüsü vb. virüslere karşı etkili olduğu, karsinojenezi engellemeye ve bağırsak florasini korumaya yardımcı olduğu yapılan çalışmalarla ispatlanmıştır.

hıv, HIV, AIDS Beslenme diyet test

Boston’da Harward Tıp Fakültesi’nin yaptığı çalışma ile , Spirulina’nin HIV-1 virüsünün çoğalmasını engellediği ve viral üremeyi %50 azalttığını keşfetmişlerdir.
spirulina, spirulina nedir, spirulina tablet, spirulina tozu, spirulina zayıflatır mı, gnc spirulina, arifoğlu spirulina, spirulina fiyatı, spirulina diyetFareler üzerinde yapılan bir çalışmada, Spirulina’nın muhteşem bir sinir koruyucu takviye olduğu belirlenmiştir. Ayrıca iskemik beyin hasarını azaltmada etkili olduğu ve inme sonrası lokomotor aktiviteleri iyileştirdiği ortaya konulmuştur. Yine yapılan çalışmalarda Spirulina’nin yaşlılarda beyin dejenerasyonunu azalttığı ve beyindeki oksidasyonu önlediği görülmüştür.

Spirulina yüksek oranda karotenoid içermektedir ve karotenoidler kansere karşı koruyucu olduğu gibi epidemiyolojik olarak birçok hastalığa yakalanma riskini azaltmaktadır.

Spirulina’ya mavimsi tonunu veren pigment fikosiyanindir. Fikosiyanin sadece Spirulina gibi mavi-yeşil alglerde bulunur ve oldukça güçlü bir antioksidan etkiye sahiptir. İspanya’da yapılan çalışmalar ,fikosiyanin içeren Spirulina özütünün, güçlü bir serbest radikal temizleyicisi olduğunu belirlemişlerdir.

spirulina, spirulina nedir, spirulina tablet, spirulina tozu, spirulina zayıflatır mı, gnc spirulina, arifoğlu spirulina, spirulina fiyatı, spirulina diyet

Spirulina, GLA (Gamma Linolenik Asit) açısından zengin bir besindir. Vücudumuz GLA’ dan hormon benzeri bir madde olan PGE1 (prostaglandin E1) sentezler. PGE1 ise kalp krizi ve inmeyi önler. Vücuttan fazla sıvının atılmasına yardımcı olur ve kan dolaşımını iyileştirir. Kolesterol üretimini yavaşlatır ve sinir işlevlerini düzenler. Yapılan çalışmalar GLA takviyesinin eklem iltihabının iyileşmesinde, sedef hastalığının engellenmesinde ve adet öncesi sendromu hafifletmede etkili olduğunu ortaya koymuştur. Spirulina ve anne sütü tek doğal GLA kanyağıdır.
spirulina, spirulina nedir, spirulina tablet, spirulina tozu, spirulina zayıflatır mı, gnc spirulina, arifoğlu spirulina, spirulina fiyatı, spirulina diyet

Spirulina doğal haliyle , toz olarak veya tablet haline getirilerek kimyasal işlem görmeden insanlarin tüketimine sunulmaktadır. Spirulina’nin kullanımını kolaylaştırmak için preslenerek tablet haline getirilmekte ve günlük 3-6 tablet önerilmektedir.

Yararlanılan kaynaklar
1.Spirulina sp. ve Kullanım Alanları Üzerine Bir Araştırma Filiz GÜLER, Bahadır GÜLMEZ Erzincan Üniversitesi, Tercan Meslek Yüksekokulu Su Ürünleri Programı 24800, Erzincan, Türkiye

2.Chamorro, G., Salazar, M., Araujo, K.G., dos Santos C.P., Ceballos, G., and  Castillo, L.F. (Sept. 2002). “Update on the pharmacology of Spirulina  (Arthrospira), an unconventional food.” Arch Latinoam Nutr., 52(3):232-40.

3.Blinkova, L.P., Gorobets, O.B., and Baturo, A.P. (March-April 2001). “Biological activity of Spirulina.” Zh Mikrobiol  Epidemiol Immunobiol, (2):114-8.

4.Ayehunie, S., Belay, A., Baba, T.W., and Ruprecht, R.M. (May 1, 1998).  “Inhibition of HIV1 replication by an aqueous extract of Spirulina platensis  (Arthrospira platensis).” J Acquir Immune Defic. Syndr. Hum. Retroviro,  18(1):7-12.

5.Wang, J., Chang, C.F., Chou, J., Chen, H.L., Deng, X., Harvey, B.K., Cadet, J.L., and Bickford, P.C. (May 2005). “Dietary supplementation with  blueberries, spinach, or spirulina reduces ischemic brain damage.” Exp. Neurol., 193(1):75-84.

6.Gemma, C., Meshes, M.H., Sepesi, B., Choo, K., Holmes, D.B., and Bickford, P.C. (July 15,  2002). “Diets enriched in foods with high antioxidant activity reverse age-induced decreases in cerebellar
beta-adrenergic function and increases in proinflammatory cytokines.” J Nerosci., 22(14):6114-20

7.Stahl, W., and Sies, H. (May 30, 2005). “Bioactivity and protective effects of natural carotenoids.” Biochem  Biophys Acta,  1740(2):101-7.

8.Pinero Estrada, J.E., Bermejo Bescos, P., and Villar del Fresno, A.M. (May-July 2001). “Antioxidant activity of different fractions of Spirulina platensis protean extract.” Farmco, 56(5-7):497-500.

9.Crisafi, Daniel J. (November/December 1992). “Gamma-linolenic acid, a vital nutrient.” Health Naturally. Cysewski, Gerald R. (1992). “Ocean-Chill Drying of  Microalgae and Microalgal Products.” Patent proposal.

10.Belch, J. J. F., D. Ansell, R. Madhok, and R. D. Sturrock (1988). “The effects of altering dietary essential fatty acids on requirements for non-steroidal anti- inflammatory drugs in patients with rheumatoid arthritis: a double-blind placebo controlled study.” Annals of the Rheumatic Diseases, 47:96-104.

11.Ziboh, Vincent A. and Mark P. Fletcher (1992). “Dose-response effects of dietary  gamma linolenic acid-enriched oils on human polymorphonuclear-neutrophil  biosynthesis of leukotriene B4.” American Journal of Clinical Nutrition, 55:39- 45.

12.Horrobin, D. F. (1983). “The role of essential fatty acids and prostaglandins in  the premenstrual syndrome.” Journal of Reproductive Medicine, 28:465-468.

Diyetisyen Hakkı KaracaDyt. Hakkı KARACA

  • Beslenme Uzmanı
  • Profesyonel Yazar
  • Muğla
diyetisyen gözde bulat yeşil çay

Yeşil çayın sağlığa katkıları

Çay; Çin, Japonya ve Hindistan gibi Asya ülkelerinde yetişen bir bitki türüdür.

Yaz – kış yaprağını dökmez. Dünya’da ve ülkemizde çok tüketilir. En çok tüketilen üç türü ise yeşil çay, siyah çay ve oolong çaydır.

Yeşil çay, çay bitkisinin yapraklarının kıvırma ile birlikte hemen bir ısıl uygulamaya maruz bırakılarak kurutulması ile oluşur. Kısaca çay bitkisinin fermente olmamış halidir. Oolong çay, çay bitkisinin yarı fermente olmuş haliyken siyah çay ise çay bitkisinin fermente olmuş halidir.

yeşil çay

Yapılan son çalışmalarla yeşil çayın yeşil çay, siyah çay ve oolong çayne ve kalp damar hastalıkları, iltihabi ve nörodejeneratif hastalıkları önleyici ve tedavi edici olduğu bildirilmiştir. Yeşil çayın antioksidan, antiinflamatuar, antimutajenik,antikanserojenik, antianjiyogenik, apoptotik, obezite önleyici, hipolipidemik, antiarterosklerotit, antidiyabetik, antibakteriyel antiviral ve yaşlanmayı geçiktirici etkileri vardır.

yeşil çay, yeşil çay kalorisi, yeşil çay zararlı mı, yeşil çay yararlı mı, doğadan yeşil çay, yeşil çay faydaları, tiroid için yeşil çay

Yeşil çayın kanser önleyici etkileri yapısındaki kateşinlerdendir. Bu etkiler ise şunlardır:

  • kanser hücrelerinin çoğalmasını engeller
  • kanser hücre döngüsünü durdurur
  • etken reseptörleri baskılar
  • sitokinlerin salınımını azaltır
  • mitotik uyarılmaları baskılar
  • mutojeniyi ve genetoksisiteyi önler
  • detoksifikasyon enzimlerini etkileştirir
  • serbest radikalleri temizler
  • kanser hücrelerinin apoptosisini hızlandırır ve anjiojenesini engeller
  • kanser yayılımını engelleyerek kanser ilerlemesini önler.

yeşil çay, yeşil çay kalorisi, yeşil çay zararlı mı, yeşil çay yararlı mı, doğadan yeşil çay, yeşil çay faydaları, tiroid için yeşil çay

Yeşil çay düzenli tüketildiğinde kalp ve damar hastalıkları riskini azaltır. insanlara nakledilen dokunun bağışıklık sistemince reddedilmesini önler. Diş çürüğü, tartar, ağız kokusunu antibakteriyel özelliği ile önler.

Çayın yapısındaki kateşinlerin kanseri önleme özelliği dışında sindirim sisteminde demirle çözünmeyen kompleksler oluşturarak demirin emilimini önleme gibi olumsuz bir özelliği vardır. Çaya süt veya askorbik asit (C vitamini) ekleyerek veya çayı yiyeceklerle birlikte değilde öğünlerden en az bir saat sonra tüketerek bu etkiye azaltabiliriz.

diyetisyen gözde bulat- gerçek diyetisyenlerDyt. Gözde BULAT

  • Beslenme Uzmanı
  • Profesyonel Yazar
  • Polatlı
tarçın pelin güloğlu

Tarçının 8 yararı!

Tarçın, anavatanı Güney ve Güneydoğu Asya olan defnegiller familyasına ait bir bitkidir. Türkçede tarçın Çin ağacı anlamına gelmektedir. Tarçının kokusu kuvvetli, kesin ve uzun süreli; tadı tatlımsı ve yakıcıdır.

Tarçın genelde baharat olarak kullanılmaktadır. Özellikle sütlü tatlılarda çeşni olarak katılmaktadır. Kahve, çikolata gibi içeceklerde de yaygın olarak kullanımı mevcuttur.

Tarçının faydalarından bahsedilecek olunursa:

1. Sekiz maddede tarçın:Tarçın, yüksek miktarda antioksidan içerir

Tarçın, yüksek miktarda antioksidan içerir. Böylece serbest radikallerin vücuttan uzaklaşmasında yardımcı olur. Serbest radikallerin vücuttan uzaklaştırılmasıyla beraber kanser gibi rahatsızlıkların riskini en aza indirmektedir.

tarçın

2. Sekiz maddede tarçın:Tarçın anti-iflamatuar etkiye sahiptir”

Tarçının özellikle kas ağrısı, premenstrüal ağrı ve yaşa bağlı ağrıları yönetmekte etkili olduğu araştırmalar sonucunda kaydedilmiştir.

3. Sekiz maddede tarçın: “Tarçın, kalp rahatsızlıkları riskini en aza indirir”

Araştırmalara göre tarçının yüksek kan kolesterolünü, yüksek kan trigliseritini ve hatta yüksek kan basıncını düşürücü etkisi vardır. Bu da tarçının kalp rahatsızlıklarını engellemedeki rolünün nereden geldiğini bizlere açıklamaktadır.

4. Sekiz maddede tarçın: “Tip 2 Diyabeti önleyebilir”

Diyabet, insülin direnci oluştuğunda kişinin kendi kan şekerini yönetemediğinde ve kötü glisemik kontrol gerçekleştiğinde ortaya çıkmaktadır. Yapılan çalışmalar, tarçının glikozun kana karışmasında etkili olan enzimlerin bloke olmasında etkili olduğunu ortaya koymaktadır. Böylece kan şekeri kontrol altına alınmaktadır.

5. Sekiz maddede tarçın: “Tarçın, beyin fonksiyonlarını korur”

Antioksidan içeriği sayesinde tarçının Alzheimer ve Parkinson gibi hastalıklarını önlediği yapılan araştırmalar sayesinde kanıtlanmıştır.

6. Sekiz maddede tarçın: “Kanser gelişimini önleyebilir”

Tarçın, antikarsenojenik etkiye sahiptir, kanserin gelişmesini engeller.

7. Sekiz maddede tarçın: “Bağışıklığı güçlendirir”

Tarçın, bağışıklık sistemini destekler. Enfeksiyonlarla savaşmak için etkili bir besin maddesidir.

tarçın ağacı, zencefil, tarçın zayıflatırmı, tarçın ve arkadaşları, öjenol, öjenol nedir, öjenol ve tarçın, şeker hastalığında tarçın, Tarçının Tip 2 Diyabet üzerindeki etkileri, Tarçının Tip 2 Diyabet üzerindeki etkileri nelerdir, Tarçının Tip 2 Diyabet üzerindeki etkileri nasıldır, tarçın ve şeker hastalığı, şeker hastalığında tarçın,

8. Sekiz maddede tarçın: “Mantar oluşumunu engelleyebilir ve sağlığa birçok katkısı vardır”

Tarçın, antifungal etki gösterir. Yani vücutta mantarların üremesini engeller. Tarçın, alerji semptomlarını azaltabilir. Yiyeceklere şeker eklemeden tatlandırmamızı sağlar. Doğal gıda koruma maddesi olarak kullanılabilir. Tarçının faydaları bu şekildedir. Tarçını kullanırken aşırıya kaçmayalım. Herhangi bir yan etki görüldüğünde diyetisyene ya da tabibe danışınız. Sağlıklı günler.

Gerçek Diyetisyenler Sitesi Uzman Yazarı - Diyetisyen Pelin Güloğlu

zayıflama ilaçları sibel ümit

Zayıflama amaçlı kullanılan bitkisel desteklerin gerçek yüzü!

Obezite çağımızın en önemli sağlık sorunudur ve obezite sorunu yaşayan bireylerin sayısı giderek artmaktadır. Kilo probleminin en iyi çözümü diyet ve egzersiz ile birlikte kilonun kontrollü bir şekilde verilmesidir ancak bireyler kendilerini sıkıntıya sokmadan çabuk ve kolay bir şekilde kilo vermek istemektedirler. Bu amaçla da çoğunlukla bitkisel ürünlere yönelirler. Bitkisel ürünler zayıflama ilaçlarından, aktarlarda satılan karışımlara ve zayıflama çaylarına kadar çok geniş bir yelpazede satılmaktadır ancak çoğu zaman bu ürünlerin içeriği bilinmez hatta gizlenebilir…

zayıflama ilacı, zayıflama hapızayıflama ilacı, zayıflama hapı

Bitkisel ürünlerde küf, parazit ve tarım ilaçları var

Yapılan çalışmalarda bitkisel ürünlerde parazit, mikroorganizma, mantar, küf, toksinler, zirai ilaçlar, toz, polen gibi maddeler bulunmuştur. Alıcılara bu ürünlerin doğal oldukları söylenerek zararlı olmadıkları algısı yaratılır. Oysa bazı bitki türleri ölüme bile yol açabilir. Çünkü ilaçlardan farklı olarak bitkisel ürünler kullanılmadan önce test edilmezler dolayısıyla güvenli oldukları söylenemez.

zayıflama hapı, zayıflama hapları, zayıflamak için ilaç, zayıflamak için haplar, zayıflama hapı xenical

Bitkisel desteklerde ilaç etken maddeleri var

Kilo verdirdiği öne sürülen bitkisel zayıflama ürünlerinin içerisinde üreticileri tarafından altın çilek, African mango, acai berry, Meksika biberi gibi bitkilerin olduğu belirtilir ancak yapılan birçok çalışmada bu ürünlerde tiroid hormonları, diüretikler, laksatifler, kafein, sempatomimetikler ve sibutramin gibi çok çeşitli ilaç etken maddelerinin bulunduğu gösterilmiştir. Bitkisel ürünlerin üzerinde ilaç olmadıkları, destekleyici ürün oldukları belirtilir ve bu ürünlerin içinde ilaç etken maddelerinin bulunması yasaktır. Ancak bitkisel zayıflama ürünlerinin içeriğinde belirtilmeyen ya da gizlenen bu aktif ilaçlar normal bireylerde bile istenmeyen veya yan etkilere neden olabilirken duyarlı bireylerde ise ölüme kadar varabilen istenmeyen sonuçlara neden olabilir.

zayıflama hapı, zayıflama hapları, zayıflamak için ilaç, zayıflamak için haplar, zayıflama hapı xenical

Kilo kaybı sağladığı iddia edilen destekler

Şimdi bitkisel zayıflama ürünlerinin içinde çeşitli etki mekanizmalarıyla kilo kaybına yol açan ya da açtığı düşünülen ilaçları bir inceleyelim:

Tiroid hormonları

Tiroid hormonları glukoz ve oksijenin hücre içine girişini, glukozun yıkımını, oksijenle birleşimini, oksijen tüketimini ve enerji üretimini arttırarak metabolizma hızını belirler. Bu etkilerinden dolayı tiroid hormonu fazlalığında kişide kilo kaybı meydana gelir. Bu etkilerinden dolayı bitkisel zayıflama ürünlerine eklenir. Bu ürünleri kullanan kişilerde sinirlilik, agrasiflik, duygusal dengesizlik, iştah artışı, çarpıntı, kalp yetmezliği, nefes darlığı, yorgunluk, kas güçsüzlüğü gibi istenmeyen birçok etki ortaya çıkar. Bu tür bir bitkisel ürünü kullanan bireyde kalp-damar hastalıkları, nörolojik hastalık, psikiyatrik hastalık, sindirim hastalıkları, metabolik hastalık ve kas-iskelet sistemi hastalığı bulunması durumunda ise bu etkiler çok daha şiddetli olabilir, dahası var olan hastalığın seyri değişebilir.

Diüretikler

Bu ilaçlar böbrek üzerindeki etkileriyle su ve sodyum atılımını arttırırlar. Bu şekilde vücut sıvıları hacmen azalır ve geçici kilo kaybı oluşur. Kaybedilen yağ değil de su olduğu için bu durum kalıcı değildir. İçinde diüretik bulunan bitkisel ürünün kullanımı bireyde sıvı ve elektrolit kaybına, baş dönmesine, tansiyon düşüklüğüne, kalp ve ritm bozukluklarına, hiperglisemiye, pankreatite neden olabilir. bu tür bir bitkisel ürünü kullanan kişide kalp-damar hastalıkları, metabolik hastalıklar ve kas-iskelet sistemi hastalığı varsa bu etkiler çok daha şiddetli olabilir.

Laksatifler

Dışkının yumuşamasını sağlayan ilaçlara laksatif denmektedir. Bu ilaçlar dışkı ve su kayına neden olurlar. Bu ilaçların birçok etki mekanizması vardır; bazıları su ile temas ederek şişer ve dışkı dışarı atılır. Bazısı bağırsak mukozasını tahriş ederek dışkının sulu kalmasını sağlar. Yani tüm etki mekanizmalarında dışkı ile birlikte su kaybı da görülür. Bu durumda kısa süreli kilo kaybı görülür. Kaybedilen su geri alındığında kilo eski haline döner. Bağırsakta tahriş oluşturdukları ve laksatif etki gösterdikleri için bazı bitkiler kullanılır. Kepekli ve lifli bitkiler, aloe veradan elde edilen aloin bunlardandır. Bunun nedeni bağırsakların vücuda yararlı olmadığını düşündüğü bu bitkileri hızla dışarı atmak istemesidir. Dolayısıyla böyle bir yöntemin faydalı olduğu düşünülemez.

Kafein

Kafein etki mekanizmalarıyla hücrelerin aktivitelerini artırarak metabolik hızlarını ve enerji üretimlerini artırırır. Ayrıca diüretik etki de göstermektedir. Bu nedenle birçok zayıflama ürününde yüksek miktarda bulunmaktadır. Kafein sinir sistemi ve kalp-damar sisteminde uyarılmaya neden olur. Huzursuzluk, gerginlik, çarpıntı, göğüs ağrısı ortaya çıkabilir.

Sibutramin

Sibutramin obezite tedavisinde kullanılan bir ilaçtır. Ancak kardiyovasküler riskler meydana getirdiği için satışı yasaklanmıştır. Merkezi sinir sisteminde seratonin, noradrenalin, dopamin geri alımını baskılayarak iştah azaltır ve kilo kaybı sağlar. Birçok bitkisel zayıflama ürününde yer almaktadır. Ağız kuruluğu, bulantı, tat bozukluğu, kabızlık, midede tahriş, uyku bozukluğu, sersemlik, kalp hızı artışı gibi birçok yan etkisi bulunmaktadır. İçinde sibutramin bulunan bitkisel zayıflama ürünleri nedeniyle birçok ölüm vakası bildirilmiştir.

Sonuç olarak bitkisel zayıflama ürünleri tanıtıldıkları gibi zararsız, doğal, mucizevi ürünler değil; aksine ölüme kadar varabilen birçok olumsuz etkiye neden olan ürünlerdir.

Doğal, bitkisel oldukları belirtilerek güvenli oldukları algısı yaratılmaya çalışılmaktadır. Bilinçsiz bir şekilde çok ve sık sık kullanıldıklarında istenmeyen sonuçlara neden olurlar.

Bu ürünler çabuk kilo verme arzusuyla kullanmamalı, sağlıklı ve dengeli beslenme tercih edilmeli ve bu yaşam tarzı egzersiz ile desteklenmelidir. Emek olmadan bir hedefe ulaşmak mümkün değildir öncelikle bunu kavramamız gerekir. Kilo vermenin en iyi yolu yeterli ve dengeli beslenmekten geçer.

zayıflama hapı, zayıflama hapları, zayıflamak için ilaç, zayıflamak için haplar, zayıflama hapı xenical

Bu konuda bir diyetisyenden yardım almalısınız. Sağlıklı kalmanız dileğiyle.

Yararlanılan kaynaklar

1. Karaalp A, Bitkisel Zayıflama Ürünleri, Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi

2. Ozdemir B, Sahin I, Kapucu H, Celbis O, Karakoc Y, Erdogan S, Onal Y. How safe is the use of herbal weight-loss products sold over the Internet? Hum Exp Toxicol. 2013; 32: 101-106.

Gerçek Diyetisyenler Sitesi Uzman Yazarı - Diyetisyen Sibel Ümit

diyabet obezite flavonoidler fatma yılmaz diyetisyen

Flavonoidlerin “Diabetes mellitus” ve “Obezite”ye etkileri

Besinlerle aldığımız biyo-aktif bileşikler sindirim sisteminde bazı enzimleri inhibe etme, termojenezi artırma, adipoz farklılığını önleme, lipit metabolimasını artırma, iştahı azaltma gibi etkilerle ağırlık kontrolünde etkili olup obeziteye karşı yaklaşım olarak geliştirilmektedir.

şişmanlık ve obezite

Bazı besinlerin obeziteyle olan ilişkileri

  • Pankreatik lipaz aktivitesinin inhibisyonu:  Kitosan, levan, mate çayı, oolong çayı, yasemin çayı, yeşil çay
  • Termojenezi artırma: Turunç, soya fasulyesi
  • Adiposit farklılığı önleme: Zerdeçal, kırmızı biber, muz yaprağı, sarımsak, keten tohumu, siyah soya
  • Lipit metabolizmasını artırma: Bitki çayları, tarçın
  • İştahı azaltma: Çam fıstığı, nar yaprağı, gingseng

mate çayı zayıflatır mı, mate kilo verdirir mi

Polifenoller lipit ve nişasta sindiriminde yer alan lipaz, proteaz ve glikosidaz gibi enzimleri inhibe ederek besinlerin emilimi azalttığı yapılan çalışmalarda bildirilmiştir. Bu durum da enerji alımı ve kan glikozunun kontrolü üzerine olumlu etkiler göstermektedir.

Flavonlar, flavonoller, tanen ve kalkon gibi birçok polifenol bileşeni pankreatik lipaz üzerine inhibisyon etkisi gösterir. Meyve, sebze ve özellikle kırmızı şarap ve çay gibi besinler tripsin, amilaz, lipaz gibi sindirim enzimlerine inhibitör etki göstererek lipit emilimini azaltarak plazma trigliserit düzeyinin azalmasına yardımcı olurlar. Elmada bulunan klorojenik asit, kateşin, epikateşin, rutin ve prosiyanidinler pankreatik lipaz aktivitesini inhibe ettiği bildirilmiştir.

fitokimyasallar

Çay polifenollerinden kateşin, epigallokateşin, epigallokateşin gallat ve epikateşin; alfa amilaz, pepsin, tripsin, ve lipaz üzerine inhibitör etki göstermektedir. Üzüm çekirdeği ekstratı da fitokimyasallar açısından zengin olup pankreatik lipaz ve lipoprotein lipaz üzerine inhibitör etki ederek yağ emilimini azaltır ve adipoz dokuda birikmesini azaltır.

Böğürtlen içerdiği antosiyanin ve ellagitanin gibi bileşenlerle postprandiyal hiperglisemi üzerine azaltıcı etki göstermektedir. Aynı zamanda pankreatik lipaz üzerine de inhibisyon etkisi gözlenmiştir. Saponinler birçok sebzenin kök ve rizomlarında bulunan bir fitokimyasaldır. Bu fitokimyasallar pankreatik lipazı inhibe ederek obezite ve bununla ilişkili hastalıkların tedavisinde etkilidir.

ginseng, cinsenk, cinsellik hapı
Ginseng ve kapsülü

Gingseng yapraklarının saponinlerce zengin taraflarından elde edilen maddeler in vitro çalışmalarda pankreatik lipaz üzerine inhibe edici etki göstermiştir. Japon atkestanesi ve Avrupa atkestanesi çekirdeklerinde yer alan triterpenler antidiyabetik ve anti obezite etkisi gösterir.

Gerçek Diyetisyenler Sitesi Uzman Yazarı - Diyetisyen fatma yılmaz

kitab el tiryak

“Tiryak” nedir?

Azerbaycan ve İran coğrafyalarında yetişen bir bitkidir tiryak. Uyuşturucu etkisi bulunan bitkiyi çok kullanan kişilere tiryaki denilmiştir. Tiryaki sözcüğü günümüzde halen kullanılmaktadır. Bir maddeye bağımlısı kişiler için kullanılan tiryaki sözcüğünün çıkış noktası bu bitkidir.

Tiryak şurubu

Tiryak bitkisinin de bulunduğu bir çok baharat ve şekerli su kullanılarak hazırlanan şuruba da tiryak denmektedir. Tiryak şurubunun içindeki malzemeler:

anason,

çivit,

çam sakızı,

çiçek otu,

çöpçini,

darı fülfül,

eksir,

gün balı,

hardal,

havlican,

hindistan cevizi,

hindistan çiçeği,

hiyerşambe,

kalanga,

karabiber,

karanfil,

kebabiye,

kimyon,

kişniş,

kremartar,

kakule,

limon kabuğu,

 

limon tuzu,

meyanbalı,

portakal kabuğu,

ravend,

rezene,

sarı helile,

şamlı,

tarçın,

tarçın çiçeği,

teke otu tohumu,

tiryak,

Akiri Karha,

vanilya,

yeni bahar,

safran,

zencefil,

zerdeçal,

zulunba,

su,

şeker.

Bu şurubun antidot yani panzehir etkisi olduğu belirtiliyor. Aynı zamanda bir çok hastalığa karşı koruma sağladığına yönelik bilgiler bulunmaktadır.