Vejetaryenlik diş sağlığını etkileyebilir!

Diş Hekimi İlker Arslan, vejetaryenliğin diş sağlığı açısından riskler taşıdığını söyledi.

Protez Uzmanı Diş Hekimi İlker Arslan,

Yağ ve kolesterol ile ilgili sağlık kaygıları birçok kişinin vejetaryen olmasını sağladı. Vejetaryen diyetler genel sağlık adına yararlı olsalar da ağız sağlığı açısından bazı riskler taşıyor. Uzun süredir vejetaryen diyetle beslenen kişilerde D vitamin ve kalsiyum eksikliği nedeni ile periodontal yani diş eti rahatsızlıkları riski yüksek olabiliyor. Kalsiyum ve D vitamin eksikliği zamanla dişlerin yumuşamasına, diş çürümesine ve diş eti rahatsızlıklarına yatkınlığı daha da arttırıyor, dedi.

Süt, yoğurt ,peynir ve diğer süt ürünlerinden en zengininin kalsiyum kaynakları olduğunu ifade eden Dr. Arslan,

Fakat bu besinleri asla tüketmiyor ya da düzenli olarak tüketmiyorsanız, günde 2-3 servis olmak üzere, kalsiyum açısından zengin olan tofu, edamame, brokoli, yeşil yapraklı sebzeler, kalsiyum açısından güçlendirilmiş bitkisel sütler tüketmeyi hedefleyin. D vitamin eksikliği için ise güçlendirilmiş portakal suyu ve yulaf ezmesi tüketebilirsiniz. Ancak D vitamini eksikliğinde vitamin ihtiyacının tamamını beslenme yolu ile karşılayabilmeniz mümkün değil. Yaşadığınız bölgeye ve yaşam stiline bağlı olarak güneş ışığına maruz kalmıyorsanız yeterince D vitamini alamıyor olabilirsiniz. Vejetaryen bir diyet benimseyen herkesin, vücudun ve dişlerin tüm ihtiyaç duyduğu besinlerin yerine alternatif besinleri almayı öğrenmesi için diş hekimine veya bir beslenme uzmanına danışması çok önemli. Ayrıca diyet, bireyin tıbbi öyküsünün önemli bir parçasıdır ve hastalar vejetaryen veya diğer özel diyetlere bağlı kaldıklarında diş hekimlerini mutlaka bilgilendirmelidir, şeklinde konuştu.

Medimagazin
https://www.medimagazin.com.tr/guncel/genel/tr-dis-hekiminden-uyari-vejetaryenlik-dis-sagligini-etkileyebilir-11-681-78503.html
dişler

Yaş ilerledikçe diş rengi değişiyor!

Diş Hekimi Dr. Çağdaş Kışlaoğlu, “Diş rengi ten rengi gibidir kişiden kişiye değişebilir.

Diş rengi aynı zamanda ten rengi ile de doğru orantılıdır. Yaş ilerledikçe kişide vücutta deformasyonlar meydana geldiği gibi dişte de çatlaklar, sararmalar, aşınmalar ya da kısalmalar meydana gelir. Bu nedenle dişlerimizi çay, kahve ve sigara gibi kötü etkenlerden uzak tutmamız gerekir. Dişlerimize ne kadar iyi bakarsak yaşlı bir birey olduğumuzda sağlıklı dişlere sahip olabiliriz, açıklamasında bulundu. 

Star Haber
http://www.star.com.tr/saglik/yas-ilerledikce-dis-rengi-degisiyor-haber-1381286/
diş hekimi, diş doktoru, ağız ve diş sağlığı, dişçi, diş diyetisyen

Sporcuların “ağız ve diş sağlığı”nın korunması!

Sporcularda en önemli besin kaynaklarından biri karbonhidratlardır. Yapılan çalışma sonuçları, diyette karyojenik (diş sağlığı açısından zararlı) potansiyele neden olan etmenin toplam karbonhidrat miktarı değil, tüketim sıklığı, besinin ağızda kalma süresi ve karbonhidrat tipi olduğunu belirtmektedir.

Karbonhidratlar; diş sağlığı için istenen ve istenmeyen olarak sınıflandırılmaktadır. İstenen bileşen; süt, meyve, sebze yapısındaki şeker iken istenmeyen besine sonradan üretici – pişiren veya tüketici tarafından eklenen, besinin kendi yapısında olmayan (şekerlemeler, şekerli içecekler, çay şekeri, bisküvi ve kekler, tatlılar, tahıl gevrekleri…) şekerlerdir.

Çalışmalar istenen karbonhidrat tiplerinden düşük ve orta düzeyde süt ve ürünlerinin tüketiminin şekerli, alkolsüz içeceklere tercih edilebilir bir alternatif olduğunu göstermektedir. Peynirin ise, tükürüğün uyarılmasında rolü vardır. Yine sebze ağırlıklı çiğnemeye yönelik beslenme şekli karyojenik etkiyi azaltmaktadır.

Sporcu ve enerji içeceklerindeki basit şeker miktarı göz önüne alındığında tüketim sıklığına dikkat edilmelidir.

Bunun yanında çay tüketiminin (şeker eklenmeden içilen) diş çürük skorunu önemli ölçüde düşürdüğü bildirilmektedir. Çünkü çay antioksidan besin öğeleri ve besin öğesi olmayan fitokimyasallar, iz elementler ve florun besinsel kaynağıdır. Fakat yine de içeriğindeki kafein ve demiri bağlama durumu göz önüne alındığında miktarına dikkat edilmelidir. (Günlük 3-4 fincan kadar).

Sakız çiğnemenin diş çürüklerinin oluşumunu azalttığı belirtilmektedir. Özellikle ksilitol içeren sakızların şekersiz sakızlara göre daha iyi sonuç verdiği gözlenmiştir.

Sporculara hekim tarafından flor preparatları, flor jelleri, flor gargaraları kullanmaları önerilebilir. Çünkü flor (diş minesinin çürüklere karşı dayanıklı hale gelmesini sağlayan) çürük önleyici iz elementtir. Endojen yolla; besinlerle, su içerek, florlu tuz ve tabletlerle (fazla dozun florozis gelişme riskine neden olacağı unutulmamalıdır) egzojen olarak; diş macunları ve ağız gargaralarıyla alınabilir.

diş sağlığı, dişler için gıdalar, diş sararmasını önlemek için beslenme

Ağız ve diş sağlığımıza ne kadar dikkat ediyoruz?

Sağlıklı beslenme hayatımızı her yönüyle etkiler. Hastalıkların tedavisinde,kilo alma veya verme programlarında ve elbette bunlar dışında bir de ağız ve diş sağlığında…

Dişlerimiz neden sararır ,neden çürür veya bazen sızlama şikayetlerimiz olur mesela? Bunların hepsi beslenme ile alakalı. Ne yazık ki bu şikayetler yanlış beslenmeden kaynaklı şikayetler. Çocuklara şeker yeme ,çikolata zararlı gibi cümleler sayarken biz ne kadar dikkat ediyoruz peki kendi diş sağlığımıza?

Daha sağlıklı dişlere kavuşmak için beslenme kısmını tekrar gözden geçirmemiz gerekiyor.Acaba tam anlamıyla dikkat ediyor muyuz?  Diş sağlığını bozan besinlerin başında birçoğumuzun bildiği gibi şekerli, asitli gıdalar. Dişlere yapışma özelliği olan gıdalar ve bunların yanında sigara…

Sigarayı bir kerede bırakmak çok zordur tiryaki olanlar için ama mutlaka azaltılmalı ve daha sonra komple bırakılmalıdır. Abur cubur tüketenlerin dişleri daha çabuk zarar görür bu yüzden abur cubur ve özellikle kola tüketiminden kaçınılmalıdır. Asiditesi yüksek yani pH oranı düşük besinler dişleri aşındırır.Bu yüzden alkali beslenmeyi artırmalıyız. Alkali beslenme hem ağız ve diş sağlığımız  hem de hücrelerimizin yenilenmesi için de yararlıdır.

Meyve şekeri dediğimiz meyvede bulunan fruktoz da ara öğünlerde meyveyi tek başına tüketen bireylerde diş sağlığına zarar verir bunun yerine meyveyle beraber süt grubu tüketmemiz hem fruktozun kan şekeri hızına daha az etki etmesini hem de daha alkali bir ortam oluşturacağından dişlerde erozyonu ve çürümeyi önler.  Sağlıklı bir ağız ve diş yapısına sahip olmak için , tahıl grubundan her gün tüketilmeli. Çay,kahve tüketimi sınırlandırılmalı ve mutlaka şekersiz tercih edilmeli.

Süt ve süt gruplarına günlük beslenmede ağırlık verilmeli. Peynir, içeriğinde kalsiyum fosfat buludurmasıyla ağzın içini alkali yaparak ağız pH’sını düzenler ve süt de içerdiği kalsiyum yanında kazein adlı proteini bulundurmasıyla diş çürümesini engeller.

Öğün aralarında elma ,havuç gibi meyvelerin tercih edilmesi dişe masaj yapılmasını ve dişin güçlenmesini sağlar. Yeşilçay gibi içinde ‘kateşin’ diye adlandırılan antioksidan özelliği olan flavonoid grubunu bulunduran gıdalar tercih edilmeli. Bu hem ağız kanseri riskini azaltır hem de ağızda bakterilerin sebep olduğu kötü koku oluşumunu engeller.

Gece uyumadan önce dişlerin fırçalanması uyurken oluşabilecek çürükleri veya bakteri çoğalmasının önüne geçer. Günde mutlaka 2-3 defa dişler florürlü diş macunuyla fırçalanmalı gerektiğinde diş ipi de kullanılmalıdır.  Gülerken çekinmeden 32 dişini gösterebileceği bir hayat diliyorum herkese!

Dyt. Elif ASANA

obezite diyetisyeni

Şekerli içeceklere caydırıcı resimlerin konulması obeziteyi azaltabilir

Şekerli içecekler üzerine caydırıcı resimlerin konulmasının obeziteyle mücadeleye yardımcı olabileceği belirtildi.

Avustralya’da Deakin Üniversitesinden bilim adamlarının yürüttüğü çalışmaya yaşları 18 – 35 olan 1.000 kişi katıldı. Katılımcılara, üzerinde yazılı bir uyarı ya da çürük diş resminin bulunduğu içeceklerden hangisini satın alacakları soruldu. Çürük diş resminin bulunduğu şekerli içeceklerin%36 daha az tercih edildiği görüldü.

Araştırma ekibinin lideri Prof. Dr. Anna Peeters, şekerli içeceklerin üzerine bu tip caydırıcı resimler koymanın insanların daha sağlıklı seçimler yapmasına ve obezitenin azaltılmasına yardımcı olacağını ifade etti. Araştırmanın sonuçları Viyana’da yapılan Avrupa Obezite Kongresi toplantısına sunuldu.

ağız, aft, uçuk, oral aft, oral mukozit

4 maddede tekrarlayan ağız içi yaralarla mücadele!

Ağız içi yaralarının azalması için kaliteli yaşam koşullarına sahip olmak çok önemlidir.

Oral aftla baş etmek için kural 1: Stresi azaltın

Stres bugün birçok hastalığın baş aktörü olarak gösterilmektedir. Tabii ağız yarasının oluşmasında da büyük etkisi olduğu bilinmektedir.

Oral aftla baş etmek için kural 2: Uykunuzu düzenleyin

Yine vücudu taşıyabileceğinden daha fazla yükle mücadele etmesi düzensiz ve kalitesiz uyku da ağız içi yarasını etkiler. Bu nedenle stresten uzak bir yaşam sürmek, yeterince dinlenmek ağzı içi yarasının oluşmaması için önemlidir. 

Oral aftla baş etmek için kural 3: Beslenmenizi düzenleyin ve bir diyetisyenle görüşün!

Kolalı içecekler, çok acı, çok baharatlı, çok sıcak besinlerden kaçının, ara öğünleri ihmal etmeyin ve tüketeceğiniz proteini ana öğünlere dengeli şekilde yayın. Bir beslenme uzmanından yardım almalısınız. Ayrıca mevsimiyse kara dut yiyebilirsiniz

Oral aftla baş etmek için kural 4: Ağız bakımına önem verin ve diş tabibi ile görüşün!

Altı ayda bir diş kontrollerinizi yaptırın. Yine eczaneden alacağınız gargarayla ya da evde hazırladığınız tuzlu suyla günde 3 defa gargara yapmakta ağız içi yarası için önerilmektedir.

ağız, aft, uçuk, oral aft, oral mukozit

Oral aftlar!

Aft, ağız içerisinde dilde yanaklarda dudaklarda ve yumuşak damakta meydana gelen bir rahatsızlıktır. Genel yapısı itibarı ile sarı renkte etrafı kırmızımsı bir halka şeklinde olan aft yaraları, nedeni bulunamamış bir rahatsızlıktır.

Bazen bazı hastalıkların habercisi olması yanında bazende hiçbir rahatsızlığı olmayan kişilerde de olma durumu söz konusudur. Her ne kadar günümüze kadar birçok araştırmacı aftların oluşum nedenini araştırsa da kesin bir sonuç elde edememiştir. Bu yüzdende tam tedavisi diyebileceğimiz bir tedavi yöntemi de yoktur.

Aft görülen hastalarda genelde B12 vitamin eksikliği, yumuşak damak zarı yapısı veya behçet hastalığı gibi cilt hastalıkları görülebilir. Bunun yanında ileri yaşlarda da hiç bir hastalık bulunmayan yaşlılarda görülen aft tek tek ya da kümeler halinde ağız içerisinde oluşabilir.

Aft hastalığı kişinini bir çok işlevi yapmasını engeller ve hayatı yaşanmaz bir hale getirebilir. O yüzdende mutlaka tedavi edilmelidir.

Oral aftların tedavi yöntemleri

  • Doğal yöntemler,
  • Kremler,
  • Gargaralar vardır. Özellikle evde de rahatlıkla hazırlayacağınız gargaralar hazırlayarak bu aftları tedavi edebilirsiniz. Tek tek olan aftlarda tedavi süreci gargara ve kremler ile bir hafta içerisinde rahatlıkla tedavi edilir ve iyileşir.

Aftlar kendi içerisinde

  • minör aft,
  • majör aft ve
  • Herpetiform aft olarak üçe ayrılır.

Bu aftların hepsinin tedavi süreci farklıdır. En uzun süreni de yaşlılarda görülen afttır. Ortalama iyileşme süreci 30 gün kadardır. Aft yaraları hastada ilk başta:

  • yanma,
  • kaşıntı ve
  • kızarıklık olarak kendini gösterir. Özellikle dide ve yanaklarda oluşan aftlarda ağrıda gözlemlenebilir ve yemek yemeyi zorlaştırabilir. O yüzdende ağız içerisinde aft olan kişilerin beslenme şekillerini değiştirmeleri gerekir.
diş hekimi, diş doktoru, ağız ve diş sağlığı, dişçi, diş diyetisyen

Maden suyu diş minesine zarar verir mi?

Mide ve kemikler açısından maden suyunun zararlı olabileceğini gösteren herhangi bir veri yok. Peki, diş minesi üzerinde etkisi var mı?

Bu konuda da fazla bir araştırma bulunmuyor. Özellikle maden suyu üzerinde yapılmamış olsa da 2007’de yapılan bir çalışmada farklı asitli içeceklerin diş minesine zararı değerlendirilmiş. En fazla asit içeren içecekler bakımından

  • kola,
  • diyet kola ve
  • kahvenin başı çektiği görülmüş.

Burada sadece içecekte bulunan ve asit ve baz dengesini gösteren pH oranı değil, asitin ağızdaki tükürük ve diğer besinlerle birleştiğinde yarattığı etki de önemlidir. Meyve içermeyen kola türü karbonatlı içecekler bu konuda da başı çekiyor. Ardından diyet kola, meyvalı asitli içecekler, meyve suları ve kahve geliyor. Yani bazı asitli içecekler diş minesinin erimesine yol açabiliyor.

maden suyu soda

2009’da yayımlanan bir makalede 25 yaşındaki bir banka memurunun yıllar boyunca her gün şişeler dolusu kola içmesi sonucu ön dişlerinin nasıl aşındığı anlatılıyordu. Ancak içilen asitli içeceğin miktarı kadar ne şekilde içildiği, ağızda ne kadar tutulduğu da önemli. Bu içecekler ağızda uzun süre kaldığında asit oranı yükseliyor. Ama içerken pipet kullanıp içeceğin doğrudan boğaza gitmesini sağlayarak zararı asgariye indirmeniz mümkündür.

Peki maden suları? Birmingham Üniversitesi‘nde yapılan bir deneyde, çekilmiş sağlam dişler meyva aromalı maden suyu dolu kaplarda yarım saat bekletilmiş. Dişlerin bir kısmına cila sürülmüş, bir kısmı ise doğal haliyle bırakılmış. Bu suyun, diş minesini yumuşattığı bilinen portakal suyu ile aynı etkiyi bıraktığı görülmüş. Limon ve greyfurt en asitli meyveler ve suyu tatlandırmak için kullanılan sitrik asit (limon tuzu) bu aşınmanın nedeni olabilir.

Aroma katılmamış maden sularıyla yapılan deneyler daha az fakat aynı şekilde yapılan deneylerde bu suların normal sudan daha asidik bir ortama sahip olduğu, ancak diş minesine zarar verme bakımından diğer asitli içeceklere oranla 100 kat daha az etkili olduğu görülmüş. Yani maden suyunda diş minesine zarar verecek kadar güçlü bir asit yok denebilir ama maden suyunuzu gönül rahatlığıyla içmek istiyorsanız yanında bir de pipet kullanabilirsiniz.

sakız

Yutulan sakız vücutta 10 yıl kalıyor!

Sakız yutmadan bir defa daha düşünmek gerekiyor. Kazara yutulan sakızlar, vücuttan on yılda atılıyor. Küçük çocuklar içinse tehlike daha da büyük…

Yutulan sakız, sindirim sisteminde on yıl kalıyor. Bu da bağırsaklarda ciddi değişikliklere neden olabiliyor. İçeriğine bakıldığında lezzetli ama hazmı zor karışımlardan oluştuğu için bu mümkün. Tıp kitapları da yutulan sakızların birçok probleme neden olduğunu yazıyor.

Pediatrics’de 1998 yılında çıkan bir makale, üç farklı olguyu en kötü örnekler olarak sıralıyor.

İlk olgu

İlki, 2 yaşından beri sakız çiğnemeyi çok seven 4,5 yaşındaki bir erkek çocuğu anlatıyor. Ailesi duruma müdahale ettiğinde çocuk, sakız adedini yediye çıkarmıştı. Doktorlar, çocuğun boğazını tıkayan kütleyi elle çıkarmak zorunda kaldılar.

İkinci olgu

İkinci vaka da, yine 4 yaşında gün içinde çok sık sakız tüketen bir çocukla ilgili. Bir sonraki sakızı çiğneyebilmek için çiğnediklerini yutan çocuğun midesinde farklı sakızlardan çok renkli bir kütle oluştu ve doktorların acil olarak müdahalesi gerekti.

Üçüncü olgu

Son vaka ise düzenli sakız çiğneyen bir buçuk yaşındaki bir çocuğu anlatıyor. Küçük kız, çiğnediği sakızın içine dört adet bozuk parayı ekleyince acil olarak sağlık kuruluşuna kaldırıldı. Diyet…

Sakızın serüveni: “Araba lastiğinden sakıza…”

Bunlar, milyonlarca vakadan sadece üçü. Yüzyıllardır, çiğnenen sakızlar yanlışlıkla yutulabiliyor. İncelenen katran birikintileri ise sakızın ilk olarak, milattan önce 7.000 yılında Kuzey Avrupa’da özellikle de 6 ila 15 yaş arasında çiğnendiğini gösteriyor.

Eski Yunanlıların nefeslerini tazelemek için ağaçlardan elde ettikleri sakızı baharatlayarak çiğnedikleri biliniyor. İngiliz kolonileri ise Amerika’ya yerleştiklerinde kıtanın yerlilerinden bu geleneği devralıyor.

Sakızın modern haline kavuşması ise bir mühendislik hatası sonucu oluşuyor. 19. yüzyılda ağaçtan elde edilen lateks adlı madde, lastiğe eşdeğer bir madde olarak görülüyor. 1869 yılında Meksika’nın sürgündeki eski başkanı Antonio López de Santa Anna, Thomas Adams’a bu görevi veriyor ancak bir problem oluşur ve proje başarısızlıkla sonuçlanır ancak, Adams’ın adı bu madde ile anılır.

Madde, araba lastiklerinde kullanılamasa da dikkat çekici özllikleri vardır. Kuruduğunda su içinde çözülmez ve tam bir plastiktir. Adams, 1871 senesinde uzun süre çiğnenebilen ve parafin ile lezzetlendirilmiş bir sakız üreterek patentini alır. Wrigley ise sakızı bugünkü şanına kavuşturur…

diş sağlığı, dişler için gıdalar, diş sararmasını önlemek için beslenme

Diş taşlarını önlemek için nasıl beslenilmeli?

Diş taşı, diş eti çekilmesi başta olmak üzere birçok yandaş ağız ve diş hastalığına davetiye çıkarıyor. Peki diş taşı temizliğinde nelere dikkat etmeliyiz?

Ağız ve diş sağlığı denildiğinde aklımıza gelen ilk şey dişlerin ve dişi çevreleyen dokuların sağlığıdır diyen Dt. Göker Taşkınsu, dişlerimizde herhangi bir çürük olmadan dişlerimizi kaybetmemizin sebebinin diş çevresi dokularının sağlıklı olmaması olduğunu vurguladı.

Diş taşı oluşumunun en büyük belirtisi diş eti kanamasıdır

Diş çevresi dokularının sağlıksız olduğunu gösteren en önemli belirtinin diş taşı birikimi olduğunu söyleyen Dt. Göker Taşkınsu sözlerine şöyle devam etti;

Diş taşı diş çevresinde biriken yemek artıklarının o bölgelerden uzaklaştırılamaması sebebiyle oluşan plak ile tükürük içerisindeki minerallerin birleşimi sonucu oluşur. Diş taşı oluşumunun en büyük belirtisi diş eti kanamasıdır. Diş taşı birikimi zamanla diş çevresindeki kemik kaybını arttırarak diş eti çekilmesine sebep olmaktadır.

Düzenli ağız bakımı diş taşını engeller

Diş taşı oluşması düzenli diş fırçalama ve diş ipi kullanımıyla engellenebilmektedir. Lifli gıda tüketimi diş yüzeyinde plak birikimini azaltacağı için diş taşı oluşmasını kısmen engeller. Ancak diş taşı oluşmasını engellemek için diş fırçalama ve diş ipi kullanımının altın kural olduğu unutulmamalıdır.

Diş taşı temizliği zararlı değildir

Diş taşı temizliği diş hekimliğindeki en basit işlemlerden birisidir. İşlem, gerek görüldüğünde bölgesel olarak anestezi yapılarak ultrasonik aletler vasıtasıyla yapılmaktadır. Diş taşı temizliği yapılmasının halk arasında yaygın olarak zararlı olduğuna dair bir kanı vardır. Ancak yapılan işlemin kesinlikle bir zararı bulunmamakta aksine diş kaybına kadar gidebilecek istenmeyen bir durumun önüne geçilmektedir.

Diş taşı temizliği sonrası diş eti çekilmesine bağlı açığa çıkan kök yüzeylerinden dolayı ilk günlerde hassasiyet meydana gelebilir. Bunu engellemek için hassasiyet giderici içeriği olan bir diş macunu kullanımı ve birkaç gün soğuk sıcak yiyecek ve içecek tüketimine dikkat edilmesi önerilir, dedi.

karadut şurubu gülay sezgin

Oral mukozit tedavisinde karadut şurubu

Oral mukozit (ağız içi yaraları) tedavisinde karadut şurubu mucizesi! Bir besin için mucize kelimesini kullanmak çoğu zaman doğru değildir ancak mucize olarak adlandırılan bir besin herhangi bir hastalıkta ilaçların gösterdiği etkiyle yarışacak etki gösterebiliyorsa o besin için “mucize” demek yanlış olmayacaktır.

ağız, aft, uçuk, oral aft, oral mukozit

Karadut şurubu da işte bu besinlerden biri. O halde bu yazımızda: “Karadut şurubunun besin içeriği nedir, hangi hastalıklarda kullanılır?” bu soruların cevaplarını arayalım.

dut, kara dut, karadut, kara dut şurubu, karadut şurubu

Karadut şurubu

Karadut şurubu çok eski zamanlardan beri halk arasında şifa bulmak için kullanılan bir besindir. Bileşiminde birçok fenolik madde barındırır ve güçlü bir antioksidandır.

dut, kara dut, karadut, kara dut şurubu, karadut şurubu

Karadut şurubunun bileşimi

  • papiriflavonal A,
  • kuraridin,
  • saforaflavanon D
  • saforaiso flavanon A  karadut şurubuna antifungal ve güçlü antimikrobiyal aktivite kazandırır.

Candida türlerinden Candida Albicans üzerinde antifungal aktivite göstermektedir.

dut, kara dut, karadut, kara dut şurubu, karadut şurubu

Karadut şurubu özellikle şunlar için kullanılıyor

  • bademcik iltihaplarının giderilmesinde,
  • diş eti yaralarının iyileştirilmesinde,
  • oral aftlarda ve boğaz hastalıklarında,
  • bebeklerde oluşan pamukçukların tedavisinde kullanılır.

Kış aylarında bağışıklık sistemini güçlendirmek için ise günde 1 tatlı kaşığı tüketilebilir.

dut, kara dut, karadut, kara dut şurubu, karadut şurubu

Karadut şurubunun kanser ve oral mukozit tedavisinde kullanımı

Kanser, günümüzün en önemli sağlık sorunlarından biridir. Dünyada ve Türkiye’de sebebi bilinen ölümler arasında kalp ve damar hastalıklarından sonra ikinci sırada yer almasına rağmen yeni geliştirilen tedaviler ve erken tanının öneminin vurgulanması kanser tedavilerinin başarı oranını artırmaktadır.

ağızda aft, ağız yaraları, oral aft

Kanserde yaygın olarak kullanılan tedavi yöntemleri

  • cerrahi,
  • radyoterapi ve
  • kemoterapidir.

ağız, aft, uçuk, oral aft, oral mukozit

Kanser tedavisinde kullanılan kemoterapinin amacı kanserli hücrelerin çoğalmasını ve gelişmesini önlemektir ancak bu dönemde hızlı bölünebilme özelliğine sahip oral mukoza epitel hücrelerinin de büyüme ve olgunlaşması baskılanır ve mukozal bariyer genellikle zarar görür. Mukoza bariyerindeki bozulma epitel hücrelerde zayıflama, ödem, kanama ve ülserasyonlara yol açarak oral mukozit (ağız içi yarası) oluşumuna sebep olur.

ağız, aft, uçuk, oral aft, oral mukozit

Mukozitler hastalarda:

  • ses kısıklığına,
  • yutma güçlüğüne,
  • iştahın azalmasına yol açar, beslenme durumunu olumsuz etkiler ve yaşam kalitesini düşürür.

ağız, aft, uçuk, oral aft, oral mukozit (1)

Bu nedenle hastaların günlük ağız bakımı düzenli yapılmalı, oral mukozitin olup olmadığı takip edilmeli, mukozit oluşumunun önlenmesi için gerekli önlemler alınmalıdır ancak oral mukozit tedavisi üzerine birçok çalışma yapılmış olmasına rağmen tedavi standartlaştırılamamış ve mukozit oluşumu tam olarak engellenememiştir. Tedavinin standartlaştırılamaması alternatif tedavi arayışını devam ettirmektedir. Karadut şurubu oral mukozit oluşumunun önlenmesinde ve tedavisinde en çok kullanılan alternatif tedavilerden biridir.

ağız, aft, uçuk, oral aft, oral mukozit

Yapılan bir çalışmada kemoterapi alan ağız yarası olmayan 30 kanser hastasına tedavi boyunca karadut şurubu verilmiş, hastaların 23’ünde oral mukozit gözlenmemiştir. Aynı zamanda ağız kuruluğu ve boğaz ağrısı, karadut şurubu kullanan hasta grubunda beklenenden daha az görülmüştür. Başka bir çalışmada baş boyun radyoterapisi alan hastalara her gün radyoterapiden 15 dakika önce, 15 dakika sonra ve tedavi bittikten 6 saat sonra olmak üzere günde 3 kez 20 ml karadut pekmezi verilmiş mukozitin %38 oranında önlendiği bildirilmiştir.

dut, kara dut, karadut, kara dut şurubu, karadut şurubu

2012 yılında yapılan bir çalışmada ise karadut şurubu oral mukozit tedavisinde kullanılan sodyum bikarbonat solüsyonu ve benzidamin hidroklorür solüsyonu ile kıyaslanmış, karadut şurubu kullanan hastaların ağız mukoza bütünlüğünün daha iyi korunduğu, ağız içi ağrı ve ağız kuruluğunu daha az yaşadıkları saptanmıştır.

Tüm bu çalışmalar doğrultusunda oral mukoziti önlemek veya tedavi etmek amacıyla karadut şurubu ile gargara yapılabilir.

dut, kara dut, karadut, kara dut şurubu, karadut şurubu

Oral mukozitte uygulanması gereken diğer tıbbi beslenme önerileri nelerdir ?

  • Ağız içinde oluşan yaralar beslenmeyi olumsuz yönde etkiler. Oluşan ağrı ve acı nedeniyle besin alımı azalır.
  • Kuru ve katı besinlerin tüketiminde hasta problem yaşıyorsa yumuşak veya püre haline getirilmiş besinlerden oluşan beslenme planı diyetisyen tarafından düzenlenmelidir.

diyaliz diyetisyeni, renal diyetisyenlik, nefroloji diyetisyeni, diyaliz merkezinde diyetisyen

  • Bol su tüketimine dikkat edilmelidir.
  • Yara iyileşmesini destekleyecek E, C ve A vitaminlerinden zengin sebze ve meyvelerin tüketimine özen gösterilmelidir.
  • Greyfurt, portakal, limon gibi asitli meyveler yaraları tahriş edeceği için tüketilmemelidir.
  • Alkolden uzak durulmalıdır.
  • Sigara içilmemelidir.
  • Ağız içindeki yaraların tahriş olmaması için aşırı sıcak ve soğuk besinleri tüketmekten kaçınılmalıdır.
  • Gazlı içecekler tüketilmemelidir.
Kaynaklar: Yigit N, Yigit D, Ozgen U, Aktaş E. Anticancidal activity of black mulberry. Turkish Microbiological Society 2007; 37(3): 169-173, Demir Doğan M. Baş-Boyun Radyoterapisi Alan Hastalarda Karadut Pekmezinin Oral Mukozitleri Önleme Etkisi İstanbul Üniversitesi SBE. Yayınlanmamış Doktora Tezi, İstanbul, 2014, Grieve, M., 2002. Mulberry common. http: //botanical. com/botanical/ mgmh/m/ mul.com62. (Erişim tarihi: 10.08.2009)

eskişehir diyetisyen gülay sezgin, diyetisyen gülay sezgin, eskişehir beslenme ve diyet uzmanı, fora fizi tedavi diyetisyeni, fora diyetisyen, eskişehir fora beslenme uzmanı, fizik tedavi diyetisyeni, eskişehir beslenme ve diyet uzmanı gülay sezgin

uzmanın tüm yazılarıdiyetisyenden online diyet alsoru sor

Eğer siz de Gerçek Diyetisyenler Sitesi‘nde uzman yazar olmak istiyorsanız aşağıdaki bağlantıdan bize ulaşabilirsiniz:

ağız, aft, uçuk, oral aft, oral mukozit

Ağız içinde tekrarlayan yaralara dikkat

Pek çoğumuz ağzımızın içinde çıkan yaraları hafife alırız ancak Dr. Metin Aksakal ağız içinde tekrarlayan yaraları dikkate almamız gerektiğini vurguluyor…

Ağızda tekrarlayan yaraların toplumun yaklaşık % 10‘unda görüldüğünü ve ağrılı bir seyir izlediğini belirten Aksakal, bu rahatsızlığın kadınlarda daha fazla görülebildiğini kaydetti.

Aksakal, Ağızda görülen bu yaralar sıklıkla yanak iç yüzünde, dudak, dil ve damakta görülen beyaz grimsi oldukça ağrılı lezyonlardır. Gülmeyi, konuşmayı, çiğnemeyi güçleştirir. Tedaviye rağmen 1-2 hafta sürer. Bazen biri iyileşirken biri yeniden çıkar.

Genellikle tek olarak seyretse de aynı anda birkaç bölgede birden görülebilmektedir. Oluşumunu hızlandırıcı ve seyrini kötüleştirici birçok faktör saptanmasına karşın oluş nedeni tam olarak belirlenememiştir, dedi.

Düzenli ağız bakımı çok önemli

Aksakal,

  • Alkol içermeyen gargaraların kullanılması,
  • SLS (sodyum lauril sülfat) içermeyen diş macunlarının kullanılması,
  • düzenli ağız bakımının yapılması,
  • baharatlı, aşırı tuzlu, asitli besinlerden kaçınılması,
  • düzenli uyku ve
  • yeterli ve dengeli beslenme

oral yaraların çıkma sıklığını azaltacağını da sözlerine ekledi.

Milliyet Haber