öksürük, öksürüğe ne iyi gelir, öksürük nasıl geçer, öksürüğe faydalı gıdalar

Obezite ve sigara astım kontrolünü zorlaştırıyor

Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Füsun Şahin, yapılan araştırmaların, sigarayı bırakmanın ve obez hastaların kilo vermesinin, astımın kontrolünü kolaylaştırdığını gösterdiğini bildirdi.

Doç. Dr. Şahin, AA muhabirine yaptığı açıklamada, akciğer içi hava yollarında daralmaya neden olan ve alevlenmelerle seyreden astımın kronik bir hastalık olduğunu belirtti. Şahin, hastalığın genetik yatkınlık ve çevresel faktörlerin etkisiyle ortaya çıktığını vurgulayarak, ebeveynlerde alerjik hastalık bulunmasının çocuklarda astım gelişme riskini artırdığını dile getirdi.

Hastalığın tekrarlayan nefes darlığı, nefes alıp verirken ortaya çıkan hırıltı, hışıltı, ıslık sesi, göğüste baskı hissi ve öksürük gibi belirtilerle kendini gösterdiğini aktaran Şahin, astımda görülen öksürüğün inatçı, tekrarlayan, gece ve sabaha karşı daha da belirginleşen ve uykudan uyandırabilen kuru öksürük şeklinde görüldüğünü kaydetti.

Doç. Dr. Şahin, tetikleyici olarak kabul edilen alerjenler, enfeksiyonlar, egzersiz, sigara dumanı ve hava kirliliğinin semptomların ortaya çıkmasına neden olabildiğine işaret ederek, hastalığın görülme sıklığının yıllar içinde giderek arttığını anlattı.

Hastalığın tedavisindeki amacın, astım semptomlarının iyi kontrolünün sağlanması ve sağlanan bu durumun idame ettirilmesi olduğunu belirten Doç. Dr. Şahin, hastalığın kontrolünün temel göstergelerinin krizlerin, acil başvurularının olmaması, gece ve gündüz semptomlarının kaybolması, hastanın günlük aktivitelerini zorlanmadan yapması gibi unsurlar olduğunu kaydetti.

Özellikle çocukluk yaş grubunda fiziksel aktivite artırılmalı

Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Füsun Şahin, dünyada olduğu gibi Türkiye’de de hastalığın tedavisiyle ilgili gerekli her türlü ilaç ve malzemenin bulunduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti:

Uygun ilaç tedavisiyle astımlılar iş ve okul dahil günlük yaşamlarına, hastalık nedeniyle herhangi bir kısıtlanma olmadan devam edebilirler. Astım pek çok kronik hastalıktan farklı olarak, hastadan hastaya veya aynı hastada farklı zamanlarda farklı seyir gösterebildiği için astım tedavisinde ‘bireyselleşmiş tedavi’ dediğimiz kişiye özgü ve zaman içinde değişkenlik gösterebilen bir tedavi uygulanması büyük önem taşımaktadır. Bu da ancak iyi bir hekim-hasta iş birliği ile mümkündür. Üst solunum yollarının viral enfeksiyonları astımı tetikleyebilir, bu nedenle astımlı hastalara her yıl grip aşısı yaptırmaları önerilmektedir. Ülkemizde astımlı hastaların yüzde 10’undan fazlasının hala sigara içmekte olduğu ve yüzde 30-40’nın obez olduğu bildirilmiştir. Yapılan araştırmalar, sigarayı bırakmanın ve obez hastaların kilo vermesinin, astımın kontrolünü kolaylaştırdığını göstermiştir.

Astımda özellikle çocukluk yaş grubunda fiziksel aktivitenin artırılmasının, mümkünse düzenli sporun hastalığın seyrine olumlu katkıları olduğu gösterilmiştir. Bu sayede günlük kullanılan ilaç dozları, randevusuz hekim başvuruları, astım nedeniyle hastaneye yatışlar ve acile başvuruların azaltılabildiği saptanmıştır, diyen Şahin, astımın korkulacak değil, kontrol altına alınabilecek bir hastalık olduğunu sözlerine ekledi.

Medimagazin
https://www.medimagazin.com.tr/var/www/html/mbeta/guncel/genel/tr-obezite-ve-sigara-astim-kontrolunu-zorlastiriyor-11-681-81601.html
Çölyak, arpa ve çölyak, buğday ve çölyak, çavdar ve çölyak, Çölyak hastalığı, Çölyak hastalığı nasıl bir rahatsızlıktır, Çölyak hastalığı nedir, çölyak ve bağışıklık sistemi, diyetisyen rümeysa çelik, gluten enteropatisi, gluten hassasiyeti, kalıcı intolerans, oto-immün sistem rahatsızlığı, oto-immün sistem rahatsızlığı nedir, proksimal ince barsak alerjisi, rümeysa çelik, villi, villus, willi, yulaf ve çölyak, Buğday, arpa, yulaf ve çavdar yerine pirinç, patates, nohut, mercimek, kestane, soya, fasulye, fındık, çölyak, celiak, çöyak hastalığı, çölyaklılar neleri yiyemez, çölyaksız gıdalar, glutensiz gıdalar, glutensiz besinler, çöyak diyeti, çölyak önerileri, çölyakta Karaağaç ve kavunağacı bitkisinin çaylar,

İşte bölge bölge Türkiye’nin besin alerji haritası!

Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ayşen Bingöl koordinatörlüğünde yapılan araştırmada, besin alerjisinin bölgesel farklılıklıklar gösterdiği belirlendi.

Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bingöl başkanlığındaki 50 kişilik ekip, İstanbul, Ege, Akdeniz, Çukurova, Karadeniz Teknik ve Fırat Üniversitelerinin de aralarında bulunduğu, Türkiye’deki farklı bölgelerdeki 25 üniversite hastanesinde besin alerjisine yönelik çalışma yaptı.

Yaklaşık iki yıl süren ve bin 248 besin alerjili çocuk üzerinde yapılan çalışmada, özellikle çocuklarda, astım ve egzamadan büyüme geriliğine, hatta ölüme kadar varan besin alerjisinin, coğrafi farklılık gösterdiği saptandı.

Araştırmaya göre, Ege ve Marmara’da daha çok “süt alerjisi”ne rastlanırken Akdeniz, Karadeniz, İç Anadolu ve Doğu Anadolu Bölgelerinde “yumurta alerjisi”nin sık görüldüğü tespit edildi.

Doğu Anadolu Bölgesi’nde araştırma yapılan çocukların %82,1, Akdeniz’de %71,8, İç Anadolu Bölgesi’nde %66,7, Karadeniz’de ise %55,6’sında yumurta alerjisi saptandı. Aynı yaş grubunda Ege Bölgesi’nde %65,6, Marmara’da ise %63,1’inde süt alerjisi belirlendi.

Besin alerjisinin, %16 hayati risk oluşturan alerjik şokla sonuçlanabildiği de tespit edildi.

Besin alerjisi, hayati sorunlara neden olabilir

25. Türkiye Ulusal Alerji ve Klinik İmmünoloji Kongresi’nin de başkanı olan Prof. Dr. Bingöl, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye’deki çocuklarda besin alerjisinin durumunu öğrenmenin iki yıl süren zorlu bir araştırmayla gerçekleştiğini söyledi.

Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de çocuklarda besin alerjisinin önemli bir sağlık sorunu haline geldiğini dile getiren Bingöl, şunları kaydetti:

Yaptığımız çalışmanın sonuçlarına göre, Ege ve Marmara’da daha çok süt alerjisi görülürken, Akdeniz, Karadeniz, İç Anadolu ve Doğu Anadolu Bölgelerinde yumurta alerjisi sık olarak karşımıza çıkıyor. Kabuklu deniz ürünleri, balık, kuru yemişler ve una karşı da sıkça besin alerjileri görülmekte. Aynı zamanda, pirinç, et, susam gibi daha nadir besinlere karşı da besin alerjisi gelişebilmektedir. Besin alerjisi olan çocuklarda gözlemlediğimiz bulgular, iştahsızlık, kusma, dışkı değişiklikleri, egzama, astım ve büyüme geriliğidir. Bunlar son derece önemli. Besin alerjisi, hayati sorunlara neden olabilir.

Çocuklarda alerjik şoka neden olabilir

Besin alerjisinin çocuklarda alerjik şoka sebep olabildiğini belirten Bingöl, bu hastaların, yanlarında, yaşamı tehdit eden şiddetli allerjik reaksiyonların tedavisinde kullanılan adrenalin kalemi taşımaları gerektiğini aktardı. Bingöl, besin alerjilerinin tanısının önemli olduğuna işaret etti. Fazladan besin alerjisi tanısı koymanın çocuğun ve ailenin yaşam kalitesini bozacağını vurgulayan Bingöl, bunun beslenmeyi de etkileyeceğini belirtti.

Besin alerjisinin teşhis edilememesinin çocukta önemli sağlık sorunlarına yol açacağını ifade eden Bingöl, alerji uzmanlarınca, klinik bulgular, belirtiler fiziki muayene, öykü ve laboratuvar sonuçlarına göre tanının konulabildiğini anlattı.

Yaş grubuna göre de farklılık gösteriyor

Besin alerjisinin coğrafi özellikler taşımasının başlıca sebebi, kişilerin beslenme alışkanlıklarının ve besinin işlenme, pişirilme şeklinin farklı tüketmesindendir, diyen Bingöl, besinin moleküler yapısının, işlenmesine göre değiştiğini söyledi.

Tüm yaş grupları dikkate alındığında, en sık çocuklarda besin alerjisi görüldüğünü dile getiren Bingöl, şu bilgileri aktardı:

Yaş grubuna göre ise 0-2 yaş içerisinde en sık süt, 2-5 yaşlarında süt, yumurta, kabuklu deniz ürünleri, kuru yemişler, balık, ve undan kaynaklanan besin alerjisi görülüyor. Çocuk büyüdükçe deniz ürünleri ve kuru yemiş önem kazanır. Coğrafi olarak zengin bir ülkeyiz. Farklı beslenme alışkanlıkları ve besinlerin farklı tüketim şekilleri, bu besin alerjilerinde farklılıklara yol açabilir.

Medimagazin
https://www.medimagazin.com.tr/guncel/genel/tr-turkiyenin-besin-alerji-haritasi-cikarildi-iste-bolge-bolge-alerji-gruplari-11-681-79433.html
migren melis özkaya

Migrenle başım dertte…

Migren, ataklar ile kendini gösteren ve şiddetli baş ağrısı ile sonuçlanan ve atakların 4 saatten 72 saate kadar sürebildiği nörolojik bir rahatsızlıktır.

migren nedir, migrene ne iyi gelir, migren tedavisi, migrende diyet

Bireylerin sosyal, mesleki ve psikolojik yaşamını önemli derecede etkileyen migreni; stres, mevsimsel değişiklikler, menstrüasyon dönemi, besin intoleransı, uyku kalitesi, parlak ışık, keskin ve ağır koku gibi bir çok bireysel ve çevresel faktör etkilemektedir.

migren nedir, migrene ne iyi gelir, migren tedavisi, migrende diyet

Obezite migren ataklarınızı etkiliyor mu ?

Yapılan çalışmalar obezite ve migren arasında ilişki olduğunu göstermektedir. Migren, beyinde hipotalamusu uyarması nedeniyle iştah artışına neden olup, vücut ağırlığının artmasına ve buna bağlı olarak da obeziteye neden olmaktadır.

migren nedir, migrene ne iyi gelir, migren tedavisi, migrende diyet

Aşırı yemek yemenin migren ataklarını tetiklediğini bildiğimize göre acaba açlık migren ataklarını etkiliyor mu?

Migren hastalarında uzun süreli açlığın meydana getirdiği kan şekeri düşüklüğü baş ağrılarının şiddetlenmesine neden olabilir. Bu nedenle mutlaka ara öğün tüketilmeli ve glisemik yükü düşük olan besinler tercih edilerek ani acıkmaların önüne geçilmelidir.

Peki beslenme alışkanlıklarınızın veya gün içerisinde tükettiğiniz besinlerin de migren ataklarını etkilediğini biliyor muydunuz?

Doğru duydunuz bazı besinler var ki baş ağrılarınızın en büyük sebeplerinden biri …
2010 yılından 200 migren hastası ile yapılan bir çalışmada, katılımcıların %18’inin beslenme alışkanlıklarının, tercih ettikleri besinlerin migren ataklarını tetiklediği sonucuna ulaşılmıştır.

Migren ataklarınızı tetiklememek için dikkat etmeniz gerekenlere gelin birlikte bakalım..

1) Tiramin içeriği yüksek olan besinlerin tüketiminden kaçınınız.

Genellikle fermente ve bayatlamış ürünlerde bulunabilen ve kan basıncının yükselmesine neden olan tiramin; parmesan, mavi küflü peynir, gouda peyniri, İsviçre kaşarı gibi bekletilmiş peynirlerde, bira, şarap, gibi fermente ürünlerde, fümelenmiş veya tütsülenmiş etlerde, balıklarda, soya sosunda doğal olarak bulunan ve migren ataklarının artışına neden olabilen bir maddedir. Bekletilen besinlerde proteinlerin parçalanması sonucu, tiramin miktarı daha da artar, yani bir yiyecek ne kadar çok bekletilmişse ve soğuk ortamda saklanmamışsa , tiramin içeriği de o kadar yüksektir.

2) Aşırı kafein alımınız migren ataklarınızı tetikleyebilir.

Kafein; kahve, yeşil çay, siyah çay, çikolata, kola ve daha bir çok maddede doğal olarak bulunabilen ve uyarıcı etkisi nedeniyle ağrıların şiddetlenmesine ve tetiklenmesine neden olabilen bir maddedir.
Kafeinli içecekler düşük miktarlarda alındığında damarları genişletebilme özellikleri nedeniyle baş ağrılarının azaltılmasına yardımcı olabilir. Ancak günde 200 mg kafeinden (2-3 fincan kahve) daha fazla kafein vücuda alındığında kan basıncındaki artışa bağlı olarak ağrılarının artabilir veya migren ataklarının tetiklenebilir. Bu nedenle aşırıya kaçmadan o çok sevdiğiniz kahvenizi içebilirsiniz tabi ki…

3) Besin intoleransı atakları etkiler mi ?

Bazı gıdalara karşı hassasiyeti bulunan bireylerde, bu gıdaların tüketimi Mhistamin hormonunun artışına, serotonin hormonunun ise azalmasına neden olarak, migren ataklarının tetiklenmesine ve ağrıların şiddetlenmesini sağlar. Bu nedenle hassasiyet oluşturan besinlerin tüketiminden kaçınılmalıdır.

4) Çikolata migren ataklarınızı nasıl etkiler gelin bir bakalım

Çoğu insanı etkisi altına alan, salgılattığı serotonin hormunu ile mutluluk veren çikolata migren hastaları için de aynı mutluluk etkisini göstermiyor maalesef.. Çünkü çikolatanın içerisinde bulunan feniletamin, teobromin, kafein gibi maddeler migren ataklarının tetiklenmesine neden olabiliyor. Yapılan çalışmalarda migren ağrılarını en çok tetikleyen besinler arasında çikolatanın da olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu nedenle özellikle atak dönemlerinde tüketimine dikkat edilmeli ve kakao içeriği %80’in altında olan çikolatalar tercih edilmemelidir.

5) Ağzınızda bulunan bakteriler migren ağrılarınızı tetikleyebilir..

Yapılan çalışmalara göre besinlerle alınan nitratın, ağız boşluğunda bulunan bakteriler tarafından nitrite, nitritin de nitrik okside indirgenmesi damarların genişlemesine neden olur. Damarlarınızın genişlemesi de migren ataklarınızın tetiklenmesinin en büyük nedenlerinden biridir.
Fast food beslenme tarzının vazgeçilmezi olan salam, sucuk, sosis, jambon gibi işlenmiş veya tütsülenmiş et ürünleri nitrit içerikleri nedeniyle damarların genişlemesine, kan akışının hızlanmasına neden olup, migren ataklarının tetikleyebilirler.
Ayrıca yemeklere farklı bir aroma katan, tavuk yemekleriyle bütünleşen soya sosu da nitrit içeriği nedeniyle baş ağrılarınızın şiddetlenmesine neden olabilecek besinler arasında.

6) Zencefil, ataklarınızın azaltılmasına yardımcı olabilir.

Zencefil, prostoglandin adı verilen anti inflamatuar maddeleri içermesi nedeniyle migren ağrılarınızın azaltılmasına yardımcı olabilir. Sofralarınızda zencefili yoğurtlarınıza karıştırarak, salatalarınızda, çaylarınızda, yemeklerinizde kullanarak yer verebilirsiniz.

7) Riboflavin (B2 vitamini) takviyesi migren ataklarının önlenmesine yardımcı olabilir.

Yapılan çalışmalar riboflavin (B2 vitamini) takviyesinin migren ataklarının önlenmesinde etkili olabileceğini göstermektedir. Bu nedenle süt, yoğurt, yumurta, yeşil yapraklı sebzeler, kurubaklagiller, soya fasülyesi, avocado, mantar, brokoli gibi riboflavin içeren besinlerin tüketimi arttırılmalıdır.

8) Magnezyum desteği migren ataklarınızı önleme de etkili olabilir.

Migren hastalarında, görülen atakların sebebi megnezyum eksikliği olabilir. Bu nedenle magnezyum içeriği yüksek olan kabak çekirdeği, badem, susam, kaju, fasülye, yulaf, karabuğday, yeşil yapraklı sebzeler gibi magnezyum içeriği yüksek olan besinlerin diyete eklenmesi ağrıların azaltılmasına veya migren ataklarının önüne geçilmesine yardımcı olabilir.

9) Histamin içeriği yüksek besinlerin tüketimine dikkat edilmelidir.

Alkol, muz, süt, ananas, çilek, kayısı, şeftali, kuru erik, domates, kabuklu deniz ürünleri, kırmızı şarap, lahana turşusu, ıspanak gibi histamin içeriği yüksek besinlerin tüketimi ataklarınızı arttırabilir. B6 veya C vitamini histaminin yarattığı olumsuz etkinin azaltılmasına yardımcı olabileceğinden diyete takviye olarak eklenebilir.

10) Mono sodyum glutamat (MSG) içeren besinler ağrılarınızın tetiklenmesine neden olabilir.

Çin tuzu olarak bilinen ve paketli bir çok ürünün içeriğinde bulunan ve ürünlerin lezzetinin arttırılmasını sağlayan mono sodyum glutamat (MSG), migren hastalarında ağrıların şiddetlenmesine neden olabilen bir katkı maddesidir. Soya sosu da MSG ve yüksek tuz içeriği nedeniyle vücuttan su kaybına neden olarak da baş ağrılarınızın şiddetlenmesine neden olabilir.

11) Migren ataklarınızı hafifleten besinlerin tüketimini mutlaka artırınız.

Somon, uskumru, sardalya, semizotu, ceviz, keten tohumu, keten yağı, chia tohumu, avocado gibi besinlerde fazla miktarda bulunan omega-3 yağ asitleri migren ataklarınızın önlenmesine yardımcı olabilir.
Serotonin düşüklüğü olan migren hastalarında badem, ceviz, susam, kivi, kereviz, kiraz gibi besinlerin tüketiminin arttırılması atakların önlenmesine yardımcı olabilir.

Melisa, papatya, ıhlamur gibi sakinleştirici özelliği olan çayların tüketilmesi ağrıların azaltılmasına ve atakların önlenmesine yardımcı olabilirler.

Bu haftada migren hastalarının besin tercihlerini yaparken dikkat etmesi gereken besinlerden bahsettim. Ağrılarınızın azaltılması veya ataklarınızın tetiklenmemesi için ayrıca su tüketiminizi arttırabilir veya yoga, meditasyon gibi stresten uzaklaştıran aktivitelere yönelebilirsiniz. Besinler ilacınız, ilacınız besinler olsun….

Sağlıkla kalın…

Dyt. Melis ÖZKAYA

  • Beslenme Uzmanı
  • Profesyonel Yazar
  • İskenderun
sütte aflatoksin hakkı karaca

Dikkat: Sütte aflatoksin tehlikesi!

Aflatoksin M1 , aflatoksin B1 ‘in hidroksillenmiş metabolitlerinden biridir.

aflatoksin mikroorganizma
Aflatoksin

Sütün elde edildiği hayvanların tükettiği yemlerin Aflatoksin B1 içermesi sebebiyle süt ürünlerinde Aflatoksin M1 bulunmaktadır.

Aflatoksin M1 süt toksini olarak adlandırılmaktadır ve bu süt toksini kanserojenik etkiler içermektedir. Uluslararası Kanser Araştırma Enstitüsü‘nün (IARC) 1993 yılında yaptığı araştırmaya göre muhtemel kanserojenik mikotoksin olarak belirlenmiştir.

sütçü imam, sütlaç, sütyen, süt filmi, süt çeşitleri, süt alerjisi, süt gaz yapar mı, sütün faydaları, sütün yararları, süt kalorisi

Aflatoksin M1’in süt ve süt ürünleriyle kontamine olması, immunolojik sistemi henüz zayıf olan ve önemli miktarda süt tüketen yeni doğmuş ve gelişme çağındaki çocuklar için önemli bir tehdit oluşturmaktadır.

Aflatoksin riskini minimuma indirmek için pek çok ülkede süt ve süt ürünlerinde bulunabilecek Aflatoksin M1 miktarları belirlenmiştir. Avrupa Birliği 0.05 mg/kg olarak belirlerken Amerika Birleşik Devletleri Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) 0.5mg/kg olarak belirlemiştir. Ülkemizdeki limitler ise Avrupa Birliği ile paralellik göstermektedir.

Peynir yapımında Aflatoksin M1 ile kontamine olmuş süt kullanıldığında, peynire geçen Aflatoksin M1 miktarı araştırılmıştır. Yapılan bu çalışmada sütte bulunan Aflatoksin M1‘in %60’ının peynir altı suyuna %40’ının peynire geçtiği görülmüştür.

bedava reklam siteleri

Yeni doğmuş ve gelişmekte olan bebeklerin temel besin kaynağı anne sütü ve bebek mamalarıdır. Bebeklerin kanserojenik maddenin biyotransformasyonu mekanizaması zayıf olduğu için Aflatoksin M1’e karşı daha hassaslardır.

Süt ve süt ürünlerinin bebekler ve gelişmekte olan çocuklar başta olmak üzere insanların temel besin maddelerinden biri olması sebebiyle Aflatoksin B1 kontrollerinin etkin bir şekilde yapılması ve hayvan yemlerinde bulunan Aflatoksin B1’in sınırlandırılması Aflatoksin M1 riskinin azalmasına katkıda bulunabilir.

Yararlanılan Kaynak
Bülent Kabak, Işıl Var, Süt ve Süt Ürünlerinde Aflatoksin M1 Problemi, Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü, Adana 2004, sf:275-279

Gerçek Diyetisyenler Sitesi Uzman Yazarı - Diyetisyen Hakkı Karaca

GAPS kitap Ön Kapak

4 soru ve 4 yanıt: “GAPS™”

Çoğu kişinin çaresiz hastalık sandığı psikolojik ya da psikiyatrik hastalıkların ve fizyoloji sendromlarının nedeni hasarlı, geçirgen bağırsak duvarı ve an​​ormal bağırsak florası nedeniyle beynin ve bedenin toksinlenmesidir.

Bağırsak florasının tedavi edilmesi sonucunda, beyin ve beden toksin yükünün etkisinden kurtulur ve bağırsakların kaynaklık ettiği bu hastalıklar da tamamen iyileşir.

1.GAPS™ nedir?

​Kitabın yazarı Nöroloji ve Beslenme Uzman Doktoru Natasha Campbell-McBride’ın oğluna üç yaşındayken otizm teşhisi konmuştur. Kendi geliştirdiği beslenmeye dayalı doğal bir tedavi yöntemiyle oğlunun bağırsak florasını ve böylece otizmini radikal olarak iyileştirir. Ardından İngiltere Cambridge’de açtığı klinikte, psikolojik sendromlu yüzlerce hastayı, geliştirdiği bu beslenme yöntemiyle sağlığına kavuşturur. Zamanla geliştirdiği bu tedavi GAPS Tedavisi, psikolojik sendromlu hastaları da GAPS hastaları olarak adlandırılır.

GAPS kitap Ön Kapak

2.GAPS™ kitabı nasıl ortaya çıktı?

2004 yılında, yazdığı GAPS – Gut and Psychology Syndrome (Bağırsak ve Psikoloji Sendromu) kitabı yayımlanır.

Bugün ise GAPS Tedavi kitabı, 7 dile çevrilmiş olup 11. baskısını yapmıştır ve kitabın satış rakamı 500.000’leri bulmuştur.

GAPS hayatımın eseridir, diyen Dr. Natasha Campbell-McBride, GAPS’ın dünyaca tescilli markasını almıştır.

Bağırsak ve Psikoloji Sendromu yani GAPS (Gut And Psychology Syndrome); Dr. Natasha Campbell-McBride’ın tescilli markası olarak bilinen bir tanımdır ve kendi geliştirdiği doğal tedavinin adıdır.

3.GAPS™ kitabının içeriği nasıldır?

​​​Kitap tam anlamıyla bir tedavi kitabıdır. Kitabı alan bir anne; GAPS hastalığı (otizm, disleksi, dispraksi, DEB, DEHB, gelişme geriliği, öğrenme bozukluğu, yeme bozukluğu, epilepsi, depresyon, şizofreni…) olan çocuğunu, sadece kitabı okuyup uygulayarak iyileştirebilir veya bir GAPS hastası, kitapta anlatılan tedavinin adımlarını uygulayarak kendini iyileştirebilir.

​​Dünyanın her bir köşesinden GAPS (Bağırsak ve Psikoloji Sendromu) hastaları, bu kitaptaki GAPS Tedavisiyle bağırsak floralarını tedavi ederek psikiyatrik hastalıklarından tamamen iyileştiler! Otizm, Şizofreni, Epilepsi, Depresyon, Anksiyete, Bipolar Bozukluk, Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB), Panik Atak, Dikkat Eksikliği Bozukluğu (DEB) ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB), Disleksi, Dispraksi, Yeme Bozukluğu (Anoreksiya, Bulimia Nervosa) hastaları… (detaylar için tıklayınız: Yaşanmış GAPS Hikayeleri )

4.GAPS™ kitabının Türkiye’deki durumu nedir?

​​Türkiye’den iki yetişkin kız kardeşin, bu kitaptaki GAPS Tedavisini uygulamaları ve böylece uzun yıllar süren ağır psikiyatrik hastalıklarını iyileştirmeleri; Türkiye’deki GAPS hastalarına da GAPS Tedavisini duyurmak istemelerine neden olmuştur. Böylece Adalin Yayıncılık kurulmuş ve GAPS kitabı Türkçeye kazandırılmıştır. Bu kitabın, Türkiye’deki GAPS hastalarının da umudu ve ışığı olacağına inanıyoruz! ​​Geri getirdiğin tüm hayatlar için teşekkürler, Dr. Natasha Campbell-McBride!

besin alerjileri, gıda intoleransı

Besin alerjileri arıyor

Yapılan bir araştırma sonucunda, besin alerjisi vakalarının arttığı görüldü…

Bilimsel bir çalışmaya göre besin alerjisi vakaları artıyor. Özellikle Asyalı kadınların yer aldığı grupta besin intoleransı gelmiş geçmiş en yüksek seviyeye çıktı…

Journal of Allergy and Clinical Immunology dergisinde yayınlanan araştırma, besin alerjilerinin ne kadar yaygın olduğunu gösterdi. Çalışmaya göre en yaygın alerji nedeni, kabuklu deniz ürünleri. Bunu meyve ve sebzeler, süt ürünleri ve yer fıstığı takip ediyor.

yer fıstığı, yerfıstığı, yer fıstığı kalorisi, fıstık

Çalışma ekibi önceki araştırmalara benzer şekilde, farkındalığın arttığını ve bunun cinsiyetler arasındaki farkı açıklayabilecek bir detay olduğunu söyledi. Araştırma ekibinin başında, ABD’de Brigham and Women’s Hastanesi’nde görev yapan Dr. Li Zhou vardı.

Dr. Li Zhou,

Yeni araştırmalara göre besin alerjisi görülme sıklığı artıyor. Geride bıraktığımız 10 yıllık dönemde besin alerjisiyle bağlantılı hastaneye kaldırılma vakalarının arttığı görüldü. Buna karşın, birçok araştırmanın telefon anketlerine dayandığı ve belirli bir besin alerjeni veya alerjen grubuna odaklandığı unutulmamalı.

Çölyak, arpa ve çölyak, buğday ve çölyak, çavdar ve çölyak, Çölyak hastalığı, Çölyak hastalığı nasıl bir rahatsızlıktır, Çölyak hastalığı nedir, çölyak ve bağışıklık sistemi, diyetisyen rümeysa çelik, gluten enteropatisi, gluten hassasiyeti, kalıcı intolerans, oto-immün sistem rahatsızlığı, oto-immün sistem rahatsızlığı nedir, proksimal ince barsak alerjisi, rümeysa çelik, villi, villus, willi, yulaf ve çölyak, Buğday, arpa, yulaf ve çavdar yerine pirinç, patates, nohut, mercimek, kestane, soya, fasulye, fındık, çölyak, celiak, çöyak hastalığı, çölyaklılar neleri yiyemez, çölyaksız gıdalar, glutensiz gıdalar, glutensiz besinler, çöyak diyeti, çölyak önerileri, çölyakta Karaağaç ve kavunağacı bitkisinin çaylar,

Avrupa Alerji ve Klinik İmmunoloji Akademisi’ne (EAACI) göre 17 milyona yakın Avrupalı besin alerjisi yaşıyor. Bu bireylerin 3,5 milyonu 25 yaşın altında.

Alerjik hastaların %60’ının kadın olduğunu belirleyen akademiye göre, bunun nedeni biyolojik ve fizyolojik etmenler. Bir hipoteze göre, kadınlarda fazla olan östrojen hormonu, kadınların bağışıklık sistemini etkileyen hastalıklara karşı daha hassas olmasına neden oluyor.

besin hassasiyeti, gıda intoleransı

Besin intoleransı nedir?

Karmaşık şekilde seyreden besin etkileri ilk olarak günlük yaşamımızı etkiler ve açıklanamaz gibi görülen semptomların sebeplerini teşhis etmek genellikle zordur…

IgG merkezli besin intoleransı semptomlarını deneyimleyen insanlar, çoğu zaman sağlık personelleri ve medya tarafından durumlarının tamamen zihinsel olduğuna inandırılırlar ve sebebin bulunmasındansa durumlarının fiziksel belirtileri tedavi edilir. Ama artık sorularınızın cevapları ve semptomlarınızın sebeplerini tanımlayarak uzun süreli rahatlama sağlayacak bir besin intoleransı testi var.

Çölyak, arpa ve çölyak, buğday ve çölyak, çavdar ve çölyak, Çölyak hastalığı, Çölyak hastalığı nasıl bir rahatsızlıktır, Çölyak hastalığı nedir, çölyak ve bağışıklık sistemi, diyetisyen rümeysa çelik, gluten enteropatisi, gluten hassasiyeti, kalıcı intolerans, oto-immün sistem rahatsızlığı, oto-immün sistem rahatsızlığı nedir, proksimal ince barsak alerjisi, rümeysa çelik, villi, villus, willi, yulaf ve çölyak, Buğday, arpa, yulaf ve çavdar yerine pirinç, patates, nohut, mercimek, kestane, soya, fasulye, fındık, çölyak, celiak, çöyak hastalığı, çölyaklılar neleri yiyemez, çölyaksız gıdalar, glutensiz gıdalar, glutensiz besinler, çöyak diyeti, çölyak önerileri, çölyakta Karaağaç ve kavunağacı bitkisinin çaylar,

Besin alerjisi gibi hayatı tehdit edici olmamasına kaşın, besin intoleransının, bireylerin normal sağlıklı bir hayat yaşamalarına belirgin ve ağır şekilde etki edebileceği göz ardı edilmemelidir. Besin intoleransı son derece yaygındır ve nüfusun %45’ini etkisi altına aldığı tahmin edilmektedir. Besin intoleransı yaşayan birçok insan birden çok semptom deneyimler.

Semptomlar çoğu zaman belirsizdir ve problemin asıl sebebi olan besin her zaman doğru tanımlanamaz. Bireyler genellikle, hasta gibi hissetmekten, şişkinlikten ve her zaman yorgun olmaktan şikayet ederler.

Esasında besin intoleransı, kendini birçok farklı şekilde gösterebilen, vücudunuzun belli besinlere karşı gösterdigi olağandışı bir reaksiyondur. Diğer insanlar IBS irritabl bağırsak sendromu, migren ve deri ya da solunumla ilgili şiddetli problemleri deneyimlerken, bazıları şiddetli baş ağrısı gibi tek bir semptom yaşayabilir.

diyet saat, zaman, süre, dakika,

Saatler ve hatta günler alabilir

Besin alerjisinin aniden gelişen semptomlarına benzemediğinden ve besin intoleransı semptomlarının görülmesi saatler ve hatta günler alabildiğinden, belli başlı semptomlar için katalizör görevi gören besinin farkına varmak zordur. Aslında, bir besin intoleransı testini takip etmek, besine özgü IgG antikorlarının ortaya çıkarılmasını ve sonuç olarak bulunan besinin eliminasyonuyla (diyetten çıkarılmasıyla), birçok insanın hayatları boyunca şikayetçi oldukları intolerans sonucu gelişen semptomlarını ortadan kaldırabilmesini ya da hafifletmesini sağlayabilecektir.

Cambridge Testi

Migrenin kaynağı besin alerjisi mi?

Migren ve gerilim tipi baş ağrısı, hareketli bir yaşantının ve dolayısıyla stresin getirilerinden birisi olabilir fakat yapılan yeni çalışmalara göre migren ve gerilim tipi baş ağrılarının nedeni besin alerjilerine bağlanmaktadır…

Yapılan bir çalışmada;astım, cilt ve  gastrointestinal sistem rahatsızlığına sahip olan bireyler ve normal bireylerin vücutlarındaki IgA, IgE ve IgG değerleri ölçülmüş. İki grup arasında anlamlı farklılıklar saptanmış. Buna göre, rahatsızlıkları olan bireylerin IgA, IgE ve IgG değerleri diğer gruba oranla daha yüksek çıkmış. Bunun yanı sıra antikor geliştiren yiyecekler çıkarıldığında semptomların azaldığı gözlenmiştir.

migren nedir, migrene ne iyi gelir, migren tedavisi, migrende diyet

Peki, nedir bu IgA, IgE ve IgG?

Immunoglobulinler yani antikorlar; bağışıklık sisteminin ürettiği savunuculardır. Glikoprotein yapısındadırlar. IgA, özellikle tükürük bezinde bulunurken IgG, plasentadan çocuğa geçen tek antikor olma özelliğine sahiptir. IgE ise daha çok alerjik reaksiyonlarda artış göstermektedir.

migren nedir, migrene ne iyi gelir, migren tedavisi, migrende diyetmigren nedir, migrene ne iyi gelir, migren tedavisi, migrende diyet

Migren ile ilişkisi

Yapılan bir başka çalışmada, migren ya da gerilim tipi baş ağrısı olan bireylerle kontrol grubu karşılaştırıldığında migren ya da gerilim tipi baş ağrısı olan bireylerin bazı besinlere karşı vücutlarında IgG üretildiği ortaya çıkmıştır. Bu besinlerden bazıları; yumurta, peynir, inek sütü, yulaf, buğday, domates, kazein ve fasulyedir. Bunlar en fazla antikor oluşturan besinlerdir.

Yine yapılan bir çalışmada çölyakla beraber migreni olan hastalarda diyetisyen nezaretinde glüten diyeti ile migren ataklarının frekanslarında azalma kaydedilmiştir. Başka bir çalışmada ise oligoantijenik yani vücutta ters etki oluşturan gıdaların çıkarılması ile oluşan diyetin astım, egzama, migren gibi hastalıkların etkilerini azalttığı ortaya konmuştur.

Tüm bu araştırmalar incelenecek olursa, migren ya da gerilim tipi baş ağrısında besin alerjisinin yeri olduğu söylenebilmektedir.Gerçek Diyetisyenler Sitesi Uzman Yazarı - Diyetisyen Pelin Güloğlu

gentest ücreti, gentest ankara, gentest istanbul, gentest nerede yapılır, gentest eğitimi, 8 madde ile "Gentest diyet", gentest nedir, gen test, gen test nedir, genetik test nedir, gentest fiyatı, gen test nasıl yaptırılır

8 madde ile “Gentest diyet”

Gentest kişiye özel tıp kavramının ilk somut örneklerindendir. Bireyin hem kronik kompleks hastalıklara genetik yatkınlığını incelemekte hem de detaylı bir yaşam tarzı analizi ile kalıcı yaşam tarzı değişiklikleri, beslenme ve fiziksel aktivite önerileri getirmektedir. Bu çalışma ile birey ülkemizde ölümlere en çok neden olan hastalıklarla ilgili genetik olarak taşıdığı özel yatkınlıkları, yaşam biçiminin (beslenme, egzersiz…) bu hastalıkların oluşumunda ne derece etkili olacağını ve karşı karşıya olduğu riskleri öğrenebilmektedir. Gentest’in önerdiği yaşam biçimi müdahalesi ile bu riskler kalıcı bir biçimde azaltılabilmektedir.

gentest ücreti, gentest ankara, gentest istanbul, gentest nerede yapılır, gentest eğitimi, 8 madde ile "Gentest diyet", gentest nedir, gen test, gen test nedir, genetik test nedir, gentest fiyatı, gen test nasıl yaptırılır

1. GentestDiet nedir?

GentestDiet, genetik yapınız doğrultusunda, size özel beslenme programı oluşturmak için geliştirilmiş nutrigenetik analizler bütünüdür.

GentestDiet’i yaşamınız boyunca sadece bir kez yaptırmanız yeterlidir.

gentest ücreti, gentest ankara, gentest istanbul, gentest nerede yapılır, gentest eğitimi, 8 madde ile "Gentest diyet", gentest nedir, gen test, gen test nedir, genetik test nedir, gentest fiyatı, gen test nasıl yaptırılır

2. GentestDiet ne değildir?

  • GentestDiet internet üzerinden satılan bir test değildir.
  • Sadece bu konuda özel eğitim almış yetkili diyetisyen ve hekimlerce uygulanır.
  • GentestDiet bir besin intoleransı testi değildir.
  • Bu nedenle sonuçları zaman içerisinde değişiklik göstermez.
    GentestDiet ithal bir uygulama değildir.
  • Türk bilim insanlarınca, Türkiye toplumunun özellikleri dikkate alınarak geliştirilmiştir.
  • GentestDiet kanıya dayalı değildir. GentestDiet kanıta dayalı bilimsel bir uygulamadır.

gentest ücreti, gentest ankara, gentest istanbul, gentest nerede yapılır, gentest eğitimi, 8 madde ile "Gentest diyet", gentest nedir, gen test, gen test nedir, genetik test nedir, gentest fiyatı, gen test nasıl yaptırılır

3. Niçin GentestDiet yaptırmanız önerilir?

  • Hastalıklardan korunmanız için,
  • Sağlık düzeyinizi yükseltmeniz için,
  • Kalıcı şekilde kilo verebilmeniz için,
  • Enerjik ve dinamik olmanız için.

gentest ücreti, gentest ankara, gentest istanbul, gentest nerede yapılır, gentest eğitimi, 8 madde ile "Gentest diyet", gentest nedir, gen test, gen test nedir, genetik test nedir, gentest fiyatı, gen test nasıl yaptırılır

4. GentestDiet ne söyler?

  • Antioksidan gereksiniminizi,
  • Detoks gereksiniminizi
  • Beslenme programınızın glisemik yükünü
  • Farklı yağ türlerine olan gereksiniminizi
  • İnflamasyondan korunma gereksiniminizi
  • Tuz duyarlılığınızı
  • Alkol duyarlılığınızı
  • Kafein duyarlılığınızı
  • Laktoz intoleransınızı
  • Gluten intoleransınızı
  • Tüm vitamin ve mineral gereksiniminizi
  • Sizin için doğru olan egzersiz düzeyini.

gentest ücreti, gentest ankara, gentest istanbul, gentest nerede yapılır, gentest eğitimi, 8 madde ile "Gentest diyet", gentest nedir, gen test, gen test nedir, genetik test nedir, gentest fiyatı, gen test nasıl yaptırılır

5. GentestDiet’in diğer zayıflama diyetlerinden üstün tarafı nedir?

GentestDiet dışındaki tüm kilo verme programları toplum ortalamaları esas alınarak hazırlanmıştır.

Bu yaklaşım, bir kişide yararlı olan diyetin herkeste aynı etkiyi göstereceği varsayımına dayanır.

Oysa her bireyin genetik yapısı ve besinlere verdiği tepkiler farklıdır.

O nedenle beslenme programları kişiye özel olmalıdır.

GentestDiet, beslenme programını, o kişiyi özel yapan genetik yapısını inceleyerek ortaya koyar.

gentest ücreti, gentest ankara, gentest istanbul, gentest nerede yapılır, gentest eğitimi, 8 madde ile "Gentest diyet", gentest nedir, gen test, gen test nedir, genetik test nedir, gentest fiyatı, gen test nasıl yaptırılır

6. GentestDiet kimlere uygulanır?

Genetik ihtiyaçları doğrultusunda sağlıklı beslenmeyi hedefleyen herkese uygulanabilir.

Beden kütle endeksi 30’un altında olup fazla kilolarından kurtulmak isteyenlere önerilir.

Tıbbi olarak obezite sınırlarında olan veya hali hazırda kronik hastalıkları bulunan kişilere medikal kapsamlı Gentest analizlari önerilir.

gentest ücreti, gentest ankara, gentest istanbul, gentest nerede yapılır, gentest eğitimi, 8 madde ile "Gentest diyet", gentest nedir, gen test, gen test nedir, genetik test nedir, gentest fiyatı, gen test nasıl yaptırılır

6. GentestDiet nasıl uygulanır?

GentestDiet, yanak içi mukozanızdan pamuklu bir çubuğun kansız ve acısız olarak sürtülmesi ile alınacak doku örneğinin analiz edilmesiyle yapılır.

Örnek alma işlemi 2 dakika sürer.

Raporunuz 4 hafta içinde diyetisyeninize ulaştırılır.

gentest ücreti, gentest ankara, gentest istanbul, gentest nerede yapılır, gentest eğitimi, 8 madde ile "Gentest diyet", gentest nedir, gen test, gen test nedir, genetik test nedir, gentest fiyatı, gen test nasıl yaptırılır

7. GentestDiet’in uygulama fiyatı ne kadardır?

GentestDiet’in Türkiye’nin her yerinde önerilen uygulama fiyatı 400 € + %8 KDV’dir. Güncel fiyat bilgisi için lütfen Gentest web sitesini ziyaret ediniz.

koruyucu genetik tanı

8. GentestDiet’i nerede yaptırabilirsiniz?

GentestDiet’i Türkiye’nin çeşitli illerinde yaptırabilirsiniz. İllere göre yetkili uygulayıcıların bilgilerine ulaşmak için lütfen Gentest web sitesini ziyaret ediniz.