trans yağ yoktur, trans yağ nedir

Sağlık Bakanı: “Türkiye’de trans yağlar yasaklanmalı”

Pek çok hastalığın nedeni olarak görülen trans yağların tamamen yasaklanmasına ilişkin bir düzenlemenin gündemde olup olmadığını sorulması üzerine Koca, 15 yaş üstü vatandaşların %31,5’inin obez, %34’ünün de fazla kilolu olduğunu söyledi.

Obezitenin büyük bir halk sağlığı sorunu olduğunu belirten Koca, birçok hastalığı da tetikleyen obezitenin nedenleri arasında da trans yağın önemli bir yer tuttuğunu dile getirdi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da obezite ve trans yağ kullanımı konusunda hassasiyet gösterdiğini belirten Koca, şunları kaydetti:

Özellikle %2’yi geçme durumunda belirtilmesi şeklinde bir mevzuatımız var. Trans yağların son derece zararlı olduğunu, kalp ve koroner hastalık grubu içinde ciddi anlamda risk taşıdığını biliyoruz. Bu anlamda da dünyada her geçen gün trans yağ yasaklanma noktasına doğru gidiyor. 2023’e kadar da Dünya Sağlık Örgütünün trans yağların devre dışı kalmasına yönelik de bir yaklaşımı var. 2018’de Amerika Birleşik Devletleri’nde yasaklandı. Bu arada İsveç, İsviçre, Norveç’te de yasaklandığını biliyoruz. Avrupa Birliği ülkelerinde 2021 yılının Nisan ayına kadar bir geçişle yasaklanması karara bağlandı.

Türkiye’de, vatandaşlarımız için çok zararlı olduğunu bildiğimiz trans yağların yasaklanması gerektiğini inanıyoruz. Bu konuda teknik boyutuyla bir çalışmamız var. Meclisimizin bu anlamda alabileceği bir kararın önemli olduğunu düşünüyoruz. Yasal düzenlemenin gerekli olduğuna ve mutlak yapılması gerektiğine inanıyoruz. Bu anlamda teknik çalışmamızı da hazırladık, bu konu ile ilgili de Meclisimizin alacağı kararı önemsiyoruz. Türkiye’de de ürünlerdeki trans yağ oranı %2’yi geçtiğinde vatandaşlara bildirmek yerine trans yağın yasaklanması gerektiğini vurgulayan Koca,

Obezitenin bu kadar arttığı, sağlık sorunun bu kadar ciddi olduğu bir durumda trans yağların halen kullanılıyor olması asla doğru değil, dedi. Trans yağların yasaklanmasına ilişkin düzenleme konusunda Koca, Meclis’in yaklaşımı önemli, düzenlemenin 6 ayı geçmemesi gerektiği kanaatindeyim. Bu yıl içerisinde yasaklanabilir, ifadesini kullandı.

AA
https://www.aa.com.tr/tr/saglik/bakan-koca-su-an-turkiye-icin-herhangi-bir-koronavirusu-riski-soz-konusu-degil/1709817
ceviz diyet kalori

Ceviz artık bir meyveden çok sağlık için kullanılan tablettir!

Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi (KSÜ) Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Sütyemez, Kahramanmaraş’ın Milli Mücadelesi’nin 100. yılı etkinlikleri kapsamında KSÜ Afşin Meslek Yüksekokulu (MYO) tarafından düzenlenen Ceviz Islahı ve Çeşitleri konulu konferansta, Türkiye’de ilk ceviz çeşidi geliştiren ve melezlemeyle ceviz çeşidi ıslah edip tescil eden ilk üniversitenin Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi olduğunu ifade etti.

2018 yılında dünya pazarında bitki ıslahının yıllık 55 milyar dolar gibi ekonomik hacme sahip olduğunu belirten Sütyemez, Bitki ıslahının ekonomiye katkısı çok önemli. Dünya genelinde ıslah çalışmaları sonucu en büyük payı ABD, ardından Çin ve Fransa almakta. Türkiye ise bu pazardan 1,2 milyar dolar gibi küçük bir paydan faydalanıyor. dedi. Anadolu’nun cevizin anavatanı olduğunu vurgulayan Sütyemez, ülke genelinde tohumdan yetişmiş ceviz ağacı potansiyelinin oldukça fazla olduğunu bildirdi. Prof. Dr. Sütyemez, sözlerini şöyle sürdürdü:

 Birçok bilim insanı ve uzman sağlık için günde en az 3 ceviz tüketilmesini öneriyor. Asil bir meyve olan cevizi yetiştirmek kolaydır. Üreticiye ekonomik olarak yüksek getiri sağlayan cevizin ağaçtaki kilo fiyatı en son 35 lira oldu. Cevizden başka ağacın üzerinde kilosu 30-35 liraya satılan meyve yok. Türkiye’de yaklaşık 10 milyon meyve ceviz ağacı bulunuyor ve yılda 215 bin ton ceviz üretimi yapılmakta. Türkiye’de Kahramanmaraş ceviz üretimi noktasında ilk sırada yer almaktadır. Türkiye’de meyve çeşit tescilinde Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi olarak 9 ile yine ilk sırada yer alıyoruz. İnşallah 2020-2021 yılında 17 daha yeni melez çeşidi daha yaparak bu sayıyı 26’ya çıkartacağız ve hepsini ülkemize hediye edeceğiz.

Bitki ıslah çalışmaları sonucunda Afşin’de yetişen ceviz çeşidinin Efsus 46 ismiyle milli çeşit listesinde yerini aldığını aktaran Sütyemez, bu çeşidin, verimlilik ve meyve iriliği gibi üstün özelliklere sahip olmasından dolayı yetiştiriciliğe uygun olduğunu, her bölge için tavsiye edilebildiklerini aktardı. Afşin Meslek Yüksekokulu Müdürü Doç. Dr. Tamer Rızaoğlu da üniversitelerinde ceviz konusunda önemli çalışmalara imza atıldığına şahit olduklarını söyledi. Afşin’de Binboğa Dağları eteklerinde yetişen ceviz çeşidinin tescil edilerek Efsus 46 ismin verilmesinin kendilerini sevindirdiğini ifade eden Rızaoğlu, emeklerinden dolayı Prof. Dr. Sütyemez ve ekibine teşekkür etti.

Konferansa, Afşin Belediye Başkanı Mehmet Fatih Güven, İlçe Emniyet Müdürü Ali Semerci, İlçe Tarım ve Orman Müdürü İlbey Demir, Afşin Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Bekir Sıtkı Can, mahalle muhtarları ve vatandaşlar katıldı.

AA
https://www.aa.com.tr/tr/saglik/ceviz-artik-bir-meyveden-cok-saglik-icin-kullanilan-tablettir/1709409
"Acı biber" hakkında inanılmaz araştırma!, acı biber, kırmızı biber, kırmızı biber zayıflatır mı, gıda gündemi, Prof. Dr. Benjamin Littenberg, Vermont Üniversitesi Larner Tıp Fakültesi , Ulusal sağlık ve Beslenme Araştırma Anketi,

Acı kırmızı biber tüketmek kalp krizi ve inme riskini azaltabilir!

Acı kırmızı biberin, kişinin inme ve kalp krizinden yaşamını yitirme ihtimalini önemli ölçüde azaltabileceği bildirildi.

İngiliz basınında çıkan haberlere göre, Araştırma, Hastanede Tedavi ve Sağlık Hizmetleri Enstitüsü (IRCCS) Neuromed’de görevli bilim insanı Marialaura Bonaccio liderliğinde yürütülen çalışma, düzenli olarak acı biber tüketmenin kalp krizinden ölme riskini %40, inmeden ölme riskini ise %61 azaltabileceğini ortaya koydu. Molise bölgesinde yaşayan 22 bin 811 kişinin sağlık durumunun yaklaşık 8 yıl boyunca takip edildiği çalışmada, haftada en az 4 kez acı biber tüketmek, kalp ve serebrovasküler nedenlere bağlı ölüm riskinin azalması ile ilişkilendirildi.

Journal of the American College of Cardiology dergisinde yayımlanan çalışmada, sıklıkla acı biber tüketen kişilerin, acı biber tüketmeyen kişilere kıyasla herhangi bir kardiyovasküler rahatsızlıktan ölme riskinin %34, diğer nedenlere bağlı ölüm riskinin ise %23 daha düşük olduğu tespit edildi.

Acı biberin koruyucu bir etkisi var

Epidemiyoloji uzmanı olan Bonaccio,

Ölüm riskinden korunmanın, kişilerin benimsediği beslenme biçiminden bağımsız olduğuna dair ilginç bir veri elde ettik. Diğer bir deyişle, kişilerden biri sağlıklı Akdeniz diyetini denerken, bir diğeriyse daha sağlıksız beslenebiliyor ama acı biberin hepsi için koruyucu bir etkisi var, diye konuştu.

Acı biber tüketimi ile kardiyovasküler hastalık oranları arasındaki bu bağlantının, gıdada mevcut olan ve iltihabı azaltan kapsaisin maddesi ile ilişkili olduğu sanılıyor.

AA
https://www.aa.com.tr/tr/saglik/aci-kirmizi-biber-tuketmek-kalp-krizi-ve-inme-riskini-azaltabilir/1676406
Natürel sızma, Natürel sızma zeytin yağı, Natürel sızma zeytinyağı, natural birinci, natural ikinci, riviera zeytinyağı, zeytinyağı, zeytinyağı kaç kalori, zeytinyağı faydaları, zeytinyağı yararları, Mitolojide ölümsüz ağaç, Mitolojide ölümsüz ağaç nedir,

Evde kullanılan sağlıklı yağ, trans yağa dönüşebilir

Sağlık Bilimleri Üniversitesi (SBÜ) Gıda Teknolojisi Ana Bilim Dalı Başkanı Dr. Öğretim Üyesi Sibel Bölek, AA muhabirine yaptığı açıklamada, iyi huylu kolesterolü düşürüp, kötü huylu kolesterolü yükselten ve böylelikle kalp hastalıklarına neden olan trans yağların aynı zamanda farklı ciddi sorunlara da yol açabileceğini söyledi.

Trans yağların kansere neden olduğunun, gebelik süresini kısalttığının, anne sütünün kalitesini değiştirdiğinin, bağışıklık sistemini zayıflattığının, alzaymır riskini arttırdığının bilimsel araştırmalarla ortaya konulduğunu dile getiren Bölek, ayrıca trans yağların bel ve göbek çevresinde yağlanmaya da neden olduğunu aktardı. Bölek,

Trans yağlardan kaçınan tüketiciler genellikle trans yağlarca zengin çikolata, kraker, cips, patlamış mısır, şekerleme, kuru pasta, salata sosu gibi paketli gıdalardan uzak durmayı tercih ederler. Ancak bu kişiler trans yağların en önemli oluşum yollarından biri olan yağları yüksek sıcaklığa maruz bırakmama konusunda gerekli hassasiyeti göstermemektedir. Özellikle soğanı öldürmek için yapılan uzun süre kavurma işlemi sırasında yüksek sıcaklığa maruz kalan yağda önemli ölçüde trans yağ oluşabilmekte ve paketli gıdalardan uzak duran tüketiciler kendi evlerindeki yemeklerinde trans yağ oluşumuna sebep olmaktadır. Bu durumu önlemek için soğanı uzun süre yağda kavurma işleminden mümkün olduğunca kaçınılmalı ve tencereye konulan yemekler çiğden pişirme olarak bilinen doğrudan pişirme işlemiyle hazırlanmalıdır. Soğanı yumuşatmak için ise tencereye bir miktar su konularak haşlama işlemi yapılabilir.

Kavrulmuş kuru yemişlerdeki trans yağ riskine dikkat

SBÜ Gıda Teknolojisi Ana Bilim Dalı Başkanı Dr. Öğretim Üyesi Sibel Bölek, yüksek sıcaklığa maruz kalmasından dolayı trans yağ açısından zengin diğer gıda çeşidinin de patates kızartması ve lokmalar olduğunu belirterek, konuşmasını şöyle tamamladı:

Gün boyu yüksek sıcaklığa maruz kalan yağ içerisinde pişirilen patates kızartması ve lokmaların trans yağ içeriklerinin çok yüksek olduğu saptanmıştır. Bazıları daha dayanıklı ve bazıları daha duyarlı olmakla beraber tüm yağlar yüksek sıcaklığa maruz kaldıklarında koroner kalp rahatsızlıklarından obeziteye varan sonuçları olan trans yağlara dönüşebilmektedir ve bu konuda çok dikkatli olunmalıdır. Trans yağlarca zengin olma ihtimali yüksek olan bir diğer besin grubu da kavrulmuş kuru yemişlerdir. Yağ içeriği bakımından oldukça zengin olan kuru yemişler kavurma esnasında yüksek sıcaklığa maruz kaldıklarından içerdikleri faydalı yağ, trans yağlarca zengin zararlı bir hale dönüşmektedir. Bu nedenle mümkün olduğunca kavrulmuş yerine çiğ kuru yemiş tüketmeye özen gösterilmelidir.

AA
https://www.aa.com.tr/tr/saglik/evde-kullanilan-saglikli-yag-trans-yaga-donusebilir-/1594679
trans yağ yoktur, trans yağ nedir

Trans yağ tüketiyor olabilirsiniz

Sağlığa Evet Derneği ve Türk Kardiyoloji Derneği tarafından İstanbul’da yapılan bir çalışma sonucunda, markette ve açıkta satılan gıda ürünlerinin bir kısmında tehlikeli oranda trans yağ bulunduğu tespit edildi.

Sağlığa Evet Derneğinden, Trans yağ tüketiyor olabilirsiniz başlığı altında yapılan yazılı açıklamada, trans yağın paketli gıda etiketlerinde hidrojenize bitkisel yağ olarak yer aldığı belirtildi. Açıklamada görüşlerine yer verilen Türk Kardiyoloji Derneği Lipid Çalışma Grubu Başkanı Doç. Dr. Öner Özdoğan, bu etiketle tüketicide bitkisel ise güvenlidir algısı yaratılmak istendiğini belirtti.

Dünya Sağlık Örgütünün gıdalarda her 100 gram yağda iki gram üzerinde trans yağ bulunmasının sağlığa zararlı olduğuna dikkati çekerek, 2023 yılına kadar gıda tedarik zincirinden trans yağların kaldırılmasını önerdiğini anımsatan Özdoğan, şöyle devam etti:

Ülkemizde de Tarım ve Orman Bakanlığı trans yağın gıdalarda mevcut toplam yağ miktarının %2’si ile sınırlı olması için bir düzenleme hazırlığı içindedir. Sivil toplum kurumları bu girişimi desteklemekte ve sınırın %1’e çekilmesini önermektedir. Türkiye’de dolaşım sistemi hastalıkları ölümlerin %40’ından sorumludur. Sanayi üretimi trans yağ, kalp krizi ve ölüme neden olan zehirli gıda katkısıdır. Günde 5 gram trans yağ tüketmek kalp hastalıkları riskini %25 arttırmaktadır. Çalışmada bazı gıda ürünlerinde o denli yüksek trans yağ bulunmuştur ki, her gün bu gıdayı tüketen birinde kalp hastalığı riskinin artacağı öngörülebilir. Kalp ve damar sağlığı için satışa sunulan yiyecek maddelerinin trans yağ içeriklerini mutlaka denetlemeliyiz. Trans yağın tedarik zincirinden kaldırılması yiyeceğin tadını ve maliyetini değiştirmeyecektir.

71 gıda ürününden alınan örnekler incelendi

Sağlığa Evet Derneği Üyesi Prof. Dr. Pınar Ay ise araştırmanın Türkiye’de satılan gıda ürünlerinde trans yağ miktarını saptamak üzere yapıldığını belirtti. Çalışma çerçevesinde İstanbul’da marketlerde ve dükkanlarda satışa sunulan paketli ve açık 71 gıda ürününden örnek alınarak laboratuvarda trans yağ miktarının ölçüldüğünü ifade eden Ay, şu bilgileri verdi:

Trans yağın, bu ürünlerin %7’sinde toplam yağ miktarında %3’ünü aştığı, %13’ünde ise 1 gram üzerinde olduğu saptanmıştır. En yüksek trans yağ değerleri açıkta satılan börek çeşitleri ile paketlenmiş bazı keklerde bulunmuştur. Örnek alınan simit, açma gibi çokça tüketilen hamur ürünlerinde, margarinlerde, süt ürünlerinde, dondurulmuş gıda ve çerezlerde trans yağ oranı %1’in altında bulunmuştur.

Mutfak Ürünleri ve Margarin Sanayicileri Derneği tarafından 2014-2018 yıllarında yapılan başka çalışmalarda da örnek alınan margarin, sıvı yağ, çikolata, bisküvi gofret gibi gıda ürünlerinin hepsinde trans yağ oranı %1 değerinin altında saptanmıştır. Bazı gıda üreticilerinin kullandıkları yağlar toplum sağlığını tehdit etmektedir. Açıkta satılan yağlı börekler ve paketli kekler özellikle okullar civarında kısıtlı bütçe ile karın doyurmaya çalışan öğrenciler tarafından tüketilmektedir. Çalışmayı genişleterek başka ürünlerin trans yağ oranlarını ölçmeyi hedefliyoruz. Halk sağlığı açısından sağlıklı yeni bir nesil yetiştirmeyi önemsiyoruz.

AA
https://www.aa.com.tr/tr/saglik/trans-yag-tuketiyor-olabilirsiniz/1571185
kurban, kurban bayramı, kurban eti, kurban bayramında beslenme, kurban nasıl kesilir, kurban nasıl pişirilir, kurban kesmeden önce dikkat edilmesi gerekenler, kurban etinin pH değeri, etin pH ve lezzeti, kurban eti neden katılaşır, kurban eti ne kadar dinlendirilmeli, ölüm katılığı nedir, kurban etinde rigor mortis, kurban eti dondurucuda ne kadar bekletilir, kurban eti buzdolabında ne kadar saklanır, et ne zaman bozulur, heterosiklik aminler, kurban etinde heterosiklik aminler, karsinojenik N-Nitrozo bileşikleri, kurban etinde karsinojenik N-Nitrozo bileşikleri,

Sağlıklı kurban eti nasıl olmalı?

Et tüketilmeden önce pişirilir ve patojenik mikroorganizmalar elimine edilir, lezzeti geliştirilir. Buna ek olarak mekanik etkiyle veya marinasyon uygulanarak olgunlaştırılır ve sindirime yardımcı olunur.

Etin marinasyonu

Etin marinasyonu zayıf bir asit çözeltisinde da yapılır ve protein yapısında gevşeme ile sonuçlanmaktadır. Bu işlem büyük miktarlarda bağ dokusu içeren etlerin hazırlanmasında yardımcıdır.

Pişirme yöntemleri

Pişirme yöntemleri ve pişirme koşulları (ısıtma hızı, pişirme süresi ve sıcaklık) kimyasal bileşimi ve sonuçta etin beslenme değerini değiştirmektedir.

Yapılan çalışmalarda pişirme sıcaklığının proteinlerin sindirilebilirliğinden daha çok sindirim hızını etkilediği gösterilmiştir.

Etler 75°C civarında pişirilerek incelendiğinde, sindirim hızlarında artış gözlenmiştir. Bu sıcaklık değerinde protein denaturasyonu, proteinlerin düzenlenmelerinde önemli değişmelere neden olmakta, sindirim proteazlarının parçalayıcı etkisini kolaylaştırmaktadır. Yüksek sıcaklıklardaki protein oksidasyonları ise proteinlerin kümelenmelerine yol açmaktadır. Isının saflaştırılmış proteinler üzerinde oluşturduğu yapısal etkilerle peptidazların salgılanma yeteneği ve parçalayıcı etkileri değişmektedir.

Kurban bayramında kırmızı etler protein kaynağı olarak yaygın biçimde tüketilmektedir. Kurbanların kesim öncesi, kesimleri sırasında ve sonrasındaki uygulamalar, etlerin olgunlaştırılması, depolanması, pişirilmesi ve tüketimleri birbirleri ile ilgili ve önemli hususlardır.

Etlerde yapılan çalışmalarda kümeleşmenin proteinlerin sindirimi üzerindeki olumsuz etkileri tanımlanmıştır. Proteinlerin bu düşmüş sindirimi amino asitlerin de biyo-yararlılığının düşmesine neden olmakta, et ürünlerinin beslenme kalitesi üzerinde de olumsuz etki göstermektedir. Ayrıca, düşmüş amino asit yararlığı, düşmüş protein sindirimi insan sağlığı üzerinde de olumsuz etki göstermektedir. Çünkü hidrolize edilmemiş proteinler kolonik flora tarafından mutajenik ürünlere fermente edilmekte, kolon kanseri riskini arttırmaktadır. Bu nedenle etin beslenme ve sağlık değeri önemlidir.

Pişirme, parçacıkların büyüklüğünü ve oluşmasını etkilemektedir. Pişirme büyük parçacıklarda önemli azalmalarına neden olurken bu sırada küçük parçacıkların dayanıklı kalmalarına yol açmaktadır. Bazı besinlerin sindirimi üzerine çiğnemenin etkisi bulunmaktadır. Eğer yeterince çiğnenmezse besinlerin önemli bir kısmı dışkıda atılmaktadır. Bu besinlerden en önemlisi de yağsız etlerdir.

İyi pişmemiş ve çiğnenmemiş etlerin orijinal ağırlıklarının %85 kadarının atıldığı bildirilmiştir.

Yağsız etlerin maksimum emilimi için yeterli miktarda çiğnenmeleri gerekmekte

Etlerin sindirim kayıplarının düşmesi için çok sayıda etkenin etkisi vardır. Yaygın olarak etleri daha yumuşak hale getirmek için yöntemler uygulanmaktadır. Etleri çekiçle dövme, seyreltik asetik asit çözeltisinde yumuşatma, ananas suyu eklenerek uygulamalar yapılmıştır. Yumuşatma yöntemlerinin başarısı etin sindirilebilir olmasında bir artış, yüzey alanın büyümesidir.

Olgunlaşmamış veya ön işleme tutulmamış etler sindirme karşı daha dirençlidir. Etin sindirilebilirliği ile kolonda bakteriyel fermantasyon arasında kolorektal kanser riski açısından ilişki bulunmaktadır.

Yüksek miktarlarda et tüketimi ile etin zayıf sindirimi kolon kanseri riskini arttırmaktadır.

Yüksek sıcaklılarda karsinojenik N-Nitrozo bileşiklerinin ve heterosiklik aminlerin oluşumu ile sonuçlanmaktadır. Ayrıca proteinlerin tam olarak sindirilememiş olması da kalın bağırsaklarda karsinojenik son ürünlerin oluşması ile sonuçlanmaktadır.

Proteinler mide ve ince bağırsaklarda tamamen sindirilmediklerinde kolondaki bakterilerce fermantasyona uğratılırlar ve bazı karsinojenik bileşiklerin (özellikle fenol ile para-kreseol) oluşumu ile sonuçlanırlar. Bu bileşikler protein sindiriminin potansiyel mutajenik ürünleridir ve kolon kanseri riskini arttırdıklarına inanılmaktadır.

Türkiye Diyetisyenler Derneği (TDD) Web Sitesi

kurban, kurban bayramı, kurban eti, kurban bayramında beslenme, kurban nasıl kesilir, kurban nasıl pişirilir, kurban kesmeden önce dikkat edilmesi gerekenler, kurban etinin pH değeri, etin pH ve lezzeti, kurban eti neden katılaşır, kurban eti ne kadar dinlendirilmeli, ölüm katılığı nedir, kurban etinde rigor mortis, kurban eti dondurucuda ne kadar bekletilir, kurban eti buzdolabında ne kadar saklanır, et ne zaman bozulur

Kurban eti nasıl muhafaza edilmeli?

Etler çabuk bozulabilen besinlerdir. Bozulma sonucunda ekonomik kayıplar ve sağlığa karşı olumsuzluklar gelişebilir. Bunu önlemek içi etlerin depolamasında dikkatli davranılmalıdır.
▪ Kurban etleri hayvan kesildikten hemen sonra soğutucuya konmamalıdır. Ölüm sonrası katılığı sırasında etler, önce güneş görmeyen serin bir ortamda (7-15°C’de ) 3 – 4 saatlik bir süre bekletilmelidir.
▪ Etin ölüm sonrasındaki olgunlaşması için 4°C civarında belirli bir süre depolanması gereklidir. Etin soğutucularda 4°C’de olgunlaşması için 24 saat yeterlidir.
▪ Kıyma haline getirilmiş etler hazırlandığı gün içinde kullanılmalı, kullanılana kadar soğutucularda 4°C’de tutulmalıdır.
▪ Kuşbaşı, biftek gibi etler soğutucularda 4°C’de en çok 1 gün bekletilebilir.
▪ Etleri kıyma haline getirmek yerine parçalar halinde depolanmalıdır. Bu şekilde depolama ile besin değerindeki kayıplar daha düşük miktarlarda olmaktadır.
▪ Etler ailelerdeki birey sayısı düşünülerek küçük parçalara ayrılmalı, tek pişirimlik porsiyonlar halinde dondurulmalıdır. Etler yağlı kâğıt veya et sarmada kullanılan buzdolabı poşetlerine konularak dondurulabilir.
▪ Etler derin dondurucuda -18°C’de 4- 6 ay süreyle korunabilir.
▪ Dondurulmuş etler, soğutucuda 6-8 saat kadar bekletilerek çözdürülmelidir. Etler derin bir kaba konularak soğutucularda çözdürülmeli, çözdürme sırasında etlerin sıvıları çevreye damlamamalı veya saçılmamalıdır.
▪ Etler yapılacak yemeğin türüne göre çözdürme sonrası da parçalanabilir. Örneğin; parça et çıkarılıp kuşbaşı veya kıyma haline de getirilebilir.
▪ Dondurucudan çıkarılarak çözdürülmüş etler mutlaka kullanılmalıdır. Çözdürülmüş etin tamamı veya bir kısmı tekrar dondurulmamalıdır.

Kurban bayramında kırmızı etler protein kaynağı olarak yaygın biçimde tüketilmektedir. Kurbanların kesim öncesi, kesimleri sırasında ve sonrasındaki uygulamalar, etlerin olgunlaştırılması, depolanması, pişirilmesi ve tüketimleri birbirleri ile ilgili ve önemli hususlardır.

Türkiye Diyetisyenler Derneği (TDD) Web Sitesi

su, içme suyu, çeşme suyu, su neden kalorisiz

İçme suyundaki florür, böbrek ve karaciğerleri olumsuz etkiliyor!

Sonuçları Environment International dergisinde yayımlanan araştırma, florür katılmış içme suyu kullanan 1.983 gencin kan örneklerinden elde edilen sonuçların, florürün, böbrek ve karaciğerlerin çalışmasını kötü yönde etkilediğini gösterdi. İşte “İçme suyundaki florür, böbrek ve karaciğerleri olumsuz etkiliyor!” haberimiz:

Çalışma, böbrek ve karaciğer işleyişi zayıflayan gençlerin vücutlarının daha yüksek oranda florür emilimi yaptığını ortaya koydu. Bir çocuğun idrarından florürün sadece %45’i dışarı atılabilirken yetişkinlerde bu oran %60’ı buluyor. Böbreğin diğer organlara göre daha yüksek oranda florür biriktirdiği ifade ediliyor.

Florürün olumsuz etkisiyle kişilerde böbrek hasarı, karaciğer ve tiroid rahatsızlıkları, kemik ve diş hastalıkları görülebiliyor. ABD’de diş sağlığı için içme sularının %74’üne florür katılıyor.

AA
https://www.aa.com.tr/tr/saglik/icme-suyundaki-florur-genclerin-bobrek-ve-karacigerlerini-olumsuz-etkiliyor/1552847
patlıcan

Deri hastalıklarına patlıcanlı çözüm

İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü Bitki Bilimleri ve Teknolojileri Uygulama ve Araştırma Merkezi’nde, patlıcanın içinde bulunan glikoalkaloidden deri hastalıklarında kullanılacak ilaç geliştirildi.

İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü (İYTE) Bitki Bilimleri ve Teknolojileri Uygulama ve Araştırma Merkezinde, patlıcanın içinde bulunan glikoalkaloidden deri hastalıklarında kullanılacak ilaç geliştirildi.

Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü’nde yüksek lisans ve doktora eğitimi gören Engin Tatlıdil, Hatice Şelale ve Nergiz Gürbüz’ün tez programı kapsamında İYTE Moleküler Biyoloji Genetik Bölümü öğretim üyeleri Prof. Dr. Sami Doğanlar ve Prof. Dr. Anne Frary danışmanlıklarında yürütülen, İYTE ve TÜBİTAK tarafından desteklenen projede patlıcan üzerinde çalışmalar yapıldı.

Çeşitli tedavi yöntemlerinde ve ilaçlarında kullanılan patlıcanın pürüzsüz ve parlak cildinden yola çıkan bilim insanları, bunun insan cildine de faydalı olup olmayacağını araştırdı. Patlıcana parlaklık veren etken maddeyi patlıcandan izole eden ekip, bunu ilaç haline getirerek deri rahatsızlıklarında kullandı ve olumlu sonuç aldı.

Patlıcanın parlaklığından yola çıkıldı

Prof. Dr. Sami Doğanlar, AA muhabirine yaptığı açıklamada, dünyada son yıllarda sağlıkla ilgili uygulamalarda bitkisel kökenli çözümlerin popüler olduğunu ve insanların artık sentetik ilaçlar kullanmadığını söyledi. Patlıcanın da çok uzun yıllar tedavi amaçlı kullanıldığını aktaran Doğanlar, şunları kaydetti:

Biz de burada patlıcanın iki özelliğinden faydalanıyoruz. Patlıcana bakıldığında çok parlak, düz ve pürüzsüz olduğunu görüyoruz. Bunun sağlayan patlıcan içindeki bir kimyasal. Biz bu kimyasalı patlıcandan izole ettik. ‘Bu madde insanda da aynı pürüzsüzlüğü sağlar mı’ diye düşündük. Bunun da yapılan araştırmalarda sağlandığını gördük. Ancak bunu en etkili olacak şekilde cilde nasıl verebiliriz diye düşündük. Yine laboratuvarımızda bunun ilaç formülasyonlarını geliştirdik. Nanoteknolojik uygulamalarla bu molekülü ilaç olarak değerlendirmeye çalıştık.

Patlıcanın içinde bulunan glikoalkaloidlerin kültür patlıcanına göre yabani patlıcanda daha çok bulunduğuna işaret eden Doğanlar, şöyle konuştu:

Bir öğrencimizin yaptığı çalışmada ağızdaki bir kanser hücresinde bu ilacı denedik ve başarılı olduk. Bir sonraki aşamada bu geliştirdiğimiz formülasyonun fare denemeleriyle etkisine bakacağız. Oradan da sonuçlar elde edilirse klinik aşamasına geçilip ilaç olarak tüketicilerin kullanımına sunulacak. Geliştirdiğimiz ilacın bütün deri hastalıklarıyla ilgili başta deri kanseri, şark çıbanı olmak üzere bir çok deri hastalıklarına iyi geleceğini düşünüyoruz.

Deriye nano taşıyıcılarda nüfuz ediyor

Nergis Gürbüz de çok uzun süredir patlıcandaki glikoalkaloid üzerinde çalıştığını dile getirerek, Bu glikoalkaloidler yüksek dozlarda alındığında hayvanlarda ve insanlarda toksik etkiye sebep oluyor. Ölüme kadar götürebiliyor. Bunları da deriye nano taşıyıcılarla nüfuz ettirdik. Hücre çevrelerini taklit ederek geçişi sağlıyoruz. Aynı karakterde oldukları için bu nano taşıyıcıları hücre içine alıyorlar. Hücre içine alındığı için daha fazla etkinliğini göstermiş oluyor. Böylece toksik dozlara çıkmamız gerekmiyor. Bir nevi damlama yöntemiyle bunu yapıyoruz. İlacı elde ettikten sonra yapılan denemelerde çok olumlu sonuçlar aldık. ifadelerini kullandı.

Patlıcan üretecekler

Projenin bir diğer katılımcısı Hatice Şelale de ilaçta kullanılan etken molekülü daha ekonomik ve yüksek miktarda üretmek için kolları sıvadıklarını dile getirerek, Şu anda sadece bu molekülü yabani patlıcandan sentezliyoruz. Çalışmalar devam ediyor. Genlerin aktarımı aşamasındasıyız. 2 yıl içinde istediğimiz miktarlarda glikoalkaloid alabileceğimiz patlıcanları üretebileceğiz, dedi.

AA
https://www.aa.com.tr/tr/saglik/deri-hastaliklarina-patlicanli-cozum/1545794
somon tarifi

Norveç somonuna alternatif Karadeniz alabalığı!

Zengin besin değeri nedeniyle tercih edilen Norveç somonu ile Karadeniz alabalığının besin değerlerinin birbirine çok yakın olduğu tespit edildi.

Ege Üniversitesinden (EÜ) yapılan açıklamaya göre, EÜ Su Ürünleri Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Tolga Dinçer, Araştırma Görevlisi Dr. Alper Erdem ile yüksek lisans öğrencisi Başak Alkan, Norveç somonu ile Karadeniz alabalığını besin değerleri açısından inceledi. Açıklamada görüşlerine yer verilen Doç. Dr. Dinçer, Türkiye’nin ağırlıklı olarak somon (Salmo salar) balıklarını Norveç’ten ithal ettiğini belirtti. Somon yetiştiriciliğinin en uygun iklimsel şartlara sahip Karadeniz’de dahi başarılı sonuçlar vermediğini ileri süren Dinçer, şunları kaydetti:

Karadeniz alabalığı, başta Doğu Anadolu, Karadeniz ve İç Anadolu olmak üzere pek çok su kaynağında doğal olarak bulunmakta ve yetiştiriciliği yapılmaktadır. Karadeniz alabalığı, Norveç somonu ile kıyaslandığında %50 daha az yağ oranına sahip fakat yakın protein değerleri içeren bir tatlı su balığıdır. Yetiştiricilik aşamasında deniz suyuna da uyum sağlamaktadır. Norveç somonu filetosunun kilogram fiyatı yaklaşık 100₺, yerli ürün Karadeniz alabalığı ise 35₺.

  • Araştırma Görevlisi Dr. Erdem de doğal Karadeniz alabalığının %8 omega-3 değerine sahip olduğunu vurguladı.
  • Yetiştirilen Karadeniz alabalığında ise %15 omega-3 belirlediklerini aktaran Erdem,
  • Bu değerin Norveç somonunda %18 civarında olduğuna işaret etti.

Toplam çoklu doymamış yağ asitleri (PUFA) değerlerinin doğal Karadeniz alabalığı ve Norveç somonunda %37 civarındayken yetiştiricilik ürünü olan Karadeniz alabalığında %45 değerlerini gördüklerini kaydeden Erdem,

Sonuç olarak Norveç somonunun sağlıklı ve omega 3 oranı yüksek bir tür olduğu gerçektir. Fakat ‘bir alternatifi yok mudur’ sorusunun cevabı, yetiştiriciliği yapılan Karadeniz alabalığıdır. Asla somon tercih etmeyin, demiyoruz ancak yerli balığımız olduğunu ve daha düşük fiyatla daha fazla tüketiminde somondan alabileceğiniz değerlere ulaşabileceğinizi belirtmek istiyoruz, ifadelerini kullandı.

AA
https://www.aa.com.tr/tr/saglik/norvec-somonuna-alternatif-karadeniz-alabaligi/1539181

Maden suyundan kozmetik ürettiler!

Ege Üniversitesi (EÜ) Eczacılık Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Özgen Özer, doğal maden suyu kullanarak kozmetik ürün elde ettiklerini, amaçlarının ithallerin yerine yerli ve milli malların kullanılması olduğunu bildirdi.

Üniversiteden yapılan yazılı açıklamaya göre, Ege Üniversitesi akademisyenleri Türkiye Kızılay Derneğinin ürettiği doğal maden suyunu kullanarak yerli ve milli ürün serisi geliştirdi. EÜ Eczacılık Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Özgen Özer, proje kapsamında dört farklı ürün serisi geliştirdiklerini belirtti. Türk Kızılayın doğal maden sularından hareketle formülasyonları hazırladıklarını aktaran Özer, şunları kaydetti:

Su yerine maden suyunun zengin mineral içeriğini kullandık. Bu çok önemli bir çalışma, amacımız ithal edilen ürünlerin yerine ülkemizde yerli ve milli olarak ürettiğimiz ürünlerin kullanılmasını sağlamak. Geliştirdiğimiz ürünün formülasyon geliştirme çalışmaları üniversitemizde yapıldı. Stabilite, kalite kontrol ve dermatolojik test analizleri üniversitemizin farklı birimlerinden destek alarak yaptığımız çalışmalar, dolayısıyla ürünümüz gerçekten çok kaliteli bir ürün olarak tarafımızdan Ar-Ge’si yapılmış bir ürün oldu.

Prof. Dr. Özer, ürünlerinin kalitesinden çok emin olduklarını vurgulayarak,

Bu ürünün fark yaratacak bir ürün olduğuna inanıyorum, ifadelerini kullandı.

Üniversitenin bu proje için iş birliği yaptığı firmanın genel müdürü Nurettin Ustaoğlu, bu projeden çıkan ürünlerin ekim ayında lansmanını planladıklarını ve önce Türkiye’de satışa sunmayı düşündüklerini bildirdi. Rektör Prof. Dr. Necdet Budak ise Türkiye’nin ekonomik anlamdaki dar boğazlardan çıkmasının yolunun eğitim, bilim, fen ve özel sektörle iş birliği olduğunu belirtti.

AA
https://www.aa.com.tr/tr/saglik/maden-suyu-kullanarak-kozmetik-urettiler/1523269
patates, patates diyeti

Niğde’deki Patates Araştırma Enstitüsü’nde ıslah çalışmaları sürüyor

Niğde’deki Patates Araştırma Enstitüsü’nde yapılan ıslah çalışmaları kapsamında, patatesin DNA’sı incelenerek yüksek verimli çeşitlerin yanı sıra, hastalıklara dayanıklı yerli türler geliştiriliyor.

Türkiye’de alanında ilk ve tek araştırma enstitüsü olan Patates Araştırma Enstitüsü, yerli ve milli patates tohum ıslahı çalışmaları kapsamında yüksek verimli sanayilik ve yemeklik çeşitlerin yanında, hastalıklara dayanıklı çeşitler üzerinde de araştırmalar sürdürüyor. Bugüne kadar:

  • Onaran 2015,
  • Nam,
  • Nahita,
  • Ünlenen,
  • Leventbey,
  • Muratbey,
  • Çağrı,
  • Fatih,
  • Niğde Sarısı ve
  • Saruhan çeşitleri geliştirilip, tescillenerek ülke tarımına kazandırılan enstitüde, binlerce patates tohumluğunun DNA’sı laboratuvarlarda incelenerek dayanıklı genler tespit ediliyor ve melezleme yöntemiyle çoğaltılıyor. Enstitüde son olarak patates siğili hastalığına dayanıklı iki yerli ve milli çeşit geliştirildi.

Enstitü müdürü Uğur Pırlak, AA muhabirine yaptığı açıklamada, enstitüde yapılan ıslah çalışmaları neticesinde 10 yerli ve milli patates çeşidini ülke tarımına kazandırdıklarını söyledi. İki yeni çeşidin de tescil aşamasında olduğunu anlatan Pırlak, şöyle konuştu:

Sadece yemeklik ve sanayilik patates çeşidi geliştirmekle kalmıyoruz aynı zamanda hastalıklara dayanıklı çeşitleri de geliştirmeye çalışıyoruz. Enstitüde ıslah ve genetik bölümümüzde moleküler markörler kullanılarak yaptığımız çalışmalarla, patatesin DNA’sını inceleyerek geliştirdiğimiz hastalığa dayanıklı yerli ve milli patates çeşitlerimizi ülke tarımına kazandırmayı hedefliyoruz. Bu bağlamda ilk etapta patates siğili hastalığına karşı iki yerli ve milli çeşidimizi geliştirdik, ileride tescile sunacağız. Bunun yanında patatesin en önemli ana hastalıklarından olan patates mildiyösü, patates Y virüsü, X virüsü ve patates yaprak kıvırcıklığı virüslerine karşı da DNA düzeyinde çalışarak üreticilerimizin bu hastalıklara dayanıklı çeşitlerimizle buluşmasını sağlamak için elimizden geleni yapıyoruz.

Enstitü Islah Genetik Bölüm Başkanı Levent Abdullah Ünlenen de patatesin gen kaynağının Güney Amerika olduğunu ifade etti.

Patates ıslah çalışmalarında Avrupa ülkelerindeki yöntemlerin aynısının uygulandığını belirten Ünlenen, Avrupa ülkelerinde geliştirilerek ülkemize gelen çeşitlerde geliştirme ve ıslah aşamasında uygulanan metotlar neyse biz de aynı metotları uyguluyoruz. 2005-2006’da ıslah çalışmalarına başladığımızda bölge çiftçilerimizin önemli sorunlarına eğildik. Amacımız ilk aşamada yüksek verimli çeşitler elde etmekti. ifadelerini kullandı.

Ünlenen, yüksek verimli çeşitlerin yanında özellikle tohumluk üretiminde hastalıkların önlenmesine yönelik çalışma yaptıklarına işaret ederek, şöyle konuştu:

Islah çalışmalarımızı son 5 yıldır markör yardımıyla seleksiyon aşamasına geçirdik. Bugün Avrupa ülkelerinin çoğunda bile bu çalışmalar yapılmamaktadır. Daha kısa sürede bu çalışmalara adapte olduk ve elimizde çok sayıda genotip bulunmaktadır. Bu gen kaynakları da ayrıca korunmaktadır. Patatesin gen kaynaklarından dayanıklı olan çeşitlerle bölge çiftçilerimizin kabul ettiği yüksek verimli çeşitler ıslah yöntemiyle melezlenmektedir. Daha sona bunların hastalıklara karşı dayanıklı olanları moleküler markörler yöntemiyle seçilmektedir. Şu an enstitüde yapılan çalışmalar sonucunda özellikle Y virüsüne dayanıklı yeni çeşitler elde edilmiştir. Nematod hastalıklarına dayanıklı yerli ve milli çeşitler geliştirme çalışmaları da sürüyor. Önümüzdeki yıllarda bu çalışmalar hız kazanarak pek çok hastalığa karşı ilaç kullanmadan yerli çeşitleri geliştirerek çiftçilerin hizmetine sunacağız.

Medimagazin
https://www.medimagazin.com.tr/guncel/genel/tr-patatesin-dnasi-incelenerek-hastaliklara-dayanikli-cesitler-gelistiriliyor-11-681-82273.html
TDD, Diyetisyenler derneği, türkiye diyetisyenler derneği

TDD ikinci başkanı: “Trans yağların büyük çoğunluğu hidrojenize yağda bulunuyor”

Türkiye Diyetisyenler Derneği 2. Başkanı ve Atılım Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Zeynep Begüm Kalyoncu da trans yağın en sık kısmının hidrojenize yağda bulunduğunu ve bu tip yağların sağlıklı alternatifi olmasına rağmen fırınlanmış hamur ürünlerinin ve kızartılmış gıdaların hazırlanmasında kullanıldığını anlattı.

Trans yağların sağlıklı alternatiflerle yer değiştirmesini izleyen 25 yılda, 17 milyon kişinin hayatının kurtulacağına işaret eden Kalyoncu, trans yağı sağlıklı alternatiflerle değiştirmenin, maliyeti ve gıdaların tadını değiştirmediğinin altını çizdi.

Türk Kardiyoloji Derneği Lipid Çalışma Grubu Başkanı Doç. Dr. Öner Özdoğan ise dünyada bir numaralı ölüm nedeni olan kardiyovasküler hastalıkların yılda 18 milyon kişinin ölümüne yol açtığını belirterek, şu bilgileri paylaştı:

Trans yağların kaldırılması kalp hastalığı yükünü azaltacak en etkin ve uygulanabilir yöntemlerden biridir. Dünya Sağlık Örgütü, Danimarka’nın 2003’de uygulamaya başladığı gibi trans yağları, yağ içinde yüzde 1-2 ile sınırlamayı veya Kanada ve ABD’nin yaptığı gibi kısmi hidrojenize edilmiş yağları güvenli olmayan gıda sınıfına almayı önermektedir.

Geçen yıl 28 ülke trans yağları kaldıran politikalar benimsedi

Türk Kardiyoloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Doç. Dr. Asiye Ayça Boyacı da dünyada halen 122 ülkede gıdalarda trans yağ kullanıldığını ve bu nedenle 5 milyar kişinin kalp hastalığı riski taşıdığını aktararak, geçen yıl 28 ülkenin gıda tedarik zincirinden trans yağları kaldıran politikalar benimsediğini, 6 ülkenin trans yağ kullanımını kısıtladığını, 25 ülkenin 2 yıl içinde yürürlüğe girecek trans yağ düzenlemelerini kabul ettiğini kaydetti.

Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Sağlığa Evet Derneği Üyesi Prof. Dr. Pınar Ay ise ABD’de trans yağın gıda tedarik zincirinden kaldırılmasının 20 yılda 130 milyon dolar mertebesinde mali yararı olduğuna dikkati çekti.

Türk Kardiyoloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Ertuğrul Okuyan da kısmen hidrojenize edilmiş yağların 2017’de pazar hacminin 128 bin tona ulaştığı bilgisini vererek, Türkiye’nin gıdada trans yağın yüksek olabildiği Doğu Avrupa ve bazı Orta Doğu ülkelerine de ihracat yaptığını belirtti.

Medimagazin
https://www.medimagazin.com.tr/guncel/genel/tr-turkiye-trans-yag-kullaniminda-mercek-altinda-2023e-kadar-tumden-kaldirilmasi-bekleniyor-11-681-81971.html

tere yağı, tereyağı, margarin, margarin kalorisi, margarin yasak mı, diyette margarin, margarinsiz kurabiye

Trans yağ içeren ürünlerin denetimi zor

Marketlerde satılan paketli ve açık gıdaların trans yağ oranlarını ölçme ve denetlemenin nispeten kolay, ancak piyasadaki trans yağ içeren ürünlerin çoğunu satan küçük ve orta ölçekli işletmelerin denetiminin zor olduğunu vurgulayan Sağlığa Evet Derneği Başkanı Prof. Dr. Elif Dağlı:

Türkiye’de yapılan çalışmalar gıdaların %7’sinde trans yağ oranının %2’nin üzerinde olduğunu ortaya koymuştur. Ülkemizdeki önemli bir halk sağlığı sorununu çözecek olan trans yağın tedarik zincirinden 2023 yılına kadar tümden kaldırılması kararını dört gözle bekliyoruz. Dünya Sağlık Örgütü’nün Küresel Trans Yağ Raporu’nun Avrupa Bölgesi bölümünde Türkiye’nin mercek altına alınması sorumluluğumuzu artırmıştır. Dünya kamuoyunun bizden beklediğini yerine getirmek için sivil toplum olarak her türlü desteği vermeye hazırız. Gerek sivil toplum gerekse küresel rekabet gereği gıda sanayicileri tarafından da desteklenen bu düzenlemenin her aşaması tamamlanmış olup Tarım ve Orman Bakanlığı’nın Türk Gıda Kodeksi Yönetmeliği’ni daha fazla geciktirmeden yayımlaması beklenmektedir.

Medimagazin
https://www.medimagazin.com.tr/guncel/genel/tr-turkiye-trans-yag-kullaniminda-mercek-altinda-2023e-kadar-tumden-kaldirilmasi-bekleniyor-11-681-81971.html