Ek besinlere geçiş

Bebeklerin beslenmesinde ilk altı ay anne sütü bebeğin bütün gereksinimlerini karşılamaktadır.

bebek, pediatri

Bebeğin 0 – 6. aylarda beslenmesi

İlk altı aydan sonra anne sütü yetersiz kalmakta ve bebeğin ek besinlere başlatılması gerekmektedir. Anne sütü 6 – 12 ay arası bebeğin ihtiyacının yarısını karşılar, 12 aydan itibaren ise ihtiyacın sadece %30’unu karşılamaktadır.

Tamamlayıcı beslenmeye yoğurt, tarhana çorbası veya meyve ve sebze suları ile başlanabilir. 6 ile 8. Ay arasında kıvamı püre yapılmış veya iyice ezilmiş besinler verilmelidir. 9 ile 11. Ay arasında bebeğe doğranmış veya ezilmiş besinler verilebilir 12. Aydan itibaren kolay yenebilir besinleri bebeğimize verebiliriz. Bebeğimize 6. Ayda yoğurt, tarhana çorbası, meyve ve sebze suyu, pekmez ve yumurta sarısının 1/4’ü verilebilir.

bebek çocuk beslenemsi

Bebeğin 7. ayda beslenmesi

7. Aydan itibaren pirinç unu ile hazırlanmış muhallebi (şekersiz ve inek sütü olmadan), tavuk veya balık eti, sebze püre veya sebze çorbaları ve yumurta sarısının ½’si de verilmeye başlanabilir.

bebek beslenmesi, bebek beslenmesi diyeti, diyet bebek beslenmesi, bebek beslenmesinde neler kullanılmalı, bebek beslenmesi bilgiler

Bebeğin 8 – 12. aylarda beslenmesi

8. Aydan itibaren ise iyi ezilmiş ev yemekleri, tahıl ve kurubaklagil ezmeleri ,tam yumurta sarısı da bebeğin beslenmesine eklenir ve bebek 1 yaşına geldiğinde aile sofrasındaki yemekleri küçük parçalar halinde yiyebilir durumdadır.

bebek beslenmesi, bebek beslenmesi diyeti, diyet bebek beslenmesi, bebek beslenmesinde neler kullanılmalı, bebek beslenmesi bilgiler

Bebeğin 12 – 24. aylarda beslenmesi

Bebeğe 1 yaşından daha sonra inek sütü verilebilir. Bebeğimize 1 yaşına kadar bal da vermememiz gerekir. Bebeğimize hazırladığımız ek gıdalara tuz ilavesi yapmamalıyız ve hazır gıdalardan kaçınmamız gerekir.

Bebeğin 2 yaşına kadar bütün besinler ile tanıştırılması gerekir. Tamamlayıcı beslenmeye ilk çay kaşığı ölçüsü ile başlanması gerekir daha sonra miktarı ve çeşitliliği artırılmalıdır.

Gerçek Diyetisyenler Sitesi Uzman Yazarı - Diyetisyen Çisem Önel

Ramazanda “su”yun önemi

Su, eksikliğinde yaşamımızın tehlikeye girdiği en önemli besin ögelerinden biridir.

Hava sıcaklığının artması ve Ramazan ile beraber vücudumuzdaki sıvı kaybı da artmaktadır. Hava sıcaklığı 30⁰C olan bir ortamda, hafif bir işle uğraşan bir kişi günde 2 – 3 litre su kaybederken, sıcak bir ortamda zor bir işle uğraşan kişi ise bir saat içinde 2 – 4 litre su kaybedebilir. Bu durum göz önüne alarak günlük almamız gereken su miktarını ayarlamamız gerekir. Peki su bizim için neden bu kadar önemlidir diye sorarsak:

2017 ramazan ayı, oruç ayı, ramazan diyeti, oruç diyeti, ramazanda beslenme, sahur beslenme, iftar beslenme

Su, vücut sıcaklığını düzenliyor

Su vücut sıcaklığının düzenlenmesine yardımcı olmaktadır. Su vücut sıcaklığını korumayı terleme yolu ile yapmaktadır. Beyin vücut ısısı artmaya başladığında ter bezlerini uyarır, ter vücut yüzeyinde aktıkça ısı kaybı yaşanmakta bu da vücudu serinletmektedir.

su, içme suyu, çeşme suyu, su neden kalorisiz

Su, vücut asiditesini normalize ediyor

Su enerji metabolizmasında yer alan belli tepkimelere katılmakta ve vücut asiditesinin uygun düzeyde tutulmasına yardımcı olmaktadır.

sporcu beslenmesi protein

Kasların %75’i su

Vücut hücrelerinin yapısına da su katılmaktadır. Kasların yaklaşık %75’i, kemiklerin %25’i sudan oluşmaktadır. Yağların depolandığı adipoz doku %25-30 oranında su içermektedir.

diyetisyen, beslenme uzmanı, beslenme ve diyet uzmanı, beslenme ve diyetetik, gerçek diyetisyenler sitesi

Su, vücudu nemlendiriyor

Su gözyaşı olarak da gözleri nemlendirmekte ve gözde oluşan kirleri dışarı atmaktadır. Tükürükte bulunan su ise ağzı nemli tutmakta, yutmayı kolaylaştırmaktadır. Eklemlerdeki sıvılar ise hareket sırasında sürtünmeyi azaltarak kemik ve eklemleri darbelere karşı korumaktadır. Kanın %90’ı sudan oluşmaktadır, kan ile taşınan oksijen, besin öğeleri, hormonlar, immün faktörler ve ilaçlar su yardımı ile taşınmaktadır. Su karbondioksit gazının ve diğer atık maddelerin vücuttan uzaklaştırılmasında da rol oynamaktadır. Su glikojen ve proteinin ve bunlar gibi bazı moleküllerin yapısına katılmaktadır.

Daha fazla bilgi için…

Sağlık Bilimleri Beslenme ve Diyetetik Lisans profesyoneli diyetisyeninizle görüşünüz.

Gerçek Diyetisyenler Sitesi Uzman Yazarı - Diyetisyen Çisem Önel

 

diyetisyen çisem önel anemi beslenme

Anemilerde beslenme tedavisi nasıl olmalı?

Dengesiz beslenme, yetersiz demir emilimi, hamilelik ve gebelik gibi gereksinmenin arttığı durumlar, kan kaybı, sağlık ve temizlik kurallarına uyulmaması sonucu oluşan enfeksiyonlar anemiye yol açmaktadır.

demir yetersizliği anemisi, biyokimya, eritrosit, alyuvar, demir, anemi, fe

Demir içeriği yüksek besinler

Anemi tedavisinde ilk olarak demirden zengin besinlerin tüketilmesi gerekir. Demirden en zengin besinler şöyle:

  • Kırmızı et,
  • Tavuk eti,
  • Hindi eti,
  • Balık ve kabuklu deniz ürünleri,
  • Ispanak ve diğer koyu yeşil yapraklı sebzeler,
  • Yer fıstığı,
  • Badem,
  • Yumurta,

  • Bezelye,
  • Mercimek,
  • Beyaz ve kırmızı fasulye,
  • Üzüm,
  • Kayısı,
  • Şeftali kurusu,
  • Erik suyu

demir yetersizliği anemisi, biyokimya, eritrosit, alyuvar, demir, anemi, fe

Demirden zengin besinlerin yanında bu besinlerin vücuttaki biyoyararlılığına da dikkat etmek gerekir. Hayvansal kaynaklı demirin %10-30‘u emilirken, bitkisel kaynaklı demirin sadece %2-10’u emile bilmektedir. C vitamini de vücutta demir emilimine yardımcı olmaktadır bu yüzden demirden zengin besinleri tüketirken yanında C vitamininden de zengin besinleri tüketmeliyiz. C vitaminden zengin besinler ise guava, tatlı kırmızı biber, kivi, portakal,yeşil biber, limon, greyfurt,çilek, kavun, ananas , mango, domates ve sebze sularıdır.

Guava meyvesi

Besinlerde C vitamini de ısı ile kaybolmaktadır bu yüzden pişirmeden tüketilmek daha doğrudur.
Demir emilimini olumsuz etkileyen bazı faktörler bulunmaktadır. Tanenler, fitatlar, yüksek posa, emilim bozukluğu bu faktörlerdendir.

Tanenler çay ve kahvelerde bulunan polifenollerdir, fitatlar ise tahıllarda bulunur ve bunlar demir emilimini engelleyen maddelerdir. Yemeklerle çay kahve tüketmek yerine yemeklerden 45dk bunları tüketmek anemi tedavisine yardımcı olmaktadır. Yüksek posa da bağırsak hareketini arttırdığı için demirin emilmeden vücuttan uzaklaştırılmasına yol açar.

demir yetersizliği anemisi, biyokimya, eritrosit, alyuvar, demir, anemi, fe

Yüksek miktarda süt ürünü tüketildiğinde ise kalsiyum ve demir emilim yarışına girerek demir emilimi azalır bu yüzden demirden zengin gıdaların yanında 1 su bardağı süt grubundan daha fazla tüketmemiz bizim için yararlı olacaktır.

Yüksek ısıda pişirilen yemekler ise demir organik moleküllerle sıkıca bağlanmış yapıya dönüşerek demir emilimi azalır.

Sağlıkla kalın, dahası için diyetisyeninizle görüşmeyi ihmal etmeyin…

Gerçek Diyetisyenler Sitesi Uzman Yazarı - Diyetisyen Çisem Önel

diyette enginar (çisem önel)

Tüm yönleriyle: “Enginar”

Ülkemizde Akdeniz ve Ege bölgesinde yetişmekte olan papatyagiller familyasının bir üyesidir enginar.

1. Tüm yönleriyle enginar: “Tam bir lif deposu”

150 gramı yani 1 porsiyonu 16 gram lif içermekte bu da kadınların lif ihtiyacının yaklaşık %64’ünü erkeklerin ise yaklaşık %50’sini karşılamaktadır.

Lifler bağırsak aktivitemizi arttırmakta, kandaki kolesterol seviyesini düşürmeye yardımcı olmakta ve kan şekerini düşürmektedir. Lifli gıdalar mide kapasitesini doldurduğu ve yavaş sindirildiği içinde tokluk hissini de uzun süre sağlamaktadır.

diyette enginar

2. Tüm yönleriyle enginar: “Prebiyorik etkisi var”

İspanyada yapılan bir çalışmada enginarın prebiyotik etki gösterdiği ve bağırsaktaki yararlı bakterilerin yaşamını sürdürmesi için pozitif etki yaptığı görülmüştür. Son yıllarda yapılan çalışmalarda bağırsaktaki iyi hal durumunun bireylerin psikolojisini de olumlu etkilediği depresyona girme olasılığını düşürdüğü görülmüştür.

diyette enginar

3. Tüm yönleriyle enginar: “Yaşlanmayı önlüyor”

Enginar flavonoid’lerden zengin bir besin öğesidir. Flavonoidler vücudumuzda serbes oksijen radikallerinin vücudumuzu yaşlandırmasını engellemektedir. Aslında enginarın bizi yaşlandırmaya karşı da koruduğunu görmüş oluyoruz. Flavonoidler damarların kollajen dokusunu yenilemekte ve damarlarımızı korumaktadır. Flavonoidlerin tümör hücrelerinin kontrolsüz çoğalmasını da engellediği yapılan metaanalizler sonucu ortaya konmuştur.

diyette enginar

4. Tüm yönleriyle enginar: “Kolesterolü dengeliyor”

Enginarın kolesterol seviyesi üzerine de çalışma yapılmıştır. Enginarın hidroksimetilglutaril-CoA-redüktaz aktivitesini engelleyerek dolaylı yoldan hepatik kolesterol biyosentezini inhibe ettiği görülmüştür.

diyette enginar

5. Tüm yönleriyle enginar: “İmmün sistemi güçlendiriyor”

Yüksek C vitamini içeriği ile enginar bağışıklığımızı arttırmakta bizi virüslerin hastalık yapıcı etkilerine karşı bizi korumaktadır. Enginarın içindeki C vitaminin pişirme ile kayıp yaşadığını unutmak gerekir.

Gerçek Diyetisyenler Sitesi Uzman Yazarı - Diyetisyen Çisem Önel

Çisem önel ramazanda beslenme diyet

Ramazanda bu beslenme önerilerine kulak verin!

Bildiğiniz gibi ramazan ayı, Müslüman toplumlar için önemli yer teşkil etmekte ve İslam’ın önemli gerekliliği olarak inananlar bu ayda oruç tutmakla yükümlüdürler.

Bu dönemde beslenme düzenimizde de büyük değişiklikler olmaktadır. Bu süreç içinde bedenimizi de ruhumuzu da doğru beslememiz gerekmektedir.

ramazan, oruç, sahur, iftar, çay, içecek

Peki bu dönemde nasıl mı beslenmelisiniz?

Bu sene Haziran ayına denk gelen ramazan ayında ilk olarak dikkat etmemiz gereken durum günlük su ihtiyacımızı karşılamaktır. Bireysel farklılıklara göre değişmekle beraber günlük ihtiyacımız olan 2 – 2,5 litre suyu iftar ile sahur arasında tüketmemiz gerekir. İftarımızı açtıktan sonra sürahimizi bulunduğumuz odaya getirirsek ihtiyacımız olan suyu alabiliriz. Ayrıca içtiğimiz çay ve kahveleri su olarak düşünmemeliyiz , bunlar diüretik maddelerdir yani vücudumuzundan suyun atılmasını artırırlar.

Günde üç ana öğün tüketmeyi ramazan ayında da devam ettirmeliyiz. İftarımızı iki öğüne bölerek ve sahuru da kahvaltı şeklinde yaparak ana öğünlerimizi tamamlayabiliriz. Bu sayede iftar da bir anda fazla yiyerek midemizde hazımsızlık ve gaz oluşmasını engellemiş oluruz. İftarımızı açarken daha hafif yemekler yemeliyiz buna örnek olarak 1 kepçe çorba, zeytinyağlı sebze yemeğini verebiliriz ,daha sonra ana yemeğe geçmemiz vücudumuzu uzun açlıktan sonra bir anda enerji yüklemesi yapmaktan korumuş oluruz. Ana yemeğimizde günlük almamız gereken protein ihtiyacını karşılayabilmek için et veya tavuk olmasına dikkat etmeliyiz ,bunları kızartmak yerine haşlama veya fırında yapmamız daha sağlıklı olacaktır. Yemek yemeği uyumadan iki saat önce tamamlamış olmamız da uyurken yediklerimizin ağzımıza ekşi bir tat ile gelmesini ve midede yanma oluşmasını engeller.

Yeterli ve dengeli beslenmeyi de bu ayda unutmamız gerekiyor. Tabağımızda süt grubu, et grubu ,sebze ve meyve grubu, ekmek grubu aynı anda olması gerekiyor. Sağlıklı tabak modelini iftarda ve sahurda uygulamalıyız. Sahura kalkmadan niyetli olmak ihtiyacımız olan enerjiyi yeterli almamıza ve gün içinde vücudumuzu yıpratmamıza yol açar. Sahurda aşırı yağlı ve tuzlu gıdalarda uzak durmalı kahvaltı şeklinde yapmamız bizim için daha yararlı olacaktır. Böylelikle gün içinde susama ihtiyacımızı da azaltabiliriz. İftarda tatlı tüketimine de dikkat etmeliyiz. Porsiyon kontrolü sağlamalı şerbetli tatlılardan kaçınmalıyız. Sütlü tatlı veya meyveli tatlıları seçmemiz bizim için daha faydalı olacaktır.

Beslenme düzenimizde oluşacak olan bu değişiklik hazımsızlık yaratabilir. Bu yüzden daha lifli besin yani kuru baklagil yemekleri, tam tahıllı ekmekler, sebze yemekleri hazımsızlığımıza iyi gelecektir. Kuru incir, kuru kayısı ,kabuğu soyulmadan tüketilebilen meyveler de hazımsızlığımızı gidermekte bize yardımcı olmaktadır.

yürüyüş diyet detoks spor yürüme

Ramazanda küçük yürüyüşler yapın

İftar yemeklerinden sonra yürüyüşe çıkmayı da ihmal etmemiz gerekiyor. Gün içinde aç kalarak yavaşlayan metabolizmamızı harekete geçirmek için en iyi yol fiziksel aktivitedir. Yaptığımız bu yürüyüş sindirime de yardımcı olacaktır.

Sağlıklı bireyler için oruç tutmak bedeni dinlendirmek adına yararlı olduğu yapılan araştırılmalarda görülmüştür ama kronik hastalığı olan bireyler için ve gebeler için bazı sağlık problemleri yaratabilmektedir. Bu yüzden doktorunuza danışmayı ihmal etmeyin…

Gerçek Diyetisyenler Sitesi Uzman Yazarı - Diyetisyen Çisem Önel